Hafıza Merkezi’nin “Daralan Demokratik Alan ve Uluslararası Dayanışma” adlı panel serisi başladı – Kolombiyalı hukukçu Cesar R. Garavito: “Farklı sivil toplum temsilcileri, koronavirüs döneminde sarsılan otoriter yönetimlere karşı birlikte hareket etmeli”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hollanda Helsinki Komitesi ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneği tarafından düzenlenen “Daralan Demokratik Alan ve Uluslararası Dayanışma” başlıklı çevrimiçi panel serisi başladı. 15 Ekim Perşembe günü “Covid-19 Günlerinde Sivil Alanı Genişletmek” başlığıyla düzenlen ilk panelde, Hafıza Merkezi Eşdirektörü Murat Çelikkan, Kolombiyali hukukçu, sosyolog ve insan hakları savunucusu Cesar Rodriguez-Garavito’yu ağırladı. Konuşmasında otoriter ve popülist yönetimlerin işbaşında olduğu ülkelerde daraltılan sivil toplum alanından ve sivil toplum kuruluşlarının mevcut durumundan bahseden Garavito, koronavirüs salgınının dünyanın farklı bölgelerinde farklı alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarının daha organize ve daha etkili çalışabilmeleri için bir fırsat yaratabileceğini söyledi.

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği ve Hollanda Helsinki Komitesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Daralan Demokratik Alan ve Uluslararası Dayanışma” başlıklı çevrimiçi panel serisi dün (15 Ekim) başladı. “Covid-19 Günlerinde Sivil Alanı Genişletmek” başlığıyla düzenlen ilk panelde, Hafıza Merkezi Eş Direktörü Murat Çelikkan, Kolombiyalı hukukçu, sosyolog ve insan hakları savunucusu Cesar Rodriguez-Garavito’yu ağırladı.

Çelikkan, panelin başında yaptığı konuşmada sivil alanın ve sivil toplum kuruluşlarının 20 ve 21. yüzyıldaki durumlarını karşılaştırırken 21. yüzyılda sivil toplum kuruluşlarının çalışabileceği alanların tüm dünyada daraltılmaya başlandığını söyledi.

“Demokratik seçimlerle göreve gelen otoriter liderler de tüm dünyada sivil toplum alanına savaş açtı”

Sivil alanın daraltılmasındaki en büyük faktörün otoriter ve popülist eğilimler gösteren yönetimlerin yükselişi olduğunu belirten Garavito ise seçimle gelmeyen liderlerle birlikte demokratik seçimler neticesinde görev yapmaya başlayan otoriter liderlerin de tüm dünyada sivil toplum alanına savaş açtıklarını anlattı.

Otoriter ve popülist liderlerin “yeni bir oyun kitabı” kapsamında değişim gösteren farklı politikalar sergilemeye başladıklarını belirten Garavito, demokratik seçimler sonucu göreve gelen liderlerin popülist ve otoriter politikaları benimsemesinin ve yavaş yavaş demokratik kurumları ortadan kaldırmaya çalışmalarının da bu yeni oyun kitabının bir parçası olduğunu vurguladı. Macaristan’daki Viktor Orban yönetiminin, bu yeni oyun kitabının uygulanmasındaki en büyük örneklerden biri olduğunu söyleyen Garavito; Türkiye, Hindistan ve Venezüela’da da benzer bir durumun olduğunu belirtti.

Cesar Rodriguez-Garavito

Garavito, kısa bir zaman öncesine kadar otoriter liderlerin, sivil toplum alanında çalışan önemli kişilere ve aktivistlere karşı kamuoyu önünde, bir kişinin yanlış bir şey yaptığını açıkça söylemeye dayanan “isimlendirme ve utanç duyma” (name and shame) taktiğini benimsediğini ancak değişen koşullarla birlikte bu taktiğin eskisi gibi işlemediğini söyledi.

2020 yılında insan hakları mücadelesinin otoriter yönetimler karşısında “nihai bir kriz” içinde olduğunu belirten Garavito “Eğer yeni yaklaşımlar belirlemezsek ‘insan hakları’ tabiri kendini tamamen işlevsiz ve kullanışsız bir konumda bulacak” dedi. 

Otoriter ve popülist yönetimlerin “elit ve çoğulculuk karşıtlığına” dayanan yapısına vurgu yapan Garavito, bu tip yönetimlere karşı “kurumsal olarak güçlü ve doğrudan ortaya çıkabilen” çözüm önerileriyle donatılmış bir yaklaşım benimsenmesini gerektiğini anlattı. Garavito’ya göre “mizah ve eğlenceyle donatılmış” bir siyasi yaklaşım, bu tip liderlerin en son karşılaşmak isteyeceği şeylerden biri.

Murat Çelikkan ve Cesar Rodriguez-Garavito

“Otoriter yönetimler, sistematik tehditlerle mücadele etmek için hazır ve yetkin değil”

Koronavirüs döneminde yaşanan yıkımlar ve sivil toplum alanının bu süreçte üstleneceği rol hakkındaki düşüncelerini de paylaşan Garavito, “Koronavirüs döneminde görüldüğü üzere bu tip yönetimler siyasetin yıkıcı potansiyeline karşı oldukça savunmasız. Yetkin bir bürokratik işleyişin olmadığı ve içi boşaltılmış kurumlarla dolu bir sistem inşa eden bu otoriter yönetimler, salgına çok keyfi ve baştan savma bir cevap verdiler ancak sistematik tehditlerle mücadele etmek için hazır ve yetkin olmadıkları oldukça açıktı” diye konuştu.

Otoriter ve popülist yönetimlerin önemli bir kısmının koronavirüs döneminde sarsılmasının insan haklarına ve sivil topluma yönelik hareketlerinin kendini daha çok kabul ettirebilmesi için bir fırsat olduğunu da vurgulayan Garavino sözlerini şöyle sürdürdü: “Koronavirüs dönemiyle birlikte aslında yaşadığımız tüm sorunların birbirleriyle iç içe olduğunu gördük. İşçi haklarını, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkan sınıfsal sorunları veya iklim krizi gibi sorunları beraber değerlendirmemiz gereken bir dönemdeyiz. Koronavirüs sonrası daha iyi bir gelecek inşa edebilmek için farklı sivil toplum temsilcilerinin birlikte hareket etmesi oldukça önemli.”

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hollanda Helsinki Komitesi ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneği tarafından düzenlenen ve toplam dokuz panelin gerçekleştirileceği “Daralan Demokratik Alan ve Uluslararası Dayanışma” başlıklı çevrimiçi panel serisinde bir sonraki panel, 5 Kasım’da yapılacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus