Yunanistan’da ev içi şiddet: “Kadınlar her koşulda hatalı kabul ediliyor, devlet müdahale etmiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Fransız haber ajansı AFP’den Hélène Colliopoulou ve Marina Rafenberg, Yunanistan’da ev içi şiddeti ele aldı. Haber, Yunanistan’ın kadına şiddetle mücadelede diğer Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kaldığını ve gelenekselleşmiş önyargılar yüzünden mağdur olan kadınların şikâyette ve yardım talebinde bulunmadığını ortaya koydu.

Colliopoulou ve Rafenberg’in haberine göre, Yunanistan’ın başkenti Atina’da yaşayan 30 yaşındaki memur Maria, erkek arkadaşından gördüğü şiddet yüzünden karakola gittiğini ve polisin kendisine”Şimdi şikâyette bulunmazsan, dövülmeyi hak ediyorsun” dediğini söyledi.

Erkek arkadaşından uzun süredir şiddet gördüğünü ancak şikâyette bulunmakta tereddüt ettiğini söyleyen Maria, sokakta erkek arkadaşı tarafından şiddet gördüğünü ve polisin müdahale ettiğini fakat karakola refakatçi olmadan tek başına yürüyerek gitmek zorunda kaldığını anlattı.

Maria karakola gittiğinde ise polis neredeyse onu suçladı: “Polis memurları erkek arkadaşımın bana neden şiddet uyguladığını anlamadıklarını söyleyerek  ‘Ona ne yaptın?’ diye sordu.”

Komşuları tarafından da eleştirilere maruz kaldığını belirten Maria, “Pek çok insan, erkeklerin davranışlarından kadınların sorumlu olduğunu ve aile içi şiddetin mahremiyet olduğunu, bu sebeple başka insanların karışmaması gerektiğini düşünüyor” diye konuştu.

Cinsiyet Eşitliği Araştırma Merkezi’nde (KETHI) şiddete maruz kalan kadınlara psikolojik ve hukuki destek veren Agapi Gyrichidi, şunları söyledi: “Yunanistan’da klişeler hâlâ devam ediyor. Kadınlar sabırlı olmaları gerektiğini, işlerin daha iyiye gideceğini, evden çıktıklarında kötü anne olacaklarını düşünüyorlar. Korkularına rağmen devam etmeleri için onlara güven vermeye çalışıyoruz.”

Atina’daki Panteion Üniversitesi’nde sosyal politika profesörü olan Maria Stratigaki ise “Yunanistan’da kadınlar genellikle bir sessizlik örtüsüyle örtülüyor, kadına şiddet aile arasında kalıyor” dedi.

Stratigaki, Yunanistan’da bu tarz şiddet olaylarının özel meseleler olarak kabul edildiğini ve devletin bu şiddete karışmadığını belirterek “Bu zihniyet, erkeğin patron olduğu geleneksel aileyi savunan Ortodoks Kilisesi tarafından da besleniyor” diye konuştu.

Stratigaki, Yunanistan’da şiddete uğrayan kadınları korumaya yönelik ilk merkezlerin 2011 yılında, Avrupa ülkelerinden 30 yıl sonra açıldığını belirtti. Üstelik bu merkezlerin masrafı devlet tarafından değil, Avrupa Birliği (AB) fonları ile karşılandı.

Feminist Sissy Vovou, “Devlet kadınları desteklemek için tek bir kuruş bile harcamadı” dedi ve Yunanistan’ın AB üyeleri arasında cinsiyet eşitliği konusunda son sırada yer aldığını söyledi.

Cinsiyet Eşitliği Araştırma Merkezi (KETHI) Başkanı Theodosia Tantarou-Kriggou, “Yunanistan’da kadına şiddetin yaygınlığı konusunda kesin bir fikre sahip olmak için çalışıyoruz. İstatistikler güvenilmez çünkü çoğu kadın şikâyette bulunmuyor” dedi. 

Yunanistan Cinsiyet Eşitliği Devlet Sekreterliği’nin ev içi şiddeti engelleme amacıyla kurulmuş, 20’si barınma imkanı sunan 62 merkezi bulunuyor. Ancak başkentten uzakta yaşayan kadınların şiddete maruz kaldıklarında gidecek yerleri olmadığını belirten feminist Vovou, kadınların sığınma evlerine gitmelerine yardımcı olduklarını söyledi.

KETHI’den Gyrichidi ise, “Kadınların konuşmaya çok ihtiyacı var. Eşleriyle birlikte 7 gün 24 saat evdeler. Ve kendilerini evlerinde mahkûm gibi hissediyorlar” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus