2013’ten 2020’ye Türkiye – Mısır ilişkileri: Ankara ile Kahire arasındaki yeni ajanda

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır ile istihbarat ve dışişleri bakanlıkları düzeyinde temaslara yeniden başlandığını açıkladı. Yapılan açıklamada, Türkiye – Mısır ilişkilerinin normalleşmesinde iki ülkenin de herhangi bir ön koşul öne sürmediği vurgulandı. Peki Türkiye ve Mısır yan yana gelir mi? Kahire ile Doğu Akdeniz’de bir yetki anlaşması imzalamak mümkün mü? Sekiz sene önce neler olmuştu, şimdi neler oluyor? Medyascope bu soruların cevabını sizler için derledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün (12 Mart) gazetecilerin sorularını yanıtlarken Türkiye ile Mısır arasında diplomatik ilişkilerin başladığını söyledi. İki ülke arasında istihbarat birimleri düzeyinde olan ilişkilere ek olarak dışişleri bakanlıkları seviyesinde de temaslara başladıklarını belirten Çavuşoğlu, “Mısır ile hem istihbarat hem de dışişleri düzeyinde temaslarımız var. Diplomatik düzeyde de temaslarımız başladı” dedi. 

Anadolu Ajansı (AA) ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, “Herhangi bir ön koşul Mısırlılardan gelmedi. Bizden de herhangi bir ön koşul şu anda gitmedi. Ama yıllarca bağlar kopuk olunca bir günde hiçbir şey olmamış gibi hareket etmek de o kadar kolay olmuyor. Yavaş yavaş görüşerek, bir yol haritası belirleyerek ve o konularda adım atarak oluşuyor. Yıllardır ister istemez bu kadar kopukluk olunca bir güven eksikliği de oluyor. Bu nedenle belirli bir strateji, yol haritası çerçevesinde görüşmeler oluyor, devam ediyor. Mısır ile hem istihbarat düzeyinde hem de dışişleri bakanlıkları düzeyinde temaslarımız vardı, diplomatik düzeyde de temaslarımız başladı” ifadelerini kullandı. 

Suudi Arabistan konusunda da soruları cevaplayan Çavuşoğlu, “Suudi Arabistan ile de ilişkilerimizin düzelmemesi için sebep yok. Olumlu adım atarlarsa biz de atarız. Aynı durum Birleşik Arap Emirlikleri için de geçerli” dedi. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

Daha önceki uluslararası toplantılarda Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri ile görüştüklerini ve iki yıl önce de New York’ta bir araya geldiklerini söyleyen Çavuşoğlu, 2013 yılından bu yana Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerde kopukluk olduğu için temasları aşama aşama gerçekleştirmenin öneminden bahsetti. 

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da bugün (12 Mart), cuma namazı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Mısır ile ikili ilişkiler hakkında da konuşan Erdoğan, “Mısır ile istihbari, diplomatik, ekonomik olarak zeten işbirliği sürecimiz devam ediyor. Bu en üst düzeyde değil de bir düzeyin şöyle bir tık altında devam ediyor. Gönlümüz ister ki Mısır ile olan bu süreci çok daha güçlü bir şekilde devam ettirelim. Onun için bu istihbari, diplomatik ve siyasi görüşmeler netice verici olduktan sonra biz bunu daha ileri kademelere taşırız. Mısır halkı ile Türkiye halkının ayrı olması söz konu olmaz. Biz hiçbir zaman Mısır halkı ile Yunan halkının özdeş olacağına inanamayız. Suudi Arabistan’ın şu anda Yunanistan ile ortak tatbikata girmesi bile bizi üzmüştür. Biz Suudi Arabistan’ı böyle bir karar sürecinde görmek istemezdik. Bunu Suudi Arabistanlı yetkililerle görüşeceğiz. Bu böyle olmamalıydı diye düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı: “Diplomatik temaslara yeniden başlamak gibi bir durum söz konusu değil”

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Erdoğan ve Çavuşoğlu’nun Mısır ve Körfez ülkeleri ile diplomatik bağların yeniden başlatılması ve yeniden tesis edilmesine ilişkin bugün yaptığı son açıklamalara cevap verdi ve “Diplomatik temaslara yeniden başlamak gibi bir durum yok” dedi. Mısırlı yetkili, iki ülke arasındaki ilişkilerin diplomatik normlara uygun olarak devam ettiğini ve şu anki durumun maslahatgüzar seviyesinde olduğunu da sözlerine ekledi.

İlişkiler neden kopma noktasında gelmişti? 

Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkiler, 2013 yılından bu yana karşılıklı olarak “vekalet” düzeyinde sürdürülüyordu. Türkiye, 2013 yılının temmuz ayında Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’nin, Muhammed Mursi’yi darbe ile devirmesine en sert tepki gösteren ülkelerden biri olmuş ve Mısır ile ikili temaslarını en alt düzeye indirmişti. Türkiye’nin Mısır’daki darbeyi ve Sisi’yi ağır bir dille eleştirmesi, Mısır’ın yeni yönetiminin en büyük destekçileri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından da olumsuz karşılanmış ve Ankara’nın bu ülkelerle ilişkilerini de negatif etkilemişti.

4 Temmuz 2013 tarihinde Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi’ye verilen 48 saatlik ültimatomun dolmasının ardından bir açıklama yapmış ve Mursi’nin iktidarının sona erdiğini duyurmuştu. General Sisi, ordunun halkın kendisinden destek istediğini belirtmiş ve “İktidara gelmek ya da saltanat sürmek için değil, halkın çıkarlarına hizmet etmek ve devrimi korumak için. Bu mesaj, orduya Mısır’ın her tarafından ulaştı” demişti. Suudi Arabistan ve BAE ise Mısır’daki bu değişimi olumlu karşıladıklarını belirtmişti. 

Recep Tayyip Erdoğan ve Abdülfettah Sisi

Türkiye ise Mısır’da yaşanan bu olaylara karşı sert bir tepki göstermişti. Dönemin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı ve Hüseyin Çelik, konu hakkında yaptığı açıklamada“Bu darbenin dış desteği de var. Bazı batı ülkeleri, Müslüman Kardeşler hareketinin iktidara gelmesini hazmedemediler, hazmetmek istemediler. Önce meydanları hareketlendirdiler, sonra muhtıra verdiler, şimdi de darbeyi yaptılar. Mursi ve Mursi yanlıları, bu darbeyi içine sindirsin demiyoruz. Ancak Mursi’yi iktidara getiren geniş kitlelerin kendi oyuna, kendi namusuna sahip çıkması gerekiyor” demişti. 

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da, Avrupa Birliği’ni (AB), Mursi’nin iktidardan devrilmesini “darbe” olarak nitelendirmediği için eleştirmiş“Dünyanın neresinde olursa olsun, seçimle gelmiş hangi iktidara karşı olursa olsun, darbeler kötüdür” demişti. Batının Mısır’da yaşanan olaylara karşı gösterdiği tepkiye olan şaşkınlığı da dile getiren Erdoğan, “Ben şu anda Batıya şaşırıyorum. Batı hala bu olaya darbe diyememiştir. Ama Afrika Birliği’ni tebrik ediyorum. Afrika Birliği de Mısır’ın üyeliğini askıya almıştır. Duruş budur” demişti. 

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Mısır’daki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirtmiş ve “Uzun süre otoriter bir yönetimden sonra demokrasiyi hemen gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu kesinlikle kaygı vericidir. Temennimiz kısa süre içinde Mısır’da seçimlerin gerçekleşmesidir” şeklinde konuşmuştu.

Mısır’da yaşanan olaylara karşı, AKP ve bazı sivil toplum örgütlerinin çağrısı ile Türkiye’de de bazı destek gösterileri düzenlenmişti. İstanbul ve Ankara’daki Mısır Büyükelçiliği ve Mısır Konsolosluğu’nun önü başta olmak üzere Konya, Malatya, Kocaeli, Bingöl, Gaziantep ve Adana gibi çok sayıda kentte düzenlenen protestolarda, “Ankara’dan Mısır’a, kardeşlere bin selam” ve “Dik dur eğilme, bu ümmet seninle” gibi sloganlar atmıştı. 

Sekiz yıl sonra ne oldu? Neden ilişkileri yumuşama seviyesine geldi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılının ağustos ayında yaptığı bir açıklama ile Türkiye ile Mısır arasında istihbarat servisleri arasında bir görüşme yapıldığını duyurmuş ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Mısır ile ikili ilişkilerin normalleşme açısından bazı girişimlerde bulunduklarını belirtmişti. Art arda gelen bu temaslar sonucunda Türkiye ve Mısır, birbirlerini uluslararası örgütler bazında engellemekten vazgeçmiş ve Türkiye Mısır’ın NATO toplantılarına katılımına koyduğu vetoyu kaldırmıştı.

Atılan en somut adım ise 3 Mart 2021 tarihinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan gelmişti. Mısır, 18 Şubat 2021’de Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri için bir ihale ilan etmiş ve bu alanı Türkiye’nin 2019 yılında Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirdiği Türk kıta sahanlığının güney sınırında sınırlandırmıştı. Çavuşoğlu, geçen hafta Gürcistan Dışişleri Bakanı David Zalkalian ile görüşmüş ve görüşmenin sonunda düzenlediği basın toplantısında, bu konu ile ilgili gelen bir soruyu soruyu “Doğu Akdeniz’de en uzun karası ve kıyıları olan iki ülke olarak ilişkilerimizin seyrine göre biz de yarın deniz yetki alanları konusunu Mısır ile müzakere edebilir ve kendi aramızda ad ileriye dönük bir anlaşma imzalayabiliriz” şeklinde yanıtlayarak Mısır ile ilişkiler “yeşil ışık” yakmıştı.  

Savunma Bakanı Hulusi Akar da, Mavi Vatan-2021 Tatbikatı’nın başladığı gün yaptığı açıklamada“Mısır ile tarihsel ve kültürel bir çok ortak değerimiz var. Mısır ile önümüzdeki günlerde farklı gelişmeler olabilir. Zaten Mısır’ın aldığı bu kararın, bizim deniz yetki alanlarımıza saygı duyularak yapılan bu çalışmaların, bizim çalışmalarımıza uygun olduğu kadar Mısır halkının da hak ve menfaatinin yararına olduğunun da bilinmesini istiyorum. BM’ye beyan ettiğimiz deniz yetki alanları sınırlarımızla uyumlu bir şekilde Mısır ile de anlaşma, sözleşme, mutabakat muhtırası gibi çalışmaların önümüzdeki dönemde olabileceğini değerlendiriyoruz. Bu konuda Dışişleri Bakanlığımız gerekli çalışmaları ilgili, kurum, kuruluş ve bakanlıklarla koordineli şekilde sürdürüyor. Bu çalışmalar yapılmakta ve bunların da olumlu sonuç vermesini bekliyoruz” diye konuşmuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus