Doğan Göçmen yazdı: Ahlaki arınma ve vicdani aklanma

Son günlerde “aklanma” ve “arınma” sözcüklerini sıklıkla duyuyoruz. Bunlar tarih sahnesine çıkan ve lider konumuna yükselen, bu nedenle hukuken ve ahlaken suçlu olan yeni siyasi aktörlere yönelik birer talep olarak ifade ediliyor. Bu nedenle aklanmaları ve arınmaları gerektiği ileri sürülüyor. Aklanmanın siyasallaşmış hukuk sistemi çerçevesinde gerçekleştirilmesi bekleniyor. Peki, kim arındıracak? Kendisini toplumsal vicdan konumuna yücelten “baba”, arındırıcının kendisi olduğunu iddia ediyor.

Bu ne demek, bu nasıl olacak? Konuya, son derece karmaşık düşünce, felsefe ve dinler tarihini bir tarafa bırakarak açıklık getirmeye çalışalım.

Ahlaki arınma
Doğan Göçmen yazdı: Ahlaki arınma ve vicdani aklanma

Aklayanlar aklanmış mıdır? Arındıranlar arınmış mıdır?

Aklanma ve arınma taleplerini dile getirenler, kendilerini aklayıcı ve arındırıcı konumuna yerleştiriyorlar. Bu durumda aklayanlar aynı zamanda arındıranlar da olmuş oluyor. Eş deyişle aklayanlar ve arındıranlar kendilerinin arınmış ve aklanmış olduklarından hareket ediyor. Aklayıcılar ve arındırıcılar kendilerini hem hukuk hem vicdan hem de ahlak kurumundan sorumlu bir nevi “kadı”, hatta çok daha fazlasından sorumlu gibi konumlandırmış oluyorlar. Aksi durumda arınmamış ve aklanmamış olanların aklanıp aklanmadıklarını, arınıp arınmadıklarını bilmeleri ve sorgulamaları mümkün olmazdı. Öyleyse, başka bir ifade ile bu talepleri dile getirenler kendilerini birer aklama ve arınma kurumu olarak belirlemiş oluyorlar.

Bu taleplerin, siyasi güç ve iktidar kavgalarından kaynaklanan ayak oyunlarının değil de gerçekten bir gereksinimden doğduğunu, bir an için gerçekten samimi olarak dile getirildiğini kabul edelim.

Peki, nedir aklanma, insan aklanma gereksinimini neden duyar veya bu talep birisine neden yöneltilir, birisine bu talep yöneltildiğinde ondan aklanması için ne yapması beklenir? Peki, aklayanların ve arındıranların kendilerini bu konuma yerleştirirken ölçü aldıkları kıstas nedir? Aklayanların kendileri aklanmış mıdır? Arındırmak isteyenlerin kendileri arınmış mıdır? Ya aklayanları aklamak gerekiyorsa? Ya arındırmak isteyenleri arındırmak gerekiyorsa? Aklayanları kim aklayacak? Bu konuda yasa ve kural koyucu kimdir? Arındıranları kim arındıracak? Arınmış olmanın ölçüsü nedir?

Arınma ve aklanma ne demek?

Modern anlamda arınma vicdanın, diğer bir deyişle kişinin kendi kendisiyle hesaplaşmasının, aklanma ise hukukun, yani kamusal olanın konusudur. Farklı biçimlerde de olsa her iki durumda da suçluluk söz konusudur. Vicdan iç yargıçtır, hukuk dış yargıçtır. Elbette ne vicdanın ne de hukukun ahlaki bir temelden yoksun düşünülmesi mümkün değildir. Tarihte sayısız örnekleri bulunduğu üzere bu iki yargı merciinin çatıştığı durumlarda son kararı hangisi verir? Bu durumda aklanmanın da arınmanın da, her ikisinin de sonunda gelip dayandığı yer vicdan kurumudur.

Vicdan, aklın gerçeğin ne olduğuna dair yargısını kendisinde barındırır. Bunu tikel davranış bağlamlarına ve durumlarına uyarlar. Diğer bir deyişle vicdan tikel edimleri, gerçek ve yanlış kavramlarından kazandığı kıstasa göre doğruluk ve yanlışlık terazisine vurur.

Arınma ve aklanma arasındaki fark nedir?

Fakat yine de aklanma ve arınma arasında ilkesel bir fark, hatta aralarında ters yönlü bir ilişkinin olduğu söylenebilir. Aklanmanın bireysel vicdani boyutları olsa da ilkesel olarak kamusal hukuk ve toplumsal vicdan nezdinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu bakımdan kamusal yaptırımları gerektirebilir. Arınma ilkesel olarak bireysel vicdanda, kişinin kendisinde vukuu bulur. Her ne kadar arındığını iddia eden kişi eylemleriyle kamuoyuna yansıdığı kadarıyla sonradan kamunun vicdanında da arınmak, kamunun şüpheci tutumunu ikna ve tatmin etmek zorunda olsa da; arınma ilkesel olarak bireysel ve kişinin kendisini ilgilendiren gönüllü bir edimdir.

Öyleyse arınma, hukuki sonuçları olmakla birlikte (cezai değil) öncelikle kişinin kendi vicdanını ilgilendiren ahlaki bir edimdir. Aklanma, ahlaki temelleri olan, ancak öncelikle kamuyu ilgilendiren hukuki bir edimdir ve cezai sonuçları olabilir.

Modern çağın vicdan kurumu bakımından anlamı nedir?

Modern çağ, kişinin kendi vicdani meselelerinin idaresini yine kendisine bırakmış olmasından dolayı geleneksel feodal çağdan farklıdır. Bu konuda modern çağa bu nedenle, yani kişinin vicdani özgürlüğünü gerekli ve şart koştuğu için “modern” denir.

Rönesans ve Reformasyon ile kişinin vicdani sorumluluğu dış dini mercilerin elinden alınmış ve kişinin kendisine teslim edilmiştir. Kişiyi ahlaki varlık yapan, onun böylelikle üstlendiği vicdani sorumluluktur. Toplum ve devlet bu konuda kişiyi yetkinleştirmek için kendisini kişinin evrensel eğitimi konusunda yükümlü kılmıştır. Hiç kimse kişinin vicdanını ilgilendiren kararlara karışamaz. Bunun adına sanki ahlak tesis ediliyormuş gibi görünen “arınma” denilse de, bu, gerçeği değiştirmez.

Modern toplumda hukuk

Vicdani meselelerde bazı özel kişilerin kendilerini başkalarının vicdani arınmalarından sorumlu ilan ederek feodal kurumların gereklerine göre sanki tanrıymış gibi davranmaları ve aynı şekilde hukuki meselelerde kendilerini yasaların üstünde konumlandırmakla kendilerini sanki tanrıymış gibi konumlandırmaları siyasette, hukukta ve etik meselelerde “feodalleşme” olarak tanımlanan, kapitalizmin son aşamasında görülen bu gerici gidiştir.

Modern toplum, kamusal hukuku yasamadan ve yürütmeden ayırıp, önceden yasama tarafından özgürlük etiğini temel alarak belirlenmiş olan ve kamusal olarak ilan edilen genel geçer yasalara dayalı kamusal bir yargı sistemi oluşturmuş olmakla; farklı biçimlere bürünmüş keyfi bir şekilde durumdan duruma karar veren feodal “kadı” sisteminden sadece farklı değil, aynı zamanda ilkesel olarak özgürlükçüdür. Hiç kimse yasaların üstünde değildir. Yasama, yürütme ve yargı da yasalara tabidir. Hukukun üstünlüğü ilkesi ancak bu anlamda alınırsa bir anlam ifade edebilir ve her bakımdan çağdaş olan budur.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.