İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı Resmi Gazete’de: Sözleşmenin sona erme tarihi 1 Temmuz 2021

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla feshedildiği duyurulan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bir Cumhurbaşkanlığı kararı daha yayımlandı ve sözleşmenin sona erme tarihi 1 Temmuz 2021 olarak açıklandı.

Resmi Gazete’de İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararı daha yayımlandı. Türkiye’nin 11 Mayıs 2011 tarihinde ilk imzacısı olduğu, kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Sözleşmesi” ile ilgili yayımlanan 3928 numaralı Cumhurbaşkanı Kararı’nda şöyle denildi

“19.03.2021 tarihli ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilen, ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından sona erme tarihinin 1.7.2021 olarak tespit edilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.”

“Sözleşmenin tarafıyız, 1 Temmuz’a kadar sözleşmeyi uygulama zorunluluğumuz var”

İstanbul Sözleşmesi’nde doğru bilinen yanlışları, sözleşmenin feshedilmesini, sözleşmeden çekilmenin hukuki boyutunu ve kadına şiddetin önlenmesinde iç hukukun yeterli olup olmayacağını konularını ele aldığımız 31 Mart tarihli Medyascope yayınında hukukçu Nesibe Kırış“Biz şu an sözleşmenin tarafıyız, 1 Temmuz’a kadar sözleşmeyi uygulama zorunluluğumuz var” demişti.

Ne olmuştu? 

Türkiye, 11 Mayıs 2011 tarihinde ilk imzacısı olduğu, kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Sözleşmesi”nden 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece çekildi. Resmi Gazete’de gece saatlerinde yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Sözleşmesi” Türkiye bakımından feshedildi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasını taşıdığı Cumhurbaşkanı kararında şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.”

İstanbul Sözleşmesi kadınlar ve LGBT+’lar için neden önemli?

İstanbul Sözleşmesi, erkek şiddetine maruz bırakılan kadınların korunması konusunda bağlayıcılığı olan uluslararası ilk sözleşme niteliğinde. İstanbul Sözleşmesi, fiziksel şiddet, taciz, tecavüz, zorla evlendirme, psikolojik şiddet, kadın sünneti, kürtaja zorlama gibi cinsel şiddetin her türüne yaptırım öngörüyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli bir adım olan sözleşme, Türkiye’deki ve dünyadaki kadın hareketlerinin önemli bir kazanımı. Birinci maddesi, İstanbul Sözleşmesi’nin amacını şöyle tanımlıyor:

  • Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak.
  • Sözleşme, kadına kadın olduğu için ayrımcılık yapılmasını engelliyor ve kadın, erkek, çocuk, engelli, mülteci, LGBTİ+ bütün bireyleri ev içi şiddetten koruyor.
  • Sözleşme, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını tanımlayan ilk bağlayıcı metin olma özelliği taşıması açısından da önemli. Erkek şiddetine karşı yerel, ulusal ve küresel mücadelede de kritik önemde. 
  • Erkek şiddeti mağdurlarına, psikolojik ve hukuki danışmanlık sağlanması ve yeterli sayıda sığınma evi tahsis edilmesi sözleşmenin koruma maddeleri arasında.
  • Yargılamada, kadına yönelik şiddetin suç sayılması ve gerekli cezaların verilmesinin sağlanması da sözleşmeyle öngörülüyor. Sözleşme; kadına yönelik şiddette gelenek, töre, din ya da “namus” gerekçelerini de yaptırıma tabi tutuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus