Nilüfer Kent Tiyatrosu yeni sezonda perdelerini “1984”le açtı – Murat Daltaban: “Eski bir metnin tekrar popüler olması tesadüf değil”

Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT) yeni sezona George Orwell’ın meşhur romanı “1984” ile başladı. Robert Icke ve Duncan Macmillan tarafından sahneye uyarlanan oyunun yönetmenliğini Murat Daltaban yapıyor. Oyun, sezon boyunca izlenebilecek. Oyunu ve NKT’nin yeni sezonunu NKT Genel Sanat Yönetmeni Murat Daltaban ve oyunun çevirmeni Ayberk Erkay ile konuştuk. 

Kamera-kurgu: İbrahim Yayan

Bursa Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT), yeni sezonu George Orwell’ın meşhur romanı “1984”ün çağdaş uyarlamasıyla açtı. NKT Genel Sanat Yönetmeni Murat Daltaban’ın yönettiği oyun, Nazım Hikmet Kültürevi’nde 9 Eylül Cuma günü prömiyerini yaptı. Orwell’ın totaliterliğin yaşamı ele geçirdiği, baskının ve kontrolün hat safhada olduğu, bireyselliğin tamamen yok edildiği bir dünyayı anlattığı romanı “1984”ün uyarlaması olan oyunda sahnede; Adem Mülazim, Ayşe Gülerman Kum, Barış Ayas, Batuhan Pamukçu, Gökhan Kum, Mert Tiryaki, Oğuzhan Ayaz, Pınar Hande Ağaoğlu ve Cihat Temel’i izliyoruz. 

Geçen sezon prömiyerini yapan “Aşkın En Kısa Gecesi” oyunu bu sezon da NKT’de devam edecek. Öte yandan bu sezon “Dünyanın Bütün İsimleri”, “Dişe Diş” ve “Bir Kumarbazın Günlüğü” oyunları da prömiyerlerini yaparak seyirciyle buluşacak.

“Bu kadar eski bir metnin tekrar popüler olması tesadüf değil”

“1984”ü sahneye taşımayı neden tercih ettiğini sorduğumuz Daltaban sorumuzu, “Romanın şu an yaşadığımız şeylerle çok ilişkisi var, hepimiz biliyoruz. Çok popüler bir metin. Bu kadar eski bir metnin tekrar popüler olması tesadüf değil. Bu popüler metnin bir şekilde seyircinin görsel hafızasında da bir yer oluşturması gerektiğini düşünüyorum, arzu ediyorum. Romanı okuyanlar başka bir tat alacak kesin. Romanı okumayanları da okumaya yönlendireceğini tahmin ediyorum” diye cevapladı.

“Tam da sanatın olması gerektiği yerde duran bir hikaye: 1984

Dünyadaki totaliter sinyallerin çok yoğunlaştığı bir dönemde “1984” gibi bir distopya hikayesinin gerçekten yaşanıyor olmasının enteresan olduğunu dile getiren Daltaban, “Bu hikaye üzerinden; buradan nasıl çıkacağımız ile ilgili olarak düşünmemizi ve karşı karşıya kaldığımız şeyin nasıl detayları ve dinamikleri olduğunu görmemiz çok mümkün. Tam da sanatın olması gerektiği yerde duran bir hikaye” dedi. 

Sahneye taşıdıkları uyarlamanın kitabın ek bölümünden yola çıkarak yapılmış bir uyarlama olduğunu anlatan Daltaban, “Ek kısımda çok önemli bir ipuçları var: Sistemin zaman içinde eskidiği ve değiştiğiyle ilgili ipuçları. Oradan yola çıkarak 2050’de geçen bir hikaye gibi kurulmuş. 2050’de bir okuma grubu Winston’un günlüklerini okuyor, üzerine konuşarak inceliyorlar. Zamanın içinde birkaç zamanı bir araya getirmiş bir uyarlama. Seyirci için değişik bir tecrübe olacağını düşünüyorum” diye konuştu. 

“Popüler olana kurban edilmiş birçok derin yapı var”

Oyunun seyircide kalıcı izler bırakacağını tahmin eden Daltaban, “Bir romanı ya da yazılı metni uyarlarken, yazıyla tartıştığınız şeyin sahneye uyarlanması gerçekten problemlidir, zordur ama orayı aştığımızı görmek beni rahatlatıyor. Roman korkunç derin. Popüler olan tarafı hikayenin akılda kalan tarafı ama popüler olana kurban edilmiş birçok derin yapı var. Oyunda bunu tartıştığımızı, geliştirdiğimizi, açtığımızı düşünüyorum” diye ekledi. 

“1984, kendi dışına çıkmış bir yapıt”

Bir oyun metni için en zor mücadelelerden birinin uyarlama olduğunu dile getiren dramaturg ve çevirmen Ayberk Erkay ise şunları söyledi: “Çünkü metin buraya bir birikimle geliyor. ‘1984’ kendi dışına çıkmış, toplumsal bellekte bir sürü yer edinmiş bir yapıt. Yazar bununla bir şekilde mücadeleye giriyor. Robert Icke ve Duncan Macmillan’ın yaptığı altından iyi kalkılmış bir metin.”  

Romanın daha önce yapılmış bir sürü sahne uyarlaması olduğunu hatırlatan Erkay, “Bunlarda daha çok ‘1984’ün olay dizgisi, distopik dünyası ama daha çok olayın çekiciliği üzerinden gidilmiş. Fakat bu metinde o dünyadan ziyade kişiler üzerinden ilerliyoruz. Bildiğimiz ya da bildiğimizi varsaydığımız. 1984’ün bence iyi çıkarılmış gerilim anları var sahnede” diye konuştu. 

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus