HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: “Bu iktidar, eğer darbeci bir girişimle hesaplaşma konusunda samimi ise yapacağı ilk iş kendi icraatlarıyla yüzleşmektir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısı bugün (6 Nisan) yapıldı. Salgın nedeniyle toplantıya sınırlı sayıda kişi katıldı. HDP grubu adına HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. Ağırlıklı olarak ekonomiden bahseden ve hükümeti eleştiren Sancar’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

“Meclis’ten geçen yasa, darbeci zihniyetin ürünü, toplumla mücadele yasasıdır”

İlk olarak geçen hafta TBMM Genel Kurulu’nda muhalefetin oylarıyla reddedilen ancak daha sonra tekrarlanarak kabul edilen “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi”ni değerlendiren Mithat Sancar, bu yasanın bir fişleme yasası olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Geçen yasa olağanüstü hali kalıcı kılma çabasıdır. Darbeci zihniyetin ürünü, 28 Şubat’ın devamı, toplumla mücadele yasasıdır. Bu ülkenin yurttaşlarını tehlike olarak gören ve hemen her alanı güvenlik zinciriyle kuşatmaya çalışan bir zihniyet var. İşsizliğe yoksulluğa çare aramazlar, tek bildikleri güvenlikçi yasalarla ve polis uygulamalarıyla yargı operasyonuyla halkı sindirmeye çalışmaktır. Bu fişleme yasası yoksulları susturmak içindir. Eğer yoksullukla mücadele etmezseniz yoksullarla mücadele edersiniz.”

“Ömer Faruk Gergerlioğlu HDP’nin mücadelesinin sembollerinden biridir”

Yargıtay’ın onadığı hapis cezası sonrasında milletvekilliği düşürüldükten sonra 2 Nisan Cuma akşamı evinde tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne götürülen eski HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu için “Bu halkın vicdanıdır, HDP’nin mücadelesinin sembollerinden biridir” diyen Sancar, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) için yaptığı kapatılma çağrısını da şöyle eleştirdi: “İktidarın küçük ortağı artık yargıya talimat vermeyi bıraktı, AYM’yi açıkça tehdit etmeye başladı. Bu faşist bir zihniyettir. Ülkeye giydirmeye çalıştıkları sistem de faşizmdir. Buna geçit vermeyecek olan da halkların mücadelesidir.”

“Yurttaş kavramı ortadan kaldırıldı, toplum teba yığını olarak görülüyor”

Sözlerini ekonomide yaşanan sıkıntılardan bahsederek sürdüren Sancar, “Ekonomide bir çöküş yaşanıyor. Kriz demek bunu biraz fazla basitleştirebilir. Çöken ekonominin altında kalanlar yoksul emekçi halklarımızdır. Kriz kelimesi, herkesi eşit vuruyor gibi bir anlam oluşturabilir. Ekonomik çöküşün faturasını yoksullara, işsizlere, kadınlara, gençlere çıkarmaya çalışıyor. Tablonun diğer tarafında ise yandaş sermayenin nasıl büyüdüğünü görürsünüz. Bu sistemde bu kadar yolsuzluk ve talan nasıl olabiliyor? Çünkü denetim yok. Çünkü yurttaş kavramını ortadan kaldırdılar. Toplumu teba yığını olarak görüyor. Hiçbir şeffaflık yok” diye konuştu.

“Sağlık sistemi de bir müşteri sistemine dönüştürülmüştür”

Sancar sözlerine şöyle devam etti: “Aynı tabloyu salgında da yaşıyoruz. Sağlık sistemi de bir müşteri sistemine dönüştürülmüştür. Bir rant sisteminin güçlü bir halkası haline gelmiştir. Halk sağlığını esas alan bir mücadeleyi bu hükümet yürütemez. Kurulan sistem sermayeyi kollayıp rantı gözetiyor. Alınan tedbirlerin hepsi işlerine geldiği gibi. Bunca zamandır söz verip hiçbirini tutmadıkları gibi yeni yalanlarla ortaya çıkıyorlar. Bütün bunların faturası halkın hayat hakkına çıkarılıyor. Bir yandan Aslı Özkısırlar gibi insanlar hastane bulamadıkları için hayatlarını kaybediyorlar. Öte yandan yandaşa, Londra’ya bir ambulans helikopter gönderiliyor. Bu halkın parasıyla yandaşa hizmet ediyorsunuz.”

“Askeri ya da sivil darbelere karşı her zaman en açık tutumu alan bir siyasi geleneğe sahibiz”

Emekli amirallerin Montrö Sözleşmesi ve tekkede görüntülenen muvazzaf denizciler hakkında yaptığı açıklamaya da değinen Sancar, bunu fırsata çevirerek bir mağduriyet edebiyatı üreten iktidarın son yıllarda özellikle demokratik alana “darbe” yaptığını öne sürdü: “İktidar kaybettiğini biliyor. Halkın iradesini tanımayan bir iktidar toplumun rızasını kaybettikçe zulme ve zorbalığa yönelir. İktidar her zaman yaptığı gibi fırsatları büyük bir kurnazlıkla değerlendiriyor. Emekli amirallerin yayınladığı bir bildiri var. İktidar büyük bir fırsatçılıkla bu bildiriden darbe tehdidi üreterek mağduriyet edebiyatına sarıldı. Askeri ya da sivil darbelere karşı her zaman en açık tutumu alan bir siyasi geleneğe sahibiz. Tüm sorunların çözüm yolu demokratik siyasettir.

“Bu iktidar, eğer darbeci bir girişimle hesaplaşma konusunda samimi ise yapacağı ilk iş kendi icraatlarıyla yüzleşmektir”

Eş genel başkanlarımızdan belediye eşbaşkanlarımıza kadar yüzlerce arkadaşımızın haksız yere tutuklanmasının adı darbe değil midir? Milyonlarca oy alan partimiz hakkında kapatma davası açtırmak demokratik siyasete bir darbe girişimi değil midir? 15 Temmuz sonrası OHAL ilan ederek yüz binlerce kamu çalışanını KHK ile işten atmak darbeci bir uygulama değil midir? İstanbul Sözleşmesi’ni tek taraflı bir tasarrufla feshetmek kadın kazanımlarına karşı darbe değil midir? Bu iktidarın darbeci anlayışla herhangi bir sorunu yok. Bu iktidar, eğer darbeci bir girişimle hesaplaşma konusunda samimi ise yapacağı ilk iş kendi icraatlarıyla yüzleşmektir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus