Sorel Dağıstanlı yazdı: Küçüktü ama mide bulandırdı

Cem Küçük adlı şahsın gözaltına alınıp tutuklanması birçok şekilde yorumlandı. Hepsi, “Nasıl oldu da Cem Küçük gibi kullanışlı bir aparat istenmeyen adam ilan edildi?” sorusu üzerinden şekillendi. Bu yorumlardan en mantıklısı, Küçük’ün tutuklanmasının AKP içi bir kavganın su yüzüne çıkması gibi gözüküyor. Erdoğan sonrası güç kurma savaşı…

Bu tipler hiçbir zaman gazetecilik yapmadı ve hiçbir zaman da gazeteci olmadı. Ama anlı şanlı kanallar, bu tipleri aldıkları emir gereği “gazeteci-yazar” sıfatlarıyla televizyonlara çıkardı. Önce konuk olarak, sonra da medyada dönüşüm sağlanınca programcı olarak. Tabii bunlar ekran yüzleri oldu. Bir de bu modellerin müdür, yayın yönetmeni, haber müdürü olanları var. Onlar da zamanı gelince elbet konuşulur. Küçük’e dönelim biz.

İyi hatırlıyorum, Reina saldırısı sonrası bulunduğum yerden apar topar çıkarak Reina’nın önüne gitmiş ve sabaha kadar yaşananları canlı yayında aktarmıştım. O dönem Habertürk’te çalışıyordum. Sabah eve gelip biraz uzandıktan sonra telefonum çaldı ve özel yayını stüdyoda benim yapacağım söylendi. Yine apar topar kanala gittim, hazırlandım.

Yayın konuklu olacaktı ve ben gittiğimde konuklar ayarlanmıştı. Hani dedim ya, “Bunların kamera arkası modelleri de var” diye, o modellerden biri yayına girerken yanıma geldi ve, “Cem Küçük’ü de yayına alacaksın, stüdyo konuğu.” dedi. Ben de, “Neden, ekstra bilgisi mi var, orada mıymış?” diye sordum tabii. Cevabı biliyordum aslında. Elbette orada değildi, tanık da değildi ama ülke bekasını savunacak akil adam gibi görülüyordu.

Yayın sırasında geldi, kameranın arkasında beklemeye başladı. İlk konuğum gitmişti ve yeni gelişmeleri anlatan birkaç haberi giriyordum. Kameranın arkasında gördüm Küçük’ü. Sinirli bir şekilde prodüktör arkadaşa çıkışıyordu. Anlamadım ne olduğunu. Bir süre sonra yönetmen arkadaşım kulağıma seslendi.

“Sorel, Cem Küçük bekletildiği için çok sinirlenmiş, ‘Beni bekletemezsiniz.’ diye çıkışıyor. “Alalım mı, beklesin mi?” diye sordu. “Tabii ki bekleyecek.” dedim. Haberler bitince “Buyurun Cem Bey” diye seslendim. Öfkeyle yanıma oturdu.

Cem Küçük
Sorel Dağıstanlı yazdı: Küçüktü ama mide bulandırdı

“Adınız ne?” diye sordu. Sözde kimin programına çıktığından haberi yok ama tabii derdi, “Sen kimsin ki” havası yaratmak. Söyledim gülerek. “Haber müdürünüz kim?” diye sordu. Onu da söyledim. “Şikâyet edeceğim sizi” dedi ve telefonundan birilerine mesaj attı. Çok zavallı geldi gözüme cidden, tepki bile vermek istemedim. Artık eş zamanlı üretilen kamera arkası modellerine mi mesaj attı, yoksa onları üretenlere mi bilmiyorum ama etkisi olmadı.

Bunu niye anlattım… Adamın arkasındaki güce güvenini göstermek için. O dönem yeniydiler, mesajları çok da etkili olmadı ama yıllar içinde güçlerini artırdılar. İnsanları kovdurmakla, işsiz bırakmakla yetinmediler. Yalanlar ve iftiralarla itibar suikastı yaptılar, tutuklattılar, hayatlarını kararttılar. Onun için bu tiplere gerçekten hukuk dilemiyorum. Bu tiplerin sadece savundukları hukukla yargılanmalarını istiyorum. Bol gizli tanıkları olsun.

Tabii şunu da mutlaka belirtmeliyim. O dönem, o kanallarda bulunan onurlu gazetecileri ezip geçen, bu tiplere paye veren, belki de korkaklıkları nedeniyle bugünlere kapı açanları da asla unutmamak gerekiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin.
Sorel Dağıstanlı yazdı: Küçüktü ama mide bulandırdı

Kayyum kayyuma karşı

Mahkeme kararı ile CHP İstanbul İl Başkanlığı’na getirilen Gürsel Tekin ile mahkeme kararı ile CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu karşı karşıya geldi. İddiaya göre bunun nedeni de “figüranlı CHP toplantısı”.

Öncelikle şunu bilgiye dayalı olarak söyleyeyim. Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklara göre Gürsel Tekin istenmiyor, net. Ama gitmiyor yani kayyum kayyuma karşı geliyor.

Aslında figüran olmasa bile Gürsel Tekin’in o gün, o sahnede sergilediği performansa baktığınızda bu işi kotaramadığını zaten anlarsınız. Garip değil mi? Tekin yıllardır CHP’nin içinde. Birçok kademesinde yer aldı, önemli görevlere getirildi ama bir üye katılım toplantısını bile yapamıyor. Üstüne bir de yaşanan skandal var. İster haberi olsun ister olmasın, figüran skandalının hesabının sorulması gereken tek kişi Gürsel Tekin’dir. İstanbul’da genel başkanın katılacağı bir üye katılım toplantısının sorumlusu odur.

Olay sadece figüranlarla da sınırlı değil. Yine aldığım bilgiye göre o gün o sahnede kimlere rozet takılacağının bilgisi istenmesine rağmen Genel Merkez’e iletilmemiş. O yüzden de Şengül Yılmaz o gün sahneye çıkabildi. Yılmaz yeni üye değil, yıllardır CHP’de, milletvekili aday adayı bile oldu. Buna rağmen Gürsel Tekin, Kılıçdaroğlu’nun çıktığı sahnede onu yeni üye olarak takdim ettirdi. Niyet okumayalım, iş bilmezlik diyelim.

Anlaşılan mahkeme kararı ile geldiği il başkanlığında eski konforunu bulamamış. Liyakatli insanlar onun yanında durmamış ve iş başa düşmüş. Böylece siyasi liyakate sahip olmayan birinin yıllarca insanlara yaslanarak nasıl siyaset yaptığını da görmüş olduk. Oyun kurucular ciddi rahatsızdır herhâlde. CHP’yi bölelim derken kalan yüzde ç ya da dördü bölmüş oldular. İktidardayken liyakate verilmeyen önem halka zarar verir ama sonuç beklediğiniz hamlede de aynı özensizliği gösterirseniz oyununuz zarar görür.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş