İSTANBUL (Medyascope) – Netizen’de bu hafta Medyascope programcısı Atıf Ünaldı’nın konuğu çağdaş sanatçı Emre Yusufi oldu. Programda Yusufi’nin kamusal alandaki Herkül heykelleri, sanatın şehirle kurduğu ilişki ve yapay zekânın üretim süreçlerine etkisi ele alındı.
Netizen’de bu hafta Atıf Ünaldı, konuğu Emre Yusufi ile sanatın şehirle kurduğu ilişki ve yapay zekânın üretim süreçlerine etkisini değerlendirdi. Ünaldı, kamusal alanda sanatın önemine dikkat çekerek özellikle Mersin’de heykellerin şehir dokusuna kattığı değeri vurguladı. Türkiye’de kamusal sanatın hâlâ yeterince yaygın olmadığını belirten Ünaldı, Emre Yusufi’nin Herkül heykellerinin bu anlamda “insanın gönlünü açan” işler olduğunu söyledi.
- Sanatın içindeki baskı ve arayış: Aynı sahne, farklı gerçeklikler
- CI Bloom’da Bedri Baykam: “Kendimi tekrarlamadan sanat yapıyorum”
- Türkiye’de sanatta yapay zekâ tartışması: Araç mı, tehdit mi?
Sanat, Herkül ve yapay zekâ arasında yeni denge
Yusufi ise kamusal alanda kalıcı eser bırakmanın önemine değinerek, sanatın yalnızca galerilerde değil, şehir hayatının içinde yer alması gerektiğini söyledi. Emre Yusufi, Avrupa’daki örneklerde olduğu gibi daha cesur ve aykırı işlerin kamusal alanda yer bulmasının şehir deneyimini zenginleştirdiğini belirtti.
Atıf Ünaldı, yapay zekânın özellikle anlatım ve sunum tarafında ciddi bir eşitleyici rol oynadığını, karmaşık fikirleri daha anlaşılır hale getirme konusunda güçlü bir araç sunduğunu vurguladı. Yusufi de bu görüşe katılarak yapay zekâyı hem zihnini açan bir keşif alanı hem de profesyonel üretimde hız kazandıran bir araç olarak kullandığını anlattı.

Emre Yusufi, yapay zekâ sayesinde bir fikri yalnızca üretmekle kalmayıp, o fikri daha güçlü ve zengin bir şekilde anlatabildiğini söyledi. Yusufi özellikle heykel projelerinde, tasarlanan bir objenin gerçek mekânda nasıl duracağını hızlıca görselleştirebilmenin sunum kabiliyetini ciddi biçimde artırdığını belirtti.
“Yaratıcı tembellik” riski
Emre Yusufi, araçların kolaylaşmasıyla birlikte üretimin yüzeyselleşme tehlikesi taşıdığını, bu nedenle kendini disipline etmek için bazı araçları bilinçli olarak azaltmayı düşündüğünü söyledi.
Ünaldı ise burada bir ayrım yaparak, bu sorunun aslında yalnızca yaratıcı insanlar için geçerli olduğunu vurguladı. Yusufi, tamamen prompt’larla oluşturduğu bir görselin New York’tan bir galericinin ilgisini çektiğini, bunun ardından dijitalde oluşan fikri fiziksel bir objeye dönüştürmek için süreci baştan çözmek zorunda kaldığını dile getirdi. Ünaldı bu durumu, “büyük parçadan küçük parçalara inen yeni bir üretim modeli” diye yorumladı.
Herkül figürü ve modern dünyada kırılma
Herkül figürü üzerinden sanat anlayışı da programın önemli başlıklarından biri oldu. Ünaldı, Emre Yusufi’nin Doğu ile Batı arasında konumlanan kimliğinin eserlerine samimiyet kattığını belirtirken, Yusufi de mitolojik bir karakteri modern dünyaya adapte etmenin kendi üretimindeki temel kırılma noktalarından biri olduğunu söyledi. Yusufi’nin klasik pozların dışına çıkarak Herkül’ü boks yaparken tasvir etmesi, bu yaklaşımın en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıktı.
Programın son bölümünde yapay zekânın müzik alanındaki etkisi ele alındı. Kontropop grubuyla üretim yapan Yusufi, yapay zekâyı back vokal üretimi, vokal eğitimi ve miks süreçlerinde aktif olarak kullandıklarını belirtti.








