Özge Mumcu ile Rakel Dink, “Hakikat ve Adalet” söyleşisinde bir araya geldi: “Biz devletin değil toplumun kol kanat gerdiği tarafız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) çağrısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında Mülkiyeliler Birliği ile Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Hakikat ve Adalet” söyleşisinde bir araya gelen Özge Mumcu Aybars ile Rakel Dink, katillerin cezasızlıkla ödüllendirildiğini, adalet ve hakikat için birlikte mücadele etmenin kendilerine güç verdiğini söyledi.

Haber: Özgecan Özgenç

Ankara’daki evinin önünde 24 Ocak 1993’te düzenlenen bombalı saldırı ile katledilen araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu anısına, um:ag tarafından 29. Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında “Hukuk Devleti mi, Orman Kanunları mı?” başlığıyla etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinliklerden, Mülkiyeliler Birliği ile TTB’nin birlikte düzenlediği “Hakikat ve Adalet” başlıklı çevrimiçi söyleşiye, Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars ile 19 Ocak 2007’de katledilen AGOS gazetesi kurucusu Hrant Dink’in eşi Rakel Dink katıldı. 

Özge Mumcu Aybars: “Sedat Peker bu videolarla iyi reyting kazandı, ben zona oldum”  

Babası Uğur Mumcu’nun öldürülmesiyle ilgili üç sanığın talebi üzerine 2017’den bu yana yeniden yargılamanın devam ettiğini vurgulayan Özge Mumcu Aybars, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarında işaret ettiği ve “derin devletin başı” dediği Mehmet Ağar’a yeniden dava açacak savcı olmadığını söyledi. Özge Mumcu Aybars, “Sedat Peker bu videolarla iyi reyting kazandı, ben zona oldum” dedi.

“Biz devletin değil toplumun kol kanat gerdiği tarafız”

Babasının patlamış aracını, çelik yığını olarak birkaç sene önce kendilerine verdiklerini söyleyen Mumcu, “Siyasi cinayetlerde bir öldüren taraf var, bir de öldürülen taraf. Sonuçta biz öldürülen tarafız. Yalnız bırakılan, devletin kol kanat germediği, toplumun kol kanat gerdiği tarafız” diyerek tepki gösterdi. Babasının aldığı tehditler yüzünden çelik yelek giydiğini ve silah taşıdığını anlatan Mumcu, “Babam kan görmekten korkan bir insandı. Birisi ona saldırsa babam o silahla nişan alabilir miydi diye düşünüyorum. Gazetecilerin birleşip poligona gittiği ve bu ortamın bize normal geldiği saçma bir durumdan söz ediyoruz” diye konuştu.

“Dink ailesi ile Mumcu ailesini ayrıştırmaya çalıştılar”

Türkiye tarihinin bir akışı var, koalisyonlar, AKP’nin gelişi, 15 Temmuzlar… Bir de bizim de parçası olduğumuz bir derin belleğimiz var” diyerek faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin Toplumsal Bellek Platformu’nda bir araya geldiklerini hatırlatan Mumcu, konuşmasında şunları paylaştı:

O platformun üyeleri bana bazı akrabalarımdan çok daha yakın. Arat Dink sanki benim kuzenim gibi. Delal Dink de, Alaz Erdost da, Eren Aysan da öyle. Rakel hanım, benim Rakel teyzem. Bir araya geldiğimizde akraba sofrası gibi oluyor. Çok tuhaf bir şey söylediğimin farkındayım ama o birliktelik, o acıyı paylaşmak bize de güç veriyor. Beraber güçlü olduğumuzu da biliyoruz. Bizi çok ayrıştırmaya çalıştılar, ilk birkaç yıl Dink ailesi ile Mumcu ailesini ayrıştırmaya çalıştılar. Buna prim vermediğimiz için ve bu birliktelik devam ettiği için kendi adıma çok mutluyum.

Rakel Dink: “Katiller öldürmekten, yalancılar yalandan bıkmadılar”

Eşi Hrant Dink’in cenazesindeki “Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim” sözleriyle hafızalara kazınan Rakel Dink, “Dönüp kendi geçmişime, atalarımın, yaşadığımız toprakların geçmişine bakıyorum, derin derin kederler sarıyor benliğimi. Katiller öldürmekten, yalancılar yalandan bıkmadılar. Nefretten, kinden, öfkeden, huzursuzluktan tiksinmediler” diyerek duygularını paylaştı. Rakel Dink, “Hafızamdan bir anda dökülenler” notuyla Deniz Poyraz’ı, 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’nda ve 2 Temmuz 1993’te Sivas’taki katliamlarda hayatını kaybedenleri andı. Dink’in andıkları arasında Roboski, Ankara Garı, Suruç katliamlarında hayatını kaybedenler, Cumartesi Anneleri ve 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında Cizre’de bedeni buzdolabında saklanmak zorunda kalan Cemile Çağırga da vardı.

Uğur Mumcu’nun, Tahir Elçi’nin, Hrant Dink’in utanılacak değil, onur duyulacak yaşamları olduğunu söyleyen Dink, “Her zaman, her durumda doğruluk için, adalet için mağdurun, yoksulun, ezilenin yanında, ezenin, zorbanın, hak yiyenin karşısında durmuş yaşamlar. Ne mutlu bize bırakılmış bu onur ve teselli için” dedi. 29. Adalet ve Demokrasi Haftası etkinliklerinin “Hukuk devleti mi, orman kanunları mı?” sorusunu Dink, “Olanların ne hukuk devleti ile ilgisi var ne de orman kanunu ile. Hangi ormanda görülmüştür herkesin olana ‘benim’ diyen bir canlı?” diyerek yanıtladı. 

“Hâlâ ne utanmayı bilen var, ne de yüzü kızaran”

Yaşanan acıların, ülkenin geçmişiyle yüzleşmemenin sonucu olduğunu söyleyen Rakel Dink, “Hâlâ ne utanmayı bilen var, ne de yüzü kızaran. Ne cezalandıran var, ne de cezalandırılan” diyerek katillerin ödüllendirildiğini belirtti. Dink, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Devlet, mafya, siyaset ilişkilerinin yine ortaya saçıldığı bir dönemde cezasızlığa, ırkçılığa ve ötekileştirmeye karşı adaleti savunmak ve yan yana durmak hayati önem taşımaktadır. Kendini zalim kraldan saymayanlar, eşkıyanın, mafyanın yardakçısı olmayanlar, hakikat temelinde yan yana durmalıdır.

“Katiller aramızda!”

Söyleşiyi düzenleyen kurumlar adına TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve Mülkiyeliler Birliği Başkanı İlker Akcasoy da konuşmalarında, cezasızlığın ülke tarihindeki katliamlarla ve siyasi cinayetlerle yüzleşmenin önünde engel  olduğunu söyledi. 

Söyleşiye TTB’nin 26 Ocak’ta başlattığı ve 4 Şubat’a kadar devam ettireceği “Beyaz Nöbetteyiz” eyleminden katılan Fincancı, “Katiller aramızda olduğu sürece hakikatin ortaya çıkması kolay değil çünkü siz işaret ettiğinizde katiller hızla onları örtbas edebilmek için, hakikati ortadan kaldırabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu anlamda Toplumsal Bellek Platformu çok kıymetli bir iş yapıyor, hem bir arada dayanışmayı hem de toplumsal adalet duygusunu mümkün kılıyor” dedi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenciyken Hrant Dink’i öğrenci derneği etkinliğine davet ettiklerini ancak Dink’in can güvenliği olmadığını söyleyerek gelemediğini paylaşan Akcasoy, şöyle devam etti: “Gerçekten demokratik bir Türkiye istiyorsak, bu topraklarda insanca yaşayabilmek istiyorsak, bu ancak farklılıklarımızla birlikte yan yana durmak ve birbirimizin hakkını, hukukunu, dilini, inancını koruyabilmekle mümkün olabilir.”  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus