İSTANBUL (Medyascope) – Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 1111. kez Galatasaray Meydanı’nda toplandı. İHD Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan, hakikatin açıklanmasını ve faillerin yargılanmasını istedi.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 1111. kez Galatasaray Meydanı’nda toplandı.
- Sebla Arcan, hakikatin açıklanmasını ve faillerin yargılanmasını talep etti.
- Açıklamada, hukuka aykırı engellerin kaldırılması ve kayıp dosyalarının yeniden soruşturulması istendi.
- Cezasızlık politikalarına son verilmesi gerektiği vurgulandı.
- Arcan, adalet ve insan onurunun korunması için mücadelelerini sürdürdüklerini belirtti.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 1995 yılından bu yana oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta da Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek kamuoyuna 1111. haftada yine aynı meydandan seslendi.
Açıklamayı Sebla Arcan okudu
İnsan Hakları Derneği Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan, hazırlanan metni topluluğa okurken 1111 haftadır aynı talebin dile getirildiğini belirterek, “Hakikat açıklansın. Kaybedilenlerin akıbeti ortaya çıkarılsın. Failler yargılansın” dedi.
Arcan, mevcut iktidarın da önceki iktidarlar gibi hakikati ortaya çıkarmak yerine sessiz kalmayı tercih ettiğini söyleyerek, Galatasaray Meydanı’nın bariyerlerle kapatıldığını ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen meydan yasağı ile kişi sınırlamasının sürdürüldüğünü hatırlattı.
Talepler yinelendi
Açıklamada, meydan üzerindeki hukuka aykırı engellerin kaldırılması ve kayıp dosyalarının etkin biçimde yeniden soruşturulması istenirken, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve ailelerin hakikati bilme hakkının güvence altına alınması da talep edildi.
Arcan, 1111 haftanın yalnızca bir sayı olmadığını belirterek, bunun adalet talebinden geri adım atmayan kayıp ailelerinin ortak mücadelesi ve bir ailenin hiç bitmeyen bekleyişi olduğunu ifade etti.
Arcan, bu bekleyişin yükünü onlarca yıldır yalnızca kayıp ailelerinin taşıdığını, oysa bu yükün asıl sorumluluğunun devlete ait olduğunu vurgulayarak, devletin hakikati açığa çıkarmakla yükümlü olduğunu söyledi.
Arcan, sürdürdükleri mücadelenin yalnızca kaybedilen sevdikleri için değil, hukukun, adaletin ve insan onurunun korunması için de yürütüldüğünü kaydederek, bunun gözaltında kaybetmeleri toplumsal hafızaya kaydetme mücadelesi olduğunu ekledi.
“Unutturmaya izin vermiyoruz”
Arcan, ağır insan hakları ihlallerine maruz kalan toplumlarda hatırlamanın bir direniş biçimi olduğunu belirterek, “Bize yaşatılanların unutturulmasına, yaralarımızın izlerinin silinmesine izin vermiyoruz” dedi ve baskılara rağmen direnişi kuşaktan kuşağa aktardıklarını söyledi.
Cezasızlık eleştirisi
Arcan, gözaltında kaybetme suçunun fail ve sorumlularının korunmaya devam ettiğini, dosyaların etkili biçimde soruşturulmadığını ve hak arama yollarının ailelere birer birer kapatıldığını aktararak, cezasızlığın son bulmasının demokratik hukuk devleti olmanın vazgeçilmez koşulu olduğunu vurguladı.
Arcan, demokratik bir Türkiye’nin yolunun hakikatle yüzleşmekten ve cezasızlık politikalarına son vermekten geçtiğini belirterek açıklamayı şu sözlerle tamamladı:
“Hakikat açıklansın. Kayıplar bulunsun. Failler yargılansın. Bizi kayıplarımıza yaklaştıracak adil ve onurlu bir barış için gerekli adımlar atılsın.”








