İstanbul içinde ama İstanbul dışı bir hava solumak için Çatalca’yı mutlaka görmek lazım. İlçenin tarihinde yapılan ilk film festivali bu ilçeyi yakından keşfetmek için iyi bir fırsat oldu. Kent meydanından başlayıp sağlı sollu dört beş sokağa daldığınızda, binaların makul yüksekliğine baktığınızda İstanbul’a reva görülen zamanın ruhunun dışında kalırsınız. Bu iyi bir şey. Gökdelensiz bir ilçe ve doyumsuz bir hava. Başınızı birazcık kaldırın ormanı görürsünüz. Tepedeki rüzgâr gülleri ve bazı yapılar kötü bir ressam fırçasının darbesi gibi sırıtıyor. Ama Çatalca bu birkaç çizgiden ibaret değil çok şükür.

Festivalin ilk günü Mübadele Meydanı’nda yapılan açılış etkinliğinde ilçe sakinlerinin ilgisi az değildi. Ancak ilk dikkatimi çeken meydanın adı. Aslında bir köy meydanı kadar büyük. Ama bu meydanı ve etrafını çevreleyen evleri daha yakın kılıyor insana. İlçede Türkiye’nin ilk mübadele müzesinin olduğunu da festival sayesinde öğreniyorum.
Açılış konuşmalarında mübadele epeyce yer tutuyor. Belediye Başkanı Erhan Güzel uzun konuşmasında ilçeyi kapsamlı anlatıyor. Sinemaya dair en önemli vurgusu Çatalca’nın 1950’lerden beri sinema platosu olarak kullanılmış olması. İlçenin bu yönüne bugüne kadar hakkıyla değinilmediğini söylüyor.
Festival bu kapsamda “Çatalca’da Çekilen Filmler” sergisi ile “Türk Sinemasında Çatalca” konulu bir panel düzenliyor. Sergide kullanılan afiş ve lobiler Sinema Tarihçisi Vadullah Taş’ın desteğiyle sinemaseverlerle buluşuyor. Sergiye ilgi yoğun. Panelin konuşmacıları İlyas Salman ve Burçak Evren de sergiyi geziyor. Etkinlikte yer alan filmlerin hemen hemen hepsini izlediğimi fark ediyorum. Salako (1974- Atıf Yılmaz), Erkek Güzeli Sefil Bilo (1979- Ertem Eğilmez) ve Davaro (1981- Kartal Tibet) daha çok İnceğiz Mağaraları ile öne çıkan filmler. Lütfi Ömer Akad’ın Ana filmi ise ilçe sokaklarını ve dokusunu çok daha öne çıkaran bir eser. Nitekim Ali Gençoğlu’nun rehberliğini yaptığı film rotası etkinliğinde bu durumu çok daha net görüyoruz.

Festival broşüründe Cengiz Özkarabekir’in Atıf Yılmaz’ın anılarından faydalanarak ele aldığı 1955 yapımlı Dağları Bekleyen Kız (Yön: Atıf Yılmaz) filmi ilçenin kırsalında çekilen ilk film. Hikâyesi ilginç.
Meraklısı sınırlı sayıdaki diğer filmlerle ilgili bilgilere ulaşabilir. Elbette şimdiye kadar yapılan araştırmalar bu filmleri işaret ediyor. Daha fazlasının olması mümkün. Ancak bu filmlerin ortak noktası şu ki, (Ana hariç) hiçbiri ilçenin sosyolojik yapısına ve kimliğine dair bir şey söylemiyor. Harikulade güzel ve doğal bir coğrafyanın doğal film platosu hâli kullanılmış. O kadar. Oysa ilçeye adım attığımdan beri 1924 Mübadelesinin izlerini görüyoruz. Çatalca, her açıdan mübadelenin belirleyici olduğu bir yer. Ancak, Çatalca’da çekilen bir mübadele filmi yok. Çatalca’dan ayrılan Rumların ve Çatalca’ya gelen Türk-Müslüman ahalinin hafızasının geleceğe aktarılması için sinema en güçlü sanattır. Ve halkların bu hikâyesini izlemeye hakkı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Çatalca Film Festivali’nin ilçe coğrafyasına ve sinemamızın hafızasındaki yerine dair yapılan vurgu çok değerli. Ancak gelecek festivallerde (evet bu ilçenin bir kazanımıdır ve sürmeli) Çatalca’da Çatalca’nın mübadillerini anlatan bir film izlemek en büyük kazanımlardan biri olacaktır.














