Türk Tabipleri Birliği’nden hükümete çağrı: “Avrupa’da vaka sayısının en yüksek olduğu ülkeyiz, yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi sosyal cinayettir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de koronavirüs salgını etkisini artırırken Türk Tabipleri Birliği (TTB), “İktidara uyarımız, topluma çağrımızdır” başlıklı bir basın toplantısı düzenleyerek hükümeti harekete geçmeye çağırdı. Salgına karşı alınması gereken önlemlerin sıralandığı açıklamada, “Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, sosyal cinayettir” denildi.

Koronavirüs salgınıyla ilgili Sağlık Bakanlığı’na ve hükümete yaptıkları çağrı ve açıklamalardan oluşan 50 metrelik bir belgeyi göstererek sözlerine başlayan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “İktidar bu uyarılarımızı asla hayata geçirmedi. Bunlar toplumu yok saymanın belgesidir” dedi. Basın açıklamasını TTB 2. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten ve TTB Merkez Konseyi Üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu okudu. 

Avrupa’da yeni vaka bildiriminin en yüksek olduğu ülkeyiz”

Hükümetin koronavirüs ile mücadele kapsamında aldığı normalleşme kararının eleştirildiği TTB açıklamasında şöyle denildi: “Kontrollü normalleşme kararlarının açıklanıp, uygulanmaya başlanmasından bugüne 38 gün geçti. Bu adımlar atılmadan önce koronavirüs hastalığında resmi sayılara göre, günlük vaka sayısı sekiz binlerin ve hastalığa bağlı ölüm sayısı 65’lerin altındaydı. TTB olarak ‘Normalleşme’ başlığı altında atılacak adımların bilimsel olmadığı konusunda uyarmıştık ama ne yazık ki uyarılarımız yine dinlenmedi. Hatırlatıyoruz, öngörülen her şey önlenebilirdi. Hastaların, Sağlık Bakanlığı’nın verdiği sayılara göre, 55 bini aştığını ve ölüm sayılarının 250’nin üzerine çıktığını görmekten üzüntü duyuyoruz. Bu sayılarla, Avrupa’da yeni vaka bildiriminin en yüksek olduğu ülkeyiz.”  

“Hastane doluluk oranları alarm veriyor”

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre, dün (8 Nisan) 55 bin 941 yeni vaka tespit edildi. 258 kişi ise koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Vakalardaki artışa dikkat çekilen açıklamada, salgınla mücadelede yaşanan eksiklikler şöyle sıralandı: “Salgınla mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerini görmezden gelen iktidar nedeniyle ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin de kapasitesi aşılmak üzeredir. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Samsun gibi illerimizde hastane doluluk oranları alarm vermektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 420 binin üstünde yurttaşımız koronavirüs hastasıdır. Üstelik bu sayılar henüz bilimsel standartlara dahi uydurulamamış filyasyon verileridir. Türkiye’de bilimsel anlamda filyasyon hiç yapılmamıştır. Hasta ve temaslı takibinde de her gün çok ciddi aksaklıklar iletilmektedir.”  

“Salgındaki başarısızlığın nedeni sorumluluklarından vazgeçmiş yönetim tarzıdır”

TTB yaptığı açıklamada hükümeti şu sözlerle eleştirdi: “Salgınla mücadelenin başarısız olmasının nedeni, bilimsel önerilerin dinlenmemesi ve ticari-siyasi önceliklerin gözetilerek, şeffaf olmayan bir şekilde sağlık yönetimsizliğinin sergilenmesidir. Yani başarısızlığın asıl nedeni topluma karşı görevlerini terk etmiş, sorumluluklarından çoktan vazgeçmiş yönetim tarzıdır. Tüm başarılı dünya örneklerinde sağlık emek örgütleri ve toplum, salgınla mücadelenin aktif bileşenidir. Mevcut iktidar, salgınla mücadelede büyük katkılar sunabilecek meslek örgütleri, sendikalar, toplum temsilcilerini neden dahil etmediğini kamuoyuna açıklamak zorundadır. Salgınla mücadelede bütünle koordineli yereller önemlidir. Ancak İl Hıfzıssıhha Kurulları karar almak bir yana merkezden gelen bilimsellikten uzak kararları, yerellerde meşrulaştıran yapılar halini almıştır. Sağlık çalışanlarının sahadan gözlemleri kararlara yansıtılmamakta, salgındaki yönetimsizliğin-kötü yönetimin üzeri örtülmektedir.”

“İktidar kendi yaşam biçimini topluma dayatıyor”

Hükümetin ramazan ayından önce gerekli önlemleri almadığını belirten TTB, “İktidar, önlemleri göstermelik aldığını virüsle adeta randevulaşacak kadar ileriye taşımıştır. 1 Mart’a açılma randevusu verip, ‘Ramazan ayına kadar herhangi bir önlem almayacağım’ demek, bilimsel değil algısal bir tutumdur. Beklediğimiz sürede, fazladan kaybettiğimiz her canımızın sorumlusu bu kararı alanlardır. Bu tutum, kendi yaşam biçimlerinin topluma dayatılmasıdır” dedi.

“Toplumun yüzde 10’u bile aşılanmadı”

TTB’nin açıklamasında hükümetin aşılama sürecindeki yavaşlığı da şöyle eleştirildi: “14 Ocak 2021 tarihinden bu yana 11 hafta geçmiştir ve iki doz aşı olanlar toplumun yüzde 10’una dahi ulaşmamıştır. İki doz aşı olanların sekiz milyona ulaşmayan sayısı ile bilimsel olarak, Türkiye’de bağışıklık sağlanabilmesi için altı ayda 120 milyon doz aşı gerekliliğinin yanından bile geçilememektedir ve halen bir aşı programı açıklanamamıştır.”

“Toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla yeni bir sağlık sistemi kurulmalı”

TTB tarafından “İktidarı bir kere daha uyarıyoruz” denilerek yapılan açıklamada hükümetin atması gereken adımlar madde madde şöyle sıralandı:

  1. Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli, sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır.

2. Salgın ile mücadele, derhal geniş katılımlı yerel salgın kurullarına devredilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ile meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.

3. Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına hızla başlanıp salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.

4. Çalışanlar sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan alışveriş merkezi, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün tercihen 28 gün, zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada ve işyerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.

5. Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.

6. Aşılamada hedef toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama, salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır.

7. Sağlık çalışanlarının mevcut salgının yükü yetmezmiş gibi iktidarın vurdumduymazlığıyla daha da tükendiği görülmelidir. Koronavirüsün meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması halen bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Halen atanmayı bekleyen ve KHK ile gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş tüm sağlık çalışanları hızla salgınla mücadelede yerlerini almalıdır. Sağlık çalışanları artık dinlenebilmelidir.

8. Kapatılmış olan Hıfzıssıhha Enstitüsü gibi yapılarımızın ne kadar gerekli olduğu şimdi bir kez daha anlaşılmıştır. Artık sağlıkta birilerini zengin edecek değil toplumun ihtiyaçlarına yönelik adımlar atılmalı, aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır. Küresel sorunda çözümün de küresel olduğu kabul edilmelidir. Kimseyi geride ve yalnız bırakmayan uluslararası koordinasyon acilen kurulmalıdır.

TTB tarafından yapılan açıklamada bilim insanları ve topluma da şu çağrılarda bulunuldu:

Bilim insanları yayın üretme konusunda bakanlığın çizdiği çerçevenin dışına çıkmalıdır”

“Bilim insanlarına çağrımızdır: Verilerin kamuoyu ile paylaşılmadığı, bağımsız bilimsel çalışmaların engellendiği şartlarda sınırlı sayıda da olsa eldeki mevcut verileri ile ülkenin, bölgelerin, risk gruplarının özgün durumlarının gösterilmesi gerekir. Bilim insanları yayın üretme konusunda bakanlığın çizdiği çerçevenin dışına çıkmalıdır, TTB bilimsel sorumluluğu almaya hazırdır.”

“Temel gıda, su, ısınma, barınma, temizlik ihtiyaçlarınızın karşılanması salgınla mücadelede iktidarın görevidir”

“Topluma çağrımızdır: Sosyal haklarımızın korunması, temel gıda, su, ısınma, barınma, temizlik ihtiyaçlarınızın karşılanması salgınla mücadelede iktidarın görevidir. Temiz hava, güneş ve fiziksel hareketliliğinizi sağlayacak alanlar ve düzenlemeler organize etmek yine iktidarın sorumluluğundadır. Ekonomik çıkarlar için sağlığımızı hiçe atarak çalıştırıldığımız işyeri ortamlarına gitmemeyi talep etmek en doğal sağlık hakkı talebimizdir. Hareketliliği azaltıp bulaşı önlememiz için ekonomik destek, zamanında aşılanma, şeffaf bilgi edinme yurttaşlık haklarımızdır. Haklarımızla ruhsal, fiziksel, biyolojik bütünlüğümüz yani sağlığımız için çalışmak, görevi sağlığımızı korumak olan ilgili bakanlıkların ve iktidarın tartışılmaz sorumluluğudur. Hak taleplerimizi yükseltmenin, yaşam hakkımızı daha güçlü savunmanın en gerekli olduğu zamanlardayız. Toplumun yaşam hakkının dahi elinden alındığı bu dönemde, tüm demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere, toplum temsilcilerine bu talebi birlikte yükseltelim çağrısında bulunuyoruz. Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, sosyal cinayettir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus