Su kanallarının kapatılması sonucu Tuz Gölü’ndeki binlerce flamingo susuzluktan öldü – Yaşananları görüntüleyen doğa fotoğrafçısı Fahri Tunç: “Buradan geçen yıl 10 bin, ondan önceki yıl 20 bin flamingo uçurmuştuk, bu yıl bir tane kalmadı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara, Aksaray ve Konya illerinin arasında bulunan ve Türkiye’nin en büyük ikinci gölü olan Tuz Gölü giderek kuraklaşırken, bölgede yaşayan canlılar hayatını kaybediyor. Yaşanan kuraklığın en büyük nedeni ise çiftçiler tarafından sulama için su kanallarına bent çekilmesi. Bu nedenle flamingoların ve diğer canlıların yaşadığı alanlara su gitmiyor. Kuraklık ve açlık nedeniyle binlerce flamingo yavrusu hayatını kaybederken yaşananların sosyal medyada yayılmasını sağlayan doğa fotoğrafçısı Fahri Tunç, Medyascope’a konuştu. Kamu arazilerinin neredeyse tamamının işgal edildiğini ve toprağa her gün binlerce kez sonda vurulduğunu anlatan Tunç, şu ana kadar yetkili mercilere verdikleri şikayet dilekçelerinden sonuç alamadıklarını da aktardı. 

“Mevcut kanalların tamamı suya kapatıldı, 2-3 bin lira verince hemen size kuyu açıyorlar”

Uzun zamandır Aksaray’da bulunan ve yaşananları yakından gözlemleyen Fahri Tunç, 2021 yılının kurak geçmesi nedeniyle su kanallarına bent çekildiğini ve göle hiçbir şekilde su gitmediğini belirtti. Şu an gölün yalnızca Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) tarafından Tuz Gölü’ne 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve Kırşehir il sınırı içinde yer alan Hirfanlı Barajı’ndan basılan su ile beslendiğini söyleyen Tunç, bunun da yetersiz kaldığın belirtti. Neredeyse her isteyenin kamu arazilerini istimlak ettiğini ve günde binlerce sonda vurulduğunu vurgulayan Tunç, konuya ilişkin şöyle konuştu:

“Mevcut kanalların tamamı suya kapatıldı. Kuraklıktan dolayı defalarca vahşi sulama yapıldığını ve devlet arazilerinin işgal edildiğini söyledik. Her işgal edilen arazinin başına su kuyusu kuruluyor. İnsanlar kendi tapulu arazisi olmamasına rağmen traktörünü sürüp araziyi işgal ediyor. Ecrimisilini yatırıyor ve alanı sahipleniyor. Burada sonda vurmak parayla değil, 2-3 bin lira verince hemen size kuyu açıyorlar. Çiftçiler yerel sondajcılarla çalışıyor. Burası koruma alanı olmasına rağmen her gün binlerce sonda vuruluyor. Bu civarda tarlası olan olmayan, traktörü olan olmayan herkes, devlet arazisi olmasına rağmen gelip burayı sürüyor.”

“Su olmayan yere göl değil ancak çöl diyebiliriz”

Su kanallarının kapatılması nedeniyle oluşan kuraklık ve açlık yüzünden göl çevresindeki canlıların da hayatını kaybettiğini aktaran Tunç, “Göl çevresinde bir tane flamingo kalmadı. Bu oldukça acı bir şey. Bir tane yavru yok. Geçen yıl 10 bin, ondan önceki yıl 20 bin yavru uçurmuştuk. Türkiye’de başka yerde olmayan canlılar bu nedenlerle hayatını kaybediyor” diye konuştu. Tunç, Tuz Gölü’nü kurtarmak için yapılabilecekleri de şöyle anlattı:

“BOTAŞ, 30 kilometre uzaklıktaki Hirfanlı Barajı’ndan su getirdi. Getirilen su tekrar Tuz Gölü’ne basılıyor. BOTAŞ örnek bir davranış sergiliyor. Bunu yapmak çok kolay, Tuz Gölü kurtarılabilir. Buradaki faaliyetler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından denetleniyor. Ben burada tek başıma devlet kurumlarıyla savaşıyorum. Gölde en ufak su kalmamış, su olmayan yere göl değil ancak çöl diyebiliriz.”

“Vahşi sulama yöntemlerinin kullanılması hayvanların suya ulaşmasını engelledi”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Çevre Komisyonu Üyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aydın Özer de konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kuraklığın en büyük çevre sorunlarından biri olduğunu ve buna dair komisyonda çok sayıda görüşme yapıldığını belirten Özer, vahşi sulamanın durdurulması gerektiğini dile getirdi:

“Hesapsız kitapsız bir yeraltı suyu kullanımı var. Son 50 yılın en kurak dönemini yaşadık ve vahşi sulama yöntemlerinin kullanılması hayvanların suya ulaşmasını engelledi. Biz parti olarak kuraklık raporu çıkardık. Türkiye’nin su kaynaklarının ve rezervlerinin ortaya çıkarılması ve vahşi sulamanın yapılmamasını gündeme getirdik.”

“DSİ içindeki daire müdürleri, bana kendilerinin baypas edildiğini söyledi”

Kurumların içinin boşaltılmasının çok önemli bir sorun olduğunu ve benzerinin Devlet Su İşleri’nde (DSİ) de yaşandığını belirten Özer, bazı daire müdürlerinin kendisine ulaşarak bu durumdan şikayetçi olduklarını anlattı ve DSİ’nin atıl hale getirildiğini savundu:

“Hükümetin gündeminde çevre diye bir konu yok. Turizm arazileriyle uğraşıyor ama doğanın katledilmesini, kuraklığı, hayvan ölümlerini gündemlerine almıyorlar. Tarım Bakanlığı’nın bu konuda çalışması lazım. DSİ atıl duruma getirildi. DSİ içindeki daire müdürleri bana kendilerinin baypas edildiğini söyledi. DSİ’nin yapması gereken su kapakları, sulama barajları gibi ihaleleri dışarıya yaptırıyorlar. Halbuki DSİ’nin bunu yaptıracak kapasitesi ve elemanları var. Biz her gün sahadayız. Eski AKP kurucuları bile yöneticilerin artık halktan koptuğunu söylüyor. Bu sorunların çözülmesi için anlayış değişikliğine ihtiyaç var.”

“Çiftçiler kuraklık nedeniyle doğaya yaptığı zararı düşünmeden kendilerine göre basit bir çözüm üretmişler”

TBMM Çevre Komisyonu Üyesi ve İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı ise Tuz Gölü dahil diğer doğal alanlarda yaşanan sorunların en büyük iki nedeninin finansal kaynakların sağlanmaması ve devletin üzerine düşeni yapmaması olduğunu vurgulayarak, “Aşırı ısınma ve kuraklık doğal afet sayısını 10 kata çıkartıyor. Konya özelinde de hayvancılığa yönelik ekim yapılıyor. Bu yüzden de o bölgede suyu çok kullanan ve tüketen ürünler kullanmaya başladık. Çiftçiler kuraklık nedeniyle doğaya yaptığı zararı düşünmeden kendilerine göre basit bir çözüm üretmişler, bunun bedelini ödüyoruz. Bölgesel kalkınma programları ve sulama havzaları gerekiyor ama devletin buna ilişkin planlamaları yeterli değil. Devlet yapması gerekeni yapmıyor” dedi.

“Türkiye bir kuraklık ülkesine dönüşüyor, bu gerçekten bir beka sorunu”

Hakan Sıdalı, iktidarın bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını belirterek, Türkiye’nin bir kuraklık ülkesine dönüştüğünü ve 20-30 sene içinde bu sorunun ülkenin her tarafına yayılacağını söyledi: “Çiftçiler suyun kullanımı için eğitilmeli, sonra finansal kaynak sağlanmalı. Bu tip sıkıntıları 20-30 yıl içinde ülkenin her tarafı yaşayacak. Türkiye bir kuraklık ülkesine dönüşüyor. İktidar ‘beka sorunu’ lafınına bayılıyor, bu gerçekten beka ile ilgili. Türkiye’de yaşayan vatandaşların kendi karınlarını doyuracak ürünleri üretmesiyle ilgili devamlılık sorunu olacak.”

Konya Valiliği soruşturma başlattı

Öte yandan, Konya Valiliği bu sabah saatlerinde, Tuz Gölü’nün Gölyazı bölgesindeki flamingo ölümlerine ilişkin araştırma ve soruşturma başlatıldığını duyurdu. Valilik tarafından oluşturulan uzman komisyonunun incelemelere başladığı belirtildi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus