DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Diyarbakır’da konuştu: “Cumhurbaşkanı zorda kalmadıkça seçime gitmez ama küçük ortak kapalı kutu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print


Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Bağlar İlçe Kongresi için Diyarbakır’a gitti. Ülkenin şartlarının 2023’e kadar zor dayanacağını, kendilerinin ve diğer siyasi partilerin artık seçim kampanyası yapıyor gibi çalıştıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanı zorda kalmadıkça seçim istemeyecektir. Kamuoyu eğilimleri onlar açısından pek parlak görünmüyor. Ellerindeki fırsatı vermek istemiyorlar. Ama, küçük ortak (MHP) kapalı kutudur, daha önce yaptıkları ortadadır. Bir gün desteğini çekerse ülke erken seçime gidebilir” dedi.

Ali Babacan, kongreden önce düzenlenen kahvaltıda gazetecilerle bir araya geldi. Burada gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Babacan, DEVA’nın kısa sürede teşkilatlanmasını tamamladığını ve seçimlere girme eşiğini aştığını söyledi. Konuşmak yerine vatandaşları dinlediklerini, istişare kültürü ve ortak akla inandıklarını söyleyen Babacan, “2021 yılı, DEVA’nın yoğun bir şekilde mutfak çalışmasını yaptığı bir yıl olacak. Güçlendirilmiş parlamenter sistemi hazırlığı olan bütün parti ve STK’larla istişareler yapacağız” dedi. 

“Taraflı Cumhurbaşkanı ve akraba damat, döviz rezervinin nasıl eridiğini açıklamalıdır”

Merkez Bankası’ndaki döviz rezervinin sorulmasıyla ilgili haberlere mahkeme tarafından erişim engeli getirilmesiyle ilgili soru üzerine Babacan, “Aylardır bu sorunu dile getiriyoruz. Merkez Bankası’nın web sitesinde en son döviz müdahalesi 2014 yılında olmuş. Biz yıllarca bu işi şeffaf halde götürdük fakat ben ayrıldıktan sonra hiçbir açıklama yapılmıyor. Ekonomi yönetimi şeffaflık ister. Ekonomi yönetimi güven vermeyince ekonominin düzelmesi ve sorunların çözümü mümkün değil. 130 milyar dolarlık dövizin ne zaman hangi metotlar ve hangi kurlarda satıldığı açıklanmalıdır. Hesap verme zorunluluğu vardı. Rakam küçük bir rakam değil, milletin birikimi ile hazırlanmış rezervlerdir. Bunların açıklanması gerekir. Teslim aldığımızda 28 milyar dolardı, bakanlığımda 136 milyar dolara çıktı. Nasıl oluyor da taraflı Cumhurbaşkanı ve akraba damat el verip eritiyorlar? Bunu açıklamaları gerekir. Siyasi sorumluluğun gereğidir. Merkez bankası elindeki döviz rezervi, tarihte ilk kez eksiye düştü. İçimiz cız ediyor kara gün parası da çarçur edildi, yedek akçeleri de sıfırlandı. Dolayısıyla nerede harcandığının açıklanması lazım, yayın yasakları beyhude bir çabadır” diye konuştu.

“Artık suni gündemler oyunu tutmuyor, gerçek gündemler ortaya çıktı”

Babacan, iktidarın, ekonominin kötüye gitmesine ve sosyal sorunların artmasına rağmen, suni gündem yaratarak gündemi meşgul ettiğini ve bunun artık tutmadığını da ifade ederek, “Halkın gözü açıldı. Sorunların üzerini kapatmak için farklı gündem atıyorlar ortaya. Hükümet çözüm üretemediği ve çare bulamadığı için düşman göstermek zorundadır. Bazen bir muhalefet partisi, bazen bir STK, bazen öğrenciler ve bazen gazeteciler düşman olarak belirleniyor. Sanırım artık hem bizim hem diğer siyasi partilerin uyarısı ile suni gündemler tutmuyor. Ülke gerçek gündemine dönüyor. İşsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı, özgürlüklerin sınırlanmış olması, adaletin olmaması, hukuk devletin olmadığı, Kürt sorunu gibi gerçek gündemler ortaya çıktı” dedi.

“Atanan Kürtçe öğretmeni sayısı yüzde 200 artarak üç oldu”

Babacan, Kürtçe öğretmeni atamaları ile ilgili bir soru üzerine ise daha önce Diyarbakır’a geldiğinde, sadece bir Kürtçe öğretmeni olduğunu, bugün bu sayının yüzde 200 artarak, üç öğretmene çıktığını ifade ederek, “Bu iktidardın gerçeklerden, anadil ihtiyacından ne kadar uzak olduğunu bu sayılar bize ifade ediyor. Samimi bir icraat gerekiyor. Sorunun inkarı şu anda söz konusudur. Erdoğan şu anda ‘Yok’ diyor, inkar edince sorunu nereden çözmeye başlayacaktır. Her türlü hazırlığımızı yapıyoruz. Bu sorunların hızı şekilde çözülmesi mümkündür. Bu ülkenin çok büyük potansiyeli var, hasta önce hastalığını kabul etsin, şu anda hasta, hastalığını kabul etmiyor. Bu nedenle tedavi aşamasına geçilmiyor” diye konuştu.

 Babacan, Meclis’e gönderilen HDP’li vekillerin fezlekeleri konusunda ise şunları söyledi:

“Fezlekeler, hükümetin iç siyaseti dizayn çabası olmamalı kesinlikle. Fezlekelerin bir Meclis öncesi süreci vardır, bir de Meclis sonrası süreci vardır. Her iki süreç de bir yargı sürecidir. Yargının bu  süreçte bağımsız ve tarafsız hareket etmesi gerekir. Ama dediğim gibi siyasi içerikli pek çok davada, hükümetin birçok yoğun müdahalesi olduğu için yargı da bazen tarafsız ve bağımsız çalışamamaktadır. Bizim bu süreçten beklentimiz hem Meclis öncesi ve hem sonrası süreçte yargının tarafsızlığını koruması ve bağımsız bir şekilde hareket etmesidir. Aksi halde dosyaların tek tek içeriğini bilemediğimiz için henüz fezlekeler ile ilgili bir bilgi yok, biliyorsunuz. Buradan tekrar hükümete uyarımız, yine gündem değiştirmek için, insanların dikkatini başka bir yere çekmek için, düşman üretmek için bu fezleke konusunu iç siyaseti dizayn haline getirmemesi lazım. Hükümetin bundan uzak durması lazım. Bağımsız ve tarafsız yargı ile bu işin yürümesi gerekir.”

DEVA Partisi olarak güçlendirilmiş parlamenter sistemi desteklediklerini söyleyen Babacan, 74 maddelik bir anayasal değişiklik ile mevcut sistemi parlamenter sisteme dönüştürebileceklerini belirtti: “Diğer partiler ile görüştük. Görüştüğümüz diğer partiler bu teklifimizi kabul ettiler. Anayasa hukukçularımız var, şu anda diğer siyasi partiler ile ikili bazda istişare ve kimin çalışmasında birbirimizi anlama çalışması var, Bir de mutabakat arayışı var. Seçime giderken vatandaşlarımızın karşısına bu tahhaütle çıkmak istiyoruz. İlk seçim mevcut sisteme göre yapılacaktır. Geçiş süreci çalışmak gerekiyor. Hepsi de geçiş süreci konusunda hemfikir.”

Babacan, bazı illerin valilerinin DEVA Partisi’nin il başkanlarına randevu vermemesiyle ilgili sorulan soru üzerine, “Kahir ekseriyeti il başkanlarımızı kabul ediyor, randevu taleplerimizi kabul etmeyen vali ve kaymakam sayısı oldukça azdır. Herkes bilsin ki er geç bu dönemin bu sonu gelecektir. Bütün devlet görevlilerinin, bir gün yeni düzenin geleceğini unutmamaları gerekir” dedi.

“Hem ittifak hem de cumhurbaşkanlığı adaylığı gündemimizde yok”

Babacan, seçim barajının düşürülmesi hakkındaki tartışmalar ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili soruları ise şöyle yanıtladı:

“Seçim barajı, ittifak, siyasi partilere verilen destek ile ilgili yapılmak istenen düzenlemeler DEVA Partisi’nin engellenmesine dönük projelerdir. Sorun şu ki bizi ölçemiyorlar. Bakıyorlar geniş bir kitleden sıcak bir bakış var, bunun ne kadarı oya dönüşecek, bunu ölçemiyorlar. Bunların hepsi beyhude. Güç kaybeden iktidarlar kuralları değiştirip nasıl kazanırız derdine düşmüşler. Bunlar iktidarın gidiş dönemine girdiğini gösteriyor. Partimizin kuruluş aşamasında sayın Gül’ün fikri katkıları ve açık destekleri oldu. Sayın Gül ile partimiz kurulduktan sonra iki kez ailecek bir araya geldik. Ne ittifak ne de cumhurbaşkanlığı adaylıkları gündemimizde yoktur.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus