Armağan Öztürk yazdı: Türk siyasetinde genel eğilimler – II

Türk Siyasetinde Genel Eğilimler I yazısının devamını kaleme aldım. İlk çalışmada CHP, Yeni Parti ve DEM’in siyasal geleceğini ve olası senaryoları masaya yatırdık. Bu metin ise milliyetçi blok partileri, İslamcı siyaset, AKP ve MHP’yi kendisine konu alıyor. Türk toplumunun büyük bir kısmının uzun süreden beri oy verdiği sağ çoğunluğun parti siyasetini tartışmaya çalışacağız. 

Bilindiği üzere milliyetçi blok partileri MHP’den kopan İYİ Parti ve İYİ Parti’den ayrılan Zafer Partisi ve Anahtar Parti’den oluşuyor. Geçmişi uzun uzadıya konuşmaya gerek yok. Ama hakkaniyet çerçevesinde şunu söylemek gerek: Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu’na karşı İmamoğlu ve Yavaş’tan birisini aday ilan etme ve 2023 yenilgisinden sonra AKP ve CHP’ye karşı üçüncü yol siyaseti izleme kararları prensipte doğruydu. Ancak aldığınız kararın rasyonelliği siyaset yaptığınız veya ilişkide bulunduğunuz diğer kesimler de rasyonel ise anlamlı sonuçlar doğurabiliyor.

Türk siyasetindeki koşullar ise normal olana hayat hakkı tanımıyor. 2023’e giderken makul olan muhalif kesimlerin Kılıçdaroğlu’na göre daha popüler bir adayın etrafında birleşmesiydi. Ama CHP medyası ve elitleri buna izin vermedi. Seçim kaybedildikten sonra AKP ile CHP arasına sıkışmış toplumu başka bir seçeneğe ikna etmek gerekiyordu. Ne yazık ki bu iki parti böylesi bir normalleşmeye de izin vermedi.

Akşener’in yerel seçimlerden büyük bir yenilgiyle çıkması İYİ Parti’nin CHP ve AKP tarafından parçalanmasına yol açtı. Şimdi ise kısmi bir toparlanma yaşanıyor. Çözüm sürecine YENİ Parti ve CHP’nin verdiği destek Atatürkçü kesimde tepkiyle karşılandı. Bu durum İYİ Parti’den CHP’ye giden oyların geri dönüşüne yol açtı. Ancak bu dönüşün konjonktürel olmaktan çıkarak kurumsallaşması gerek. Bu bağlamda İYİ Parti’nin Zafer Partisi ve Anahtar Parti’yle işbirliği olanaklarını derinleştirmesi ve milliyetçi blok alternatifini güçlendirmesi lazım. Tabii bu olasılığı hayata geçirmek yazıldığı kadar kolay değil. Anahtar Parti milliyetçi bloğa dahil olmak yerine Cumhur İttifakı’yla işbirliğini tercih edebilir. Dahası milliyetçi bloğun çatı partisi İYİ Parti olmak zorunda. Suriyeli göçmenler sorunu politik çekiciliğini kaybettikten sonra popülerliği azalan Ümit Özdağ’ın bir zamanlar liderlik mücadelesi verdiği eski dava ve çalışma arkadaşlarıyla anlaşması ise hiç de kolay değil. Sonuç olarak çözüm süreci İYİ Parti’ye bir fırsat sundu. Ancak bahsi geçen fırsatın kalıcı bir şekilde oya dönüşmesi başka faktörlere bağlı.  

Türk siyasetinde genel
Armağan Öztürk yazdı: Türk siyasetinde genel eğilimler – II

Milli Görüş kökenli partilerin yer aldığı İslamcı blok da tıpkı milliyetçiler gibi zor durumda. Gelecek Partisi kapandı. DEVA’nın toplumda hiçbir karşılığı yok. Saadet ve Yeniden Refah ideolojik istikrar ve toplumsal kabul bakımından daha iyi konumdalar. Ama Yeniden Refah 31 Mart’ta elde ettiği fırsatı kaybetti. Refah’tan seçilen belediye başkanlarının büyük bir kısmı AKP’ye geri döndü. Saadet ise minimal konumunu sağlam bir duruşla devam ettiriyor. Ancak AKP karşısında siyasal bir sıçrama yapamadı.

Bu bloğun geleceğini ise iki gelişme belirleyecek. Saadet ile Yeniden Refah arasında birleşmeye doğru giden görüşme trafiği var. Bu iki parti bir araya gelir ve sinerji yaratabilirse barajı aşabilecek birliktelik ortaya çıkabilir. İkinci husus cumhurbaşkanlığı adaylığı. Mansur Yavaş aday olursa Yeniden Refah dahil olmak üzere Milli Görüş partilerinin Yavaş’ın adaylığını desteklemesi ihtimal dahilinde. Mansur beyin yokluğunda Babacan ismi etrafında bir cumhurbaşkanlığı ortaklığı söz konusu olabilir. Ancak Ali Babacan alanında yetkin bir siyasetçi olsa da yeterince popülist değil. Bu nedenle Babacan etrafında birleşmek Erdoğan’a karşı güçlü bir alternatif yaratmak anlamına gelmiyor şüphesiz ki.

Çeyrek asra yaklaşan uzun iktidar yorgunluğuna rağmen Erdoğan AKP’si hala birinci parti konumunda. Tabii sosyolojik bir aşınma şüphesiz ki var. Eskiden AKP tek başına yüzde 50 oy alırdı. Ardından AKP ile MHP toplamı yüzde 50’ye karşılık gelmeye başladı. Yani iktidar partisine ve (veya) Erdoğan’a verilen oy tek başına iktidar için yeterli değil. Son yerel seçimler muhalefetin sosyolojik üstünlüğünü perçinledi. Ama ondan sonra yaşanan üç gelişme, yani İmamoğlu’nun tutuklanması, ana muhalefetin İmamoğlu yanlıları ve karşıtları şeklinde ikiye bölünmesi ve Kürt hareketinin çözüm süreci konjonktüründe giderek iktidar bloğuna yaklaşması Erdoğan’ı tekrar ön plana çıkardı. Dahası olası bir seçimde Erdoğan’ın popülerliğiyle yarışabilecek tek isim olan Mansur Yavaş muhalif liderlerle görüşmek yerine Cumhurbaşkanıyla buluşmayı tercih etti. Sürecin nereye gittiğini az çok kestirebiliyoruz.

Beklenmedik bir durum, büyük bir ekonomik veya siyasi kriz olmadığı müddetçe Erdoğan tekrar aday olup seçimi alacak. Hala bazı belirsizlikler var elbette. Çözüm süreci sürpriz ve krizlere gebe. Öcalan statü, DEM anayasada Kürtler lehine düzenleme, kimlik hakları, PKK yöneticileri de kendileri için af istiyor. Siyasi iktidar bu taleplerin hiçbirini karşılayamaz. Ayrıca ekonomik performans beklentilerin altında. Enflasyondaki yavaşlama yetersiz. Krizden çıkış için ödediğimiz fatura geniş toplumsal kesimlerin hayat kalitesini daha da aşağıya çekti. Tüm bunlar doğru.

Ama iktidarın avantajları yine de fazla. Dış konjonktür AKP’nin lehine. ABD, Rusya, AB gibi büyük güçler Erdoğan hükümetiyle çalışmak istiyor. Ayrıca çözüm süreci ve ekonomik program umulduğu kadar pozitif sonuç doğurmasa da kimse bu iki dinamiğin çökmesini beklemiyor. Daha da önemlisi toplumsal muhalefet siyasal liderlik ve iddiadan yoksun bir şekilde, oldukça dağınık, bir ölçüde amorf bir düzlemde devam ediyor.     

Son olarak MHP için bir şeyler söylemek lazım. Bir zamanlar MHP’de siyaset yapan kadroların bir kısmı şimdi İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti’de siyasi iddialarını sürdürüyor. MHP ise bu bölünme ve ayrışma süreçlerine rağmen barajın üzerinde kalmaya devam etti. Terörsüz Türkiye sürecinin başat aktörü ve ideolojik sözcüsü Devlet Bahçeli.

MHP geçmişte kullandığı söyleme taban tabana zıt bir hattın taşıyıcısı durumda. Ama yine de oyları ciddi ölçüde azalmıyor. AKP ile kader birliği yaptıkları ortada. Ama Özgür Özel’den DEM liderliğine kadar pek çok muhalif isim için Bahçeli siyasi bir obdusman. Onun varlığı kutuplaşmayı azaltıp siyasetteki istikrarı koruyor. MHP’nin seçimlere kadar bu pozisyonu koruyacağı açık. Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesi yine MHP’nin verdiği destekle söz konusu olacak.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş