TTB’den açıklama: “Filyasyonda bilimsel algoritmalar uygulanmalı, temaslılara test yapılmalı, testi negatif olanlara ilaç bırakılmamalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, “Etkili Filyasyon Olmadan Salgın Kontrol Altına Alınamaz” başlıklı bir açıklama yaptı. Etkili bir filyasyon çalışması yapılmadığı sürece salgının kontrol altına alınabilmesinin mümkün olmadığı belirtilen açıklamada, “Bugünün geleceği Mart 2020’den belliydi” denildi.

“Sayısız kere uyardık, hâlâ etkili bir filyasyon yapılamıyor”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi tarafından yapılan açıklamada, “Dünyada ilk vaka görüldüğünde ülkeler arası geçişlerde önlem alınıp şüpheli temaslılara karantina uygulansaydı ve Türkiye’de ilk vaka tespit edildiğinde o vakanın izolasyonu yapılsaydı, bugünkü ölüm ve hastalık sayılarını görmeyecektik. Ne yazık ki bunun yerine ilk vakanın gizlendiği, ülkeler arası kontrollerin sağlanmadığı bir salgın başlangıcı yaşadık” denildi.

Farklı şehirlerdeki filyasyon ekiplerinde görev alan sağlıkçıların anlattıklarına da yer verilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bugünün geleceği Mart 2020’den belliydi. Öngörmek için kâhin olmaya da gerek yoktu. Türk Tabipleri Birliği olarak sayısız kere uyardık. Salgın yönetiminin birinci aşaması aktif sürveyans sisteminin kurulması ve sistematik bir biçimde filyasyon (bilinen hastalarla temaslılarını bulma) uygulanmasıdır.

Ülkemizde uygulanan yanlış salgın politikalarının sonuçlarını filyasyonda da görüyoruz. Filyasyonu öncelemeyen ve filyasyon yönteminin neden ve nasıl yapılması gerektiğinin önemini topluma aktarmayan, topluma karşı şeffaf olmayan, toplumu salgın yönetimine dahil etmeyen yönetim anlayışı bugün yurttaşlar arasında filyasyona güvensizliği de doğurmuştur. Bir yılı geride bırakmamıza rağmen hâlâ etkili bir filyasyon yapılamadığını çalışmalara katılan sağlık çalışanlarının aktarımlarından da görüyoruz.

Filyasyonda bilimsel algoritmalar uygulanmalı, tüm temaslılara test yapılmalı, testi negatif olanlara ilaç bırakılmamalıdır. Standart bir filyasyon uygulanmaması, iller, ilçeler arası uygulama farklılıkları kime test yapılacağı, kime ilaç bırakılacağı gibi cevapsız sorular toplumun filyasyon çalışmasına güvenini azaltıyor. Filyasyonda çalışan sağlık çalışanlarında kafa karışıklığına neden oluyor.”

Bu hususta sağlık çalışanlarının aktarımları şöyle:

Mardin: Şikayetleri olanlardan numune alınırken kronik hastalığı olan ve yaşlı kişilerden şikâyeti olmasa da numune alınıyor. Ancak özellikle okulların kapalı olduğu dönemlerde çocuklar için filyasyon ekiplerinin numune almaktaki isteksizliği aşikâr.

Elazığ: Doğrudan Favipravir ve Klorokin ilaçları veriliyor, şikâyeti olmayan yakın temaslıdan örnek alınmıyor.

Denizli: Ev halkıyla izolasyon öneriyoruz. Hane içinde temaslı olup belirti göstermeyene de ilaç veriliyor. Temaslı olup hane dışında olanlara ilaç verilmeyerek beş ila yedi gün içinde test yapılıyor.

Adana: Semptom olmasa bile yakın temaslılara ilaç bırakıldı ve test sonucunu beklemesi istendi. Her hastaya ikili ilaca mutlaka başlanması söylendi.

İzmir: Hastayı kontrole gidiyoruz evde yok, ‘Neredesin?’ diye arıyoruz, ‘Takside çalışıyorum’ diyor. ‘Ceza yazacağız, evden çıkma’ diyoruz, ‘İstersen haciz yap ne alabilirsin ki?’ diyor.

Tekirdağ: Temaslı bildirimi beyana göre işliyor. Doğruluğunu tespit etmek bizim açımızdan mümkün değil, sorgulayıp tartıştığımız durumlarda da sorun yaşayabiliyoruz. Aynı anda hekim, kurye, savcı, polis olamayız.

Mardin: Klorokinden kaynaklı direnç o kadar fazla ki her iki ilaç gösterilerek, ‘Bak senin yan etkilerinin fazla olduğunu duyduğun sıtma ilacı bu. Bunu sana vermeyeceğiz zaten ama diğerini kullanmanda sıkıntı yok’ diyerek Faviripavirin kullanılması sağlanıyor.

Ankara-Keçiören: Bakanlık algoritması uygulanıyor. Klorokin veriliyor ancak günlük bin hastadan en fazla dört-beş kişi bunu kullanıyor. Ekipler de alınması yönünde ısrarcı değil. Semptomlu temaslılara ve pozitiflilere ilaç veriliyor.

Elazığ: Annem pozitif çıktı, babamın şikâyeti olduğunu biliyordum ancak ekiplere söylememişti. Nedeni ise ‘Pozitif çıkarsam aşı sıram geldiğinde aşı olamam, sonrasında da aşı kalmaz’ düşüncesiydi. İktidara güvenmiyor çünkü ‘Ekonomi kötü, aşı getiremezler’ diyor.

İstanbul’dan diş hekimi: Sabah 8.30’da başlıyor mesaimiz, 22.30-23.00 gibi bitiyor o günkü yoğunluğa göre.

Ankara’dan diş hekimi: Günlük iki vardiya halinde çalışıyoruz. Hafta sonu ve resmî tatiller dahil çalışmaktayız. Gece mesaimiz 23.00’te bitiyor görünmesine rağmen ilaç başlanması gereken pozitif hasta sayısı çok fazla olduğu için mesai saatleri uzuyor.

Tekirdağ’dan diş hekimi: Görevlendirme başlangıç tarihinden bir-iki gece önce isimlerimiz WhatsApp grubunda paylaşıldı. Birkaç gün sonra tebliğ edilen belgede İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne belli bir süreliğine görevlendirildiğimiz yazılıydı.

Ankara: Kısaca yapılacak iş için bilgilendirme yapıldı. Daha sonra ekip çalışmasında, pratikte öğrendik.

Adana: Eğitim sadece bir dakika sürdü, eğitim denilemez sadece programın telefona kurulumu anlatıldı. Saha ile ilgili tüm sorulara, ‘Sahada öğreneceksiniz’ denildi. Günlük 12 saat çalıştığımız oldu, gece çalışmalarımız da oluyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus