IŞİD’in Medya Bakanlığı’ndan Ömer Yetek’in ifşaları (1) – IŞİD militanlarının eğitimi ile Türkiye’deki IŞİD saldırıları arasındaki kayıp halka: Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Emni” ismi ile bilinen IŞİD’in dış istihbarat birimi, Türkiye’de IŞİD bağlantılı yaşanan şiddet eylemlerini ya kendisi ya da Gaziantep Yapılanması aracılığıyla düzenledi. Üç yıl boyunca IŞİD’in Medya Bakanlığı’na bağlı çalışan Ömer Yetek’in ifadeleri, Emni birimi ve Türkiye’den IŞİD’e katılarak Emni içinde görev alan kişiler hakkında yeni bilgiler sağlıyor. Gaziantep Yapılanması’nın kurduğu “Konstantin Askeri Eğitim Kampı”nda yetiştirilen militanlar, Ömer Yetek’e göre, daha sonra “Fürsân-ül Hilafe Ketibesi”nde yani “Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği”nde görev aldı ve Türkiye’deki şiddet eylemlerini düzenledi.

Türkiye’de 17 Mayıs 2015’te Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Adana ve Mersin il başkanlıklarına el yapımı patlayıcılarla (EYP) düzenlenen saldırılarla başlayıp 1 Ocak 2017’de İstanbul’daki Reina saldırısına dek süren şiddet eylemlerinde, Yunus Durmaz’ın önderliğini yaptığı IŞİD’in Gaziantep Yapılanması öne çıkıyor.

Durmaz’ın kurduğu Gaziantep Yapılanması, Türkiye’de şiddet eylemleri düzenlemek üzere IŞİD’e biat etmiş ve IŞİD’in dış istihbarat birimi Emni’nin güdümünde çalışmaya başlamış, Suriye’de kurduğu Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nda militanlar yetiştirmiş, burada eğitilen militanları daha sonra sahaya sürmüştü.

Gaziantep Yapılanması, Türkiye’de düzenlemek istediği şiddet eylemlerini kendisi tasarlamış, destek aldığı IŞİD’in Emni birimi tarafından onaylanan saldırıları, Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nda yetişmiş militanları kullanarak düzenlemişti.

Ömer Yetek’in Emni hakkında verdiği bilgiler, Emni ile Gaziantep Yapılanması arasındaki bu ilişkiyi teyit ediyor. Yetek aynı zamanda eğitim faaliyetleri ile şiddet eylemleri arasındaki birimin de adını zikrediyor. Yetek, Gaziantep Yapılanması tarafından Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nda eğitilen militanların “Fürsân-ül Hilafe” yani “Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği“nde görev aldığını anlatıyor.

Türkiye’deki IŞİD saldırıları: Emni ve Gaziantep Yapılanması

2014’ten itibaren Türkiye’de IŞİD ile bağlantılı olduğu düşünülen, birçok şiddet eylemi düzenlendi. 17 Mayıs 2015’te HDP’nin Adana ve Mersin il başkanlıklarına EYP’ler yerleştiren Savaş Yıldız, 5 Haziran 2015’te HDP’nin Diyarbakır mitinginin yapıldığı alana EYP’ler yerleştiren Orhan Gönder, 20 Temmuz’da Suruç saldırısını düzenleyen Abdurrahman Alagöz, 10 Ekim 2015’teki Ankara saldırısının faili Yunus Emre Alagöz ile 1 Mayıs 2016’da Gaziantep Emniyet Müdürlüğü saldırısının faili İsmail Güneş bir şekilde Gaziantep Yapılanması’nın lideri Yunus Durmaz’la bağlantılıydı.

18 Mayıs 2016’da Gaziantep’te bir eve düzenlenen baskında Gaziantep Yapılanması’nın lideri Yunus Durmaz, polisin eline geçmemek için üstündeki EYP’leri patlatarak ölmüş, Durmaz’ın yanındaki USB belleklerdeki evraklar daha sonra Ankara saldırısının soruşturma dosyasına girmişti.

Belgeler arasında, Yunus Durmaz’ın hem IŞİD’in Emni birimi yetkililerine yazdığı mektuplar hem de Gaziantep Yapılanması’nın Suriye’de bulunan mensuplarına gönderdiği talimatlar yer alıyordu. Yazışmalar, Yunus Durmaz’ın başlattığı Gaziantep Yapılanması’nın IŞİD’e biat ettiğini, yapılanmanın Türkiye’deki hedeflere yönelik şiddet eylemleri tasarlamak ve düzenlemekle görevli olduğunu, Yunus Durmaz’ın IŞİD’in dış istihbarat birimi Emni’ye bağlı çalıştığını gösteriyordu. Emni ile Gaziantep Yapılanması arasındaki birçok yazışmada, Gaziantep Yapılanması’nın çeşitli şiddet eylemi önerilerini Emni’ye sunduğu, Emni’nin onay verdiği saldırıları düzenlemek için Durmaz ve ekibinin çalışma yürüttüğü görülüyordu.

Türkiye’de IŞİD bağlantılı şiddet eylemlerine Emni, Gaziantep Yapılanması, Konstantin Askeri Eğitim Kampı ve Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği üzerinden bakış (Grafik: Doğu Eroğlu)

Gaziantep Yapılanması: “Emni’ye bağlı çalışan, örgütleme yapmayan hücre

Türkiye’de IŞİD’e insan kaynağı sağlayan yerel yapılanmaların tümü propaganda ve örgütleme yapmaya çalışıyor, IŞİD’e katılmak isteyenlerin sınırı geçebilmesi için gerekli ayarlamaları üstleniyordu. Yunus Durmaz’ın liderliğindeki Gaziantep Yapılanması, tüm gücünü Türkiye içindeki hedeflere şiddet eylemleri düzenlemeye yöneltmesiyle, Türkiye’deki tüm oluşumlardan ayrılıyordu.

Önceliğini Türkiye içinde eylem düzenlemek olarak belirleyen Gaziantep Yapılanması, diğer yerel hücrelerden farklı olarak, IŞİD’e biat edip kendini Türkiye’deki hedeflere yönelik saldırı kurgulamakla sorumlu bir birim olarak kabul ettirebilmeyi başarmıştı. Gaziantep Yapılanması’nın öncülerinden Yunus Durmaz ile Edremit Türe’nin, Emni’nin başındaki Ebu Zeyneb el-Halebi’ye gönderdiği bir mektupta, “Bir grup kardeşle bir araya gelerek, Türkiye’de cihada hazırlık yapma kararı aldık. Karar verildiğinde yolun uzun, yükün ağır olduğunu, imtihan edileceğimizi biliyorduk ve öyle oldu. Bu karardan beş ay sonra kardeşler cezaevine girdi, biri de kafir Esad’a esir düştü. Bir kısmı da imtihanın zorluğundan bu hazırlığı terk etti. Geriye kalan kardeşler sayı ve kuvvet zayıflığına rağmen devam ettiler. Sonra Allah bize İslam Devleti’ne biat ederek kelimelerimizi ve amellerimizi birleme noktasında yardım etti” ifadelerine rastlanıyor (Yunus Durmaz’ın yanında ele geçirilen USB bellekten çıkan Yeni Microsoft Word Belgesi[1755].docx isimli belgeden).

Yunus Durmaz

Ömer Yetek’in 31 Ocak 2018 tarihli Emniyet ifadesinde Emni yapılanması hakkında anlattıkları, Yunus Durmaz’ın USB’lerinden elde edilen belgelerle örtüşüyor.

Yetek, HDP Diyarbakır Mitingi saldırısı, Suruç saldırısı, Ankara saldırısı, 12 Ocak 2016’daki Sultanahmet saldırısı ve 19 Mart 2016’daki İstiklal Caddesi saldırısının Dış İstihbarat Sorumlusu (Emni) Ebu Zeyneb el Halebi tarafından koordine edildiğini anlatıyor. Yetek, Ebu Zeyneb el-Halebi hakkında, “2015-2016 yıllarında Dış İstihbarat sorumlusu olarak görev yapmaktaydı. Fakat bu şahıs 2016 yılında öldü” diye konuşuyor. (Gaziantep Yapılanması’ndan Ahmet Güneş de Ebu Zeyneb künyesini kullanıyordu. Ancak Yunus Durmaz’ın irtibat halinde olduğu Emni yetkilisi Ebu Zeyneb el-Halebi ile Ahmet Güneş farklı kişilerdi. Durmaz’ın el-Halebi’ye gönderdiği mektuplar Türkçeden Arapçaya tercüme ediliyordu)

Ömer Yetek

Yanlış anlaşılan “Konstantin Askeri Eğitim Kampı

Türkiye’de IŞİD konusunda en yanlış anlaşılmış kavramlardan biri, “Konstantin Askeri Eğitim Kampı” olabilir.

Konstantin Askeri Eğitim Kampı, Yunus Durmaz’ın liderliğini yaptığı Gaziantep Yapılanması tarafından IŞİD kontrolündeki Suriye topraklarında, muhtemelen Tel Abyad yakınlarında, 2015 başlarından itibaren faal olduğu sanılan bir eğitim merkeziydi. Gaziantep Yapılanması, Türkiye’deki şiddet eylemlerinde kullandığı birçok kişiyi burada eğitmişti.

Ancak bir yazım hatası sebebiyle, Gaziantep Yapılanması’nın kurduğu bu kampın İstanbul’da olduğu zannedildi.

Yunus Durmaz’ın üzerindeki EYP’leri patlatarak öldüğü evde bulunan USB belleklerdeki yazışmalarda, Konstantin Askeri Eğitim Kampı’ndan da söz ediliyordu. Ankara saldırısının soruşturma dosyasına eklenen bu evraklar gazeteciler tarafından, “Konstantin” yerine “Konstantinapolis Askeri Eğitim Kampı” (Konstantinopolis, İstanbul’un Bizans dönemindeki ismi) adıyla anılınca çok geçmeden “IŞİD, İstanbul’da ‘askeri ve teorik eğitim kampı’ kurmuş” diye başlıklar atıldı. Savcılar da basındaki bu haberlerden hareketle soruşturma safhasında şüphelilere, “İstanbul’daki Konstantin Askeri Kampı nerede? Sorumluları kimler?” gibi sorular yöneltti.

BirGün ve İleri Haber’de yayınlanan, Konstantin Askeri Eğitim Kampı haberleri

Ancak Yunus Durmaz’ın USB belleklerinin içindeki diğer yazışmalar, Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nın Suriye’de olduğunu ve birçok militan yetiştirdiğini gösteriyor.

Gaziantep Yapılanması’nın öncelikli hedefi Türkiye’de şiddet eylemleri düzenlemekti. Bunun için de kadro yetiştirmek, silah ve mühimmat stoklamak, patlayıcı imal etmek, hedef belirlemek ve keşif çalışmaları gerekiyordu. Gaziantep Yapılanması’nın saldırılarda kullandığı militanları yetiştirdiği adres Konstantin Askeri Eğitim Kampı idi.

Yunus Durmaz’ın USB belleklerinden çıkan “Konstantin Askeri Eğitim Kampı.docx” isimli belgeye göre, kampa alınacak kişiler 30 günlük şer’i eğitime, daha sonra da 60 günlük askeri eğitime tabi tutuluyordu.

Askeri eğitim, tabanca ve hafif tüfeklerin, ağır makineli silahların ve topların kullanımını da içeriyordu ama asıl önemli eğitim evresi doğrudan angajmanla ilgili değildi. Kamp kapsamında keşif, kamuflaj, şehirde barınma, araç kullanma, suikast, patlayıcı imalatı ve kullanımı eğitimleri de veriliyordu. Durmaz, eğitim faaliyetlerinin hedefini, “Konstantin Askeri Eğitim Kampı’ndaki hedefimiz, öncelikle Allah Resulü’nün övdüğü ordudan olmak. Bununla beraber ümmete faydalı ve hayırlı gençler yetiştirip İslam sancağını birçok bölgede olmakla beraber, öncelikle kendi beldemizde (Gaziantep’te) dalgalandırmaktır” diye açıklıyordu.

Konstantin Askeri Eğitim Kampı’ndan Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği’ne

Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nın faaliyetleri ile ilgili Yunus Durmaz yazışmaları dışındaki en önemli maddi bulgu, 18 Mayıs 2015’te Adana ve Mersin’deki HDP bürolarını bombalayan Savaş Yıldız’dan geldi.

Yıldız YPG’ye esir düştükten sonra ANHA’ya yaptığı açıklamalarda, Tel Abyad yakınlarındaki Suluk kasabasında bulunan, okul benzeri bir yerde eğitim aldığını anlattı: “Orada sadece Türkler, Antepliler vardı. Zaten Antep cemaatinin adamlarını getirmişlerdi. DAEŞ’ten izin almışlar, sadece kendi cemaatinden adamları –hiç Arap olmayacak şekilde– eğitecekler. O zaman Abdülmuin şer’i ders veriyordu. Daha önce Afganistan’da da savaşmış.”

Savaş Yıldız, ANHA’yla mülakat sırasında

Abdülmuin” künyesiyle bilinen Muhammet Cengiz Dayan’ın adına hem Yunus Durmaz’ın yazışmalarında hem de Ömer Yetek’in ifadelerinde rastlamak mümkün. Yunus Durmaz, Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nda okuma, akide ve nefsi köreltme derslerinden Abdülmuin’in (Muhammet Cengiz Dayan) sorumlu olduğunu anlatıyordu.

Ömer Yetek ise ifadelerinde, Abdülmuin’in bir askeri birlik kurmak üzere IŞİD yönetiminden izin almayı başardığını söylüyor: “Ketibe (askeri birlik) kurmasına izin verilince İlyas Aydın beni aradı. İstanbul’a döndükten sonra İlyas Aydın’la WhatsApp üzerinden yaptığımız görüşmelerde ketibe kurma işimizin iptal edildiği, iptal edilmesinin sebebi olarak Abdülmuin olarak bildiğim Antepli Cengiz isimli birinin Ebu Ubeyde’nin akidesi hakkında Lecne’ye (IŞİD’in Bakanlar Kurulu benzeri karar organı) rapor yazdığı ve ketibe kurma görevinin İlyas Aydın yerine bu şahsa verildiğini biliyorum. Bu şahıs 2016 yılında Türkiye’de cezaevindeydi. Bu ketibenin adı Fürsân-ül Hilafe’dir. O dönemde Türkiye’den gelen Türklerin neredeyse yüzde 90’ı bu ketibedeydi. Ayrıca bildiğim kadarıyla 2015-2016 yıllarındaki Türkiye’de yapılan eylemlerin eylemcileri bu ketibe içinden seçilen kişilerdir. Bu bilgiyi ilerleyen süreçlerde Medya Bakanlığı’nda çalıştığım dönemlerde öğrendim.”

İlyas Aydın (İslami Etüt Toplantıları’na katıldıktan sonra IŞİD’e gitmeye karar veren, İstanbul’da cemaati bulunan Selefi kanaat önderlerinden biri. Ebu Ubeyde künyesiyle tanınıyor) yerine ketibe kurmakla görevlendirilen kişiyi Ömer Yetek, “Abdülmuin olarak bildiğim Antepli Cengiz isimli biri” olarak tanımlıyor. Bu kişinin Yunus Durmaz’ın notlarında, Konstantin Askeri Eğitim Kampı’nda şer’i eğitim sorumlusu olarak geçen, Abdülmuin künyeli Muhammet Cengiz Dayan olduğu anlaşılıyor.

Yani Konstantin Askeri Eğitim Kampı ile Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği arasında doğrudan bir bağ olduğu söylenebilir.

Yeni Microsoft Word Belgesi[1755].docx” belgesinde Gaziantep Yapılanması lideri Yunus Durmaz’ın, “Bir senede takriben 150 kardeşe eğitim verdik. Bunların içinden Türkiye’de amel yapacak kardeşleri seçtik, alt yapıyı kurduk ve seçilen Emni kardeşlerle, bir kısmımız Suriye’de bir kısmımız Türkiye’de olmak üzere iş paylaşımı yaptık ve şu anda işler yolunda gidiyor” ifadeleri hem eğitim faaliyetlerini hem de bu eğitimden çıkanların belirli bir birimde görevlendirildiğini teyit ediyor.

Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği’nin kuruluş amacı Ömer Yetek’e göre, “Türkiye’de yapılacak olan istişhadi eylemlerinin eylemcilerini (intihar saldırısı eylemcilerini) yetiştirmekti.” Yetek, Gaziantep Yapılanması’nın tüm mensuplarının bu ketibe içerisinde yer aldığını da ekliyor.

Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği’nin üyeleri

Ömer Yetek Emniyet ifadelerinde, Fürsân-ül Hilafe Ketibesi yani Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği’ne mensup olduğunu bildiği isimleri sıralıyor. Yetek’e göre şu isimler Gaziantep Yapılanması tarafından eğitilmiş ve Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği’ne alınmıştı:

  • 20 Temmuz 2015’teki Suruç saldırısının faili Abdurrahman Alagöz
  • 10 Ekim 2015’teki Ankara saldırısı faili Yunus Emre Alagöz
  • 12 Ocak 2016’daki İstanbul-Sultanahmet saldırısı faili Nebil Fadli
  • 19 Mart 2016 İstanbul-Beyoğlu saldırısı faili Mehmet Öztürk
  • Gaziantep Yapılanması’ndan Ebu Derda künyeli Metin Çevik ve Ebu Zeyneb künyeli Ahmet Güneş (Yetek’e göre Çevik ile Güneş, Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği dağıldıktan sonra Emni için çalışmaya başladı. Yetek, Adıyaman’da birçok genci IŞİD’e örgütleyen Mustafa Dokumacı’nın ve Türkiye Sınır Emiri olarak Kilis-Elbeyli’den sınır geçişlerini kontrol eden İlhami Balı’nın da daha sonra Emni’yle çalışmaya başladığını aktarıyor).
  • Lider kadrosu: Ömer Yetek’e göre, Hilafetin Süvarileri Askeri Birliği ilk kurulduğunda başında Gaziantep Yapılanması’ndan Abdülmuin künyeli Muhammet Cengiz Dayan bulunuyordu. Dayan Türkiye’de görevlendirilince ketibenin başına Ebu Yasir geçti. Ebu Yasir’in ölümün ardından Ebu Haris ketibenin komutanlığına getirildi. Yetek, Ebu Haris’ten sonra ketibenin dağıtıldığını söylüyor.

IŞİD onaylı-onaysız eylemler meselesi

Ömer Yetek ifadelerinde, Emni ve Gaziantep Yapılanması arasındaki hiyerarşiyi çok açık biçimde tanımlıyor: “Dış istihbarat birimi (Emni) yapı olarak gizlidir. Kimseye yaptıkları iş hakkında bilgi vermezler. Dış İstihbarat’ın Türkiye ana merkezi Gaziantep’tir. Örneğin birisi patlayıcı hazırlığı yapar, birisi alır götürür, Gaziantep’teki misafirhanede eylem gününe kadar beklenir.”

Yunus Durmaz ile Emni arasındaki yazışmalarda da Emni’nin Gaziantep Yapılanması’na doğrudan talimatlar vermediği, saldırıların hedefleri ve zamanlaması konusunda kırmızı çizgileri belirledikten sonra hedef ve yöntem seçimini Gaziantep Yapılanması’na bıraktığı görülüyor. Fakat yine de uygulamada, Gaziantep Yapılanması bir saldırı tasarladığında, Emni’den onay bekliyor ancak Emni’nin o dönem başında olan Ebu Zeyneb el-Halebi’nin onayı sonrasında harekete geçiyordu. Yani hiyerarşik olarak Emni’nin altında faaliyet gösteren Gaziantep Yapılanması hedef seçimlerinde, kendisine tanınan alanda kısmen özgür olsa da saldırı düzenlemek için Emni’den onay almak zorundaydı.

İki yapı arasındaki bu ilişki, Türkiye’deki saldırıların Emni’den habersiz düzenlenemeyeceğini gösteriyor. Yani Türkiye’deki IŞİD bağlantılı planlı tüm şiddet eylemleri ya bizzat Emni tarafından gerçekleştirilmiş ya da Gaziantep Yapılanması’na verilen talimatlar yoluyla uygulamaya koyulmuştu.

Ömer Yetek bu ikili görüntüye üçüncü bir aktör ekliyor. Yetek’e göre, Türkiye’de düzenlenen birçok saldırı Emni’den onay almışsa bile IŞİD’in üst yönetiminden habersiz olmuştu. Yetek, izinsiz saldırıların Ebu Zeyneb el-Halebi’nin Emni’nin başında olduğu döneme rastladığını, izinsiz saldırılardan sonra el-Halebi’nin görevden alındığını ileri sürüyor.

Yetek, Gaziantep Yapılanması’nın planlayıp uyguladığı birçok saldırının, IŞİD komuta kademesinden onay almadan düzenlediğini savunuyor:

  • 17 Mayıs 2015’te HDP’nin Adana ve Mersin il başkanlıklarına saldırı: Yetek’e göre, Konstantin Askeri Eğitim Kampında eğitim almış Savaş Yıldız, bu saldırıyı kendisi planlayıp uyguladı.
  • 5 Haziran 2015’te HDP’nin Diyarbakır mitingine saldırı: Yetek, bu saldırıyı IŞİD’in “resmi olarak gerçekleştirmediğini” söylüyor: “Bu eylemi bildiğim kadarıyla IŞİD resmi olarak gerçekleştirmedi. Resmi olarak gerçekleşmedi fakat örgütün bir dönem Türk halkının tepkisini çekecek ve hicreti durduracak eylemleri kendisi yaptırsa bile üstlenmiyordu. Sürekli Türk olan bizlere Türkiye’yle herhangi bir sorunları olmadığını ve eylem yapmak istemediklerini dile getiriyorlardı.”
  • 20 Temmuz 2015’teki Suruç saldırısı: Yetek bu saldırının, Emni sorumlusu Ebu Zeyneb el-Halebi tarafından IŞİD komuta kademesinden izinsiz düzenlediğini duyduğunu aktarıyor.
  • 10 Ekim 2015’teki Ankara saldırısı: Yetek’e göre, Emni’nin yaptırdığı bu saldırı için de IŞİD komuta kademesinden onay çıkmamıştı: “Bu eylemi yine dış istihbarat biriminden dönemin sorumlusu Ebu Zeyneb Halebi tarafından izinsiz olarak yapıldığını biliyorum.”
  • 12 Ocak 2016’daki İstanbul-Sultanahmet saldırısı ve 19 Mart 2016’daki İstanbul-Beyoğlu saldırısı: Yetek’e göre bu saldırılar Emni’nin başındaki Ebu Zeyneb el-Halebi tarafından, IŞİD komuta kademesinden onay alınarak düzenlenmişti.
  • 1 Mayıs 2016’daki Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü saldırısı, 28 Haziran 2016’daki Atatürk Havalimanı saldırısı, 20 Ağustos 2016’daki Gaziantep düğün evine saldırı, 1 Ocak 2017’de İstanbul-Reina saldırısı: Yetek’e göre, bu saldırıların emrini Ebu Zeyneb el-Halebi’nin halefi Abdülbasit el-Iraki vermişti ve saldırılar için IŞİD komuta kademesinden izin alınmıştı.

Yetek’in iddiası, HDP Diyarbakır Mitingi saldırısı, Suruç saldırısı ve Ankara saldırısının Ebu Zeyneb el-Halebi’nin talimatları doğrultusunda, IŞİD komuta kademesinin izni olmadan düzenlendiği yönünde. Yani Yetek’e göre, IŞİD komuta kademesinden izinsiz şiddet eylemleri düzenleyen Ebu Zeyneb el-Halebi, izinsiz eylem talimatları verdiği sırada dört aydan fazla süre boyunca Emni’nin başındaki görevini sürdürebildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus