Cumartesi Anneleri 865. haftasında, 26 yıl önce İstanbul’da kaybedilen Fehmi Tosun için adalet istedi: “Var olduğumuz sürece kaybedilen kayıplarımızın izinde olacağız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 166. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. 865. haftanın moderatörlüğünü gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı. Cumartesi İnsanı Aylin Tekiner’in okuduğu açıklamada, 19 Ekim 1995’te İstanbul Avcılar’da gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun için adalet istendi.

Gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Fehmi Tosun’un (35) eşi Hanım Tosun, “Bu ayın tüm kayıplarını anıyorum, sadece eşimi değil. Eşim siyasi kimliğinden dolayı gözaltına alınıp kaybedildi. Sadece o kaybedilmedi. O gün içinde, o ay içinde onlarca kayıplarımızın olduğunu biliyoruz. Var olduğumuz sürece kaybedilen kayıplarımızın izinde olacağız. Son kayıp bulununcaya dek kayıplarımızın izinden gitmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi. 

Tek bir kişi kalsa dahi davalarından ve amaçlarından vazgeçmeyeceklerini söyleyen Hanım Tosun, “Geri adım atmayacağız. Kayıplarımızın emeklerine sahip çıkıyoruz. Çünkü onların gittiği yol yanlış bir yol değildi, barış ve özgürlük yoluydu. Bu devlet bize hesap verene kadar elimiz hep yakalarında olacak” diye devam etti. 

Fehmi Tosun dosyasının avukatı Eren Keskin de hukuki sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Fehmi Tosun evinin önünden, eşinin ve çocuklarının tanıklığında kaçırıldı. Bu olayda birçok olaydan farklı olarak hem tanıklar vardı hem de Fehmi Tosun’u kaçıran aracın plakası Fehmi Tosun’un eşi tarafından alınmıştı. Bugüne kadar iç hukukta hiçbir sonuç alınamadı ve her dosyada olduğu gibi zamanaşımından takipsizlik kararı verildi. Fehmi Tosun’un kaybedilmesi olayında  ailesinin aldığı plaka numarası tarafımızca İçişleri Bakanlığı’na bilgi edinme yasası çerçevesinde sorulduğunda bize verilen cevap son derece ironikti, plaka sahibinin özel hayatının gizliliği gerekçe gösterildi. Hiç kimse Fehmi Tosun’un hayatını, onun ailesinin özel hayatını düşünmedi. Maalesef devlet akıllara sığmayacak böyle bir gerekçeyle bu araştırma talebimizi reddetti. Hukuki mücadelemiz hâlâ devam ediyor.”

865. haftanın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Aylin Tekiner, “Gözaltında kaybetmeler ancak insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiği şartlarda gerçekleşebilir. Bu şartları yaratan da cezasızlık sisteminin varlığıdır. Bu yüzden 865 haftadır her yolu her imkanı kullanarak devleti insan hakları ihlallerine ve cezasızlığa son vererek evrensel hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye zorluyoruz” diye konuştu.  

Beş çocuk babası Fehmi Tosun’un Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Licok Köyü’nde yaşadığını ancak köylerinde yaşama olanakları yok edilen Tosun ailesinin İstanbul’a göç etmek zorunda kaldığını söyleyen Tekiner, “Fehmi Tosun, 19 Ekim 1995 sabahı yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte Avcılar’daki evinde kahvaltı etti. Kahvaltı sonrası birlikte evden ayrılan iki arkadaş bir daha geri dönemedi” diye ekledi.  

Tosun’un aynı gün akşam saatlerinde silahlı, telsizli, sivil giysili üç kişi tarafından beyaz Renault araçla evinin önüne getirildiğini dile getiren Tekiner, “Fehmi Tosun, bu kişilerle evin bahçesine doğru ilerlerken kendisini gören eşi ve çocuklarına ‘Beni öldürecekler!’ diye bağırdı. Onlar Fehmi’nin yanına koşunca zorla araca bindirilerek götürüldü. Olaya mahalleliler de tanık oldu” dedi. 

Avcılar Karakolu’na giden Hanım Tosun’un olanları anlattığını ve eşini kaçıran aracın plakasını verdiğini dile getiren Tekiner, şöyle devam etti: “Plakayı kontrol eden ve telefonla görüşmeler yapan polisler ‘Bizim yapacağımız bir şey yok’ dedi. Hanım Tosun ve İnsan Hakları Derneği tüm yasal yollara başvurdu, olayı hükümetin ilgili birimlerine ve kamuoyunun gündemine taşıdı. Ancak Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı kabul edilmedi ve kendisinden bir daha haber alınamadı. İç hukuktan sonuç alınamayınca dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. 2003 yılında sonuçlanan davada hükümet, AİHM’e verdiği savunmada ‘Hükümetimiz Fehmi Tosun’un kaybolması olayının meydana gelmesinden dolayı üzgündür. Bir kimsenin kaybolması olayı hakkındaki soruşturmanın eksik yapılmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir’ dedi. Ancak AİHM’de Fehmi Tosun’un yaşam hakkı ihlali ile ilgili devletin sorumluluğunu kabul eden AKP iktidarı, Fehmi Tosun dosyasında etkin bir soruşturma yapılmasını sağlama yükümlülüğünü yerine getirmedi. Zamanaşımından takipsizlik kararı verilen dosya kapatıldı. Takipsizlik kararlarına yapılan itirazlar reddedildi. İdari ve yargısal yollarının tamamını tüketen aile, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvurudan da sonuç alamadı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus