Fehim Taştekin & Işın Eliçin ile Puslu Kıtalar (21): Kritik Kavşak: Biden-Erdoğan, Biden-Putin buluşması

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

14 Haziran’daki Erdoğan-Biden görüşmesinden ne çıkar? Taraflar buluşmaya hangi dosyalarla gidiyor? Erdoğan’ın Rus karşıtı cepheye yatırımları karşılık bulur mu? Ve 16 Haziran’daki Biden-Putin buluşmasından sürpriz çıkar mı? Yanıtları bu yayında…

PUSLU KITALAR YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM

Kritik kavşak: Biden-Erdoğan ve Biden-Putin buluşması

IŞIN ELİÇİN: Puslu Kıtalar’a hoş geldiniz. Fehim Taştekin’le konumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden’la gelecek hafta Pazartesi günü yapacağı ile hemen ertesinde Biden’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le ayın 16’sında yapacağı görüşmeler. Bunlar birbirleriyle nasıl ilişkilenebilir onu da soracağım Fehim’e. Fehim hemen sorayım, ne çıkar ilk görüşmeden? Genel olarak beklenti şu yönde: Güzel fotoğraf çıkar. İki lider gülümseyerek artık yarım saat, 45 dakika bir arada geçirecekler, yarısı da çeviride geçecek, bir fotoğraf verecekler. Ama öncesi var sonrası var. Ne çıkar?

FEHİM TAŞTEKİN: Bu fotoğrafa Erdoğan’ın ihtiyacı çok fazla. Tabii Biden da bu kadarcığını çok görmeyecek anladığımız kadarıyla. Bu kadar ciddi meseleler açısından görüşmenin süresi oldukça kısa olacak ve bu görüşmede muhtemelen belli meseleler üzerinde konuşulacak. Erdoğan’ın istediği, çok ihtiyacı olan, Biden’la işlerin yolunda gittiğine dair bir tokalaşma ve bunun yansıtılması. Öteki acil ve yakıcı başlıkları daha da öteleyip Biden’la ikili diyalog kanalını açmak için bu görüşmeyi kullanacak. Bunu daha önce Trump’la çok güzel başardı ve kendi lehine kullandı. Bir anda Erdoğan çok kritik dönemlerde içeride de siyaseti çevirebilecek Trump’la bir telefon imkânına sahipti. Şimdi anladığımız kadarıyla en azından bunu hedefliyor. Ama çok büyük beklentiler yersiz bence. Bundan çok büyük sonuçlar çıkmayacak. Neyle gidiyorlar ya da nasıl hazırlanarak gidiyorlar, buraya baktığımız zaman…

IŞIN ELİÇİN: Epey bir hazırlık var aslında, değil mi? Yani en azından dış politika çizgisinde bambaşka bir yerdeyiz. Mavi Vatan’ı bile konuşmuyoruz artık. Birkaç ay önce neler konuşuyorduk… Altı ay önce NATO’dan çıkar mıyız derken şimdi NATO’nun en kıymetli müttefiklerinden biri olduğumuzu hatırlatıyoruz. Anlat…

FEHİM TAŞTEKİN: Aslında bu buluşmaya hazırlık, bunun bu kadar uzamasını beklemiyorlardı ama tabiri caizse iddialı dış politika hamlelerinden geri adım atılarak başlamıştı. Senin de söylediğin gibi Mavi Vatan en önemli ve dikkat çeken geri adımdı. Yelkenler suya indirildi. Şimdi Biden Türkiye’yi nereye koyuyor, Erdoğan bunu gördü. Bir NATO zemininde ortaklığın yeniden canlandırılması, Rusya karşıtı cephenin büyütülerek bunun yanına Çin boyutunun eklenmesi, NATO’yu şimdi bu minvalde yeniden yoğuracak Biden. Erdoğan bunu satın almaya çalıştı, diğer konularda anlaşamayacağını çok iyi bildiği için, S-400, Suriye mevzusu, Halkbank dosyası gibi Türkiye’nin başını ağrıtacak dosyalar… Biden bu konularda Erdoğan’ı memnun etmeyeceğini çok önceden belli etti. Erdoğan, Biden’ın Avrupa’ya yaklaşım tarzına yatırım yaptı. Biden dikkat çekici bir tercihte bulundu. Diğer Amerikan başkanlarının ilk yurt dışı seyahatleri nereye yaptığına bakarsak burada Biden Avrupa’yı tercih etti. Trump Ortadoğu’ya gitmişti, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere oradaki dostlarına gitmişti, onlara ağırlık vermişti. Ondan önce Obama, demokrat başkan, Türkiye’ye ve Mısır’a gitmişti. Amerikan başkanlarının seyahatlerinde önceliklerini nereye verdiklerine bakarsak yeni bir seyir çizgisi var ve Trans-Atlantik İttifakı’nın önemini vurgulayan bir tercih Biden’la birlikte ortaya çıktı. Avrupa’ya geliyor, İngiltere’yi ziyaret edecek. NATO çerçevesinde Brüksel’de olacak, sonra Putin’le görüşmesi de Cenevre’de. Bunu iyi analiz ettiler anladığım kadarıyla. NATO ortaklığı birden bire kıymete bindi. Öncesinde Türkiye NATO’dan çıkar mı, çıkmaz mı, beyin ölümü oldu mu olmadı mı diye tartışırken bugün Türkiye’nin NATO’nun ne kadar önemli stratejik müttefiki olduğuna dair altının çizildiği altını çize çize karalama defterine çevirdikleri bir tablo çıktı. Bunun için Erdoğan az şey yapmadı. Baktığımız zaman NATO’nun duyarlılık gösterdiği konular var, en güncel olandan başlarsak Gürcistan mesela,  Gürcistan başbakanı geldi, Erdoğan onu olağanüstü derecede itibarlı bir şekilde ağırladı. Gürcistan başbakanına NATO üyeliği konusundaki desteğini yineledi. Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne vurgu yaptı. Hemen öncesinde Polonya Cumhurbaşkanını ağırladı. Onunla da SİHA satışı konusunda bir anlaşma sağlandı. Bu da tabii ki NATO zemininde Rus karşıtı cepheye çok önemli bir yatırım. Biraz daha geriye gidersek Ukrayna var. Ukrayna’ya SİHA satışının ötesinde Kırım platformunda Tayyip Erdoğan neredeyse Zelenski’yle birlikte eşbaşkanlık rolüne soyundu. Adı koyulmamış bir rol üstlenmesi var orada. Rusya bunu gördü ve bunun karşılıksız olmayacağını sert bir şekilde dile getirdiler. Kırım’ın da bu şekilde ele alınmasını toprak bütünlüğüne saldırı olarak değerlendirdiler. Bunun NATO’da Türkiye’nin yerini vurgulayan bir boyutu var mı? Elbette var. Biden’ın bunu es geçtiğini düşünmüyoruz. Ama Biden’ın bunu satın alması Erdoğan’ın diğer beklentilerine olumlu yanıt vereceği anlamına gelmiyor. Halkbank dosyasını Erdoğan diyor ki biz Türkiye’ye zarar vermeden bir kenara atalım, ABD de bu bir yargı sürecidir diyor. S-400’le ilgili ne önerdiklerini bilmiyoruz ama Türkiye’de tartışılan şey şu: Türkiye’nin bunu çalıştırması bir seçenek değil ama bunun İncirlik’te falan Amerikalıların kontrolüne verilmesi, alacaklar, inceleyecekler, çözecekler, Rus sistemi ne kadar üstünmüş onu anlamaya çalışacaklar, Rusya bunu seyretmez. O zaman Türkiye kafa kafaya gelir Rusya’yla. Buldukları çözüm önerisi bu mudur bilmiyoruz. Daha önce Girit’teki S300’lere bunu belki yaptılar ama o eski bir hikâyeydi, böyle alınmamıştı zaten. Onun süreçleri apayrıydı, bizim süreçlerimiz çok farklı.

IŞIN ELİÇİN: ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan açıklama yapmış, Biden-Erdoğan görüşmesinden ABD açısından ne beklenebilir diye. Demiş ki, Biden Erdoğan’ı iyi tanıyor. Bu önemli bir ifade. Bu şekilde formüle edilmesi ilginç. Bir de görüş ayrılıklarını gündeme getirecek demiş. Bu kapsamda da insan hakları gibi önemli farklarla başa çıkmanın yolu aranacak demiş. Bu insan hakları vurgusunu en başından beri özellikle yapıyorlar. Burada ABD’nin insan hakları konusundaki samimiyeti sorgulanabilir ama Biden’ın ilk gezide Avrupa’yı seçmiş olmasının da bir anlamı var. Demokrasi ittifakı falan diyerek, belirli değerleri öne çıkararak, hem Çin hem Rusya’ya karşı ittifak yaratmak istediği için. S-400’de bir formül bulunsa bile burası var. Şimdi bir de Afganistan meselesi gündeme geldi; Hulusi Akar Afganistan’da kalma niyetimiz var; siyasi, mali ve lojistik destek istiyor ve cevap bekliyoruz demiş. ABD buna cevap verebilir. Türkiye çok şey talep edecek pozisyonda değil diyorsun diye anladım.

FEHİM TAŞTEKİN: Afganistan’da da Türkiye’nin rol almasını Amerikan yönetimi destekleyebilir çünkü işine geliyor. Bu anlamda Türkiye’den beklediği zaten NATO çerçevesinde Türkiye’nin uyumlu hareket etmesi. Türkiye ne kadar uyumlu hareket ederse insan hakları konusundaki baskı o kadar azalır. Burada bir ilişki var. Türkiye’nin demokrasi sicilini politik olarak bir baskı aracına dönüştüreceklerini anlıyorum. Bu demokrasinin kılıcı gibi yukarıda duracak. Erdoğan bundan kaçmak ve işin böylesi bir bağlama oturmasını önlemek için elindeki bazı kozları kullanmak isteyecektir. Bir tarafta başını ağrıtan sorunlar bunlar. S-400 en önemli sorunlardan bir tanesi. Biz S-400’den eğer vazgeçersek karşılığında ne alırız şeklinde tersinden koza çevirme yaklaşımının olduğunu anlıyoruz. Erdoğan’ın karşılık olarak beklediği iki şey var: Birincisi Suriye’de Kürtlere desteğin çekilmesi, YPG’ye desteğin çekilmesi, bunu Hulusi Akar daha önce açık bir şekilde söylemişti yanılmıyorsam bir soru üzerine. Diğeri de Halkbank davasında Türkiye’yi sarmayacak bir kararın çıkması. Anladılar ki bu dosyayı çöpe atamazlar, mümkün değil. Ama rakamlar konuşuluyor ya 5 milyar dolar, 20 milyar dolar ceza gelebilir diye, Türkiye ekonomisi bunu kaldıramaz, çok kırılgan. Bunun lafı bile Türkiye ekonomisini inanılmaz derecede sarsacaktır, zaten sarsılmış halde. Burada bir iyilik bekleyebilirler, bunun uzatılmasını isteyebilirler. Hemen karar verilmesin, araya temyiz girsin, gibi bir iyilik isteyebilir. Sorun şu; Biden bu pazarlığa ne kadar açık? Erdoğan’ın istediği kadar açık olmayacağını öngörebiliriz. Bir de bu işin başka dengeleri var. İki gün sonra Rusya’yla görüşecek. Putin’le ilk görüşmesi. O da çok önemli. Oraya çok çatışarak gitmiyor. Dikkat edersek Amerikan tarafı da Kırım ve Ukrayna konusunda gemileri gönderiyordu, Karadeniz’e gemiler sokacaktı, sonra birden bire bu karardan vazgeçtiler. NATO genel sekreteri ile Biden’ın bunun hazırlığı ile ilgili yaptığı görüşmeyi dikkatle incelediğimiz zaman şu ortaya çıkıyor: İki yol izleyecekler. Havuç-sopa çok basit kalır böyle bir tabir için çünkü havuç kısmı yok Rusya’da, o Türkiye için geçerli belki. Ama çift yol mekanizmasıyla Rusya’yla diyalog zeminini hazırlayıp ne kadar yol alabiliriz ona bakacaklar. Burada birkaç tane ilginç gösterge var. Birincisi hemen öncesinde Rusya için çok önemli olan Kuzey Akım 2 projesiyle ilgili Amerikan’ın yaptırımları gevşetmesi. Bu ortalığı karıştırdı. Kongre’de azılı Rus karşıtları buna öfke duyuyorlar. Bir de Ukrayna bundan fazlasıyla rahatsız ki Zelenski Biden’la görüşmek için çok uğraştı, bir görüşme oldu ama Putin’le buluşmadan önce beni bir kabul et, uçağa binmeye hazırım ifadesini kullandı. Ama olmadı bu, bu randevuyu Putin’le görüşme öncesinde vermediler. Belki sonrasında olacak bu görüşme. Tabii Ukrayna’ya sizin toprak bütünlüğünüzle kesinlikle sözlerimize sadığız diyerek bunu temin ediyorlar. Benim ışıkta biraz sorun var…

IŞIN ELİÇİN: Görüntünde donma oluyor en azından benim ekranımda ama olsun sesin güzel geliyor, sen anlatmaya devam et istersen…

FEHİM TAŞTEKİN: Putin’le Biden görüşmesi öncesinde Amerikan tarafı da biraz daha tansiyonu düşürdü. Putin’le çok kritik başlıklar var, nükleer silahların sınırlandırılması, iklim konuları, casusluk suçlamaları, siber ataklar, bunlar Amerika’da yankı uyandıran başlıklar. Orada da yeni bir başlangıç arayışı var. NATO’yu güçlendirmek istiyor, bir taraftan Kuzey Akım 2’yle ilgili Amerika’nın yaptırımlardan geri adım atmasının iki anlamı var; birincisi Rusya’ya sıcak bir mesaj vermek, diğeri de NATO’yu güçlendirirken Almanya’yı çok fazla örselemiş oldular bu Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattıyla ilgili, onu düzeltmek de istiyorlar. Böylesi yumuşak bir havada Biden-Putin görüşmesi olacak. Erdoğan, Rus karşıtlığı üzerine yatırım yaparak gidiyor fakat bu Rus karşıtlığını Biden ne kadar veri olarak kabul edebilir, iki gün sonra da Putin’le ilişkilerini idare edilebilir bir düzeye çekecek. Son 20 yılda hiç olmadığı kadar kötü hale geldi Rusya’yla ilişkiler. Bunu toparlamak istiyorlar. O yüzden Erdoğan’ın Rus karşıtı sepete bu kadar çok yumurta koyması biraz havada da kalabilir.

IŞIN ELİÇİN: Fehim şunu sormak istiyorum bir de, Putin’le Biden Suriye’yi nasıl konuşacaklar ya da konuşurlar mı? Çünkü Türkiye’nin ABD’den bir beklentisi var, sen bahsettin aslında, yeni bir gelişme var, Suudi Arabistan Esat’la ilişki kuruyor mesela, Körfez ülkeleri zaten o adımları atmaktaydılar da… Başka dengeler oluşuyor mu? Bu anlamda Rusya ile ABD Suriye’de daha ortak bir adım atabilirler mi, Türkiye’yi de etkileyecek sonuçları olabilecek?

FEHİM TAŞTEKİN: Bir süreç işliyor. Amerika tarafı Suriye’yle ilgili bir strateji belirlemeye çalışıyor. Bunun henüz ne kadar netleştiğini bilmiyoruz. Fakat şu anda Biden-Putin görüşmesinde muhtemelen daha çok BM’nin insani yardım faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için sınır kapısının açık olması konusunda Rusya’yı ikna etmek istiyorlar. Rusya da bunu bir pazarlığa çevirdi. Şu anda Cilvegözü Sınır Kapısı uluslararası yardımlara açık. BM ve onunla bağlantılı uluslararası kuruluşlar bu kapıyı kullanıyorlar. Bu kapı 10 Temmuz itibarıyla kapanmış olacak çünkü BM Güvenlik Konseyi’nden yetkilendirme lazım. Rusya bunu bloke edebilir. Geçmiş senelerde bu blokajı kullandı ve tek kapıya düştü. Bu Türkiye’nin Suriye politikası açısından da önemli. Bu kapı İdlib’e açılıyor aslında ve İdlib’teki çadır kamplarında yaşayan sığınmacılar bu yardımlara ihtiyaç duyuyorlar. Rusya diyor ki siz burada ikiyüzlü davranıyorsunuz çünkü burayı kontrol eden terör örgütünü de beslemiş oluyorsunuz. Terör örgütü dediği Heyet Tahrir el Şam. O yüzden yardımlar Suriye üzerinden gitmeli ve bu örgütle olan ilişkilerinizi de siz artık gözden geçirmek zorundasınız diyor. Bu kapı meselesini bu anlamda bir pazarlığa çeviriyor. Amerikan yönetimi Suriye dosyasında etkinliğini arttırmak için işe buradan başlayacak. Bununla ilgili olarak BM’deki Amerikan daimi temsilcisi Türkiye’ye geldi, incelemelerde bulundu. Bu da ilginç tabii. Çünkü böylesi bir şey daha önce olmadı bildiğimiz kadarıyla. Anladığımız kadarıyla bu Suriye mevzusunda alana insani yardımla girmek istiyor. Biden’ın da reflekslerine uygun bir giriş aslında. Doğrudan Kürtlerle veya Şam’la ilgili değil.

Burada anlaşırlarsa Rusya da karşılığında ne alacak, ona bakmamız lazım. Türkiye de bir şeyler bekliyor. Bazı işaretler var, bunlar şu an büyük çıkarımlara müsait değil. Bunun üzerine büyük yorumlar inşa edemeyiz. Ama şöyle, birincisi senin de sözünü ettiğin gibi Suudi Arabistan’ın Şam’la diyaloğa geçmesi. Bu tür şeyler Amerika’yla koordinasyonsuz yürümez. Suudi Arabistan bunu yaptığı zaman arkasına Arap birliği kapısı açılabilir ve diğer Araplar da aynısını yapabilirler. Şimdi Amerika orayı bloke ediyordu, acaba Biden yeni bir şey mi deneyecek diyoruz. Çünkü Biden etkilemek istiyorsak biraz diyalog zeminini de kullanmamız lazım diyen bir bakış açısına sahip olduğunu bize gösterdi. Bunu Filistin’de gösterdi aslında. Daha öncesinde Amerikan yönetimleri Gazze’nin yerle bir edilmesi konusunda son derece rahattılar, şimdi Mısır’ı devreye soktular. Mısır, Gazze’yle epey zamandır ilgilenmiyordu. Hamas’tan rahatsızız ama Hamas’ı Türkiye ve Katar’a havale ederek sürekli hata yapıyoruz diyen Mısır-Amerikan ortak bakışı şekillendi. Biz o zaman Gazze’nin yeniden inşasına el atalım, Mısır liderlik yapsın, buradaki fikir Biden yönetiminin Ortadoğu’ya yaklaşımında bir ipucu gibi geliyor bana. Bunu Suriye’ye taşıyabilirler mi? Muhtemeldir. Bir başka şey Kürtlerle ilgili. Amerikan heyeti gitti ve Kürtlerle görüştüler. Orada Türkiye ile diyalog konusunda Kürtlerin koşullarını öğrenmeye çalıştılar. Bu Trump’ın hiç umursamadığı Ankara ile Kürtler arasındaki diyalog acaba bir sonuç verir mi şeklinde yeniden bir değerlendirme yapıldığı anlamına da geliyor. Bütün bunlar öncelikli olarak havayı yumuşatır mı? Evet, Rus-Amerikan ilişkilerini yumuşatır. Türkiye zaten burada limitlerini çok zorladı ve Amerikan yönetimi Türkiye ısrarını yeni bir askeri hareketle sürdüreyim derse, oradaki yapıyı tamamen dağıtmak üzere ısrar ederse iş tersine dönecektir çünkü Kongre’nin bu konudaki tepkisi çok güçlü. Kongre demişken tüm bu başlıklarda, Suriye başta olmak üzere S-400’ler ve Halkbank dosyalarında, Biden’ın Kongre’deki havaya çok aksi yönde hareket etmesi de zor çünkü Kongre’de 6 trilyon dolarlık bir bütçe tasarısı sundular ve onay bekliyorlar. Kongre’nin silahı da bu. Bu bütçeyi tartışırken ek maddeler ilave ederek işi yokuşa sürebiliyorlar. Para mı istiyorsun, o zaman S-400’lerle ilgili de bizim dediğimizi yapacaksın diyen bir Kongre refleksi var. Bu sistem böyle işliyor. O yüzden de ikili görüşmelerden çok bir şey beklemiyorum. Sözünü ettiğim Rusya dengesi var, Kongre dengesi var, tüm bu dengeler bize bir günde kıyametin kopmayacağını gösteriyor. Başka türlü kıyamet kopabilir tabii… Bugün her açıdan kötü gidiyoruz Işın, şarjım alarm veriyor, bitmek üzere.

IŞIN ELİÇİN: İdeal süredeyiz, şarjın bitmeden en azından veda edebiliriz. Bence çerçeveyi çok güzel çıkardın. Bu görüşme önemli. Özellikle Ankara açısından önemli. Cumhurbaşkanı Erdoğan o fotoğrafta olmak istiyordu ve olacak. Belki sonuçlarını şimdiden anlayamayacağımız bir ilişki biçiminin altyapısı da atılacak. Hemen göremeyeceğimiz, bugünden yarına belli olmayacak… Teşekkür ederiz. O zirveden sonra yeniden konuşacağız. Biraz Türkiye’deki gidişatı da görmek lazım. Her gün yeni bir gelişme oluyor. Onları da izleyerek çıkacak sonuçlara bakmak lazım. Çok teşekkürler Fehim Taştekin.

FEHİM TAŞTEKİN: Ben teşekkür ederim. Sadece bir şeyi ilave ederek kapatayım. İçeride ekonomik durum çok kötü. Siyaset kaynıyor. Bütün bunlar Erdoğan’ın elini çok zayıflattı ve Erdoğan zayıf bir lider olarak gidiyor. O yüzden de beklentileri de aynı şekilde buna göre ayarlamakta fayda var. Çok teşekkür ederim hepinize.

IŞIN ELİÇİN: Evet sevgili izleyiciler, iki hafta sonra yeniden görüşünceye dek hoşça kalın.

(Transkripsiyon: Akanda Taştekin)

  • Puslu Kıtalar programı, Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) Derneği Türkiye Temsilciliği’nin katkıları ile hazırlanmıştır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus