Kraliyete adanan bir ömür ve tahtta 70 yıl: Kraliçe Elizabeth’in ardından

İngiltere’nin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe II. Elizabeth, İskoçya’daki Balmoral Sarayı’nda hayatını kaybetti. Babası VI. George’un ölümünün ardından 1953’te tahta çıkan Elizabeth’in çocukluğu, tahta çıkışı ve hükûmranlığı döneminde yaşanan önemli siyasî olayları sizler için derledik.

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth dün (8 Eylül) 96 yaşında hayatını kaybetti. İngiltere’nin en uzun tahtta kalan hükümdarı Kraliçe Elizabeth, doktorların sağlığı hakkında kaygılanmasının ardından İskoçya’daki Balmoral Kalesi’nde tıbbi gözetim altına alınmıştı. Elizabeth’in ölümünün ardından Galler Prensi Charles, İngiltere’nin yeni kralı oldu.

Windsor Hanedanı’na mensup olan Kraliçe II. Elizabeth, dünyada siyasî dengelerin ve toplumların büyük bir ivmeyle değiştiği, monarşi kurumunun her geçen gün daha fazla sorgulanmaya başladığı on yıllar boyunca sabit kalan nadir şeylerden biriydi. 

Kraliçe Elizabeth’in farklı ülkelerin banknotlarında yer alan portreleri. Birleşik Krallık Merkez Bankası, üzerinde II. Elizabeth portresi bulunan paraların geçerli olduğunu duyurdu

Doğduğunda kimse onun bir gün tahta çıkacağını tahmin etmiyordu ancak o, yalnızca kaderin cilvesiyle tahta oturmakla kalmadı aynı zamanda en çalkantılı günlerinde Britanya monarşisini ayakta tutmayı başardı.

İlk yılları

York Dükü George Windsor ve York Düşesi Elizabeth Bowes-Lyon’un ilk çocuğu olarak 1926’da dünyaya gelen Elizabeth Alexandra Mary Windsor, gözlerini baba tarafından dedesi V. George’un saltanatı sırasında açtı.

York Dükü George Windsor ve York Düşesi Elizabeth, kucaklarında Lilibet ile

Bebekliğinde kendi ismini “Lilibet” şeklinde telaffuz eden ve aile arasında böyle çağrılmaya başlayan prenses, 1930 yılında doğan kardeşi Margaret ile birlikte evde eğitim gördü. Sevecen bir aile ortamında büyüyen Elizabeth hem babası hem de büyükbabası V. George ile oldukça yakındı.

Üç yaşındaki Elizabeth, “İngiltere Dede” lakabını taktığı büyükbabası V. George’un ciddi bir hastalık geçirdiği sırada düzenli olarak ziyaret etmiş ve Kral’ın iyileşmesinde rol oynadığı için popüler basının ilgi odağı haline gelmişti. 

Kraliçe Elizabeth’in 1929’da “Prenses Lilybet” adıyla çıktığı Time dergisi kapağı

Altı yaşındayken eğitmenlerine “bir sürü atı ve köpeği olan bir köy kızı” olmak istediğini söyleyen prenses, erken yaşta büyük bir sorumluluk duygusu geliştirmeye başladı. O dönemde henüz başbakan olmayan Winston Churchill onun hakkında “Bir çocuğa göre hayret verici bir otorite havası vardı” demişti.

Elizabeth okula gitmemesine rağmen yabancı dillerde oldukça başarılı oldu ve anayasa tarihini öğrendi. Prensesin okul çağındaki çocuklar gibi yaşıtlarıyla sosyalleşebilmesi için Buckingham Sarayı’nda “kız rehberler bölüğü” kuruldu.

1936 yılında Elizabeth 10 yaşındayken dedesi V. George’un vefatıyla birlikte amcası David, VIII. Edward olarak tahta çıktı. Ancak VIII. Edward’ın daha önce iki kez boşanan Amerikalı aktris Wallis Simpson ile evliliği siyasî ve dini sebeplerle kabul edilemez görülünce henüz bir yıl dolmadan tahttan çekildi. Tahttan çekilen David eşiyle birlikte Paris’e yerleşti, onun kardeşi ve Elizabeth’in babası York Dükü ise VI. George olarak krallığın başına geçti.

Avrupa’da tansiyonun yükseldiği ve yeni kral VI. George’un monarşinin itibarını toparlamaya çalıştığı bir dönemde Elizabeth, kız kardeşi Margaret ve üçüncü dereceden kuzeni Yunanistan ve Danimarka Prensi Philip ile Britanya Kraliyet Donanma Okulu’nu ziyaret etti. 

Prens Philip ve Kraliçe Elizabeth

Engeller

Elizabeth, Philip ile ilk kez karşılaşmıyordu ancak ilk kez ona ilgi duymaya burada başlamıştı. Yıl 1944’e geldiğinde Elizabeth, donanmada eğitim alan Yunanistan Prensi’ne aşık olmuş; Philip’in bir mektubunu odasında saklıyor, onunla mektuplaşıyordu.

Genç prenses savaşın sonlarına doğru Birleşik Krallık’ın II.Dünya Savaşı esnasındaki kadın kolu olan Yardımcı Kara Hizmetleri’nde (ATS) görev yaptı. Burada araç kullanmayı ve kamyon tamir etmeyi öğrendi. Avrupa Zafer Günü’nde savaşın bitişini kutlayan binlerce vatandaşı Buckingham Sarayı’ndan selamladı. 

İkinci Dünya Savaşı’nda orduda görev yapan Prenses Elizabeth, Zafer Günü’nde sokaklara karışıp dans etmişti

Kraliçe, o günleri şöyle hatırlıyor: “Aileme dışarı çıkıp kendimiz görebilir miyiz diye sordum. Tanınmaktan çok korktuğumuzu hatırlıyorum. Tanımadığım sıralarca insanın kollarını kavuşturarak Whitehall’dan aşağı yürüdüğünü hatırlıyorum. Hepimiz neşe ile doluyduk.”

Elizabeth savaştan sonra Prens Philip ile evlenmek istedi ancak pek çok engelle karşılaştı. Kral VI. George, kendisine çok düşkün olduğu kızını kaybetmek istemiyordu, Philip ise yabancı kökenden insanlara pek kucaklayıcı yaklaşmayan bir ailenin önyargılarıyla mücadele etmek zorundaydı. 

Ancak çiftin dilekleri 20 Kasım 1947’de gerçek oldu ve ikili Londra’nın meşhur Westminster Kilisesi’nde dünya evine girdi. Yunanistan’da Yunan-Dan kraliyetinin çocuğu olarak dünyaya gelen Philip Kraliyet unvanlarını evlenene kadar korumuş; Elizabeth ile evliliğinin ardından Edinburgh Dükü olmuştu.

Kraliçe Elizabeth ve Prens Philip, av sırasında bir Land Rover jip ile

Çiftin ilk çocuğu, Elizabeth’in ölümünün ardından 73 yaşında tahta oturan Charles’tı. Onun ardından 1950 yılında kız kardeşi Anne dünyaya geldi. Ancak Kral VI. George, savaş yıllarının getirdiği büyük stres ve sigara nedeniyle akciğer kanserine yakalanmış ve ölüm döşeğindeydi.

Ocak 1952’de 25 yaşında olan Elizabeth, Philip ile birlikte denizaşırı bir tura çıkmaya karar verdi. Kral George tüm tavsiyelere rağmen onları uğurlamak için havalimanına gitti. Bu, Elizabeth’in babasını son görüşüydü. Elizabeth, babasının ölüm haberini Kenya’da bir safari evindeyken öğrendi ve prenses olarak çıktığı seyahatini yarıda kesip kraliçe olarak Londra’ya döndü.

İmparatorluğu bir arada tutmak

II. Elizabeth’in taç giyme töreni Haziran 1953’te Başbakan Winston Churchill’in muhalefetine rağmen televizyonda canlı yayınlandı, milyonlarca insan yeni kraliçeyi yemin ederken görmek için ekran başına geçti.

Kraliçe Elizabeth’in taç giyme töreni
Kraliçe Elizabeth’in taç giyme töreni

Britanya hâlâ savaş sonrası toparlanma dönemindeyken pek çok yorumcu onun tahta çıkışını yeni bir “Elizabeth Çağı’nın başlangıcı” olarak niteledi. Britanya İmparatorluğu’nun sonunu hazırlayan İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tahta çıkan Kraliçe, itibarını ve otoritesini pekiştirmek ve ülkesinin dünya sahnesinde daha fazla etki kaybetmesini önlemek için bağımsızlığını ilan eden Hindistan da dahil olmak üzere pek çok İngiliz Milletler Topluluğu üyesi ülkeyi ziyaret etti. 

Elizabeth, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı ziyaret eden ilk monark olarak tarihe geçti. Ziyaret esnasında Avustralya halkının dörtte üçünün kraliçeyi canlı görebilmek için sokağa çıktığı tahmin ediliyor. 

Kraliçe Elizabeth, Avustralya turu kapsamında gittiği Wagga Wagga kentinde tarım fuarındaki koyunları inceliyor

1950’li yıllar boyunca pek çok ülke “Union Jack” bayrağından vazgeçip bağımsızlığını ilan etti ve İngiliz Milletler Topluluğu’nun gönüllü bir üyesi haline geldi. Kraliçe Elizabeth ise buradaki pek çok bağımsız ülkede devletin başı olarak kalmaya devam etti.

Gönüllere girmeye çalışmak

Kraliçe Elizabeth yalnızca Birleşik Krallık’ın dünya sahnesindeki diplomatik etkisini sürdürmekle ilgilenmiyordu. Onun en büyük önceliklerinden biri de monarşinin halk arasındaki desteğini artırmaktı.

Bu sebeple “monarşi” olarak bilinen yapının ismi “Kraliyet Ailesi” olarak yeniden markalandırıldı, Buckingham Sarayı Kraliyet Ailesi’nin halktan kopuk bir grup elit olarak görülmesinin önün geçmek istedi ve bu sebeple BBC’nin bir belgesel yapmasına izin verdi. 

Belgeselde Noel ağacı süslemekten Prens Philip’in barbeküde sosis kızartmasına Windsorların daha önce hiç görülmemiş pek çok sahnesi Kraliyet’in “halktan biri” imajı inşa etmesine yardımcı oldu ve monarşiye kamuoyu desteğinin artmasında büyük rol oynadı.

Prens Philip barbeküde

Ancak öyle bir olay vardı ki; basına konuşmayan, seçimlerde oy vermeyen ve anayasa gereği her zaman tarafsız kalarak popülaritesini koruyan “Sessiz Elizabeth” bile dolaylı yoldan sessizliğini bozmuştu. Başı olduğu İngiliz Milletler Topluluğu’na büyük önem veren, Afrika liderlerini iyi tanıyan ve onların bağımsızlık davalarına saygı duyan Kraliçe, ülkesinin ilk kadın başbakanı Margaret Thatcher’ın Güney Afrika’da insan haklarını ihlal eden Apartheid rejimine yaptırım uygulamayı reddetmesi konusunda çok öfkelendi. 

Thatcher ve Elizabeth

Yaptırımları etkisiz bulan Thatcher’ın buna karşı çıkan tek milletler topluluğu lideri olmasının ardından Kraliçe’nin “umursamaz Thatcher’dan rahatsız olduğu” gazetelerde haberleştirildi. Buckingham Sarayı, Kraliçe’nin her zaman tarafsız olduğunu belirterek iddiaları rahatsız etse de kamuoyu tarafından doğru kabul edilen haber yaptırımların uygulanmasında etkili oldu. 

Skandallar ve felaketler

Kraliçe’nin bir kamu görevi olan devlet temsilciliği yıllar boyunca devam etti. 1991’deki Körfez Savaşı’nın ardından Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) seyahat ederek Kongre’de konuşan ilk Britanyalı monark oldu. Ancak bir yıl sonra yaşananlar, diplomatik faaliyetlere gölge düşürdü. 

Kraliçe’nin ikinci oğlu York Dükü Andrew ile eşi Sarah Ferguson, ilk kızı Prenses Anne ile eşi Mark Philipps boşandı. Galler Prensi Charles ile Prenses Diana’nın ise oldukça mutsuz bir evlilik içinde oldukları basına sızdı.

Aynı yıl Kraliçe Elizabeth’in en sevdiği konutu olarak bilinen Londra’daki Windsor Kalesi’nde bir yangın çıktı. Bu yangın kraliyet ailesinin kötü gidişatının bir sembolü haline gelirken, kalenin kamu kaynağıyla mı yoksa Kraliçe’nin cebinden mi tamir edileceği üzerine tartışmalar da monarşiye pek yardımcı olmadı.

Windsor Kalesi yangını

Medya ile daha barışçıl bir ilişkiye sahip olmak isteyen Kraliçe, basına konuşmama huyunu yavaş yavaş kırarak daha açık bir monarşi görünümü vermeye başladı ve 1992 yılında Londra’da yaptığı konuşmada felaketlerle dolu bu yılı Latince “annus horribilis (korkunç yıl)” olarak nitelendirdi.

Kraliyet Ailesi’nin savunmada geçirdiği yılda Windsor Kalesi’nin tamiratına yönelik kaynak yaratmak için Buckingham Sarayı’nın ziyarete açılması, Kraliçe ve Galler Prensi’nin ise yatırımdan elde ettikleri gelirlerde vergi ödemesi kararlaştırıldı. 

Prenses Diana’nın ölümü

Kraliçe ile Galler Prensesi Diana’nın arasının hiçbir zaman mükemmel olmadığı herkesin malumuydu, Diana’nın BBC’ye bir röportaj vererek aile içi meseleleri ortaya dökmesi de bu ilişkiyi daha iyiye götürmemişti.

Kraliyet biyograficilerinden Craig Brown’ın 2018’deki iddiasına göre Kraliçe’nin kız kardeşi Prenses Margaret bu röportaja o kadar kızdı ki, Diana’nın ölümünden sonra bile bu öfkesi geçmedi. Ve hatta Margaret, Diana’nın ölümünün ardından Buckingham Sarayı’nda bayrakların yarıya indirilmesini istemedi.

Charles, Diana ve Kraliçe Elizabeth

Britanya halkının “kalplerin kraliçesi” lakabını yakıştırdığı Prenses Diana, 1997 yılında Paris’te bir trafik kazasında öldükten sonra tüm Birleşik Krallık şoka uğramış ve yasa boğulmuştu. On binlerce insan Londra’daki sarayların önüne çiçekler bırakırken ülkenin travma anlarında her zaman onları yatıştıran “büyük anne” figürü Kraliçe Elizabeth ortada yoktu.

Prenses Diana’nın ölümünün ardından Kensington Sarayı’nın önüne bırakılan çiçekler

Daha sonra Kraliçe, baskılara dayanamayıp bir canlı yayın ile eski gelininin ardından açıklama yaptı. Diana’nın “hayran olunası” biri olduğunu söyleyen Elizabeth, onun ölümünden sonraki günleri Diana’nın oğullarıyla ilgilenmekle geçirdiğini de belirtti.

Kayıplar ve kutlamalar

Ana Kraliçe Elizabeth Bowes-Lyon ve Prenses Margaret’ın ölümü (2002), Kraliçe’nin tahtta 50. yılını doldurduğu altın jübilesine gölge düşürse de monarşinin geleceği üzerine tartışmaların arttığı bir ortamda kutlamalara bir milyondan fazla kişi katıldı. Elizabeth, Nisan 2006’da 80. yaş gününü, Kasım 2007’de ise Prens Philip ile 60. evlilik yıldönümünü kutladı. Dört yıl sonra ise torunu Cambridge Dükü William’ın Kate Middleton ile düğünü dünya genelinde büyük yankı uyandırdı.

Aynı yılın mayıs ayında ise İrlanda Cumhuriyeti’ni ziyaret eden Birleşik Krallık’ın ilk monarkı oldu. Tarihi öneme sahip bu ziyaretteki konuşmasına İrlandaca sözlerle başlayan Elizabeth, “geçmişte daha farklı yapılmasını veya hiç yapılmamış olmasını dilediğimiz şeyler” diyerek tarihi hatalara sünger çekmek istedi. 

Bundan bir yıl sonra Kuzey İrlanda’yı ziyaret eden Elizabeth, eski IRA komutanı Martin McGuinness ile el sıkıştı. Kraliçe’nin çok sevdiği kuzeni Lord Louis Mountbatten’ı 1979 yılında IRA’nın bombalı saldırısında kaybettiği göz önünde bulundurulursa bu Kraliçe için oldukça dokunaklı bir andı.

Kraliçe aynı yıl Londra’da düzenlenen 2012 Olimpiyatları’nın reklamında James Bond ile birlikte rol aldı

2014’teki İskoç bağımsızlık referandumu Kraliçe’nin siyasi tarafsızlığını bozduğu ender anlardan biriydi. Tahta çıkarken “Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı” Kraliçesi olarak yemin eden Elizabeth’in referandum arifesinde gittiği Balmoral Şatosu’nda “Umarım insanlar gelecek hakkında dikkatlice düşünür” dediği duyuldu.

Kraliçe’nin basına sızan başka bir siyasi yorumu ise Türkiye ile ilgiliydi. Yazar ve televizyoncu Joan Smith, “Kraliçe hem tepkisel hem de anayasaya aykırı bir yorumda bulunduğunda ordaydım” sözleriyle Kraliçe’nin Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşıt yorum yaptığını iddia etti.

Smith’in iddiasına göre Kraliçe, “AB, 28 üye ile son derece büyük bir hale geldi” dedi Ortamdaki bir kişinin “Aslında 27 üye var, ancak Türkiye’nin de yakında katılmasını umuyoruz” yanıtını vermesi üzerine Kraliçe, “Ah, Türkiye’nin katılmasını uzun bir süre istemeyiz” dedi.

Kraliçe Elizabeth ve Recep Tayyip Erdoğan

Birleşik Krallık’ta monarşi, Kraliçe Elizabeth saltanatının ilk yıllarındaki kadar kuvvetli olmasa da; dünya tarihinin en uzun süre tahtta kalan ikinci monarkı olan Elizabeth, ülkedeki cumhuriyet tartışmalarının ateşlenmesinin önündeki en büyük engeldi.

Derleyen: Alp Selim

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus