Berin Sönmez yazdı: İki röportaj çoklu deşifre

CHP hakkında mutlak butlan kararı çıktığında Acıpayam’a varmak üzereydim. Bayramı memleketimde ablamla geçirmek niyetiyle başladığım yolculuk bitmeden bayramın tadı tuzu kaçtı. Soluğu İlçe başkanlığında alınca gördüm ki Ankara’da Genel Merkez nöbeti gibi burada da İlçe Başkanlığı nöbeti var. İzlenimlerime yazının sonunda yer vermeyi düşünüyorum.  Ama Pazar günü polis müdahalesini İlçe Başkanı Hazel Hanımın bilgisayarından hep birlikte izlerken yoğun duygusal atmosferi, öfkeyi ve mücadele kararlılığını gözleme imkanım oldu. Özel’e ve İmamoğlu’na destek kararlılığı çok yüksek. Haddimi aşmazsam yazımın sonunda bazı eleştiri ve önerilerim olacak.

Berin Sönmez yazdı: İki röportaj çoklu deşifre

Günlerce yapılacak mı, engellenecek mi sorusuyla kıvrandığımız grup toplantısında şu an kulağım. Özgür Özel bu toplantıda bir kere daha kendini aşıyor. “Bizden birileri değil bir başkaları oturuyor orada. Kaçarken yakalanıp ev hapsi verilen avukat baba ocağımızda oturuyor.” İktidar yürüyüşünde kararlı olması nedeniyle hakkında bir soruşturma isteği daha yapılmış olması onu hiç etkilememiş.

Bizler de şahane gazeteci arkadaşlarımız sayesinde hem CHP Genel Merkezi’nde hem de çifte bayramlaşmada yaşananları bire bir öğrenme fırsatı buluyoruz. Bu vesileyle 5 Haziran duruşmasında İsmail Arı için tahliye ve tüm gazetecilerle birlikte beraat dileklerimi ileteyim. İlçede on güne yakın yaşayınca yerelde halkın yandaş medya manipülasyonlarına maruz kalışına tanıklık etmek gerçek gazeteciliğin kıymetini tekrar vurgulama ihtiyacı uyandırdı. Gerçek gazetecilerden Cansu Çamlıbel’in röportajı ise günlerdir beynimi kemiren sorulara cevap niteliğindeydi. Kılıçdaroğlu ve ekibinin nasıl olup da iktidar yalakalarıyla aynı dili kullandığı meselesi açıklığa kavuşmuş oldu. Devlet aklı saçmalığıyla ikna edilmişler. Bülent Kuşoğlu da hayli övmüş devlet aklı kurgusunu. Yılların bürokratı, siyasetçisi olan insanların, çocuğa söylesen mantıksız bulacağı iddiaya inanmaları ancak inanmak istedikleri için olsa gerek. Devlet için devlet kuran partiyi felç etmeyi seçmektir butlan kararını devlet aklı olarak tanımlamak.

İki röportaj çoklu deşifre
Berin Sönmez yazdı: İki röportaj çoklu deşifre

Hangi devletin aklı?

Yeni ittihatçılık meselesini gündeme getirmesi, bazı şifrelerin çözülmesini sağladığı için önemli elbette. Çoğumuzun bilip, düşünüp ama ispat edilemediği için açıkça yazılamayanları ispat etti. Tom Barrack’ın meşrutiyet önerisi pek hoşuna gitmiş anlaşılan bizim iktidarın. Benimsemiş, sahiplenmiş ve meğer işlemeye de başlamışlar ki butlan bekleyenlere kolayca uyarlamışlar. İttihatçıların üç eğilimi birleştirdiği iddiası Kuşoğlu’nun belirttiği 1918/1919 tarihleri için geçerli olmayan, yanıltıcı tarih bilgisidir. İttihat ve Terakki partisi sadece kuruluş aşamasında ve ilk yıllarında çoğulcu eğilimdeydi. 1913’ten itibaren Türkçülük eğilimi baskın hale geldi. Bülent Kuşoğlu’nun bu bilgisizliği affedilir şey değil ama Tom Barrack’ın etkisi altında kalındığını göstermesi, bu söze önem kazandırıyor. Koloni Valisi edalı, kibir kumkuması Barrack sırf dedesi Ortadoğulu olduğu için coğrafyamıza dair her şeye karar verme hevesinde. Cehaleti paçalarından akanların yaptığı plan, sadece kendi devletinin çıkarı içindir. Üstelik Ön Asya konumundaki Türkiye’yi Ortadoğu olarak tanımlamanın emperyalist emellerle mümkün olabileceği de açıktır. Bir ihtimal Türklerin yüz 107 yıl önce Amerikan mandasını reddedişi ve bağımsız devlet kurma becerisi, Amerika’nın Ortadoğu’da pazar payını ketlediği için olabilir.

Diğer yandan Karadeniz önemli. Amerikan donanmasının dünyada elini kolunu sallayarak giremediği tek deniz çünkü. Hani Rusya için sıcak denizlere inmek ne kadar önemliyse Amerika için de Karadeniz’e çıkmak aynı derecede önemli. Bana göre sözün bu kısmında çözülen şifre bunun yerli bir plan olmadığı.

İktidarın Amerikan aklını sevmesi şaşırtıcı değil, zira Yeni Osmanlıcılık eğilimi ve Cumhuriyet karşıtlığı biliniyor. Kılıçdaroğlu ve ekibini -gerçi Kuşoğlu bir ekip ve hareket olmadığını söylüyor ama…-  kullanışlı bulmaları ilginç. Bana kalsa alsınlar hayrını görsünler diyeceğim ama neyse. Aldığı yüzde 48 oy için büyük başarı derken Kuşoğlu hüsrana uğrayan seçmeni hiç düşünmüyor. Herhalde Erdoğan’ı tekrar seçtirmeyi başarı olarak tanımlıyordur. Ama bu ülkeyi 100 yıl öncesine geri döndürmelerini sessizce izlemeyecek politikacılar var. Ucube sistemde yargının bağımsız olmadığını bilmiyor-  muş gibi yaparak arınma metaforunu kullanmaları da kötücül niyetin itirafı.

Bugün grup toplantısında Bahçeli de arınma mesajı verince ittifakın, Cumhur artı A-CHP olarak genişletilmesi için ortaya atılmış, bir seçimlik ömürlü planla karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkıyor. Bahsettikleri arınma ise seçim kazanmak, iktidar olmak gibi ‘zararlı alışkanlıktan arınma’ anlamına geldiği belli. Çünkü ekonomi kötü seçim ekonomisine uygun değil. Zaten adil olmayan seçim rekabetinde yine de hileye ihtiyacı var iktidarın ama hile ile en fazla yüzde 5 oy arttırabileceğinin farkında. Dolayısıyla CHP’yi seçime giremeyecek hale getirmekten başka iktidarını sürdürme şansı yok. Butlancılar kurultay toplamayarak partiyi seçim dışı bırakmayı hedefliyor ya da aldığı talimat bu yönde diyelim. Zira kurultay kararı Erdoğan’a ait gibi görünüyor. O kararı da Kılıçdaroğlu’na yandaş medya tebliği eder.

Ekrem İmamoğlu ne düşünüyor?

İki röportaj çoklu deşifre
Berin Sönmez yazdı: İki röportaj çoklu deşifre

Butlan kararını ‘siyasi mühendislik’ olarak tanımlıyor. Yine T24 haftanın diğer önemli röportajını Murat Sabuncu’nun kalemiyle yayınladı. İmamoğlu siyasi mühendislik dışında mahremiyet kavramını öne çıkarmış. CHP Genel Merkezi’ni partilerin mahremi olarak görüp polis müdahalesine yol açan teslim talebine öfkeli. Dahili bedhah ve siyasi kayyım olarak isimlendirdiği Kılıçdaroğlu’nu Erdoğan’dan emir almakla ve aldığı emri hemen yerine getirmekle suçluyor. Bütün bu gelişmelerin İmamoğlu’nda direnç kaybına yol açmak bir yana direncini arttırdığı anlaşılıyor yazının genelinden. “Terörsüz ve demokratik Türkiye emeli bizzat Erdoğan tarafından engelleniyor… Kürt ve Türk gün yüzü görmesin” diyor. Hücresinden toplumun umudunu güçlendirmekten, dışarıdaki yoldaşlarını onore etmekten geri durmayışı da ayrıca dikkat çekici. Bana göre en önemlisi CHP içi tartışma söylemine karşı çıkıp sarayı, saray darbesini ve sarayın kuklalarını işaret etmesi. İktidarın politikasını açığa düşürmekten öte CHP tabanında birliği sağlama çabası sergiliyor.

Yerelde CHP politikaları halkla buluşuyor mu?

Kimse kızmasın, gözlemlediğimi yazıyorum. Elbette on günü aşkın süredir bulunduğum tek yer ölçü olmaz ama yine de bir takım bilgilerle bir fikir oluşturmak mümkün. Yerelde siyasetin dinamikleri merkezden farklı elbette. Dost aileler, düşman aileler, kişisel çatışmalar partilerin temel politikalarından ve yeni siyasi açılımlarından çok daha fazla etkili seçmen üzerinde. Bunun bir nedeni de belki seçmeni etkileyen kişisel ve ailesel çatışmalardan yereldeki politikacıların da ari olmayışı. Partiye ideolojik bağlılıkta sorun olmasa bile hem yeni politikaları kavrayış hem de halka tanıtma, propaganda eksikliği dikkatimi çekti. Çevre ilçelere yaptığım gezilerde de benzer sorunların açığa çıktığını gördüm. Politik olarak merkezden beslenme ihtiyacı var ilçelerde.  Politika kurulundan ilçe ilçe gezerek önce parti teşkilatına sohbet eşliğinde bilgilendirme, seminer yoluyla oluşturulmuş politikaların aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Kişisel, ailesel çatışma çözümlerini aşabilmeleri için de bazı yönlendirmelere ihtiyaç olabilir. “Onlar zaten bize uzaktır” yargısıyla kapısı çalınmayan aile kalmamalı.

Üstelik Acıpayam yıllardır belediye seçimlerinde CHP’ye oy veriyor. Ama önceki belediye başkanı ilk döneminde teşkilatla anlaşmazlık yüzünden istifa edip bağımsız çalışmış. İkinci döneminde ise AKP’nin adaylık teklifini kabul ederek kazanmış seçimi. Şimdiki başkan da CHP’li. Anladığım kadarıyla teşkilatla sorunu yok, birlikte hareket ediyorlar. Fakat parti görevlilerinde gözlediğim kafalardaki şablon ön yargılardan kurtulmak ilçede CHP’yi daha da güçlendirebilir. Gençler memnun belediyeden ve parti teşkilatından. Konserler festivaller onlara ve yakın köylülere bile nefes alma fırsatı sunuyor. Ancak en önemli sorun köylerin boşalmış olması. Harap evler, içinde kimsenin yaşamadığı köyler ve bereket fışkıran ama işlenmeyen topraklar var. Eksiklik tarım ve hayvancılık politikalarından kaynaklanan bir iktidar sorunu elbette. Ancak CHP teşkilatları kapı kapı gezip partinin tarım ve hayvancılık politikasına dair halka bilgi vermeli, bunun için seçim atmosferini beklemek yanlış olur. Çünkü insanlar seçim zamanı politikacıların sözlerini kulak arkası etmekte mahirdir. Seçim vaadi denir geçilir, inanılmaz. Seçim sath-ı mailine girilmeden önce kapısını çalan politikacıdan etkilenir halk. En azından konuştuğum insanların söyledikleri böyle. Çeyrek asırlık iktidarın köylüyü ne kadar hırpalarsa hırpalasın oluşturduğu bir el alışkanlığı var ve sandıkta alışkanlığın etkisi malum. Bir de AKP ilçe başkanlığının iş bulma kurumu gibi çalıştığını, tarikat ve cemaatlerin ilçedeki uzantılarıyla bağlantısını dikkate alırlarsa seçmen gönlünü kazanmak için çok fazla çaba gerektiği anlaşılır sanırım.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.