DİYARBAKIR (Medyascope) – İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Diyarbakır’daki Türkçe-Kürtçe yön levhalarını Anayasa’ya aykırı bularak valiliği müdahaleye çağırdı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise ismini anmadan yaptığı paylaşımda konuya ilişkin görüşlerini aktardı. Bucak, “Diller yaşarsa halklar yaşar, halklar eşit ve özgür yaşarsa barış kalıcı olur” dedi.

İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, sosyal medya hesabından Diyarbakır’daki Türkçe-Kürtçe yön levhalarına ilişkin bir paylaşım yaptı.
Türkeş Taş paylaşımında, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dilinin Türkçe olduğunu belirtti ve karayollarına ait tabelalarda Türkçe dışında başka bir dil kullanılamayacağını savundu. Türkeş Taş, “Diyarbakır Valisi bu fiilî duruma derhal müdahale etmeli ve devlet otoritesini sağlamalıdır” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî dili TÜRKÇEdir.
— Dr. Ayyüce Türkeş Taş (@ayyuceturkestas) September 9, 2026
Karayollarına ait tabelalarda TÜRKÇE dışında hiçbir dil kullanılamaz!
Bu yapılan, Anayasa'ya aykırıdır ve fiilî olarak "Burası özerktir, yönetimi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile belirlenemez" şeklinde devlete meydan okumaktır.… https://t.co/zZ1IqreBap
Bucak dili “bir halkın hafızası” olarak tanımladı
Serra Bucak, paylaşımında bir şehrin dilinin yalnızca kelimelerden ibaret olmadığını belirtti. Bucak, “O dil, bir halkın hafızası, annesinin ninnisi, çocuğunun ilk sözü, sokağının sesi, geçmişten geleceğe uzanan yaşam damarlarıdır” dedi.
Bu coğrafya için “anadil” kadar “dillerimiz” demenin de doğru olduğunu belirten Bucak, şöyle devam etti:
“Burası, Süryaninin Mardin sokaklarında Süryanice, Arap’ın Arapça konuştuğu Dersim’de, Diyarbakır’da Zazacanın kulaklara değdiği bir coğrafyadır.”
Bucak, bu dillerin bölge için bir eksiklik olmadığını vurgulayarak, “Bu diller burada dün ortaya çıkmadı. Binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyor, bu toprakların hafızasını ve ruhunu taşıyor” dedi.
Bir şehrin dili, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. O dil, bir halkın hafızasıdır; annesinin ninnisi, çocuğunun ilk sözü, sokağının sesi, geçmişten geleceğe uzanan yaşam damarlarıdır. İnsan, daha anne karnındayken kendi dilinin ezgisiyle buluşur. Bu nedenle söz konusu bizim…
— Serra Bucak (@serrabucak) September 10, 2026
“Türkçenin varlığı diğer dilleri yok saymayı gerektirmez”
Bucak, Türkiye’nin resmi dilinin Türkçe olduğunun kendilerine yüz yıldır söylendiğini hatırlattı, “Ancak Türkçenin varlığı, bu topraklarda konuşulan diğer dillerin yok sayılmasını gerektirmez” dedi.
Bucak, “Bir dili yaşatmak, başka bir dili yok etmek değildir. Bir dili özgürleştirmek, diğerine düşmanlık değildir” diye yazdı.
Ayrıca Bucak, “Asıl ayrımcılık, bu toprakların dillerinden birini makbul sayıp diğerlerini susturmaktır. Biz, yüz yıldır inkâr ve asimilasyona mahkûm edilmeyi kabul etmedik, etmiyoruz” dedi.
Bucak paylaşımını barış vurgusuyla tamamladı
Bucak, barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini belirterek, “Barış; birbirinin varlığını kabul etmek, birbirinin acısını duymak, birbirinin kültürüne, kimliğine ve diline saygı göstermektir” dedi ve paylaşımını şu sözlerle tamamladı:
“Diller yaşarsa halklar yaşar, halklar eşit ve özgür yaşarsa barış kalıcı olur.”








