Hayvanseverler, “yasaklı tür” olarak belirlenen köpeklerin kısırlaştırılmasına tepkili

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yasaklı türler olarak belirlenen Amerikan Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasilerio, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully köpek türlerinin kısırlaştırılarak kayıt altına alınması için tanınan süre bugün (14 Ocak) doluyor. Bir Arada Yaşam Kampanya Grubu, konuya ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada “Birlikte yaşamak mümkün, birçok canlı, bilhassa da köpekler, veteriner hekimlerin gözetimi olmaksızın iğne ile uyutularak, belediye veya kurumlara ait olmayan gayri resmi araçlara işkence ile sürüklenerek, yaşam alanlarından koparıldı” dedi.  

Geçen temmuz ayında yürürlüğe giren 7332 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro türlerini ve bunların melezlerini üreten, sergileyen, takas eden, ülkeye sokan, satışını, reklamını yani bu hayvanların ticaretini yapanlara hayvan başına verilen ceza 14 bin 982 TL’ye yükseltildi. Yasaya aykırı hareket edenlerin hayvanlarına el konularak belediyelere ait bakım evlerine götürülecek. Birçok ilde yerel idarelerin sokak hayvanlarına karşı “usulsüzce ve işkence ile barınaklara hapsetmeye” başladığını belirten Bir Arada Yaşam Kampanya Grubu, bugün (14 Ocak) Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önünde açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi: 

“Hayvanları yerlerinden etmek başlı başına bir işkencedir”

“İnsan harici hayvanları yerlerinden etmek başlı başına bir işkencedir. Bizler türcülüğün ve şiddetin karşısında olan bireyler olarak yaşam alanları durmaksızın tahrip edilen, sokaklara bile sığdırılamayan, can güvenliği hiçe sayılan hayvanlara karşı girişilen bu katliama ‘dur’ diyoruz!”  

“Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı makamının arkasına gizlenip sokak hayvanlarını hedef gösteriyor”

Sokak hayvanlarına karşı “soykırım” girişiminde bulunulduğu vurgulanan açıklamaya şöyle devam edildi: 

“Yaşamımızın her anına yansıyan iç içe olduğumuz iklim krizinin de farkındalığı ile kentlerin, sokakların orada yaşayan hayvanların doğasına uygun bir hale nasıl getirileceği olmalıydı. Ancak ne yazık ki, doğanın tüm unsurlarını piyasa sisteminin ayaklarının altına seren bir yönetim anlayışı ile karşı karşıyayız. Öyle ki, bunun uğruna Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı makamının arkasına gizlenip soykırım için sokakta yaşayan canlıları hedef göstermekten çekinmez bir halde! Lakin bizler biliyoruz ki, ne avcılık spor, ne hayvanat bahçeleri ve yunus parkları eğlence merkezi, ne inekler, tavuklar ve nice hayvan gıda, giyim malzemesi; ne de sokak hayvanlarının ait olduğu yerler barınaklardır.

Barınaklar sokakta yaşayan veya sağlık problemi yaşayan birçok canlı türü için geçici bakım merkezlerinden ötesi değildir. Bu merkezlerin gerekli uzman kadroya ve ekipmana sahip, hijyenik, güvenli yerler olması gerekir ancak hiçbir idari yönetim bu koşulları tam anlamıyla sağlayamamaktadır. Bu yüzden barınaklara giden birçok hasta hayvan çeşitli virüsler kaparak daha kötü duruma gelerek yaşamını yitirmektedir. Buna ek olarak birçok yerel kurum, barınakların yetersiz olduğunu bahane ederek işkence ile hayvanları yaşam alanlarından koparıp şehir merkezlerinin dışına, dağlık alanlara götürerek onları açlığa ve ölüme terk etmektedir. Tüm bunlara ek olarak yönetenlerin görünmez kılmaya çalıştığı bir başka konu ise durmadan insanlar tarafından kamu güvenliğini ve sağlığını da tehdit ederek sokak canlılarının zehirlenerek veya işkence ile öldürülmesidir. Görevi kamusal alanının güvenliğini ihlal eden tüm bu girişimleri engellemek olan yöneticiler ne yazık ki tüm bunlara göz yummakta ve sessiz kalmaktadır.

“Sokakta yaşayan canlıları doğal yaşam alanlarından koparmanıza, onları barınaklara hapsetmenize izin vermeyeceğiz”

“Sokakta yaşayan canlıları doğal yaşam alanlarından koparmanıza, onları barınaklara hapsetmenize izin vermeyeceğiz” denilen açıklamada talepler ise şöyle sıralandı:

Tüm hayvanlar için gerekli tüm ekipman ve hijyen koşullarının sağlanarak ücretsiz olarak tedavilerinin ve gerekli bakımlarının gerçekleştirilebileceği hayvan hastaneleri kurulsun.

Hiçbir köpek türü saldırgan ilan edilerek yasaklanmasın, şiddetin farklı türlerine maruz bırakılmasın.

İnsanın öncelenmesine, diğer tüm türlerin ise yok sayılmasına dayanan bu yönetim anlayışının karşısındayız. Bu yüzden diğer türlerin kanunen yalnızca Tarım Bakanlığına bağlı kalmasını kabul etmiyoruz. Tıpkı insanlar için oluşturulan tüm kurumlar gibi, diğer hayvanlar içinde de özel birimler kurulmasını, nesli tükenme tehlikesinde olan, laboratuvarlarda deney sonucu sağlığını yitiren, dövüş, yarış, ulaşım, gıda gibi alanlarda sömürülen hayvanların sömürüsüne derhal son verilsin ve bu canlılar için rehabilitasyon merkezleri oluşturulsun.

– Hayvanları öldüren, yarıştıran, dövüştüren, sömüren, onları nesneleştiren yasal ve yasa dışı tüm kurumlar yasaklanarak kapatılsın ve bunlara devam eden birey ve kurumlara caydırıcı nitelikte cezalar uygulansın.

.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus