Mazlum Vesek yazdı | Bu bir özeleştiri filmidir: Patates Kızartması

Altın Koza Film Festivali’nde ulusal uzun metrajlı yarışma filmlerinin gösterimi 2 Ekim itibariyle sona erdi. İzlediğim iki filmden Patates Kızartması bazı yönleriyle öne çıkıyor.

Sinan Biçici’nin yazıp yönettiği filmde öne çıkan karakterleri Bülent Emrah Parlak (Akın) ve Serkan Genç (Serdal) canlandırıyor. Bir dizi film setinde kısa bir rol oynamak için gelen ve ekonomik olarak dibi görmüş olan Serdal ve arkadaşı her açıdan iş ortamının ötekisi olurlar. Kendilerine senaryo bile verilmez; yetmediği gibi dışlanırlar.

Dizinin başrol oyuncusu Akın ise Serdal’ın konservatuardan arkadaşı çıkınca dengeler değişir. İki eski arkadaş arasında geçmişe dair bir sohbet başlar. Konu yoksul zamanlarında yaptıkları patates kızartmasına gelir ve set ortamına dair dramı güçlü bir mizah başlar.

patates kızartması
Bu bir özeleştiri filmidir: Patates Kızartması

İki eski arkadaş meslekteki konumlarına göre aynı sınıfa mensup değiller ama sohbetlerindeki samimi düzey hiç düşmez. Oyunculukların neredeyse doğaçlama diyaloglarla devam ettiğini takip ettiğimiz filmde kamera hareketleri de sıra dışı bir denemeyle ilerler. İnsan gözünün hızlı geçişlerine benzeyen görüntü seçimi ve akışıyla anlatı yoluna devam eder.

Film setlerinde yıldız/başrol oyuncunun ağırlığı, iş düzeninde sömürünün artışına dolaylı katkısı ortaya konulur. Film tek mekânda devam eder. Ancak, her oyuncunun kişiliği, psikolojik yapısı güçlü bir şekilde aktarılır.

Film boyunca en çok duyduğumuz söz “patates kızartması” ya da “patates”tir. İki arkadaşın hayatının bir döneminin simgesi gibi duran patates kızartması filmde cızırtısıyla da rol keser gibi varlığını hissettirir.

Bir yanıyla da bir karşılaşma filmi izliyoruz. Meslekte farklı yerlerde olan ve farklı tercihler yapan iki eski arkadaşın bu karşılaşması iki kişinin sınıfsal konumunu bize aktarır. Ancak eski günleri yad etmek, temsil düzeyinde patates kızartmak kişilerin dostluk ve dayanışma yönünü geliştirmez. Özellikle Serdal’ın kendine has duruşu bir direnç mesajı gibi durur.

Festival boyunca konusu emek sömürüsü olan, baş kişisi işçi olan ve bu yönüyle öne çıkan bir film izlemedik (Ölü Köpekler Isırmaz’ı kısmen bir kenarda tutabiliriz. Bu konudaki farklılıklar için bu filmle ilgili yazdığımız yazıya bakınız). Türk sineması epey zamandır bu konuda çok fazla sesini yükseltmiyor. Hal böyle olunca her akşam milyonlarca insanı televizyon başında tutan dizi filmlerde çalışan emekçilere dair hiç ses çıkmaz. Patates Kızartması hikayesinin bu yönüyle önemli ve ciddi bir dayanışma ruhuyla da çekildiği için altı çizilmesi gereken bir eser.

Türk sinemasında örneği pek az olan sinema emekçilerinin sorunlarını dile getiren filmler içinde yerini aldı diyebiliriz. Diğer yandan filmde anlatılan sadece sinema emekçisi değil, her alanda yaşanan sömürü sisteminin nasıl işlediğine dair bir anlatı görüyoruz.

Gösterim sonrası yönetmen Sinan Biçici’nin mesleğe dair söyledikleri önemli. Sinema emekçileri olarak koşulların zorluğundan söz etti. İçeriden kendilerine bakan bir film çektikleri için, bunun bir özeleştiri filmi olduğunun altını çizdi.

Filmin kısa bir süre önce üç günlük bir zaman diliminde çektiklerini söylemesi de şaşırtıcı doğrusu. Buna rağmen aceleye gelmiş bir film hissi vermiyor. Filmde müzik kullanmamalarının nedeni olarak da, izleyicinin duygu dünyasını müzikle yönlendirmeden bir şeyler anlatmak istediklerini söyledi. Filmde Serkan Genç’in de büyük bir oyunculuk performansı sergilediğini vurgulamak gerek.

Bir dahaki yazımızda festivalde ödül alan filmler ve ödül töreni üzerine bu sayfada yazım yer alacak.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş