Medyascope özel haber – AİHM’nin Türkiye’yi mahkûm ettiği iki köyün bombalanması davasında AYM’den ağır hak ihlali ve manevi tazminat kararı çıktı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM), daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi ağır insan hakkı ihlalinden 2 milyon 310 bin euro tazminata mahkûm ettiği Şırnak’ın Koçağıllı ve Kuşkonar köylerinin savaş uçakları tarafından bombalanması davasında, ağır hak ihlali kararı verdi ve başvuruculara manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

AİHM, Türkiye’ye rekor tazminat ile mahkûm etmişti

Şırnak’ın Koçağıllı ve Kuşkonar köylerinin 25-26 Mart 1994 tarihinde hava operasyonu ile bombalanması sonucu 34 sivilin yaşamını yitirmesiyle ilgili soruşturmada iç hukuk yolları tüketilince dava, bugün hayatta olmayan Avukat Tahir Elçi tarafından AİHM’ye taşınmıştı. AİHM, 2013 yılında verdiği karar ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkını garanti altına alan 2. maddesinin ihlal edildiğine karar vermişti.

Bu maddenin ihlal edildiği kanaatine ise hava operasyonu için emir verilmesi ve operasyon sonrasında tatmin edici soruşturma yürütülmemesi nedeniyle varılmıştı. Gerek pilotların gerekse hava saldırısı emri veren üstlerinin, operasyonu insan yaşamını dikkate almadan düzenlemeleri ve uçuş kayıtlarının gizlenmesi, mahkemenin dikkat çektiği unsurlar arasında yer alırken operasyon sonrası yaşananlar da AİHM tarafından insan hakları ihlali olarak değerlendirilmişti.

AİHM, operasyonda hayatlarını kaybeden sivillerin yakınlarına yaşatılan sıkıntı ve kaygıları da kötü muamele kapsamında yorumlayarak Türkiye’nin AİHS’nin işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3. maddesini de ihlal ettiğine karar vermişti. AİHM, uçuş izinleri temelinde bombalamayla bağlantılı sorumluların bulunup cezalandırılmasını isterken, Türkiye’nin 38 davacıya toplam 2 milyon 305 bin euro tazminat ödemesini karara bağlamıştı.

Soruşturmada zamanaşımı kararı verilince AYM’ye başvuru yapıldı

AİHM kararından sonra devam eden soruşturmada Genelkurmay Askeri Savcılığı zamanaşımı kararı verirken, aileler davayı AYM’ye taşıdı. Avukatlar Tahir Elçi ve Muhammed Neşet Girasun tarafından aralarında AİHM’ye başvurmayan 59 kişi adına AYM’ye yapılan başvuruda, Yüksek Mahkeme kararını açıkladı. Tebliğ edilen kararda, başvurunun konusu şöyle açıklandı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakların bir hava operasyonu sırasında gerçekleştirdiği iddia edilen bombalama neticesinde birden fazla kişinin yaşamını yitirmesi ile yaralanması ve olayla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuruda yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmesine rağmen olayla ilgili etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; olayda yakınlarının yaşamını yitirmesine şahit olunması, olay sonrasında maruz kalınan şartlar ve kamu makamlarının ilgisizliği nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği
iddialarına ilişkindir.”

“Eylemin potansiyel olarak öldürücü niteliği olduğu açıktır”

AYM raportörü tarafından hazırlanan gerekçelerde, somut olayda bir kısım başvurucunun yaralanmalarına sebep olduğunu iddia ettikleri olayın, uçakların yaşadıkları köyleri bombalaması olduğu belirtilerek “Dolayısıyla iddia edilen eylemin potansiyel olarak öldürücü bir niteliği olduğu açıktır. Eylemin bu niteliği ve başvurucuların gerçekleştiğini iddia ettikleri bombalama sonucu yaşamalarının tesadüfe bağlı olma olasılığı birlikte değerlendirildiğinde başvurunun yaralandıklarını beyan eden başvurucular açısından da yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır” denildi.

İncelenen başvuruda bir kısım başvurucu yönünden yaşam hakkının ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı belirtilen gerekçede, “Dolayısıyla ihlalin kamu makamlarının eylemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte bir kısım başvurucu yönünden de yaşam hakkının gerektirdiği etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu açıdan ihlalin aynı zamanda soruşturma makamlarının işlem ve eylemlerinden de kaynaklandığı söylenebilir” sonucuna varıldı.

Kararda, 41 başvurucuya ağır hak ihlali nedeniyle 40 ile 130 bin lira arasında manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.

Avukat Muhammed Neşet Girasun, bu olayın Türkiye tarihinin en ağır insan hakkı ihlallerinin başından geldiğini, 1994 yılında meydana gelen bu vahim olayın Tahir Elçi’nin yıllarca süren olağanüstü hukuk mücadelesi neticesinde AİHM nezdinde sonuca ulaştığını ve AİHM’nin ağır ihlal tespitleri yaptığını söyledi. AYM’nin bu kararının başvurucuların iddialarını ve AİHM’nin kararını teyit ettiği için önemli olduğunu ancak kararda eksik hususların da bulunduğunu söyleyen Girasun, eksik hususlar bakımından başvurucular adına AİHM’ye yeniden başvuru yapacaklarını söyledi.

Avukat Girasun: “Davayı bu günlere Tahir Elçi’nin olağanüstü hukuk mücadelesi getirdi”

Avukat Girasun, yaşanan olayın ortaya çıkarılması ve hak ihlallerinin tespiti ve cezalandırılması bakımından Tahir Elçi’nin rolünü anlatırken “Tahir Elçi’nin inanılmaz sabrı, müthiş disiplini, olağanüstü avukatlık pratiği olmasıydı böyle bir olay sadece adli merciler nezdinde değil, kamuoyu nezdinde yaşanmamış gibi olacaktı, üstü örtülmüş, kapatılmış bir katliam olacaktı” diye konuştu.

Avukat Tahir Elçi, Diyarbakır Barosu Başkanlığı görevini sürdürdüğü sırada, 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus