Sorel Dağıstanlı yazdı: Narin Güran cinayeti ve borsa skandalı

Bir cinayet ile son dönemde borsada yaşanan gelişmelerin ne ilgisi var? Narin Güran dosyası ile borsa krizini aynı hikayenin parçaları haline getiren neden suçların benzerliği değil elbette, devletin koruması gereken bir çocuğu ve denetlemesi gereken piyasayı, sorun büyümeden önce koruyup koruyamadığı gerçeği.

Önceki yazılarımda çürümeden bahsetmiştim. Hatırlayalım; bir devlet nasıl çürür?

Bir sabah uyandığınızda “Aaa devlet nerede?” diye şoka girmezsiniz tabii.

Adliyeler yerindedir.

Bakanlıklar çalışıyordur.

Polis vardır, jandarma vardır.

SPK vardır, Borsa İstanbul vardır.

Kanunlar vardır.

Yani mesele bu kurumların hala var olup olmaması değildir.

Aslı mesele; o kurumların, yapmaları gereken işi zamanında, adil bir şekilde yapıp yapmadığıdır.

Narin Güran henüz sekiz yaşındaydı. 21 Ağustos 2024’te kayboldu. Bedeni ancak 8 Eylül’de, 19 gün sonra bulundu. Sonrasında soruşturma açıldı, dava ve cezalar.

Ama Diyarbakır Barosu soruşturmanın ilk aşamalarındaki ihmaller ve eksiklikler konusunda suç duyurusunda bulundu. 19 gün boyunca soruşturmanın yanlış yönlendirildiğini ve bazı deliller açısından kritik zaman kaybedildiğini, delillerin kaybedildiğini savundu.

Her şeye rağmen ana sorular da yanıt bulamadı. Narin’i kim, neden öldürdü? Küçük kızın son nefesini kim aldı? Yine de temel soru yalnızca “Narin’i kim öldürdü?” değil. Sistem açısından kritik bir soru daha var. Koskoca bir devlet, sekiz yaşındaki bir çocuğu kaybolduğunda onu bulmak için ne kadar etkili çalıştı, gerçeğin ortaya çıkarılmasında ne kadar başarılı oldu?

Ve borsa…

Bir tarafta hayattan koparılan bir kız çocuğu var. Elbette borsa skandalı ile yan yana koyarken yaşananları eşitlemiyorum. Ama devletin kurumsal kimliği açısından benzer bir durum var ne yazık ki. O da denetleme mekanizması ve bu mekanizmaların ne zaman devreye girdiği, ne kadar etkili olduğu? Devlet yalnızca suç işlendiğinde mi devreye girer, tek görevi sizce suçluyu yakalamak mı? Tabii ki değil. Devlet dediğiniz şey hatta hep söylenen o “güçlü devlet” aynı zamanda suçun işlenmesini de zorlaştıran sistemin adıdır. Çocukları koruyacak sosyal mekanizmaları kurmak devletin görevidir. Cinayet mahallindeki delili korumak da devletin görevidir.

Tıpkı piyasayı denetlemek gibi. O da devletin görevidir. Hele de devlet her şeyi biliyorsa. Öyle ya Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek değil mi, 4 Kasım 2025’te manipülasyon yapıldığından haberi olduğunu söyleyen kişi. Küçük yatırımcıları korumak için denetleme mekanizması, yargı neden o gün devreye sokulmadı. Neden milyarlarca liralık kara deliğin açılması beklendi?

Her şey bağlantılı

borsa skandalı
Sorel Dağıstanlı yazdı: Narin Güran cinayeti ve borsa skandalı

İşte Narin Güran cinayeti ve Borsa skandalı arasındaki bağlantı burada. Önlemek yerine sonradan müdahale etmek. Önce olay yaşanıyor. Sonra toplumda infial yaratıyor. Ardından soruşturmalar başlıyor.

En sonunda bir bakıyoruz bir daha denetlenmeyecek yeni düzenlemeler hayata geçiriliyor. Ve günün sonunda hep aynı soru havada kalıyor: Daha önce neredeydiniz?

İşte çürüme böyle başlar. Kanunlar varken ama herkese aynı işlemiyorken, kurumlar varken ama denetim mekanizması devre dışıyken, liyakat yokken, sadakat varken.

Narin Güran cinayeti ve borsadaki manipülasyon skandalı bir değil. Ama ikisinde de devreye geç giren sistemin işleyişi aynı. Devlet bir yanda “Ailem güvende” diyerek LGBTİ+ bireyleri gençlerin, çocukların önündeki en büyük tehdit olarak gösterip operasyon yapıyor bir yandan da devletin “makbul ailem” dediği bir yapının içindeki çocuğu koruyamıyor.

Bir yandan sisteme rakip olan muhalifler gizli tanık iddiaları ile yüzyılın yolsuzu ilan edilip tutuklanıyor, diğer yandan binlerce küçük yatırımcının gelecek umutları biline biline kara deliğe ittiriliyor.

Hep aynı soru dedik ya; “Devlet, daha önce neredeydi” diye. Bir soru daha var. Neden infial yaratan her olayda, kahramanların güçlü siyasi bağlantıları var.

Unutmayın, her şey birbiriyle bağlantılı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş