DİYARBAKIR (Medyascope) – İnsan Hakları Derneği, Türkiye-PKK barış sürecini kapsamlı bir raporla değerlendirdi. Rapor, geri dönülmez eşiklerin aşıldığını ancak kalıcı barışın henüz sağlanamadığını ortaya koydu.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- İnsan Hakları Derneği, Türkiye-PKK barış sürecini ele alan bir rapor hazırladı ve kalıcı barışın henüz sağlanamadığını belirtti.
- Rapor, sürecin en önemli fırsat olduğunu fakat ciddi gerilemelerin yaşandığını ortaya koydu.
- Yargı bağımsızlığı, demokrasi, ifade özgürlüğü gibi alanlarda yaşanan gerilemeler sıralandı.
- Kalıcı barış için çerçeve yasa hızlıca çıkarılmalı ve demokratik reformlar uygulanmalıdır.
- İHD, sürecin denetimini sağlamak için bağımsız izleme mekanizmalarının kurulmasını önerdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD), “Türkiye-PKK Barış Süreci İzleme Raporu”nu hazırladı. Raporda, geri dönülmez eşiklerin aşıldığı belirtilerek, sürecin Türkiye’nin en önemli barış fırsatı olduğu ancak önünde kritik bir sınav bulunduğu ifade edildi.
Sürecin başladığı 1 Ekim 2014 ile 1 Temmuz 2026 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir rapor hazırlayan İHD, çarpıcı tespitlere yer verdi. Raporun hazırlanma gerekçesi olarak; sürecin mimarisinde tarif edilmiş bağımsız bir izleme mekanizmasının bulunmaması, İHD’nin hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda konunun referans kaynağı haline gelmesi ve teslim edilen silahların envanterini bizzat çıkararak sürece doğrudan tanıklık etmesi gösterildi. Bu durumun İHD’ye hem etik hem de politik bir sorumluluk yüklediği belirtildi.
İHD raporunda; sürecin evrelerine, Meclis Komisyonu’nun çalışmalarına ve toplumsal beklentilere de yer verildi. 2025 yılı; PKK ile silahlı çatışmanın sona erdiği ancak insan hakları, demokrasi, adalet ve temel özgürlükler açısından ciddi gerilemelerin yaşandığı bir yıl olarak değerlendirildi. Söz konusu tespitlerin, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye Raporu’ndaki “hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı” alanındaki gerileme bulgularıyla örtüştüğü ifade edilerek, gerileme yaşanan alanlar şöyle sıralandı:
- Yargı bağımsızlığı: Yargı, yürütmenin kontrolü altına girmiş; AYM ve AİHM kararları uygulanmamaktadır.
- Demokrasi ve siyasi katılım: Seçilmiş belediye başkanlarına kayyım atanması, nüfusun %24’ünü etkileyen sistemik bir boyuta ulaşmıştır.
- İfade ve basın özgürlüğü: Gazeteciler sistematik olarak hedef alınmakta, tutuklanmakta ve ağır para cezalarına çarptırılmaktadır.
- Toplanma özgürlüğü: Barışçıl gösteriler şiddetle bastırılmakta; İmamoğlu protestolarında 1.879 kişi gözaltına alınmıştır.
- Ayrımcılık ve nefret suçları: LGBTIQ+ bireyler ve kadınlar hedef alınmakta; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin olumsuz etkileri kadın cinayetlerindeki artışta açıkça görülmektedir.
- Yaşam hakkı: İş cinayetleri, resmi ihmaller ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı yaşam hakkını tehdit etmeyi sürdürmektedir.

Sürecin “Temel Çıkarımlar” başlığında ise şu ifadelere yer verildi: “Geri dönülmez eşikler aşılmıştır; ancak bu kazanım henüz kalıcı bir siyasi barışa dönüşmemiştir. PKK’nin fesih kararı ve silah yakma töreni, kırk yılı aşan çatışmalı dönemi fiilen sonlandıran tarihsel bir eşiktir. Ancak uluslararası deneyimler, silahların susmasının barış için gerekli fakat tek başına yeterli olmadığını göstermektedir.”
İHD raporunda, sürecin bir güven ikilemi içinde duraklama noktasına geldiği belirtilerek şu tespitler aktarıldı: “İktidar bloğu ile Kürt siyasi hareketi arasındaki “önce silahsızlanma teyidi” ile “eş zamanlı reform” talepleri arasındaki sıralama uyuşmazlığı, oyun teorisindeki “mahkûmun ikilemi” örüntüsüne benzer biçimde süreci aylarca bir “bekleme odasında” tutmuştur. Meclis Komisyonu değerli bir kurumsallaştırma çabasıdır ancak bağlayıcı sonuç üretme kapasitesinden yoksundur. Ortak rapor, somut bir çözüm metni değil, mevcut siyasi pozisyonların sistematik bir envanteridir. Toplumsal beklentiler ve temsil boşlukları kritik bir kırılganlık alanı oluşturmaktadır.”
Silahın bırakılması barış için gerekli ama yeterli değil
Silahların susmasının barış için gerekli ancak tek başına yeterli olmadığı vurgulanan raporda, kalıcı barışın ivedilikle ve eş zamanlı olarak atılacak şu adımlara bağlı olduğu belirtildi:
“Çerçeve yasa gecikmeden ve bir takvime bağlı olarak çıkarılmalıdır. ‘Önce silahsızlanma mı, önce yasal düzenleme mi?’ kısır döngüsü, Meclis Komisyonu raporunda öngörülen ‘Toplumsal Bütünleşme Yasası’/’Çerçeve Yasa’nın somut bir takvimle TBMM’de ivedilikle ele alınmasıyla aşılmalıdır. Bu yasa; silah bırakanların topluma kazandırılmasını, infaz hukukunda iyileştirmeleri, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının istisnasız uygulanmasını ve terörle mücadele mevzuatının AB standartlarıyla uyumlaştırılmasını kapsamalıdır.”
İHD raporunda süreçle ilgili öneri ve talepler ise şu şekilde sıralandı:
- TBMM’nin merkezi rolü kalıcılaştırılmalı: Meclis Komisyonu deneyimi geçici bir uğrak olmaktan çıkarılıp kalıcı bir demokratik mekanizmaya dönüştürülmeli; yürütme bünyesinde bir koordinasyon yapısı kurulmalı; silahsızlanan PKK üyelerinin siyasi, hukuki ve toplumsal alana entegrasyonunu yönetecek bir yapılanma oluşturulmalıdır.
- Demokratikleşme reformları sürecin ayrılmaz bileşeni olarak ele alınmalı: Kayyım uygulamasına son verilmeli ve seçilmiş yerel yöneticiler görevlerine iade edilmeli; Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekinceler kaldırılmalı; ifade ve basın özgürlüğü önündeki engeller giderilmeli; anadilde eğitim ve kültürel haklar anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
- Temiz siyaset, iktidar–muhalefet ayrımı yapılmadan yürütülmeli: Ana muhalefet partisine yönelik yargı operasyonlarına son verilmeli; yolsuzlukla mücadele için tüm parti gruplarının eşit temsil edildiği bir Meclis araştırma komisyonu kurulmalı; soruşturmalarda tutuksuz yargılama esas alınmalıdır.
- Geçiş dönemi adaleti mekanizmaları kurulmalı: Kayıp yakınlarının akıbetinin aydınlatılması ve faili meçhul vakaların soruşturulması için bağımsız bir hakikat ve adalet mekanizması kurulmalı; köy koruculuğu sistemi kaldırılmalı ve bu statüdeki kişiler için yeniden konumlandırma programı uygulanmalıdır.
- Bağımsız izleme heyetlerine resmî zemin tanınmalı: Sivil toplumun ve bağımsız uzmanların katılımına açık bir izleme mekanizması resmî olarak tanınmalı ve düzenli raporlar yayımlanmalıdır; bu adım tarafların birbirine olan güvensizliğini aşmada destekleyici bir rol görecektir.
- Bölgesel ve uluslararası boyut sürecin parçası olarak yönetilmeli: Suriye’deki gelişmeler dengeli bir yaklaşımla takip edilmeli; 30 Ocak 2026 Anlaşması desteklenmeli; AB, BM ve Avrupa Konseyi’nin desteği sürecin uluslararası meşruiyetini güçlendiren bir unsur olarak görülmelidir.
İHD raporunun sonuç bölümünde; Türkiye’nin, kırk yılın en önemli barış fırsatıyla karşı karşıya olduğu, ancak bu fırsatın kalıcı bir toplumsal barışa dönüşmesinin yalnızca silahların susmasına değil; demokratik kurumların güçlenmesine, hukukun üstünlüğüne, geçmişle adil bir yüzleşmeye ve toplumun tüm kesimlerinin sürece etkin katılımına bağlı olduğu vurgulandı. Raporda, “Meclis’in tatile girmeden çerçeve yasayı çıkarıp çıkarmaması ve çıkarılacak yasanın uygulanma kabiliyeti, bu fırsatın heba olup olmayacağını belirleyecek esas sınav anıdır” denildi.






