İstanbul-Beyoğlu’nda narkotik polisi tarafından gözaltına alınıp, işkence gören ve üç hafta sonra tekrar ifadeye çağrılınca intihar eden Onur Yaser Can’ın ölümüyle ilgili istinafın bozması sonrası dava yeniden görülecek. Dava 20 Haziran’da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yapılacak.
İstinaf, Beyoğlu’nda 2 Haziran 2010’da narkotik polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra çıplak arama ve işkenceye maruz bırakılan Onur Yaser Can’ın ölümüne ilişkin davanın kararını bozdu.
İstinafın bozma kararı sonrası Onur Yaser Can davası 20 Haziran günü, saat 10:35’te İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
“Mücadelemizi zayıflatma ve yıpratma amacı gütmektedir”
Can’ın ablası ve avukatları, bozma kararına tepki gösterdi, “Üstelik bunu Onur Yaser Can’ın hayatına mal olan resmi evrak tahrifatını yapanlara, neden üst sınırdan ceza verildiğinin yeteri kadar açıklanmadığı ve neden iyi hal indirimi uygulanmadığından bahisle yapmıştır. Açıkça söylemek gerekir ki istinaf mahkemesinin bu kararı, sanık polis ve amirlerini koruma, süreci zaman aşımına uğratarak 15 yıldır verdiğimiz hukuk mücadelemizi zayıflatma ve yıpratma amacı gütmektedir. Bu karar hukuka da daha önce alınmış olan mahkeme kararlarına da alenen aykırıdır” dedi.
Davanın zamanaşımı tehlikesiyle karşı karşıya kaldığının ifade edildiği açıklamada, “Davamızı yıpratmaya çalışan bu sürece karşı yetkilileri hukukun gereğini yapmaya, davamızı takip eden binlerce insanı, kamuoyunu da mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz. Duruşmamız 20 Haziran 2025 günü, saat 10:35’te Çağlayan Adliyesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecektir. Dayanışmayla, sevgiyle kalın” denildi.
#Onurumuz için 20 Haziran, Çağlayan'da buluşuyoruz. İstinaf mahkemesinin hukuksuz kararıyla 15 yıllık mücadelemizi yıpratmaya ve davayı zaman aşımına uğratmaya çalışıyorlar. İzin vermeyeceğiz!
— Onur Yaser Can (@onuryasercan) June 11, 2025
Değerli basın emekçilerini, dostları dayanışmaya çağırıyoruz. #OnurYaserCan'ı unutma! pic.twitter.com/wiJdkE5Ewg
Ne oldu?
Onur Yaser Can, Haziran 2010’da Harbiye’de esrar satın aldığı iddiasıyla gözaltına alındı. 28 yaşındaki genç mimar, nöbetçi savcının talimatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. İki gün sonra tutanaklarda eksiklik olduğu gerekçesiyle tekrar karakola çağrıldı. Kötü muameleye maruz bırakılan Can, baskı altında tutanakları imzalamak zorunda kaldı. Can daha sonra 23 Haziran’da bir kez daha karakola çağrıldı. İfadeye çağrılmasının ardından Can, 23 Haziran 2010’da odasının penceresinden atlayarak intihar etti. Can’ın 3 Haziran 2010’da 01.00’de salıverildiği ancak ifadesinin aynı gün saat 15.48’de değiştirildiği yer alıyor.
Anne Hatice Can, oğlunun intiharından sonra kot pantolonun arka cebinde bir not buldu. Notta, “Narkotik Şube’de çırılçıplak soyulup yere çöktürülüp öksürtüldüm. Onurumla oynadılar. Korkuyordum” yazıyordu.
Oğulları Onur’un ölümünün ardından Can ailesi hukuk mücadelesi başlattı. İki polis memuru hakkında “resmî belgede sahtecilik” suçlamasıyla dava açıldı. Polisler dava sırasında çıplak arama yapıldığını itiraf etti. Ancak 2011’de polisler hakkında işkence ve kötü muameleyle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
İki polis, “evrakta sahtecilik” suçundan altı yıl beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Anne Hatice Can, mahkemenin kararını Yargıtay’a taşıdı. Ancak sürecin adaletsizliğine dayanamadı ve Mart 2014’te yaşamına son verdi. Bu süreçte sağlığı bozulan baba Mevlüt Can da 2019’da hayatını kaybetti.
Danıştay 27 Mart’ta oybirliğiyle karar verdi
Can’ı intihara sürükledikleri iddiası ile yargılanan dört polis ve bir bilirkişi hakkında Haziran 2023’te verilen kararda sanık polis memurları Hakan Aydın, Muhammet Ongun, Onur Ülker ve Yunus Başay hakkında “resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçundan altışar yıl hapisle cezalandırıldı. “Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık”, “resmî belgede sahtecilik” ve “resmî belgeyi yok etmek” suçlarından yargılanan Zafer Kökdemir ise beraat etti.
Mahkeme sanıkların “işkence”, “intihara sürükleme” ve “cinsel saldırı” suçlarından ise yargılanmaları talebini değerlendirmedi. Mahkeme dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
Danıştay 2. Dairesi de 27 Mart’ta oybirliğiyle verdiği kararda sanık polislerin Onur Yaser Can’a karşı işledikleri “işkence”, “cinsel saldırı” ve “intihara sürükleme” suçları bakımından “kendilerini şaibeden uzak tutacak yeterli izlenimin oluşmadığını” belirtti.








