Diyarbakır-Sur’da son 40 gün içerisinde iki kafeye kadınların kıyafetleri bahane edilerek saldırı düzenlendi, bir kafe kapandı. Peki bu saldırıları kim, neden düzenledi? Hedefte kim var? Saldırıların devamı gelir mi? Bu şiddetin ne anlama geldiğini Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, sosyolog Prof. Dr. Rüstem Erkan ve ROSA Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen’le konuştuk.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 11 Temmuz’da, CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi’nin kız kardeşinin işlettiği kafeye bir grup tarafından saldırı düzenlendi. Saldırganlar kafede oturan kadınların kıyafetlerini bahane gösterdi. Olayın ardından üç kişi tutuklandı. Bu kişiler bir ay ay sonra serbest bırakıldı.
27 Ağustos’ta iki kişi bu kez başka bir kafeyi hedef aldı.
Akşam saatlerinde kafeye gelen iki kişi “kıyafeti ‘açık’ kadınların geldiği ve müzik dinletisi yapıldığı” gerekçesiyle tehditler savurdu. Sözlü tartışmanın ardından iki saldırgan ile kafe çalışanları arasında kavga çıktı. Çıkan kavgada, kafe sahibinin eli kırıldı, bir çalışan da yaralandı.
Olayların ardından CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi’nin kız kardeşi tarafından işletilen kafenin kapandığı belirtildi.
“Pek rastlamadığımız saldırılar”
Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, bu tür saldırıların kabul edilebilir olmadığını, Diyarbakır’ın çok dilli, kültürlü ve farklı yaşam tarzlarının bir arada yaşadığı bir kent olduğunu ve bu tür saldırılara bugüne kadar pek rastlamadıklarını söyledi.
Özellikle “İsrail’in Filistin’e saldırısını protesto etme” bahanesi ile bazı kafelere yönelik saldırıların olduğunu, ardından bir parktaki dans etkinliğine de saldırıldığını söyleyen Eren, şöyle devam etti:
“Son zamanlarda Diyarbakır’da farklı yaşam tarzları ve farklı düşünen insanlara yönelik saldırılar artıyor. Kolluk, zaman zaman gerekli tedbirleri aldıklarını söylüyor ama silah ve ses bombası ile mekânları basıp, bir ay sonra serbest bırakılan bu kişilerin aynı yerleri bir ay sonra basmanın cüretini göstermesi manidardır. Bu cesareti nereden alıyorlar? Yargının bu cezasızlık pratiğine mi güveniyorlar, yoksa kendilerine bir şey yapılmayacağı inancı mı var? Polisin yanında saldırma cesaretini gösteriyorlar. Alışık olduğumuz bir tarz ve yöntem değil. Kamu otoritesinin daha fazla önlem alması ve yargının caydırıcı cezalar ile bunları cezalandırması gerekiyor.”
“Arkasında ekonomik bir çıkar yoksa saldırılar kentin sosyolojisine müdahale”
Medyascope'un günlük e-bülteni
Andaç'a abone olun
Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.
Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Erkan ise, arkasında bir ticari rekabet veya bir mülk meselesi, ekonomik çıkar sağlamaya yönelik gizli bir nedeni yoksa bu tür saldırıların aslında kentin sosyolojisine bir müdahale olduğunu söyledi.
Erkan, “Bugün nasıl başörtüsü ya da başörtülülere dönük en küçük bir hareket toplumda tepki görüp, ‘nefret suçu’ kapsamında değerlendiriliyorsa, bu mekânlara gelenlerin kıyafetlerinden dolayı basına yansıyan bu eylemler gerçekleştiriliyorsa bunlar da bir nefret suçudur” dedi.
Diyarbakır’daki ROSA Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen de, insanların özel yaşamına müdahalenin olmasını doğru bulmadıklarını, “Bunun engellenmesi hak ihlalidir. Bileşeni olduğumuz Kent Koruma ve Dayanışma Platformu olarak her zaman bu konudaki tepkilerimizi dile getiriyoruz. Sadece insanların demokratik haklarını dile getiren taleplerini savunmak ve bunu desteklemek gerekirken, bunu geriye götüren yaklaşımları doğru bulmuyoruz” dedi.
“Kadının sokağa çıkmasını engellemeye çalışıyorlar”
İşbilen, Diyarbakır’da huzuru ve güvenliği bozan bu tür saldırılar için tedbirler alınması gerektiğini düşündüklerini de söyledi, “Bu tür özel hayata müdahale olan saldırılar ile kadının sokağa çıkması engellenmek isteniyor. Zaten iktidarın kadını eve tıkayan bir yaklaşımı söz konusu. Kadının sosyal yaşama katılması, çalışması ve ayakları üzerinde durması engellenmek isteniyor. Diyarbakır’da ilk kez buna benzer saldırılar yaşanıyor. ‘Birkaç genç’ deniliyor ama bunun böyle olmadığını düşünüyoruz. Bunlar bu saldırıları kendi başlarına yapma cesaretini nereden buluyor? Saldırıyı yapanlar gelip aynı yere bir daha saldırıyor ve sadece adli kontrol işlemi ile serbest bırakılıyorlar” diye konuştu.