DİSK, KESK, TMMOB ve TTB: “Demokrasi mücadelesini yükselten Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin, öğrencilerinin yanındayız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) yaptıkları ortak yazılı açıklamada “Üniversitelilerin demokrasi mücadelesinin yanındayız” denildi.

“Üniversitenin kapısına kelepçe vurarak tarihe geçtiler”

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan bir rektöre karşı öğrencilerin ve öğretim üyelerinin demokratik yollarla tepkilerini dile getirdikleri belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bu ülkenin halkı demokrasi istiyor. Bu ülkenin yurttaşları demokrasinin en asgari kriteri olan seçme ve seçilme hakkı için mücadele ediyor. İşçiler sendikasını, üniversitenin asli unsurları rektörünü, halk yerel yöneticilerini ve vekillerini özgürce seçmek istiyor. Atanmışlarla, kayyumlarla ve dayatmalarla bu halkın kaderini belirlemeye çalışmak artık kabul görmüyor. Daha önce ihraç edilen akademisyenlerin cüppelerini çiğneyenler, bu kez de üniversitenin kapısına kelepçe vurarak tarihe geçtiler.”

“Demokrasi mücadelesi bu tür hukuksuz güç gösterileriyle engellenemez”

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, öğrencilerin gözaltına alınması için yapılan operasyonları da şöyle kınadı: “Demokrasi talebini üniversiteden yükselten öğrencilere yönelik toplumsal desteği kırabilmek için kapıları-duvarları kırarak ev baskınlarına girişenler, bu görüntüleri ajanslarla servis edenler bilmelidirler ki demokrasi mücadelesi bu tür hukuksuz güç gösterileriyle engellenemez. Meselenin esası bellidir: Tepeden inme bir rektör atamasıyla bir üniversitenin kurumsal değerleri, ihtiyaçları ve tüm bileşenlerinin iradesi yok sayılmıştır. 12 Eylül darbesinin ürünü antidemokratik yasalar ve bu darbe hukukunu pekiştirerek getirilen tek kişinin karar verdiği atama yöntemi üniversitelerde kabul görmemektedir. Akademik özgürlüğün ve kurumsal özerkliğin ortadan kaldırılması üniversitelerimizi her geçen gün bilimsel üretimden daha da uzaklaştırmaktadır.

“Üniversitelerin yönetim organları, tüm bileşenlerinin dahil edildiği katılımcı süreçlerle ve seçimle oluşturmalıdır”

Açıklamada, üniversitelerin nitelikli bilimsel üretim için siyasi otoritenin baskısı altında olmaması gerektiği vurgulandı: “Öğretim üyelerinin özgürlüğüne şerh koyan, araştırma görevlilerinin ve çalışanların iş güvencesinin yok edildiği, öğrencisinden akademisyenine herkesin polis ve özel güvenlik baskısı altında olduğu bir üniversite değil; demokratik süreçlerin sağlıklı biçimde işlediği üniversiteler istiyoruz. Üniversitelerin yönetim organları tüm bileşenlerinin dahil edildiği katılımcı süreçlerle ve seçimle oluşturmalıdır. Bu toprakların tarihinde her zaman demokratik üniversite mücadelesi, demokratik Türkiye mücadelesinin güçlü bir parçası olmuştur. Bu nedenle üniversitelerine sahip çıkan, demokrasi mücadelesini yükselten Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin, öğrencilerinin ve mezunlarının haklı mücadelesinin yanındayız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus