ANKARA (Medyascope) – “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasından tutuklu yargılanan gazeteci İsmail Arı hâkim karşına çıktı. Savunma yapan Arı, “Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, derhal tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum” dedi. İsmail Arı hakkında tahliye kararı verildi. Duruşma 9 Ekim’e ertelendi.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 75 gündür tutuklu bulunan BirGün muhabiri İsmail Arı ilk kez hâkim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada İsmail Arı hakkında tahliye kararı verildi.
Salon değiştirildi
Duruşmaya çok sayıda isim izleyici olarak katıldı. Duruşmayı Utku Çakırözer, Sevda Karaca, Kayıhan Pala, Selin Sayek Böke, Alper Taş, Önder İşleyen, Gökçe Gökçen, Murat Emir, Aylin Nazlıaka, İlhan Cihaner ve Suat Özçağdaş gibi isimler takip etti. Duruşma salonu açılırken alan yetersiz olduğu için izleyiciler ayakta kaldı. Salon küçük olduğu için duruşma 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Duruşma öncesi konuşan BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, “Buradan bir adım geriye adım atmayacağız. İsmail cezaevinde bile yazdı. İsmail de çıktığı andan itibaren yazmaya devam edecek. Bizim başımızı öne eğerken görmeyeceksiniz; görmediler, İsmail de eğmedi. Utanılacak bir şey yazmadık. Bugün bizi yargılamaya çalışanların mahkemelerini bir gün takip edeceğiz” dedi.

Arı “Halkın sesi” denerek karşılandı
Jandarmalar eşliğinde gelen Arı, salondan yükselen alkışlarla ve “Halkın sesi”, “Seninle gurur duyuyoruz” sesleriyle karşılandı. Yaklaşık 30 avukat Arı’yı savunmak için salonda hazır bulundu.
İlk sözü alan avukat Kerem Altıparmak, Arı’nın tutuklanmasına gerekçe olan Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının ne şartlarda yöneltilebileceğini aktardı. Altıparmak “Türkiye’de gazetecilerin avlanması için bir araç haline gelmiş TCK 217/a. Bu hükmün iptal edilmek üzere Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ediyoruz” dedi.
Savcılık bu talebin reddedilmesini istedi. Avukatların talebi üzerine hâkim, iddianameyi okudu.
İsmail Arı savunmasına başlarken sözlerinin ayrıntılı ve eksiksiz olarak kayda geçirilmesi için SEGBİS kaydının alınmasını istedi. Mahkeme hâkimi, Arı’nın söylediği her şeyi zapta geçireceğini söyleyerek SEGBİS kaydı açılması talebini reddetti.
İsmail Arı savunmasında ne dedi?
Arı savunmasında şunları söyledi:
“Buraya sadece kendimi savunmak için gelmedim, aynı zamanda gazeteciliği savunmak için geldim. 75 gündür sadece 58 satırlık bir iddianame ile cezaevindeyim ve gazetecilik yapmam engelleniyor. Kapasitenin çok üstünde dolu olan bir koğuştayım ve 75 gündür yerde yatıyorum.
Anayasa’da ’Basın hürdür ve sansür edilemez’ denilmesine rağmen, Anayasa ve hukuk ayaklar altına alınarak tutuklandım. Yaşadığım soruşturma süreci yaklaşık 40 yıldır adalet dağıtılan adliye binasının gördüğü en hukuksuz süreçlerden biridir. Basın ve demokrasi tarihine geçen bu hukuksuzlukları tek tek sıralamak istiyorum.
Soruşturma dosyamda bir evrak var, 16 Ocak’taki tarihindeki video kaydından dolayı savcı 65 gün sonra gözaltı kararı verdi. İkametimde değildim, bayram ziyareti nedeniyle Tokat’ın Turhal ilçesindeydim. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Turhal Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıyla, eşimin amcası, dayısı ve teyzesinin adreslerinde olabileceğimi belirtmiş. Kolluk neden beni kendi annemin babamın, dayımın evinde aramıyor da neden eşimin akrabaları yanında arıyor? Bunun nedeninin usulsüz bir şekilde telefon baz sinyalime bakıldığını düşünüyorum. Bununla ilgili mahkemenizden suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum.
Jandarma ve polis operasyon düzenlerken, suç örgütleri tarafından tehdit edildiğim için hakkımda yaklaşık yedi aydır koruma kararı vardı. Devletin iki polisi beni koruyordu. Bu karar Ankara Valiliği’nce ben talep etmeden verilmiştir. Devletin koruduğu polis tarafından korunan bir gazeteci nasıl böyle gözaltına alınmıştır?
Bu süreçte yaşadığım bir diğer hukuksuzluk Tokat’tan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne getirildiğinde çıplak aramam yapılmak istenmiştir. ‘Pantolonunu indir, iki-üç defa eğil, kalk’ denilmiştir. Polislerin bu talebini kabul etmedim ancak mahkemenizin güvenlik şubedeki bu polisler hakkında da suç duyurusunda bulunmasını talep ediyorum.”
İsmail Arı, emniyet ifadesi tamamlandıktan sonra savcının kendisine yeni video paylaşımlarını gösterdiğini ifade etti, “Yani benim soruşturma dosyam gözaltı sürecimde oluşturuldu. Savcı ifademi bile almadan tutuklamaya sevk edildim. Savcılar haber ve videolarımı taratarak soruşturma dosyasını oluşturdu. En büyük kanıtı gözaltı kararındadır. ‘Erdoğan ailesinin vakıfları’ videosu gerekçesiyle hakkımda gözaltı kararı verilirken, tutuklanma gerekçesi olarak üç haber ve video daha eklenmiştir” dedi.
Erdoğan ailesinin bu videodan rahatsızlık duymadığını, kendisinden şikâyetçi olmadığını belirten İsmail Arı, “İddianamede bu video için ‘yanlış algı oluşması muhtemel’ denerek halkı yanıltıcı bilgiyi yaydığım iddia ediliyor. Ben bu nedenle 75 gündür cezaevindeyim ve ‘Bu ülkede muhtemelen basın özgürlüğü var’ diyorum” diye devam etti.
“Gazetecilik suç değildir”
İsmail Arı savunmasında şunları söyledi:
“Dezenformasyonla Mücadele Merkezi açıklamasına rağmen yanıltıcı bilgiyi yaydığım iddia ediliyor. Sanki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bir açıklama yapmış, ben de bunun üzerine haber yapmışım gibi. Oysa ben haberimi yaptım Dezenformasyonla Mücadele Merkezi saatler, belki de günler sonra açıklama yaptı. Kaldı ki ben haberimin de arkasındayım. İddianamede gerçekler alenen perdeleniyor. TCK 217/A kapsamında yöneltilen tüm suçlamaları reddediyorum.
Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın hâkim. Ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım. Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullanıyorum. Ben gazeteciliği ‘Hangi dağ efkarlıysa oradayım’ diyerek yaptım ve böyle devam edecek. Halk için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz bir gazetecilik yaptım ve bu yüzden cezalandırıldım, belki de cezalandırılmaya devam edeceğim. Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, derhal tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.”
“Haber kaynakları gazeteyi arıyor”
Avukat Kerem Altıparmak, Arı’ya yöneltilen suçlamalara tek tek yanıt verdi ve Arı’nın haberlerdekindeki her şeyin belgeli olduğunu anlattı. Altıparmak, İsmail Arı’nın davaya konu olan haberleriyle nasıl paniğe sevk edeceğini sorgularken, “Keşke halkımız bazı konularda hassasiyet gösterse ama bu haberden kaynaklı hassasiyet göstermeleri söz konusu değil. İsmail Arı’nın haberleriyle maddi gerçek, kamu kaynaklarını dolandıranlar, orada yolsuzluk yapanlar ortaya çıkmıştır” dedi.
Avukat Ali Deniz Ceylan, 6 Şubat 2023 depremi öncesinde İsmail Arı’nın Kızılay’ın şirketleştiğine yönelik haberleri nedeniyle yargılandığını hatırlattı. Kamunun yapılan haberleri cezalandırmak yerine basının denetleyici rolü olarak görmesi gerektiğini ifade eden Ceylan “Böyle ele alınsa belki de 6 Şubat depreminde bunlar yaşanmazdı” dedi.
BirGün gazetesinin Ankara bürosuna bugün depremzedelerin geldiğini anlatan Ceylan, Arı tutuklandığından beri haber kaynaklarının gazeteyi aradığını, haber alma hakkına da sahip çıktığını söyledi.
Savcı tutukluluk istedi, heyet tahliye kararı verdi
Savcı mütalaasında İsmail Arı’nın haberinde bahsi geçen vakıfların hukuki statülerinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden sorulmasını istedi. Savcı, “Delillerin bu aşamada toplanmamış olması, istenen cezada üst sınırında tutuklama yasağı bulunmaması, kaçma şüphesine dair delillerin bulunması, suç işlendiğine dair kuvvetli şüphenin bulunması nedeniyle” diyerek Arı’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.
Avukat Ali Deniz Ceylan “Sayın savcı, iddianameyi hazırlarken bunları yapması gerekirdi. Niçin 75 gün beklediğinin hiç açıklaması yok. Bütün gerekçeleri hukuka aykırı. Soruşturma aşaması devam ederken bu savcılığın bu yazışmaları talep etmesi önünde bir engel yok” diyerek savcı mütalaasına itiraz etti.
Kerem Altıparmak, “Tutuklama sebebi olmadan tutuklama verilemez. Bu mütalaa tutuklama sebebini göstermek zorunda. Üst sınırın tutuklama yasağı olmaması gibi bir tutuklama gerekçesi olamaz” dedi.
Savcılık İsmail Arı’nın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti, Arı’nın savunmasında suç duyurusunda bulunulmasını istediği hususların incelenmesini kabul etti, savcılığa bildirilmesine karar verdi. Hâkim, “sanığın savunmasının alınmış olması, tutuklu bulunduğu süre göz önünde bulundurulduğunda, sanığın delillerin karartılmasına yönelik bir imkanının olmaması, sabit ikametgah sahibi olması birlikte değerlendirildiğine tutuklama koğuşlarının ortadan kalktığı anlaşıldığından” diyerek İsmail Arı’nın tahliyesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 9 Ekim’de.
İsmail Arı salondan “İsmail çıkacak yine yazacak” sloganlarıyla uğurlandı.
Ne olmuştu?
BirGün muhabiri İsmail Arı, bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat’ın Turhal ilçesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 21 Mart’ta gözaltına alındı, 22 Mart’ta Ankara’ya getirildi.
Avukatları aracılığıyla gözaltındayken bir mesaj paylaşan Arı, “Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara’ya getirildim. Dosyama yeni tweet’ler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler…” mesajını gönderdi.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alınan BirGün muhabiri İsmail Arı 22 Mart’ta tutuklandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede gazeteci Arı’ya “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “gizliliğin ihlali” suçlamaları yöneltildi.
Savcılık, suçlamalara gerekçe olarak Arı’nın YouTube programındaki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımlarını gösterdi. İddianamede, Arı’nın BirGün TV’de katıldığı programda Erdoğan ailesinin 20 vakfın yönetiminde bulunması ve bu vakıflara aktarılan kamu kaynaklarına ilişkin ifadelerinin “yanıltıcı bilgi” niteliğinde olduğu öne sürüldü.
İddianamede ayrıca Arı’nın sosyal medya hesabından yaptığı üç ayrı paylaşım da suçlama konusu yapıldı. Bunlar arasında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesi arazisinde bulunan tarihi yapıların gözden çıkarılması haberine ilişkin paylaşımı, hakim ve savcı atamalarındaki usulsüzlüklere dair ifadeleri ve Arı’nın ortaya çıkardığı “Yunus Emre Vakfı’nda yaşandığı iddia edilen yolsuzluk” olarak bilinen dosyaya ilişkin paylaşımı yer aldı.
Savcılık, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, 285. maddesi kapsamında ise “gizliliğin ihlali” suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Arı’nın halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamasından 1 yıldan 3 yıla kadar, gizliliğin ihlali suçlamasından da 1 yıldan 3 yıla kadar cezalandırılması talep edildi.
Arı’nın iddianamesini kabul eden Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk duruşma tarihini 5 Haziran olarak belirledi. Mahkeme tensip zaptında, Arı’nın tutukluluğunun devamına karar verdi.
Kimdir?
1996 yılında İstanbul’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu.
Gazeteciliğe BirGün Gazetesi’nin Ankara bürosunda başladı.
Arı yaptığı haberlerle, İstanbul Tabip Odası (İTO), Ankara Tabip Odası (ATO) ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından ödüllere layık görüldü.








