İSTANBUL (Medyascope) – Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Gülistan Doku dosyasındaki son gelişmelere ilişkin yayımladığı açıklamada, kadınlara yönelik faili meçhul suçlar ve şüpheli ölümler için bağımsız hakikat komisyonları kurulmasını istedi. Açıklamada, “Gerçek ve kalıcı bir barış için kadınlara yönelik suçlarla yüzleşilecek mi?” sorusu yöneltildi.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Gülistan Doku dosyasındaki belirsizliklere dikkat çekti ve kadın cinayetleri için bağımsız hakikat komisyonları kurulmasını talep etti.
- Gülistan Doku’nun kaybolduğu tarihten bu yana soruşturma sürecinde delillerin karartıldığı ve birçok yetkilinin sorumluluğu olduğu iddia ediliyor.
- Gülistan Doku davasında cezasızlık politikalarının sürdüğü ve kadın cinayetlerinin sistematik bir sorun olduğu vurgulandı.
- İnisiyatif, kayıp kadın ve şüpheli ölüm dosyalarının yeniden açılmasını ve kadınların karar sahibi olduğu bağımsız hakikat komisyonlarının kurulmasını istiyor.
- Kadınların mücadelesinin önemine vurgu yaparak, adalet arayışında kararlılık mesajı verildi.
Bilmeniz gerekenler
İlgili haberler
- İhtiyaç sahibi ailelere yapılacak kömür dağıtımının takvimi açıklandı, karar Resmi Gazete’de yayımlandı
- OECD araştırması: Türkiye geçim sıkıntısında zirvede
- Gülistan Doku soruşturması: Tunceli Devlet Hastanesi hakkında soruşturma başlatıldı
- Gülistan Doku’nun kaybolmasının üzerinden bir yıl geçti, akıbeti hâlâ bilinmiyor, soruşturmada ilerleme yok
- Gülistan Doku soruşturması: Dönemin Tunceli Valisi’nin oğlu dahil 13 kişi gözaltına alındı
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Gülistan Doku’nun kayboluşunun üzerinden geçen altı buçuk yıla rağmen dosyadaki belirsizliklerin sürdüğünü belirterek kapsamlı bir açıklama yayımladı. “Hâlâ soruyoruz: Gülistan Doku’ya ne oldu?” başlıklı metinde, kadınlara yönelik faili meçhul suçlar ve şüpheli ölümlerde cezasızlık politikalarının sürdüğü savunuldu.
Açıklamada, 4 Ocak 2020’den bu yana Gülistan Doku’nun akıbetinin hâlâ bilinmediği vurgulanırken, soruşturma sürecinde delillerin karartıldığı, suçluların korunduğu ve olayın uzun süre “intihar” ihtimali üzerinden ele alındığı ifade edildi. Metinde, “Her tarafı güvenlik kameralarıyla dolu olan Dersim’de bir kadının bedeni hâlâ bulunamadı” denildi.
“12 kişinin tutuklanması soruları bitirmedi”
İnisiyatifin açıklamasında, 2024 yılında soruşturmanın yeniden ele alınmasının ardından Nisan 2026’da 12 kişinin tutuklandığı, hakkında kırmızı bülten bulunan bir kişinin ise ABD’de gözaltına alındığı hatırlatıldı. Ancak bu kişinin yurt dışına nasıl çıktığına ilişkin soruların yanıtsız kaldığı belirtildi.
Munzur Üniversitesi ve Tunceli Devlet Hastanesi’nde kayıtların silindiği ve delillerin karartıldığı yönündeki iddiaların da hatırlatıldığı açıklamada, bazı kamu görevlilerinin yalnızca adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının kamuoyundaki kuşkuları artırdığı kaydedildi.
“Faili meçhul dosyaları siyasi hesaplaşmaya dönüşmemeli”
Açıklamada, Adalet Bakanlığı bünyesinde “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” kurulmasının ve Gülistan Doku dosyasına ilişkin yeni açıklamaların dikkat çektiği belirtildi. Ancak aynı dönemde CHP ve DEM Parti’nin Meclis’e sunduğu araştırma önergesinin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiği anımsatıldı.
Kadınların yıllardır sokakta yürüttüğü mücadelenin önemine vurgu yapılan metinde, “Bu davada bir adım atılabildiyse, bu kadınların ve gazetecilerin ısrarı sayesinde oldu” ifadeleri kullanıldı.
“Organize suç ağı gibi hareket edildi” iddiası
İnisiyatif, Gülistan Doku dosyasında kamu görevlilerinin rolüne ilişkin ciddi iddialar bulunduğunu savundu. Açıklamada, “Bir kentin kamu görevlileri ve bürokratları organize bir suç ağı gibi hareket ederek bir kadın cinayeti dosyasının etrafında konumlandı” denildi.
Soruşturma sürecindeki görevlendirmelerin de eleştirildiği açıklamada, yürütülen sürece dair kuşkuların derinleştiği ifade edildi.
“Kadınların sistematik olarak yalnızlaştırılması ve faillerin korunması”
Metinde, Gülistan Doku dosyasının münferit bir olay olmadığı belirtilerek Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşanan şüpheli kadın ölümleri ve faili meçhul dosyalar hatırlatıldı. Tuba Korkmaz, Dilber Erkmen, Esma Kılıçarslan, Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, İpek Er, Nadira Kadirova ve Yeldana Kaharman gibi isimlerin dosyalarına dikkat çekildi.
Açıklamada, bu dosyaların ortak noktasının “kadınların sistematik olarak yalnızlaştırılması ve faillerin korunması” olduğu savunuldu. Kadınlara yönelik şiddetin, savaş politikaları ve cezasızlık mekanizmalarıyla birlikte değerlendirildiği ifade edildi.
Bağımsız hakikat komisyonu çağrısı
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, açıklamanın sonunda üç temel talep sıraladı. Buna göre kadınların söz ve karar sahibi olduğu bağımsız hakikat komisyonlarının kurulması, kayıp kadın ve şüpheli ölüm dosyalarının yeniden açılması ve koruculuk sistemiyle militarist güvenlik politikalarının sona erdirilmesi istendi.
İnisiyatif, “Barış, özgürlük ve eşitlik mücadelemizde hem yitirdiklerimizin hesabını sormaya hem de üzeri örtülmek istenen hakikatin peşinde adaleti aramaya devam edeceğiz” açıklamasıyla çağrısını sonlandırdı.
Gülistan Doku soruşturmasında ne olmuştu?
Gülistan Doku, Tunceli Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ikinci sınıf öğrencisiydi. 4 Ocak 2020’de kaldığı Kredi Yurtlar Kurumu’ndan (KYK) ayrıldı ve 5 Ocak 2020’de yurda dönmedi. Doku’nun dönmemesi üzerine arkadaşları endişelenip Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu ve ailesine haber verdi.
Doku ailesi, 6 Ocak 2020’de Emniyet Müdürlüğü’ne Gülistan Doku için kayıp başvurusunda bulundu. Emniyet, Gülistan Doku’nun arkadaşlarıyla görüştü, telefon sinyallerini ve şehirdeki MOBESE kayıtlarını izledi. İncelemeler sonucunda Doku’nun Atatürk Mahallesi’ndeki minibüs durağından üniversiteye giden araca bindiği ancak üniversiteye gitmediği gözlemlendi.
İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığı 7 Ocak 2020’de arama çalışması başlattı. Amcası, Gülistan Doku’nun kaybolmadan bir gün önce eski erkek arkadaşı Zaynal Abakarov ile tartıştığını ve Abakarov’un Doku’ya zor kullandığını söyledi. Bu iddianın doğru olduğu ortaya çıktı.
Telefon sinyallerini tarama çalışmaları Uzunçayır Baraj Gölü ve Dinar Deresi çevresinde yoğunlaştırıldı. Yaklaşık on gün sonra basına yansıyan görüntülerde Gülistan’ın, Abakarov’un çalıştığı kafeye gittiği ve Abakarov ile tartıştığı görüldü.
“İntihar” algısı
Aynı gün anaakım medyada Doku’nun intihar etmiş olabileceğine dair haberler yayımlanmaya başladı. Doku ailesi bu iddiaları kabul etmedi.
Ailenin avukatı, Abakarov’un şüpheli olarak tutuklanması için 17 Haziran 2020’de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi. Haziran ayındaki incelemede Abarakov’un 26 Şubat 2020’de bir arkadaşına telefonuna bir gün sonra el konulacağına dair mesaj attığı ortaya çıktı. İncelemeler sonucunda Abakarov’un Gülistan Doku’nun dosyasına erişimi olduğu anlaşıldı. Abakarov’un tutuklanma talebi ise reddedildi.
Abarakov’un Asayiş Şube’de görevli üvey babası Engin Yücer, sosyal medya hesabından Gülistan Doku’nun intihar ettiği iddiasına dair bir fotoğraf paylaştı ve bunun dosyada bulunduğunu belirtti. Ancak savcı, dosyada böyle bir bilginin olmadığını söyledi. Doku ailesi bunun üzerine suç duyurusunda bulundu.
Bu arada 22 Haziran 2020’de abla Aygül Doku, ifade vermek üzere Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı.
Uzunçayır Baraj Gölü içinde ve Sarısaltuk Viyadüğü çevrelerinde su altında yapılan arama çalışmaları İçişleri Bakanlığı talimatıyla 6 Temmuz 2020’de durduruldu. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Doku ailesi 17 Temmuz’da görüştü. Görüşmenin ardından barajdaki su boşaltıldı ve su altı arama çalışmaları yeniden başladı.
Tarihler 21 Temmuz 2020’yi gösterdiğinde bilirkişi raporu savcılığa gönderildi. Raporda yer alan görüntülerde Abakarov’un Gülistan Doku’yla “ihtar ve ikaz eder biçimde fazlaca ısrarcı şekilde konuştuğu” belirtildi.
Doku ailesinin avukatı bu görüntüler üzerine, 23 Temmuz 2020’de Abakarov için tekrar tutuklama talep etti ancak bu talep “hukuka uygun bulunmadığı” gerekçesiyle reddedildi. Abakarov’un ifadesinin alınmasına karar verildi. Abarakov ve babası Engin Yücer dosyada şüpheli olarak yer aldı.
6 yıl sonra yeniden
Gülistan Doku’nun ailesi 24 Ocak 2024’te Abarakov’un tutuklanması ve Yücel’nin şüpheli sıfatıyla dosyaya girmesi talebinde bulundu. Aile ayrıca dönemin valisi Tuncay Soyel hakkında “görevi kötüye kullanmaktan” suç duyurusunda bulundu.
Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında aralarında eski Tunceli Valisi’nin oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Zaynal Abarakov‘un da bulunduğu 13 kişi 13 Nisan 2026’da gözaltına alındı.
15 Nisan 2026’da Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, “Şu an gözaltında olan Gökhan isimli polis bize ulaştı ve Gülistan’ın delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldığını söyledi. Bu bilgileri belgeleriyle paylaştı. Ayrıca Gülistan’ın 5 Ocak günü geç saatlere kadar hayatta olduğunu ve o görüntüleri de kendisinin sildiğini ifade etti” dedi.
16 Nisan 2026’da eski polis memuru Gökhan Ertok tutuklandı. Ertok’un Gülistan Doku’nun sosyal medya hesabına girerek iki kişiyi sildiği iddia ediliyor. Ertok’un ardından Gülistan Doku’yla son temas eden kişi olduğu iddia edilen İl Özel İdaresi’nde görevli olan Erdoğan Elaldı da tutuklandı.
Aynı gün gizli tanık “Şubat”, dönemin eski Tunceli Valisi’nin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan’ı Uzi ile öldürdüğünü ileri sürdü. Sabah gazetesinin ulaştığı ifadede cinsel saldırı, hamilelik ve delil karartma iddiaları da yer aldı.
17 Nisan 2026’da eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında soruşturma başlatıldı. Müfettiş olarak İçişleri Bakanlığı bünyesinde çalışan Sonel açığa alındı. Gülistan Doku soruşturması kapsamında “suç delillerini gizlemek” başta olmak üzere birden fazla suçlama nedeniyle gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel 21 Nisan’da tutuklandı.








