Armağan Öztürk yazdı: Tarihin doğru tarafı 

CHP bölünmenin eşiğine geldi. Mental ve duygusal kopuş, resmî bir ayrılığa dönüşmeden önce son bir ayda yaşadıklarımızı aratan çok sayıda olaya tanıklık edeceğiz. Yeni ihraçlar, küskünlükler, kırgınlıklar ve kavgalar bizi bekliyor. Peki bu mesele buraya nasıl geldi? Her sorunun yanıtını her dönem bilen, hiç yanılmayan, hep sert, hep tavizsiz Robespierre ruhlu ekran yorumcuları ve sosyal medya aktörlerine göre yanıt gayet basit: “AKP yargı yoluyla CHP’ye darbe yaptı. Kılıçdaroğlu da sarayın adamı.”

Bu söylem her gün çeşitli mecralarda tekrarlanıyor. İnanması çok kolay, çünkü içerisinde hiç çelişki yok. Her şey beyaz ve siyah renkte. Komplo teorileri olmasa dünya ne hale gelirdi? İnsanlar daha nüanslı bir şekilde düşünmek zorunda kalırdı mesela. Hatta diyalektik bile kullanılabilirdi. Zıt şeylere, çelişik davranış biçimlerine göre açıklama yapmak, dahil olduğumuz ve yanıldığımız tüm süreçler için özeleştiri vermek zorunda kalabilirdik. Neyse ki komplo teorisi var ve “sarayın adamı Kılıçdaroğlu” diyerek işin içinden çıkıyoruz.

Laf komplo teorileri ve sahte kanıtlardan açılmışken bugün Kılıçdaroğlu’nu AKP ajanı olmakla suçlayanlar 2023 Mart ayında “Kılıçdaroğlu aday olmasın, seçimi kaybedebiliriz” diyen Meral Akşener’i hainlikle itham ediyorlardı. O günlerde Kemal dede bir kahraman, demokrasi şampiyonu ve özgürlük bekçisiydi. İnsan düşünmeden edemiyor, acaba bugün Kılıçdaroğlu’na sarayın adamı diyen kaç kişi aynı şeyi o zaman Meral Akşener için düşünüyordu? Peki tek suçu Kılıçdaroğlu politikalarını eleştirmek ve ona karşı rakip olma cüretini göstermek olan Muharrem İnce’ye karşı nasıl davranıyorduk? Bugün Özgür Özel’in kuracağı parti %30 oy alıyor diyenler veya birkaç yıl önce Kılıçdaroğlu’nun ilk turda %60 ile seçimi alacağından bahsedenler İnce’yi yerden yere vuruyordu. Bir zamanlar Özgür Özel dahil olmak üzere değişim ekibinin tüm A takımı Kılıçdaroğlu’nun en sadık destekçileri arasındaydı. Kılıçdaroğlu’na karşı iki defa aday olan İnce’yi kim destekledi peki? Kemal Bey’e karşı aday olan İnce hakkında gayri ahlaki görüntüleri kim yaydı medya ve sosyal medyada? Bu ve benzeri sorular çok incitici. Çünkü sarayın adamı Kılıçdaroğlu söylemini boşa çıkarıyor. Bir günah keçisi ilan etmek ve onu taşlamak yerine herkesi kolektif sorumluluğa davet etmekte.

Tarihin doğru tarafı 

Tarihin doğru tarafı aldatmacası, durduğumuz taraf sürekli bir şekilde kendini yanlışlayan bir içeriğe sahip olsa da bir hayli çekici. Çünkü biz de eleştirdiğimiz sorunun parçası olmamıza rağmen sanki öyle değilmiş gibi davranıyoruz. Rahatsız edici gerçekleri sıralamaya devam edelim. Mesela Türkiye’deki demokrasi eksikliği sorunu sadece Erdoğan AKP’si ile ilgili bir mesele değil. Toplumun örgütlenme biçiminden bağımsız bir rejim tartışması yapmak imkansız. Türkiye’de demokrasi bir türlü istikrar kazanmıyor. Çünkü devlet ile mülkiyet arasındaki ilişki fazlasıyla bütünlükçü. Bu nedenle çoğulculuk bir hastalık olarak görülüyor. Herkes kendi muhalifine kötü davranıyor. Ayrıca CHP elitleri, eleştirdiği AKP gibi davranıyor. Sansür ve otosansür, muhalif kesimin düşünce dünyası içinde normalleşmiş durumda. AKP’yi yolsuzluk iddiasıyla eleştiren ana muhalefetin ünlü belediye başkanları yolsuzluk suçlamasıyla içeride. Herkes kendi mahallesinde mutlu, karşıt mahalleyi suçlama konusunda rahat.

CHP’de yaşanan bölünmenin sadece politik bir eksende anlaşılamayacağı ise açık. Çünkü Kılıçdaroğlu ile Özel, baba ile oğul gibiydi. Şimdi karşı karşıya gelen yoldaşlar bir zamanlar sıkı arkadaşlardı. Tam bu noktada kültüre dair bir parantez açmak yerinde olabilir. Şöyle ki, sosyalist-sosyal demokrat kesimdeki bu keskinlik, kıyıcılık, herkesin çok kolay bir şekilde bin parçaya bölünmesi ve asla bir araya gelmeyen fraksiyonlar hiç de normal değil. Muhafazakâr-milliyetçi kesimde her şey güllük gülistanlık dersek kurgusal bir sağ seviciliğe sürüklenmiş oluruz. Ama sürekli itiraz eden sol jargonun makul bir zeminde buluşmayı, ortak noktaları ön plana çıkarmayı ve dayanışmayı zorlaştırdığı da açık. Özeleştiri yapmak yerine Erdoğan’ı suçlama konformizmi rakipsiz bir duygu durumu. 

Yine de tarihin yanlış tarafında duran biri olarak doğru tarafta olduğunu düşünen muhalif okuyucularıma uyarıda bulunmak isterim. Belki de doğruyu yanlıştan ayırt eden çizgi o kadar da açık değildir. Belki de hepimiz gri bir alandayızdır. Kılıçdaroğlu gerçekten de hain mi, bilmiyoruz. Ama bu soruya yanıt verirken “hain” ve “kahraman” gibi imgeler olmaksızın neden değerlendirme yapamıyoruz? Bu  mesele ile de  yüzleşmemiz gerekmiyor mu?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş