Irak’ın merkezinde beliren tehdit: IŞİD yeniden örgütleniyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, 2019’daki açıklamasında IŞİD’e karşı zafer kazanıldığını söylemişti. Bugün ise sahadaki durum, Trump’ın gururlanarak belirttiği halden epey uzakta. IŞİD’in Irak’ta yeniden organize olmaya çalıştığı belirtiliyor. Medyascope’tan Zeynel Yıldırım, IŞİD’in Irak’ın merkezinde yeniden örgütlenme çabalarını, geliştirdiği yeni taktikleri ve hangi koşullardan faydalandığını sizin için derledi.

Irak’ın en büyük şehirlerinden olan Musul, Haziran 2014’te IŞİD tarafından ele geçirilmiş ve örgütün lideri Ebubekir Bağdadi sözde halifeliğini bu kentte ilan etmişti. Irak ve Suriye’de merkezi iktidarların güçlerini yitirmesiyle, Büyük Britanya adası büyüklüğünde bir toprak parçası IŞİD’in kontrolüne geçmişti. IŞİD, kontrol ettiği toprak parçası üzerinde yönetimlerini meşrulaştırmak için kendilerince yorumladıkları İslam dinini kullandı. 2017’de Musul’un IŞİD’den geri alınması ise sözde İslam Devleti’nin yıkılmasına giden yolu hazırlamıştı.

Aradan dört yıl geçtikten sonra IŞİD militanları yeniden bir araya geliyor. Küçük gruplar halinde hareket eden militanlar, askere veya polise ait kontrol noktalarına, yerel liderlere, elektrik iletim şebekelerine ya da petrol üretim tesislerine saldırılarda bulunuyor. Bu anlamda IŞİD’in bir çeşit yıpratma savaşı yürütmeye çalıştığı da söylenebilir.

Cihatçılar sayısal olarak halifeliğin gücünün zirvesine ulaştığı 2014 ile 2015 yıllarına kıyasla çok daha küçük vaziyette. Yerel aşiret liderlerine ve istihbarat görevlilerine göre militanlar, Irak’taki topluluklara yaşattıkları tahribattan sonra şehirlerde ve kasabalardaki yerel desteklerinden mahrum kaldı, kendilerinden sayıca ve teçhizat bakımından çok daha üstün olan devlet güçleri karşısında tutunamadı. Gerekli mali destekten yoksun olan ve savaşmak için yeterli kuvvet bulamayan örgüt, zaman içinde dağlara, çöllere ve vadilere doğru çekildi ve uzunca bir süre çekildikleri yerlerde saldırı düzenlemeye yetecek insan kaynağına ve mali güce ulaşmaya çalıştı.

“Kişiler masumiyetleri kanıtlanıncaya kadar IŞİD üyesi muamelesi görüyor”

IŞİD’e karşı savaşan yerel aşiret liderlerinden biri, “IŞİD’in şimdiki durumu 2009 yılında yenilen El Kaide’nin durumuna benziyor. El Kaide gücünü toparlayabilmek için yeraltına indi ve birkaç yıl içinde çok daha güçlü döndü” dedi. IŞİD’in Irak’ta güç kazanmasına vesile olan koşulların hâlâ sürdüğünün altını çizen aşiret lideri, “Yerel topluluklar (Sünniler) arasında hükümete, orduya ve hükümete bağlı hareket eden paramiliter gruplara karşı güven ya yok ya da çok az. Yerel halk toplu olarak cezalandırılıyor ve kişiler masumiyetleri kanıtlanıncaya kadar IŞİD üyesi muamelesi görüyor” diye konuştu.

Kontrol ettiği toprakları kaybetmesine ve lideri öldürülmesine rağmen IŞİD, atadığı sözde komutanlar ve bölge valileri ile bir hiyerarşi içinde hareket etmeyi başardı.

Her zamankinden daha agresif

ABD’nin 2019 yılında IŞİD’e karşı zafer ilan etmesinin üzerinden üç yıl bile geçmeden IŞİD’e bağlı militanların yeniden örgütlenmeye başladığı belirtiliyor. Ancak bu dirilişin 2014’tekine benzer bir biçimde olmayacağı da aşikâr. Her ne kadar “halifelik” adı altında hareket etseler de son aylarda IŞİD’e bağlı eski milislerin artan faaliyetleri daha önceki dönemlerine göre büyük farklılıklar gösteriyor. Küçük gruplar halinde hareket eden militanlar, genellikle kötü korunan ve kalabalık yerleri hedef alıyor. Irak güvenlik güçleri ise bu grupların sayılarının birkaç bin olabileceğini belirtiyor.

Geçen nisan ve mayıs aylarında IŞİD, doğrudan Irak güvenlik güçlerini hedef almaya başladı. Bölgedeki diplomatlar ve askeri yetkililer, cihatçı grupların güvenlik güçleriyle daha fazla doğrudan çatışmaya girdiğini ve artık gündüz saldırılarından da kaçınmamaya başladığını söylüyor.

Doğrudan angajmanların sıklığının artması, grubun Irak güvenlik güçlerine yönelik asimetrik saldırıları ve kırsal kesimdeki sivilleri sürekli olarak hedef almasıyla çelişiyor. Bundan önce cihatçılar daha çok yol kenarına yerleştirilen bombalar ve keskin nişancı saldırıları üzerinden varlık göstermeye çalışıyordu.

IŞİD’e karşı kurulan koalisyonda yer alan bir Batılı ülke diplomatı, “Daha cesur, daha agresifler. Her zamanki gibi el yapımı bombalar kullanıyorlar. Ancak, ister Irak güvenlik güçleri ister Şii milisler (Haşdi Şabi) ile olsun, gitgide daha fazla çatışmaya giriyorlar ve öldürüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Yerel halk kapana kısılmış vaziyette

IŞİD’e karşı mücadele eden Irak ordusundaki bir komutan ise güvenlik güçlerinin eksiliğine dikkat çekti. Komutan, “Sorunun bir kısmı yüksek duvarların arkasında tahkim edilmiş bir konumda olan ve köyleri ve tarlaları korumasız bırakan yerel güvenlik güçlerinden kaynaklanıyor. Yerel halk kapana kısılmış vaziyette. IŞİD ile iyi geçinmek zorundalar çünkü yerel halkı koruyacak güvenlik gücü yok” dedi.

Bağdat ve Erbil arasındaki koordinasyon eksikliği cihatçıların önünü açıyor

IŞİD’in son saldırıları, Irak’ın Kerkük, Selahaddin ve Diyala illerinin kırsal bölgelerinde yoğunlaştı. Ayrıca son aylarda cihatçılar, Ürdün ve Suudi Arabistan sınırları boyunca Anbar eyaletinin batı ucundaki saldırılarını da artırdı. Cihatçılar, Bağdat merkezi hükümeti ile Irak Kürdistan bölgesi arasındaki uyumsuzluktan yararlanıp, iki tarafın da egemenliği üzerinde hak iddia ettiği topraklarda faaliyetlerini sürdürüyor.

Iraklı Kürt yetkililer, cihatçı saldırılarından ülkenin federal ve bölgesel güvenlik güçleri arasındaki koordinasyon eksikliğini sorumlu tutarken, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, mayıs ayında vuku bulan bir saldırıdan sonra, “Irak federal hükümetini ve IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon’u, IŞİD’in yeniden dirilişi ve tartışmalı bölgelerdeki güvenlik boşluğundan yararlanan terör grubunun devam eden tehditleri konusunda defalarca uyardıkdemişti.

Örgüt, hedef seçimi ve zamanlama konusunda taktik değiştirdi

Grubun dağınık birimleri, 2017’den beri benimsedikleri temel taktiği kullanıyor. Bu taktikle, sayıca kalabalık olmayan gerilla grupları küçük silahlar ve el yapımı bombalarla vurkaç saldırıları düzenliyor.

Benzer araçlar üzerinden savaşı götürmelerine rağmen IŞİD’e bağlı birimler, hedef seçimi ve zamanlama konusunda bir yöntem değişikliğine gitmişe benziyor. Son dönemde düzenlenen saldırılarda niteliksel olarak bir değişimden söz etmek mümkün.

IŞİD’in yeniden örgütlenmesinin yolunu açan koşullar

IŞİD askeri olarak 2019’da yenilmiş olsa da cihatçı gruplar ideolojik olarak varlıklarını sürdürmeye devam ediyor. Ayrıca radikal İslamcı yapıların Irak ve Suriye gibi ülkelerde güçlenmesini sağlayan koşullar ortadan kaldırılmış değil. Iraklı ve Suriyeli grupların sistematik olarak ötekileştirilmeleri, dışlanan grupların IŞİD ve benzeri yapılara sempati beslemelerine vesile olmaya devam ediyor.

Öte yandan, bölgede süren mezhepçi politikalar da cihatçı grupların elini güçlendiriyor. Örneğin, 2014’te Musul’un IŞİD tarafından ele geçirilmesi üzerine Ayetullah Ali Sistani’nin çağrısıyla bir araya gelen Şii milis grupların (Haşdi Şabi), Sünni nüfusun yoğun olduğu bölgelerde mezhepçi bir tutum takındıkları iddia ediliyor.

IŞİD’le mücadelede pek çok grup sahada varlık gösteriyor. Irak ordusu, IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon, Haşdi Şabi, Peşmerge ve irili ufaklı pek çok grup, IŞİD’e karşı mücadele veriyor. Fakat bu grupların yeterince koordine olamamaları cihatçıların işini kolaylaştırıyor. Irak Kürdistanı ve merkezi hükümet arasındaki ihtilaflı bölgeler de cihatçıların faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bölgeler olarak dikkat çekiyor.

IŞİD askeri olarak yenilgiye uğratılsa da IŞİD’in üzerinde yükseldiği sosyoekonomik sorunlar da yerli yerinde duruyor. Irak’ta yaygın bir yolsuzluğun olduğu, özellikle gençler arasında işsizliğin rekor düzeyde seyrettiği biliniyor. Ekonomide görülen bu sorunların sahada da bir karşılığı oluyor ve cihatçı gruplar, bu durumu kendi lehine kullanıyor. Bununla beraber Irak siyasetinde uzun süredir devam eden istikrarsızlk da radikal İslamcı grupların çıkarlarına hizmet ediyor.

Öte yandan IŞİD, Irak güvenlik güçlerinin koronavirüs salgını nedeniyle dikkatlerinin dağılmasından da yararlanıyor. Mart ayında IŞİD, dünya çapındaki üyelerine ve sempatizanlarına, düşmanlarının koronavirüs ile uğraşmalarından yararlanmalarını ve saldırılar düzenlemeye devam etmelerini emretmişti.

Koronavirüs nedeniyle yabancı koalisyon eğitmenlerinin Irak’tan çekilmesi ve buna bağlı olarak Irak kuvvetlerinin eğitiminin durdurulması, IŞİD’le mücadele çabaları üzerinde hemen bir etki yaratmış gibi görünmüyor. Ancak salgın Irak güvenlik güçlerinin dikkatini dağıtmış durumda.

Irak’ta askerler sokağa çıkma yasaklarını ve diğer halk sağlığı önlemlerini uygulamakla da görevli. Bir askeri yetkili, “Ordunun güvenliği sağlama yanında, birtakım insani yardımlarda bulunma gibi görevleri de var” dedi. Bu durum da IŞİD’le mücadeleye sekte vurmuşa benziyor.

IŞİD, uluslararası kamuoyunda 2014’teki kadar ilgi çekmiyor. Ancak Iraklılar için “yeniden dirilen” IŞİD’in, korkunç ve ölümcül bir tehdit olduğu ortada. Özellikle de radikal İslamcı grupların saldırılarına karşı savunmasız durumda olan ve kırsal alanda yaşayan halk için.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen

İşbirliği olmazsa, korkarım yine başarısız olabiliriz

Mayıs ayında düzenlenen bir toplantıda konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, “Çöllerdeki ve Suriye’nin belirli yerlerinde giderek artan IŞİD faaliyetlerine karşı teyakkuzda olmamız gerekiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığım açıklamada, IŞİD terörüne karşı işbirliği içerisinde olmamız gerektiğini belirttim. İşbirliğinin olmaması halinde, korkarım ki bir kez daha başarısız olabilirizuyarısında bulunmuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus