Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” isimli kitabı bugün satışa çıktı – Kitaptan öne çıkan ifadeler: “Mültecilerin geriye dönüş ümitleri zayıflıyor, Avrupa fikri yıkıma sürükleniyor, Suriye halkı yalnız bırakıldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yazdığı “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” isimli kitap bugün satışa çıktı. Kitapta küresel siyasetin açmazları olduğu belirtilirken, Birleşmiş Milletler’in (BM) dünyanın en temel sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığı savunuluyor. BM’nin küresel sorunların çözümünde tek yetkili kurum olmaya devam edeceğini ancak özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) yapısı ve üye ülkelerin veto hakkı nedeniyle etkinliğini giderek kaybettiğini savunan Erdoğan, birtakım reformlar öneriyor. Bunun yanı sıra kitapta mülteci krizi, “uluslararası terörizm” sorunu ve İslam karşıtlığı gibi konular da değerlendiriliyor. Batı merkezli dünyanın geride kaldığını ve Asya-Pasifik ülkelerinin giderek daha çok ön plana çıktığını savunan Erdoğan, uluslararası toplumun mülteciler, uluslararası terörizm ve ırkçılık gibi konularda daha fazla işbirliği yapması gerektiğini belirtiyor.

Yüz bin adet basılacak

Turkuvaz Kitap’tan çıkan kitap perakende olarak 40 TL’ye satılırken, internet üzerinden karton kapaklı kitap 28 TL’ye, kitabın ciltli versiyonu ise 42 TL’ye satılıyor. Medyascope’a bilgi veren Turkuvaz Medya Grubu Satış ve Operasyon Uzmanı Mustafa Özgün, kitabın ilk baskısının 100 bin adet olacağını, halihazırda 60 bin adet basılıp dağıtıldığını, kalan 40 binin ise birkaç gün içinde basılacağını söyledi. Kitabın gelirleri Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağışlanacak.

“Suriye halkı özgürlük ve direniş mücadelesinde yalnız bırakıldı”

Kitapta özel yer ayrılan bölümlerden biri mülteci sorunu. Erdoğan, BM verilerine göre Türkiye’nin en fazla sığınmacıyı sahiplenen ülke olduğunu ve 3,6 milyonu Suriyeli toplam dört milyon civarında mülteciye ev sahipliği yaptığını aktarıyor. Erdoğan’a göre mülteci sorununun derinleşmesinin en önemli sebebi BM’nin etkisiz kalması. Özellikle Suriye halkının “Özgürlük ve direniş mücadelesinde yalnız bırakıldığını ve ölen çocukların acılarını umursamayan bir rejimin insafına terk edildiğini” belirten Erdoğan, “Yüz binlerce insan devlet terörünün ve terör örgütlerinin canice eylemleri sonucu hayatını kaybetti” diye yazdı. Erdoğan mülteci sorununun aynı zamanda Batı’nın gerçek yüzünü ifşa ettiğini de savundu. 

“Mültecilerin geriye dönüş ümitleri her geçen gün zayıflıyor”

Erdoğan mültecilerin karşılaştığı en büyük sorunun ise yabancı düşmanı ve göçmen karşıtı söylemler olduğunu vurguladı. Sorunun derinleşmesinin esas sebebinin mültecilerin geriye dönüş ümitlerinin her geçen gün zayıflamasından kaynaklandığını belirten Erdoğan, çatışmaların sona ermesi için herkesin kabul edebileceği çözümler üzerinde uzlaşılması gerektiğini söyledi. 

“Müslümanlar’ın gündelik pratikleri istihbaratın konusu haline geldi”

Erdoğan’ın kitabında öne çıkardığı bir başka önemli sorun ise İslam karşıtlığı. Erdoğan’a göre Batı dünyasındaki İslam düşmanlığı 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) meydana gelen terör saldırısından sonra başladı ve hızla yayıldı. Erdoğan, İslam düşmanlığının dört tezahürü olduğunu iddia ediyor: Bunların ilki Avrupa’da yaşayan Müslümanlar’a yönelik saldırılar. İkincisi ise Müslümanlar’ın sistematik olarak ayrımcılığa uğraması. Erdoğan bu durumu şu sözlerle tanımlıyor: “Müslümanlar’ın gündelik pratikleri istihbaratın konusu haline geldi. Camileri gözetleniyor, evleri aranıyor ve okullarında polisler bulunuyor.” Erdoğan’ın altını çizdiği üçüncü boyut ise siyaset. Erdoğan’a göre özellikle Avrupa’da aşırı sağın yükselişi İslam karşıtı örgütlenmeleri cesaretlendiriyor ve Müslümanlar yaşadıkları yerlerden uzaklaştırılmaya zorlanıyor. Dördüncü etmen ise “İslamofobi endüstrisi”. Erdoğan, İslam ile radikalleşmeyi bir arada ele alan dilin popülerleştirildiğini ve pazarlama stratejileri ile bir “İslamofobi endüstrisi” oluşturulduğunu belirtiyor.  

“Yahudi düşmanlığı gibi İslam ve Müslüman düşmanlığı da insanlık suçu olarak tescillenmeli”

Yahudi düşmanlığı gibi İslam ve Müslüman düşmanlığının da insanlık suçu olarak tescillenmesi gerektiğini belirten Erdoğan, İslam karşıtı örgütlerin de terör yapılanması olarak ele alınması gerektiği düşüncesinde. Erdoğan aynı zamanda ırkçı saldırılara karşı hukuki düzenlemelerle cezaların artırılması, terör tanımının genişletilmesi ve okullarda Avrupalı ve Amerikalı genç nesillere Türkler, İslamiyet, Müslümanlar ve göçmenler hakkında objektif bilgiler verilmesini öneriyor.

“Ortak bir tanım olsaydı, ABD, YPG ile birlikte çalışamazdı”

Cumhurbaşkanı “uluslararası terörizm” için de ayrı bir başlık açıyor. Konuyla ilgili iki önemli sorun olduğunu belirten Erdoğan’a göre bunlardan ilki, üzerinde uzlaşılan bir “terörizm” tanımı olmaması. “Bu tanım olsaydı ABD, YPG ile birlikte çalışamazdı” diyen Erdoğan’a göre ikinci önemli sorun ise terörizme karşı ortak bir politika üretilememesi.

“Avrupa fikri yıkıma doğru sürükleniyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre küresel yönetişimin ise üç temel sütunu var: Güvenlik, ekonomi ve siyaset. Güvenlik açısından NATO’nun öneminin altını çizen Erdoğan şu uyarıyı yapıyor: “Üye ülkeler arasındaki işbirliği eksikliği nedeniyle NATO giderek zayıflıyor”. Siyasi ve ekonomik olarak ise Avrupa Birliği’ni (AB) örnek gösteren Erdoğan, “AB de artık yüksek beklentilere sahip değil. Tepkisel milliyetçiliğe ve yabancı düşmanlığına teslim olurken Avrupa fikri yıkıma doğru sürükleniyor” görüşünü dile getiriyor. Buna rağmen Müslümanlar’ın işbirliği geliştirme açısından çok zorlandığını vurgulayan Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Müslümanlar’ın sorunları için daha etkin olması gerektiğini savunuyor. 

“Bütün dünyayı BMGK’deki bir üyenin iki dudağı arasına mahkum edemeyiz”

Kitapta en büyük yeri BM’ye ayıran ve “BM hiçbir zaman adil bir kurum olmadı” diyen Erdoğan, BM’nin işlevsellik ve etkinlik sorununun küresel yönetişim krizlerine yol açtığı görüşünde. “BM içi boşalmış bir kurum haline geldi” tespitini yapan Erdoğan şunları belirtiyor: “BM’nin işlevsiz olduğunun en büyük kanıtlarından biri İsrail’in Filistin’deki uygulamalarının yanına kâr kalması. Bütün dünyayı BMGK’deki bir üyenin iki dudağı arasına mahkum edemeyiz. BM istese ve samimi davransa sistemsel sorunlar düzelebilir.”

“Batı merkezli dünya geride kaldı, çok merkezli bir dünyanın ortaya çıktığını kabul etmeliyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM’nin etkisizliğine ve işlevsizliğine rağmen yeni modelde de BM’nin ana çerçevesinin ortaya koyduğu hususların merkeze alınması gerektiğini belirtiyor. Buradan hareketle Erdoğan, “Uluslararası dayanışma ile barış ve güvenliğin sağlanmasında ve küresel sorunların çözümünde BM tek yetkili platform olmaya elbette devam edecektir” diyor. Dünya dengelerinin değiştiğini ve BM’nin buna göre yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Erdoğan konuyla ilgili şunları söylüyor: “Batı merkezli dünya geride kaldı, çok merkezli bir dünyanın ortaya çıktığını kabul etmeliyiz. Artık çokkutupluluğa doğru hızlı bir dönüşüm yaşıyoruz. Mevcut güç dağılımını görmezden gelen BM’nin etkin olması mümkün değil.”

“Hem inanç bakımından hem de coğrafi açıdan BM’de temsil sorunu var”

Erdoğan, hem inanç bakımından hem de coğrafi açıdan BM’de temsil sorunu olduğunu savunuyor. BMGK’de Müslümanlar’ın daimi temsilcisi olmadığını hatırlatan Erdoğan, karar mekanizmasında Müslüman, Hıristiyan, Musevi ve Budist herkesin olmasının daha adil kararların alınmasını sağlayacağı görüşünde. Erdoğan, mevcut yapıyı 15-20 ülkeden müteşekkil hale getirmenin BM’yi daha kapsayıcı bir kurum yapabileceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerisine göre bu üye ülkeler iki yılda veya yılda bir değişebilir. Sürekli değişmek suretiyle 193 üyesi bulunan BM’de tüm ülkeler BMGK üyeliği hakkına sahip olabilir.

“Dünya siyasetini beş ülkenin kaderine terk edemeyiz”

BM’in mevcut yapısının barışı ve istikrarı sağlamaktan uzak olduğunu, özellikle BMGK üyesi beş ülkenin veto hakkına sahip olmasının adaletsizlik ürettiğini belirten Erdoğan, ilk odaklanılması gereken konunun veto imtiyazının ortadan kaldırılması olduğunu söylüyor. Başka devlet başkanlarını da bu konuda eleştiren Erdoğan, “İkili görüşmelerde ülkelerin devlet başkanları ‘Haklısınız, dünya beşten büyüktür’ diyor ama adım atmaya gelince hepsi suskunluğa gömülüyor” ifadelerini kullanıyor. Bu konu için “Dünya siyasetini beş ülkenin kaderine terk edemeyiz” diyen Erdoğan, BM’nin yapısının değiştirilmesi için beş temel ilke sıralıyor. 

“Temsilde adalet demografik ve coğrafi gerçeklere göre yeniden şekillendirilmeli”

Erdoğan’a göre ilk ilke adalet, ikinci ilke ise eşitlik olmalı. Üçüncü olarak temsilde adalet oluşturulmalı. Bu bağlamda hem demografik hem de coğrafi olgulara göre temsilde adalet yeniden şekillendirilmeli. Erdoğan’ın ortaya koyduğu dördüncü ilke hesap verilebilirlik, beşinci ilke ise önleyicilik. Erdoğan temsilde adaletin olmadığını “BMGK’de hem İslam ülkeleri temsil edilmiyor hem de Endonezya, Hindistan, Brezilya ve Pakistan gibi nüfusu oldukça yüksek ülkeler yer almıyor” diyerek açıklıyor.

“İlk odaklanılması gereken konu veto yetkisinin kaldırılması”

BM kurulduğundan beri Genel Kurul’un etkisiz ve yetkisiz olduğunu iddia eden Erdoğan’a göre Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul arasındaki ilişki de Genel Kurul lehine değiştirilmeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güvenlik Konseyi’nin Genel Kurul’a bağlı olması ve ona hesap vermesi gerektiğini savunuyor. Erdoğan kitabını, daha önce sık sık dile getirdiği bir cümle ile sonlandırıyor: “Dünya beşten büyüktür.” Çünkü Erdoğan’a göre BM tarihi boyunca imtiyazlı kurgusu nedeniyle ne adil ne etkin oldu. Bu yüzden mevcut sorunların çözümü açısından ilk odaklanılması gereken konu beş ülkenin sahip olduğu veto yetkisinin kaldırılması.

“Acil barış ve istikrar arayışının en kurumsal zemini tüm kusurlarına rağmen BM’dir”

Erdoğan, anlattığı bu dönüşümün katılımcı olması gerektiğini de “BM’nin ve Güvenlik Konseyi’nin yapısının yeniden oluşturulması tüm ülkelerin uzlaşmasıyla hayata geçecektir” sözleriyle anlatıyor. Erdoğan, altını çizdiği kusurlara karşın BM’nin önemini şöyle teslim ediyor: “Dünya Batı merkezli olmaktan hızla uzaklaşıyor ve BM de yeni dengelere göre dizayn edilmeli. Acil barış ve istikrar arayışının en kurumsal zemini tüm kusurlarına rağmen BM’dir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus