Chelsea-Wolves maçını yerinden takip ettik: Kim bu İngiliz?

İngiltere Premier Lig’in 8. haftasında Chelsea’nin evinde Wolverhampton’a karşı verdiği mücadeleyi Stamford Bridge’den takip eden PFSA Lisanslı Futbol Analisti Alper Şahin, izlenimlerini Medyascope için kaleme aldı.

Kim bu İngiliz?

Koronavirüs salgınından dolayı ertelediğim stadyumdan maçı izleme aktivitem, Premier Lig’in 2022/2023 sezonu ile noktalanmış oldu. Bu hafta Stamford Bridge’de hikayesi bol olan Chelsea – Wolverhampton Wanderers maçını sevgili Medyascope okurları için seçtim. 

Fulham Broadway metro istasyonuna yalnızca 320 metre uzaklıkta olan Stamford Bridge, Londra’nın çok güzide ama bir o kadar da pahalı bölgesinde konumlanıyor. Şunu da eklemek isterim genelde maç günü en yakın istasyon kapatılıyor ve birkaç durak yürümek durumunda kalıyorsunuz. Neyse ki ekim ayı için gayet sıcak ve güneşli olan hava imdadıma yetişti. Semti daha çok hissederek Earl’s Court istasyonundan 20 dakikalık yürüyüş ile stada vardım. Batı blok 7. sıradaki koltuğumu bulmam yaklaşık 30 saniye sürdü ve maç programını alıp maçın başlamasını bekledim. Maç programı mı? sorularını duyar gibi oldum. Tüm Premier Lig maçlarında satılan ve 3.5-4 sterline alabileceğiniz maç ile ilgili olan bir kitapçık. Teknik direktörün ve kaptanın önsözü ile başlayan, ev sahibi kulüp ve karşılaşma ile her şeyden bahseden 85 sayfalık rehber. Taraftarlar için güzel bir hatıra, kulüpler için ise önemli bir gelir kaynağı (Editörün notu: Alp Ulagay Darüşşafaka Doğuş’ta medya koordinatörüyken bu tarz bir kitapçığı her maçtan önce basın tribünündeki sıraların üstüne koyardı). Keşke ülkemizde de bu tarz bir uygulama yapılabilse. İşte bu maç programı sağ olsun, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım ve maçın hakemi Simon Hooper’in elindeki topu görür görmez programı bir kenara koyup koltuğuma iyice yerleştim. 

Hikayesi çok dedik ya; Diego Costa’nın Wolves forması ile Stamford Bridge’e dönüşü, Chelsea’nin çiçeği burnunda hocası Graham Potter’ın taraftarın evinde, taraftarın önüne ilk kez çıkışı, dahası kovulan Bruno Lage yerine Wolves’un geçici hocalığını yapacak olan U18 Teknik Direktörü Steve Davis’in Premier Lig’de ilk maçına çıkması… 

Chelsea maça fırtına gibi başladı ve 2. dakikadan itibaren Wolves kalesini abluka altına aldı. İlk yarı maç Wolves’un 1. Bölgesinde geçti. Wolves’un defans çizgisini 6 pasa kadar iten Chelsea için golün eli kulağındaydı. Wolves’un oyun planı, kompakt durup takım şeklini çok bozmadan kontra ataklar ile etkili olmaktı. Biraz detaylandırırsak; sağ kanatta Adama Traore silahını kullanıp, Diego Costa’nın bitiriciligi ile skoru bulmak üzerine kurulan bir oyun planı.

Geçen haftaki yazımda bahsetmiştim, oyunun fazlarından sadece biri olan “Geçiş Oyunu” fazı. Maçın genelinde, Wolves bu planı sadece bir kere uygulayabildi ve 21. dakikada Matheus Nunes kendi defans hattından aldığı topu, üç kişiyi çalımlayarak yaklaşık 60 metre sürerek, Gonçalo Guedes’a attığı ara pas sarı kart pahasına Azpilicueta tarafından durduruldu. Topun başına Portekiz Milli Takımı’nın gediklisi João Moutinho geçti ve sol üst 90’dan Kepa süper bir kurtarış ile kalesini gole kapattı. Bunun dışında genel olarak kendi ceza sahası önünde oyunu kabul eden bir Wolves izledik. 

Chelsea ve Graham Potter için söylenecek çok şey var. Geçen hafta dramatik bir şekilde son dakika gölü ile kazanan Chelsea, İtalya Şampiyonu AC Milan’ı çarşamba günü UEFA Şampiyonlar Ligi grup maçında 3–0’ lık skor ve dominant oyun ile sahadan sildi. Wolves maçında Potter’in ilk 11 tercihi merak konusuydu ve hoca tam yedi değişikliğe gitti. Not edilmesi gereken üç önemli isim kenarda oturdu; Raheem Sterling, Pierre-Emerick Aubameyang ve Reece James. Maç sonu röportajında Gary Lineker’ın sorularından biri rotasyon üzerine oldu ve Potter’ın cevabı gelecek için umut vericiydi. Bu kadar değişikliği hem oyuncuları tanıma hem de yoğun maç trafiğinde başka oyunculara şans vermek için yaptığını söyleyen Chelsea’nin yeni patronu, bunu yaparken proaktif iletişimin öneminin altını çizdi. İlk 11 ve kadroya almadığı her oyuncu ile iletişime geçen Potter, İngiltere’deki birçok futbol otoritesi tarafından destek gördü.

Maça hızlı başlayan Chelsea ilk yarıyı tamamen domine etti ve 45+3. dakikada gelen gol kaçınılmazdı. Gol öncesi Mason Mount ve geçen haftanın kahramanı olan Chelsea Akademisi’nin yeni yıldızlarından biri olan Conor Gallagher’in akışkan oyunu takdire şayandı. Sağ açıkta oynayan Gallagher içe deplase olduğu an Mason Mount sağ kanada kaydı. Sonrası malum, Mount’un attığı milimetrik pas (bu tarz havadan paslara orta demek haksızlık olur) ve 72 milyon sterline alınan Alman yıldız Kai Havertz’in kafası ile “Maviler” soyunma odasına 1-0 önde girdi. İkinci yarıda Wolves biraz daha topa fazla topa sahip oldu ama bu suni baskı Chelsea’nin en önemli gücünü ortaya çıkardı; kontra atak! Çıplak gözle çok daha çabuk ikna oluyorsun Pulisic – Mount – Gallagher üçlüsü ofansif geçişi, set hücumuna göre çok daha efektif oynuyorlar. 54. dakikada Mount ile Pulisic’in ikili oyunu tüm stadyumu ayağa kaldırdı ve Mount, dönerek attığı ara pası ile yine golün mimarı oldu. 90. dakikada ise herkesin bir kenara yazması gereken isim sahneye çıktı. Armando Broja, içe kat edip uzak köşeye attığı golle Wolves’un dönüş biletini kesti; Chelsea 3-0 Wolves. Bir başka Chelsea akademi yıldızı olan 21 yaşındaki Arnavut asıllı Ingiliz Broja, çok ilginç bir profil. 1.90 boyunda, güçlü ama son vuruşu çok iyi, maç içinde birkaç kere bağlantı oyununda sorun yaşasa da önümüzdeki yıllarda Premier Lig’e damga vurabilecek bir oyuncu. 

Diego Costa için dramatik bir maç oldu. Karış karış bildiği Stamford Bridge zeminine Wolves forması ile çıkan Costa, 54 dakika süre aldı. Geçen hafta West Ham maçında oyuna girdikten sonra çok daha etkili gözüken Costa, istediği topları alamadı ve tamamen izole oldu. Costa için bu maçın hikayesi 4. hakem tarafından forması işaret edilince başladı desek daha doğru olur aslında. Gol sevinci dışında çok fazla ayakta maç izleme kültürü olmayan Chelsea taraftarları tam 3 dakika Diego sesleri ile Costa’yı ayakta alkışladı. 34 yaşını maçtan bir gün önce kutlayan Diego, tribünleri selamlayarak yedek kulübesine doğru yöneldi. Stamford Bridge’de birçok taraftar göz yaşlarını tutamadı.

Maç sonu hemen soluğu Chelsea Store’da aldım ve 2. katta olan kupa koleksiyonunu görünce ufak bir tebessüm ettim. Taraftarlar gibi ben de Şampiyonlar Ligi kupası ile hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra keyifli ama kısa olan maç günü alışverişimi noktaladım. Çıkar çıkmaz yüzlerce kişiyi Store kuyruğunda gördüğümde açıkçası çok fazla şaşırmadım. Skordan bağımsız, klasik Premier Lig maç sonu senaryosu.

Son olarak, namağlup Chelsea hocası Graham Potter için “Batı Londra’da güneşli bir gün geride kaldı” diyebiliriz. Aslında bizler bu güneşi 2017’de Galatasaray’ın Östersunds’a bıraktığı turda biraz hissetmiştik. Kulislerde sorulan sorular hep aynıydı: “Kim bu İngiliz?”

Yazan: Alper Şahin

Editör: Doğa Üründül

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus