Aslı Tunç yazdı: Peri masalları gerçek olur mu: Hans Christian Andersen’ın izinde Kopenhag

Kopenhag, Hans Christian Andersen’in masallarıyla hayat buluyor. Kentin edebiyat ve kültürle örülmüş izlerini keşfedin.

Yazarlarıyla birlikte anılan kentleri kafamda çevirip duruyorum bir süredir. Anlatıların başkahramanı olan şehirler, yaşayan, soluk alıp veren ve elbette yaratıcıların kişisel hikayelerinin, aşklarının, kalp kırıklıklarının, mücadelelerinin mekânı olmuş kentler. Hemen akla James Joyce’un Dublin’i geliyor tabii. Dublinliler ve Ulysses’de kentin sokakları, pubları, kiliseleri olmasa yoğun bir metinle nasıl boğuşuruz ki? Prag Kafka’sız olur mu mesela? Ya da St. Petersburg Dostoyevski’siz? Bu soruları tersten sormak da mümkün. Kim kime aittir? Yazar mı kente? Kent mi yazara? “Bir kentte hayran kaldığın şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır” der Italo Calvino, Görünmez Kentler’de. Hadi listeyi biraz daha uzatalım ve kentlerle yazarları eşleştirme oyununu sürdürelim.

Yazarlar ve şehirleri

Charles Dickens ve Londra ayrı düşünebilir mi örneğin? Dickens romanlarında sisli sokakları, dar geçitleri, pasajlarıyla Viktorya zamanı Londra’sı gözümüzün önünde capcanlıdır. Fernando Pessoa’nın şiirsel melankolikliği Lizbon’un ıssızlığında ve titrek sokak lambalarında vücut bulur. Hemingway’ın Havana’sı, Paul Auster’ın New York’u, Necip Mahfuz’un Kahire’si, Yaşar Kemal’in Adana’sı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İstanbul’u, Haruki Murakami’nin Tokyo’su, Balzac’ın Paris’i ve tabii ki Jorge Luis Borges’in Buenos Aires’i. Belki de her kentin bir anlatıcısı, onu sahiplenen bir masalcısı vardır; tıpkı Kopenhag’a damga vurmuş Hans Christian Andersen (1805-1875) gibi. Kurşun Asker, Kibritçi Kız, İmparatorun Yeni Elbisesi, Prens ve Bezelye, Çirkin Ördek Yavrusu, Küçük Deniz Kızı gibi yüzlerce masalın yaratıcısı; İncil’den sonra yapıtları en fazla dile çevrilen yazar.

Aslı Tunç yazdı: Peri masalları gerçek olur mu: Hans Christian Andersen’ın izinde Kopenhag
Aslı Tunç yazdı: Peri masalları gerçek olur mu: Hans Christian Andersen’ın izinde Kopenhag

Kopenhag adeta Andersen’in kültürel mirasıyla nefes alıp veriyor. Langelinie Limanı’nda bir kayanın üzerindeki bronz ve granitten yapılmış küçük deniz kızı heykeli bunun en bilinen simgesi. “Ayy ne kadar da küçükmüş!”, “Bunu görmek için mi buraya kadar geldik?” gibi sığ turist yorumlarına inat, küçük deniz kızı tam da Danimarka yaşam biçimini, yalın estetiğini yansıtan ve Andersen’in masalına orantısal olarak çok yakışan bir sembol.

Aslı Tunç yazdı: Peri masalları gerçek olur mu: Hans Christian Andersen’ın izinde Kopenhag
Aslı Tunç yazdı: Peri masalları gerçek olur mu: Hans Christian Andersen’ın izinde Kopenhag

Nyhavn

Kopenhag’ın kartpostal güzelliğinin temel parçası, rengarenk evlerin kanal kıyısında yanyana uzandığı Nyhavn’da geziniyorum. Önümde 18 numaralı açık renge boyanmış bina, Andersen’ın hayatının son döneminde şöhreti yakaladığında yaşadığı ev. Ondan önce yine kanal kıyısında 20 (Danimarkalılar buraya Boel Evi/Boels Gård diyorlar) ve 67 numaralı evlerde ilk masallarını yazmış Andersen. Büstleri, adının verildiği caddesi ile masal anlatıcısı Kopenhag’da varlığını her adımda hissettiriyor. Şehrin merkezindeki belediye binasının önünde, 150. doğumgünü onuruna yapılmış, içinde ünlü masallarından çizimlerin bulunduğu kitabı elinde tuttuğu nefis bir heykeli atlamaksa mümkün değil.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Yeni evlenen çiftler, Andersen’ın Belediye Binası’nın içindeki mermer büstü ile şampanya eşliğinde fotoğraf çektiriyorlar. Onlara uzaktan bakarken yazarın hayatı boyunca hiç evlenmediğini düşünüp gülümsüyorum. Büyük anlatı ustası ölümünden bir buçuk asır sonrasında bile peri masalı yaratmayı sürdürüyor sanki. H.C. Andersen, Danimarkalıların bir başka entelektüel şöhreti Søren Kierkegaard ile aynı mezarlıkta yan yana yatıyor. “Dokunduğunuz her şeyden bir hikâye çıkarabilirsiniz” diyen Andersen’ın bu kentin kanallarından, limanlarından, tahta gemilerinden, yemyeşil bahçelerinden, tiyatrolarından, minik kafelerinden ve dar sokaklarından dev bir peri masalı çıkardığına eminim artık.