Virüsbilimci Constance Delaugerre: “Tüm yeryüzündeki bağışıklığın artması için yıllara ihtiyaç var”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Libération’dan Eric Faverau’nun Paris’teki Saint-Louis Hastanesi’nde servis şefi olan virüsbilimci Prof. Constance Delaugerre ile söyleşisinden hareketle kaleme aldığı yazısını Haldun Bayrı çevirdi.

Prof. Constance Delaugerre

Bir bakıma, Prof. Constance Delaugerre’in sıtma ilacı hidroksiklorokinle (HCQ) tedavi başlatan Didier Raoult’un tersi olduğu söylenebilir. Kamuoyuna her gün tıp dünyasından yeni çehrelerin kendini kabul ettirdiği bu salgında, göze batmayan çehrelerden biri olarak kaldı. Onu az görüyoruz. Saklandığından değil, ama çalışıyor o. Paris’teki Saint-Louis Hastanesi’nde servis şefi olan bu virüsbilimci, alanında çok tanınan ve takdir edilen biri. Nitekim uzun süre AIDS üzerine çalışmış ve mesela Sidaction bilimsel komitesinin başkanlığını yapmıştı.

Ama iki aydır Kovid-19’la işi başından aşkın. Hiç boş zamanı yok artık. Size her konuda cevap yetiştirirken, bir başka şeyle daha meşgul oluyor. “Bekleyin, sizi hemen arıyorum.” Sonra ısrar ediyor: “Kamuya açıklama yapmak benim işim değil. Biz zaman peşinde koşturuyoruz.” 

Bugün de reaktifler/ayıraçlar konusunda kuvvetli bir gerilim var. “Karmaşık donanım gerektiren hızlı PCR testlerinden günde ancak on kadar yapabiliyoruz ve hep âciliyet içinde, dolayısıyla sınırlı kalıyor (PCR tekniğiyle yapılan testte çubukla burundan bir örnek alınır. Tahlil kalıtsal çoğaltım tekniğine dayanır – Libération’un notu). Hiç gevşeme olmuyor, her hafta aynı kaygı. Başka işle uğraşamıyoruz, büyük bir talep var. Yüzlerce kişiye çok hızlı test yapmayı biz de isteriz, ama yapamıyoruz. Sürekli gerilim halindeyiz.»

“Çok karmaşık bir kokteyl”

Constance Delaugerre açık konuşuyor. Bu virüsün onu hâlâ şaşırtıp şaşırtmadığı sorulduğunda, tereddüt etmiyor: “Evet, esrarını hâlâ koruyor. Halbuki bütün yeryüzü bunun üzerine çalışıyor; yoksun ve şaşkın kaldığımız söylenebilir ve temkinli olmak gerek. Üstelik, her taraftan gelen haberlerin hücumu altındayız; yayınlar var, önyayınlar var. Her günkü virüsbilimci pratiğimizle gördüklerimiz de var. Kısacası, ortalığı açık seçik göremeyecek kadar karmaşık bir kokteyl oluyor bu. Şaşakalıyoruz ve pragmatik davranmayı deniyoruz.”

Öyleyse Kovid-19’la ilgili temel bilgilere gelelim: “Bu bir koronavirüs — RNA virüsü [ribonükleik asit]. Bir laboratuvarda icat edilmedi. Birçok başka virüs gibi, yarasalara bulaşan koronavirüslere yakın; aracı hayvanlar üzerinden aktarılmış kuşkusuz. Yeni bir virüs, dolayısıyla insan nüfusunda buna bağışıklık az ya da hiç yok.” Ne kadar zamandır var olduğunu bilmeye gelince, “söylendiğinden daha uzun zamandır muhakkak” deyiveriyor Constance Delaugerre. 

“RNA virüsleri mi? HIV ve HCV gibi bazılarını biliyoruz. Çok kıvraklar, bağışıklık sistemine oyun oynuyorlar.” 

Mütasyonları mı? “Çok sayıda virüs dolaşıyor ama salgının daha en başındayız, bir hortuma kapılmış gibiyiz. Her yıl su yüzüne çıkan, dominan suşlara bölünmüş grip virüsünden farkı şu ki, göründüğü kadarıyla Sars-coV-2 çok hareket etmiyor — ki bu iç rahatlatıcı. Yer yer mütasyonlar olabilir, ama HIV’den epey az olur.”

Sonra ilave ediyor: “Bugün, ortalıkta çok sayıda suşun dolaşıp dolaşmadığı hususunda konuşmak için vakit erken görünüyor bana. Hiçbir şeyi doğrulayamayız.” Dünya ölçeğindeki farklı suşların dolaşımını analiz etmek için zaman gerek. Ancak denetlenip doğrulanmış olguları söyleten mizacı kuvvetle hissediliyor: “Sabırlı olmak gerek, oysa bugün her taraftan gelen baskıyla beraber, ortalığa hâkim olan nitelik bu değil.”

Şaşkın

Onu doğrudan ilgilendiren işin bir diğer veçhesi ise testler: “Virolojik testler mi? Sorun yok. Yapılıyor. Daha ocak ayında, ‘tarif’i hemen kullanıma sunan Alman meslektaşlarımızın çok çabuk gerçekleştirdikleri bir virüs dizilemesi/sekansajı sayesinde, yapabiliyoruz. Bu arada belirtmek gerekir ki, Pasteur Enstitüsü oyuna pek ayak uyduramadı; daha yeni, 22 Mayıs’ta, onaylanan testlerin listesini yolladılar.”

Constance Delaugerre serolojik testler (alınan birkaç damla kanda antikor araştırması) konusunda temkinli konuşuyor: “Bütün bağışıklıklar önemli görünüyor: doğuştan bağışıklık, edinilmiş bağışıklık yani antikorlar. Şayet biri pozitif ise hakkında fazla şey söylenemez; sadece bu kişinin virüsle temas etmiş olduğunu söyleyebiliriz. Sonra, bunun koruyucu olup olmadığını, ya da kişinin hâlâ bulaştırıcı olup olmadığını bilmiyoruz.” 

Onun gözünde bu testler sadece epidemiyolojik açıdan ilginç. Şaşkın bir halde ilave ediyor: “Bazı hastalar nötralizan antikorlar olmaksızın pekâlâ iyileşiyorlar, hücresel bağışıklığın iyi tepki verdiğini gösterir bu. Buna karşılık bazı hastaların ise, bünyede iyi bir antikor cevabı olmasına rağmen durumları ağırlaşıyor.” Neden? “Durumu antikorlar ağırlaştırıyor olabilir. İyileşemeyenlerde, patolojiyi azdıran şey bağışıklık sisteminin verdiği cevap oluyor…”

“Anlamayı denemek” Ya devamı? 

“Nasıl temkinli davranmayalım ki?” diyor bir kez daha. “Dünyadaki durum karmaşık; ilk araştırmalarda, Fransa’da virüsle temas etmiş az kişinin olduğu, bu oranın bölgeye göre yüzde 5 ila 10 civarında olduğu görülüyor. Tüm yeryüzündeki bağışıklığın artması için yıllar gerek… Tedavi ve aşı konusunda ilerlemek bunun için önemli.”
İlave ediyor: “Bazı RNA virüsleri mevsimliktir. Ama havaların güzel gitmesiyle yaşam tarzlarımızı değiştirdiğimizi görüyorum; çok ayakaltı yerlere daha sık gidiyoruz, belki bunun da etkisi oluyor.” Sonra, biraz müstehzi: “Herkes uzman çıktı. İnsanların başka işi gücü yokmuş meğer. Birbirimizi yalanlamakla zaman geçiriyoruz.” 

Hiç kimse hakkında kötü konuşmuyor. “Bir faydası olmaz” diyor, “Raoult’un çok yakışıklı fotoğrafları”nı çeken Libération’la dalga geçiyor ama. Başka da bir şey demiyor. Hevesimiz yarıda kalıyor; kendine hayran bırakmak için kesin sözler ve varsayımlar saçıp savurmuyor. Prof. Constance Delaugerre böyle bir insan. Çalışmak için burada o. “Benzeri görülmemiş bir durum bu. Bu işi toplu bir şekilde nasıl ele aldığımızın tahlil edilmesini isterdim, neyi iyi neyi kötü yaptığımızı anlayabilmek için.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus