Mazlum Vesek yazdı: Yusufeli kimin eli?

Bu
Köyleri
Suya
Verdik
Eli
Ayağı
Tekerleği
Kağnısı
Yoktu (Enver Gökçe)

Enver Gökçe, memleketi Eğin (şimdiki adıyla Kemaliye) havzasındaki köylerin Keban Barajı altında kalması için adeta bir ağıt yaktığı bu şiiri yazdığında demek ki kağnıdan, kağnı tekerleğinden söz edilen yıllardı. O köylerin sakinlerinin torunları artık o köylerden ne kadar haberdar bilinmez ama Erzincan ve etrafının depremler, maden kazaları dahil olmak üzere acılı bir kaderden kurtulamadığı bir gerçek.

Türk sinemasının istikrarlı yönetmenlerinden Yeşim Ustaoğlu’nun İstanbul Film Festivali Altın Lale Yarışmasında gösterilen “Kuru Taşın Başı” belgeseli neredeyse 60 yıl öncesine dair yine bir barajın yaşam alanlarında yarattığı etkileri anlatan bu şiiri hatırlattı bana.

İzleyicilerin Ustaoğlu’ndan tam da uzun metraj bir film beklediği bir dönemde belgeselle seyircinin karşısına çıkıyor olması elbette şaşırtıcı. Ancak sürekli yolculuklarda olan yönetmenin heybesine başka şeyler doldurması zor değil. Ama mesele sanırım heybeye konu doldurma meselesi değil. Ustaoğlu’nun Türkiye’nin farklı coğrafyalarına dair toplumsal hayatın belirleyeni olan sorunları ele almasındaki tercihi.

2022 yılında su seviyesi yükselmeye başlayan Yusufeli Barajı, Artvin’in bu eşsiz görünüme sahip ilçesini tamamen sular altında bıraktı. Yusufeli’ne bağlı birkaç köy de aynı kaderi yaşadı. Yeşim Ustaoğlu, yeni film hazırlıkları sürdürürken tanık olduğu değişimin kayda alınmasının yıllara yayılan serüvenini izliyoruz.

Yusufeli kimin eli?
Mazlum Vesek yazdı: Yusufeli kimin eli?

Hamaset kendini minibüs-dolmuş durağında gösterir: “Biz neredeysek Yusufeli orasıdır”

2024 yılında Yusufeli ilçe merkezi tamamen sular altında kalır. Göcek, Tekkale başta olmak üzere ilçe tarihinde önemli bir yeri olan köyler de sulara gömülür. “Kuru Taşın Başı” belgeseli iki yılı aşan bu süre içinde Yusufeli sakinlerinin beklentileri ve baraj tamamlandığında içinde bulundukları durumu anlatıyor.

Ustaoğlu, yöre insanlarının üretim ilişkilerinde yaşanan zorunlu değişimin onları nasıl güvencesiz ve korumasız hale getirdiğini tanıklıklarla ortaya koyuyor. Yönetmen sadece insan topluluğunun yaşadığı sarsıntıyı esas almıyor. Belgesel boyunca yıkım araçları ve onun tozu dumanı içinde yaşayan insanlarla beraber aslında o bölgenin sahibi olan hayvanlara da yer veriyor. Şaşkınlık ve gerginlik içinde koşturan köpeklerden birinin kameraya tereddütlü bir sevgiyle bakar. Karadenizlilerin türkülerine sık konu olan atmacalar ve diğer kuşlar da bu yıkımın etkisinin içindedirler. Tabii ki bir de köylülerin beslendiği, gölgesinde dinlendiği ağaçlar…

Kent yukarıya taşınmıştır. Hamaset kendini minibüs-dolmuş durağında gösterir. Durağın camına yazılı olan “Biz neredeysek Yusufeli orasıdır” sözünün dibinde oturan ve tarlasını, evini, toprağını kaybetmiş; nihayet sistemin sunduğu sınırlı iş olanaklarıyla ayakta kalan Yusufelili kadının anlattıkları karşısında anlamsız duruyor. Belgeselde tanıklık eden kadının anlattığına göre birkaç zengin bu süreçten faydalanmış ve Yusufeli halkı ise çaresizdir.

Yeni Yusufeli’nin binaları tek elden çıkmış (ki öyle) gibi durmakta. Önceki Yusufeli yeşille iç içeyken yeni ilçede yeşil alan görmek çok zor. En az 70 yılını ilçeye veren insanlar ağlayarak oradan kopmuş olmanın kabullenilmez olduğunu hissettiriyor. Üstelik ilçeye yıllarca emek veren bu insanlar “mal sahibi değil” gibi bir durumla da karşı karşıya kalır.

İnsanlar ağaçlarını, hayvanlarını özlemekte. İlçenin yeni alanıysa yöreden bir sesin anlatımıyla bir Ahmed Arif dizesini hatırlatıyor: “Dağlarının, dağlarının ardı/ Nasıl anlatsam…/ Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.”

“Kuru taşın başında olmak”

Yusufeli kimin eli?
Mazlum Vesek yazdı: Yusufeli kimin eli?

Belgeselin adı da yöre halkının kullandığı bir deyimden gelir. “Kuru taşın başında olmak” bereketsiz bir alanı ifade etmek için kullanılan bir ifadedir. Köylüler, Yusufeli halkı toprağından koparılmış, üretemez hale gelmiş ve kuru taşın başındaymış gibi çaresizdir. Üstelik sanki aynı kalemden çıkmış tek tip evlerin yapıldığı bir alanın içindedirler artık.

Geçmişinden, ürettiklerinden ve bildikleri topraktan koparılmış insanların yaşadığı yer artık Yusufeli midir? Tünellerle, köprülerle, barajlarla ve yeni yapılan yeşilsiz evlerle sermayenin girdiği bu yere değen elden sonra burası kimin elidir?

Belgesele eklenen müzikler ve ağıtlar yörenin baraja karşı direnişinden kesitleri içeriyor. Yöre halkını konuşturmak, barajla ilgili sürecin neler götürdüğünü anlatmak ve anlattırmak açısından da önemli bir yapıt.

Festivalin son günündeyiz. Bakalım yarışmadan kimler çıkacak.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.