İSTANBUL (Medyascope / Goltane Ghazi) – Contemporary Istanbul’un CI Bloom fuarında konuşan sanatçı ve galericiler, yapay zekânın sanatta kalıcı bir yer edindiği görüşünde birleşti. Sanatçılar teknolojiyi bir tehdit olarak değil, fırça ya da boya gibi bir üretim aracı olarak nitelendirdi.
Haber özeti:
- Sanatçılar, sanatta yapay zekânın artık bir tehdit değil, üretim sürecinin bir parçası olduğunu belirtiyor.
- Yapay zekâ, sanatçının yerine geçen bir araç değil, üretim kapasitesini artıran bir teknoloji olarak görülüyor.
- Yeni estetik anlayışı, yapay zekânın yarattığı sentetik görüntü ile dijital çağın karmaşasını anlatıyor.
- İnsan faktörü, sanatın merkezinde kalmaya devam ediyor; izleyici ile kurulan bağ hâlâ sanatçıya ait.
- Türkiye’de sanat dünyası, sanatta yapay zekânın etkisini sorgularken, bu teknolojiyi kabul ediyor ve tartışmaya açık kalıyor.
“Yapay zekâ artık reddedilemez bir noktada”
Yapay zekânın sanat dünyasındaki yeri üzerine en net ifadelerden biri sanatçı Seçkin Cebeci’den geliyor:
“Bunu bir araç olarak kullandığınız sürece siz yapmak istediğiniz eseri yapıyorsunuz ve size yardımcı oluyor. Bence yapay zekâ girse de yani yapay zekâyı çok artık reddedilebilecek bir noktada değil.”
Bu aslında tartışmanın temelini özetliyor. Yapay zekâ artık dışarıda bırakılabilecek bir teknoloji değil, aksine üretimin bir parçası haline gelmiş durumda.

“Yapay zekâ bir araç”
Sanatçı Alkan Avcıoğlu ise yapay zekâyı daha çok bir araç olarak gördüğünü söylüyor:
“Yapay zekâ da eninde sonunda bir araç ve sanatsal ifadeyi genişletecek. Yapay zekâ araçlarının bize sunduğu daha önceki, bir araç olarak görüyorum yapay zekâyı ve daha önceki araçlardan farklı sunduğu yapılar var. Öncelikle sentetik görüntü yaratıyorlar, fotoğrafik bir ilüzyon yaratıyorlar.”
Ona göre yapay zekâ, sanatçının yerine geçen bir şey değil, üretim kapasitesini artıran bir teknoloji.
Benzer bir yaklaşım Durmuş Bahar tarafından da geliyor. “Yapay zekâ tek başına bir şey yapmıyor… Sanat da insansız olabilecek bir eylem değil herhangi bir fırça, boya nasıl bir araçsa dijital sanatçı için de yapay zekâ bir araç” diyen Bahar, yapay zekâyı klasik araçlarla aynı yere koyuyor.
“Tehdit değil, dönüşüm”
Yapay zekânın geleneksel sanat için bir tehdit olup olmadığı sorusu ise farklı bir bakış açısını gösteriyor. Bu tartışmada özellikle fotoğraf sanatı üzerinde çalışan DIFOART galerisinin kurucusu Coşar Kulaksız, “Fotoğrafın icadı da resme bir tehdit olmadı, aksine gelişmesini sağladı. Yapay zekâ ile normal zekâ el ele verip çok daha yaratıcı ve güzel eserler çıkarıyor” diyerek bu süreci bir birlikte üretim alanı olarak tanımladı.
Yeni estetik: Sentetik görüntü
Yapay zekânın etkisi sadece tartışma düzeyinde kalmıyor, doğrudan üretime de yansıyor. Alkan Avcıoğlu bu durumu “Sentetik görüntü yaratıyorlar, fotoğrafik bir illüzyon yaratıyorlar… Gerçek gibi duruyor ama yaklaştığınızda parçalanıyor. Bu yapaylık bir noktada, benim de eserlerimde anlattım yani çağımızın yoğunluğunu, bilgi bombardımanlığını, sıkışıklığını anlattığım yapıya çok uygun düşüyor. Çünkü çağımızın altına dair bir eleştirel katman da yaratıyor benim için. O sentetik doku benim eserlerimin aslında özünü oluşturuyor” sözleriyle anlatıyor.
Bu yeni görsel dil, özellikle dijital çağın yoğunluğu, parçalanmışlığı ve bilgi akışını anlatmak için yeni bir alan açıyor. Sanatçılar için bu, sadece teknik bir yenilik değil, aynı zamanda yeni bir ifade biçimi anlamına geliyor.
“Sanatçı hissi hâlâ belirleyici”
Tüm bu dönüşüme rağmen insan faktörünün merkezde olduğu vurgulanıyor. Yapay zekânın teknik olarak güçlü sonuçlar üretebildiği kabul edilse de, izleyiciyle kurulan bağın hâlâ sanatçıya ait olduğu düşünülüyor. Sanatçı Seçkin Cebeci bunu şöyle ifade ediyor:
“Yapay zekâyla da aynı şarkıcıların sesini birebir taklit ettirebilirsiniz… ama sizi o kişiden duyduğunuz şarkılar daha çok etkiler. Bunda da bu şekilde bir sanatçının size verdiği his her zaman daha etkili olacaktır.”
Tartışma devam ediyor
Türkiye’de sanat dünyasının yapay zekâya tamamen karşı olmadığını, ama sorgulayarak yaklaştığını gösteriyor. Yapay zekânın kalıcı olduğu kabul edilirken, asıl tartışma onun sanatın sınırlarını nasıl değiştireceği tartışılıyor. Bu sene düzenlenen CI Bloom fuarında yapay zekâ ile yapılan eserlerin sayısının artması dikkat çekti ve bu medyum ile çalışan sanatçıların artık sanat dünyasından dışlanmadıklarını gösterdi.








