Netizen’in bu bölümünde Atıf Ünaldı’nın konuğu Kaspersky Kıdemli Güvenlik Uzmanı Fatih Şensoy oldu. Programda yapay zekânın spam aramaları, SMS dolandırıcılıkları, deepfake ses teknolojileri ve telefon güvenliği üzerindeki etkisi konuşuldu.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Yapay zekâ, spam aramaları ve dolandırıcılığı daha profesyonel ve kişiye özel hale getiriyor.
- Son yıllarda Türkiye, spam ve dolandırıcılıkta dünya genelinde 10. ile 15. sıralar arasında gidip geliyor.
- En yaygın dolandırıcılık yöntemleri, resmi kurumları taklit eden SMS mesajlarıdır.
- Deepfake ses teknolojileri, dolandırıcılığı daha karmaşık hale getirebilir ve Türkiye’de de benzer vakalar yaşanabilir.
- WhatsApp ve Telegram gibi platformlar üzerinden dolandırıcılık riski, geleneksel aramalara göre daha yüksektir.
Bilmeniz gerekenler
İçindekiler
- Yapay zekâ çağında spam aramalar
- Türkiye spam ve dolandırıcılıkta nerede?
- En yaygın yöntem: Resmi kurum taklidi
- Dolandırıcılığın merkezinde teknoloji kadar psikoloji de var
- Deepfake ses dolandırıcılığı Türkiye’ye gelir mi?
- WhatsApp ve Telegram riski daha yüksek olabilir
- Bilinmeyen numaraları açmamak yeterli mi?
Netizen’de bu hafta Fatih Şensoy, son yıllarda spam ve dolandırıcılık kampanyalarının belirgin biçimde değiştiğini anlattı. Şensoy, geçmişte yazım hatalarıyla, bozuk cümlelerle ve kötü çevirilerle kolayca fark edilen dolandırıcılık mesajlarının artık yapay zekâ sayesinde daha profesyonel, kişiye özel ve yerelleştirilmiş hale geldiğini söyledi.
Şensoy, “Bundan üç ya da beş sene önce spam kutunuzu açtığınız zaman gelen maillerde cümle yapısı bozuktu, yazım hataları vardı. Şu an saldırganlar senaryolarını yapay zekâya düzenlettirebiliyor, yazım hatalarını ortadan kaldırabiliyor ve daha profesyonel bir görünüm ortaya koyabiliyor” dedi.
Atıf Ünaldı ise bu dönüşümü, “Artık Google Translate mesajları görmüyoruz” sözleriyle özetledi.
Yapay zekâ çağında spam aramalar
Programda Kaspersky’nin telefon aramaları ve SMS’ler için geliştirdiği WhoCalls uygulaması da konuşuldu. Atıf Ünaldı, telefon filtreleme uygulamalarında kullanıcı verisinin ve adres defterinin güvenilir bir şirkete emanet edilmesinin önemine dikkat çekti.
Fatih Şensoy, WhoCalls’un topluluk destekli veri ve analiz süreçleriyle çalıştığını belirterek sistemin temel amacını şöyle anlattı:
“Günün sonunda sistemin üretmeye çalıştığı şey sıfır ya da bir. Size gelen bu çağrı veya SMS güvenilir ya da değil. Buna göre aksiyon alıyor; filtreliyor, karşınıza çıkarmıyor ya da ekranda gösteriyor.”

Atıf Ünaldı, bu yapıyı Cloudflare’ın DNS yaklaşımına benzeterek, sistemin toplu veriyi algılayan bir mantıkla çalıştığını ve daha çok telefonda kullanıldıkça daha etkili hale gelebileceğini söyledi.
Türkiye spam ve dolandırıcılıkta nerede?
Fatih Şensoy, Türkiye’nin spam ve dolandırıcılık kampanyalarında dünya genelinde 10. ile 15. sıralar arasında gidip geldiğini söyledi. ABD’nin çoğunlukla ilk sırada yer aldığını, Brezilya’nın da üst sıralarda bulunduğunu belirtti.
Şensoy’a göre Türkiye’nin hedef haline gelmesinin önemli nedenlerinden biri, vatandaşların teknoloji okuryazarlığının ve sosyal platform kullanımının artması. Kullanıcı sayısı arttıkça ülke, siber suçlular için daha doğal bir hedefe dönüşüyor.
En yaygın yöntem: Resmi kurum taklidi
Programda Türkiye’de son dönemde en sık görülen telefon ve SMS dolandırıcılığı yöntemleri de ele alındı. Fatih Şensoy, özellikle Karayolları Genel Müdürlüğü, PTT ve benzeri resmi kurumları taklit eden SMS’lerin öne çıktığını söyledi.
Bu mesajlarda “ihlalli geçişiniz var”, “ödemezseniz hakkınızda yasal işlem başlatılacaktır” gibi ifadelerle kullanıcıda panik yaratılıyor. Amaç, kişinin sahte linke tıklamasını veya ödeme yapmasını sağlamak.
Atıf Ünaldı, Türkiye’de “çok para kazanacaksın” vaadiyle yapılan dolandırıcılıkların da etkili olduğunu belirterek, kolay para kazanma arzusunun önemli bir zaaf noktası haline geldiğini söyledi.
Dolandırıcılığın merkezinde teknoloji kadar psikoloji de var
Fatih Şensoy’a göre insanların hâlâ savcı, polis, banka güvenliği gibi klasik senaryolara kanmasının temelinde psikoloji ve kaygı yatıyor. Dolandırıcılar, insanların yasalara uymak istemesini ve başlarının derde girmesinden duyduğu korkuyu hedef alıyor.
Şensoy, “İnsanlar o anı yaşadığı için zaten derde girdiğini düşünüyor. ‘Bunun içerisinden hemen kendimi kurtarmalıyım’ diyerek gardını indiriyor ve tuzağa düşüyor” dedi.
Deepfake ses dolandırıcılığı Türkiye’ye gelir mi?
Programda deepfake ses teknolojilerinin telefon dolandırıcılığını nasıl değiştireceği de konuşuldu. Atıf Ünaldı, bir kişinin annesinin, babasının ya da çocuğunun sesi taklit edilerek para istenmesi senaryosunu gündeme getirdi.
Fatih Şensoy, bu tür vakaların yurt dışında görülmeye başladığını söyledi. Özellikle ABD’de yaşlı bireylerin, torunlarının sesi taklit edilerek kandırıldığı örneklerden bahsetti.
Şensoy, Türkiye’de de 1-2 yıl içinde benzer vakalarla karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.
WhatsApp ve Telegram riski daha yüksek olabilir
Atıf Ünaldı, operatör üzerinden gelen aramalar filtrelense bile dolandırıcıların WhatsApp üzerinden aramaya devam edebildiğini söyledi. Fatih Şensoy’a göre WhatsApp ve Telegram gibi platformlardaki risk, klasik telefon aramalarından daha yüksek.
Bunun nedeni, dolandırıcının profil fotoğrafı, biyografi ve mesajlaşma gibi unsurlarla daha inandırıcı bir sahne kurabilmesi. Şensoy, bu platformlarda mesajlaşmanın saldırgana daha fazla zaman kazandırdığını ve mağdurun verdiği cevaplara göre senaryonun şekillendirilebildiğini anlattı.
Bilinmeyen numaraları açmamak yeterli mi?
Atıf Ünaldı, rehberde kayıtlı olmayan numaraları açmamanın artık bir güvenlik kuralı olup olmadığını sordu. Fatih Şensoy, bunun kişisel bir korunma yöntemi olabileceğini ancak kesin bir güvenlik kuralı olarak görülemeyeceğini söyledi.
Şensoy’a göre bu yöntem bazı riskleri azaltıyor; fakat eski bir arkadaş, önemli bir arama veya beklenmeyen bir durum da kaçırılabilir. Bu nedenle Apple ve Google’ın yerleşik filtreleme sistemlerine ek olarak güvenilir üçüncü parti uygulamaların kullanılması daha etkili bir koruma sağlayabilir.
Program, yapay zekâ çağında dolandırıcılığın yalnızca teknik değil, aynı zamanda psikolojik bir saldırı biçimi haline geldiğini vurgulayarak sona erdi.
- Lotodan 3 milyon dolar kazandığını spam klasöründen öğrendi
- Pentagon’da patlama olduğuna dair sahte görsel viral oldu, borsa çakıldı
- Güne Başlarken (1 Eylül 2021): Aşı olmayana PCR “darbesi”
- Güne Başlarken (2 Eylül 2021): Ferhan Şensoy sonsuzluğa uğurlanıyor
- İtalya Başbakanı Meloni, deepfake porno videoları için 100 bin euro tazminat istiyor







