Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, koronavirüs vaka sayılarındaki artışı değerlendirdi: “Şu anda Türkiye’de 5 milyon civarında virüs bulaştırabilecek insan dolaşıyor, aşı karşıtlığı devam ederse temin etsek bile aşı yapamayız ve vakalar artmaya devam eder”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de son 24 saatte 61 bin 400 yeni vaka belirlendi ve koronavirüse yakalanan 297 kişi yaşamını yitirdi. Toplam vaka sayısı ise 4 milyonu geçti. Türkiye’de aşılama devam ederken Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan (ABD) ilaç firması Pfizer, koronavirüs aşılarını yaptıran kişilerin en geç 12 ay içinde üçüncü doz aşıya ihtiyaç duyabileceklerini duyurdu. Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, vaka sayısındaki son durumu ve aşılama ile ilgili gelişmeleri Medyascope muhabiri Zeynep Timurlenk Pozut’a değerlendirdi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, vaka sayılarını günlük olarak değerlendirmenin yanlış olduğunu belirterek “Olaylara günlük bakmak yanlış çünkü önemli olan iki haftalık bloklar halinde değerlendirmek. Artış dalgalanarak gider, bir güne bakarak yorumlamak yanlış. Alınan önlemlerin bir etkisi olacaksa bunu 10-14 gün sonra görürüz” dedi.

Ceyhan, salgını bitirmek için gerekli olan şeylerin üç başlıkta toplanabileceğini şu sözlerle açıkladı:

“Bir bireysel önlemler, iki devletin aldığı önlemler, üç aşılama. Devletin aldığı önlemler şu anda işin özüne dokunan önlemler değil. Biz üç önemli bulaş kaynağı olduğunu söylüyoruz. Bunlar ev içi ortamı, ofis ortamı ve toplu taşıma. Bu alınan önlemlerden hiçbiri toplu taşımadaki, işyerindeki bulaşı önleyebilecek önlemler değil. Restoranlar, kafeler en çok bulaşın olduğu yerler değil. Dolayısıyla etrafında dolaşıyoruz. Biz bir defa vaka sayılarını azaltabildik, o da 5 bin 300 olan vaka sayısını o zamanki önlemlerle bine indirebildik, daha aşağıya da inmedi zaten. O zamanki önlemleri düşünün, sokağa çıkma yasağı vardı ama şimdi anlıyoruz ki bu belli bir yaş grubuna uygulanan sokağa çıkma yasaklarının aslında faydası değil zararı olabilir. Diyelim ki dört kişilik bir aile, ‘Evden çıkmayın’ diyorsunuz ama o evden biri evi geçindirmek için dışarıya çıkmak zorunda. O kişi toplu taşıma aracına biniyor, işyerine gidiyor orada mesafe sağlanmadığı için virüsü alıyor ve eve geliyor. Hafta sonu belki açık havada olsa bulaş riski o kadar yüksek olmayacak ama eve kapanıyor. Zorla eve kapatıp, insanlaı 48 saat kapalı ortamda tutuyorsunuz, aslında bu bulaşı artıran bir şey. Kademeli mesaiye kamu uydu ama özel sektör uymadı. Zorunlu olmalı, özel sektörün de kademeli mesaiye geçmesini sağlamalıyız. Evde yapılabilecek işlerin işyerinde yapılması yasaklanmalı. Bunlar uygulanmadığı sürece sizin günlük 60 bini geçen vaka sayınız düşmez. Bu noktada önemli olan günlük vaka sayısı değil aktif vaka sayısı, bu sayı dün 516 bindi. Bunun en az 10 katı kadar virüs taşıyan kişi olduğunu hesaplayalım. Çünkü belirtisiz olanlara tarama testi yapılmıyor. Demek ki şu anda Türkiye’de 5 milyon civarında virüs bulaştırabilecek insan dolaşıyor. Toplu taşımaya biniyor, işe gidiyor.”

“Vaka sayısı 10 bine düştüğünde önlemleri kaldırmasaydık bu duruma gelmeyecektik”

Prof. Dr. Ceyhan, önceki salgın tedbirlerinin erken kaldırıldığını vurgulayarak, “Salgını durdurmak kolay bir iş değil. Biz vaka sayısı 15 binden 10 bine düştüğünde önlemleri kaldırmasaydık bu duruma gelmeyecektik. Durduk yere fazladan on binlerce hastamız oldu, binlerce ölüm oldu. Virüs şakaya gelmez, mücadeleyi bıraktığınız anda vaka artışı olarak çıkar ortaya” dedi.

“Toplumun ancak yüzde 70-75’ini aşıladığınız zaman vaka sayıları azalmaya başlıyor”

Mehmet Ceyhan, vaka sayılarının azalması için halkın en az yüzde 70-75’inin aşılanması gerektiğine dikkat çekti. Ceyhan, şöyle konuştu: “Maalesef bazı idarecilerde de kurullarda da şöyle bir yanlış algı var, sanıyorlar ki yüzde 30 aşılama yaparsak vaka sayısı da yüzde 30 azalacak. Yüzde 30 aşılama yaptığınızda eğer tedbirleri iyi almamışsanız vakalar artmaya devam eder. Toplumun ancak yüzde 70-75’ini aşıladığınız zaman vaka sayıları azalmaya başlıyor. Aşıda o hedefe görünen o ki sonbaharda ancak ulaşılacak ya da önümüzdeki yıla sarkacak. O yüzden bireysel tedbirlerle, devletin alacağı önlemler dışında mücadele edecek başka bir silah yok.”

“Koronavirüs de grip gibi toplumda yaşamaya devam ederse o zaman üçüncü doz aşı gerekecek

CNBC televizyonuna konuşan ABD’li ilaç firması Pfizer CEO’su Albert Bourla, “Muhtemel bir senaryoya göre, altı ile 12 ay arasında üçüncü bir doza ihtiyaç duyulacak ve insanların her yıl yeniden aşı olması gerekecek. Yeni virüs çeşitlerinin görülmesi bu kararı almada önemli bir rol oynayacak” demişti. Prof. Dr. Mehmet Ceyhan şirketin bu açıklamasını şöyle değerlendirdi:

“Antikor hangi düzeyde ise koruyucu, hangi düzeyde ise koruyucu değil henüz bilemiyoruz. Biz de mesela bir araştırma yaptık, bir dergide de kabul edildi. Çocuklara baktık, gerçekten hastalığı geçirenlerde de antikorlar altı ayda falan ciddi şekilde azalıyor. Ama bu ne zaman koruyucu düzeyin altına iner kimse bilemiyor. Aşılananlarda da antikor düzeyinin giderek azaldığı gösterildi. ‘Salgın devam ederse belki bir doz daha yaparak antikor düzeyini yükseltmek gerekebilir’ demek istiyorlar ama bunun bir çalışma ile desteklenmesi lazım. Çalışmalar da yeni yapılıyor çünkü aşılananların altı aylık süresi ancak yeni doldu ama biz de öyle düşünüyoruz. Eğer salgın devam ederse, koronavirüs de grip gibi toplumda yaşamaya devam ederse o zaman belki üçüncü bir doz gerekecek.”

“Aşı karşıtlığı oldukça aşıyı temin etsek bile vakalar artmaya devam eder”

Aşı karşıtlığının vaka artışına neden olacağına dikkat çeken Mehmet Ceyhan, “Şu anda üçüncü dozu bırakın, ilk iki dozda bile hem aşı temini sıkıntısı var hem de biz 65 yaş üzerini yüzde 75, sağlık çalışanlarını da yüzde 81 aşıladık. Yaş aşağılara indikçe aşı kararsızlığı artıyor. Devletin çok ciddi tedbirler alması lazım. Çok erkenden bununla ilgili çalışmalara başlanması gerekirdi. Birkaç söylem var ama bunlar topluma etki etmez. Ben 10 yıldır aşı kararsızlığı ile mücadele ediyorum. Birkaç kişinin çıkıp ‘Aşı olun’ demesiyle halk aşı yaptırmaz. Toplum ve kanaat önderlerinin, tanınmış kişilerin basın önünde aşılanması lazım, basılı materyaller lazım, kafalarındaki soruları aydınlatacak basılı materyaller lazım. Yoksa biz aşıyı temin etsek bile istediğimiz düzeyde aşı yapamayız ve vakalar artmaya devam eder” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus