Göksel Göksu yazdı | Ne CHP eski CHP, ne de liderliği tescillenen Özgür Özel

CHP’nin 39. Olağan Kurultayı gösterdi ki, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 4-5 Kasım 2023’ten bu yana, Kemal Kılıçdaroğlu soldan, iktidar sağdan vurmayı sürdürdükçe, parti tabandan tavana kenetlenmiş. Son iki yılda yaşanan 19 Mart operasyonları, kayyum davaları, adliye koridorları ile mahkeme salonları arasında mekik dokurken peş peşe yapılan kurultaylar ve İBB iddianamesi CHP’de yorgunluk ya da bezginlik yaratmak bir yana tabanı da tavanı da konsolide etmiş… Ne demek istediğime açıklık getireyim.

İki yıl önce fitilini Ekrem İmamoğlu’nun ateşlediği değişim hareketi Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına 14-28 Mayıs seçim hezimetinin ardından Özgür Özel’i çıkardığında da Ankara Arena Spor Salonu’ndaydım. Aradaki farkı şu cümleye sığdırmak mümkün: Ne CHP eski CHP, ne tabanı aynı taban ne genel başkan aynı başkan ne de aktörler iki yıl önceki yerlerinde duruyor. 

İki yıl önce “değişim” diye yola çıkanların doldurduğu salonda epey değişmiş bir CHP vardı… 

Her şeyden önce iki yıl önce “değişim” diye yola çıkanların adayı Özgür Özel’in, aradan geçen zamanda kriz yönetimindeki başarısı, başta partisinin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanlarını sahiplenişi, tükenmeyen enerjisi, kararlılığı ve kitleler üzerindeki etkisiyle liderliğini pekiştirdiği net bir şekilde görünüyordu. 

“Şimdi İktidar Zamanı” şiarıyla düzenlenen kongrede, iki yıl önceki değişim talebi yerini iktidara yürümeye bırakmıştı. 

O gün genel başkan Kılıçdaroğlu’ydu, bugün Özel…

O tarihte Kılıçdaroğlu, delegelerin 812’sinin oyunu alan Özel karşısında 536 oy alarak genel başkanlığı kaybetmiş olsa da partililerin gönlünde hâlâ gözle görülür bir ağırlığı vardı, oysa iki yıl sonra bugün o salonda Kılıçdaroğlu’nun “lider” kimliğiyle esamesinin bile okunmadığı rahatça söylenebilir. Esamesini okuyanlar ise kimi burnundan soluyarak, kimi geçmişte verdiği desteğin mahcubiyetiyle kurultay günü iktidara yakınlığıyla bilinen Sabah Gazetesi’ne verdiği demeci konuşuyordu. 

İmamoğlu alkışlandı

İki yıl önce salonda divan başkanı olarak yerini alan Ekrem İmamoğlu, iki yıl sonra bugün cezaevindeki hücresinden, yine iki yıl önce istese de kullanamayacağı yapay zeka sayesinde salondakilere sinevizyondan seslenebiliyor, üstelik salondakilerde sanki karşılarındaymış gibi İmamoğlu’nu alkışlıyordu…

İki yıl önce Arena Spor Salonu’nda kıran kırana bir rekabet varken bugün rakip olarak gördükleri yol arkadaşları değil, iktidara giden yolda kendilerine ket vurmaya kalkan iktidardı. 

İki yıl önce Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket eden vekillerin sayısının 40-50 olduğu biliniyordu, geçen zaman içinde bu sayı eriye eriye dokuza indi…

Bu süre zarfında Özgür Özel dört kez CHP Genel Başkanı seçildi ve iki yıl önce tercihini Kılıçdaroğlu’ndan yana yapan delegelerin büyük çoğunluğu artık Özgür Özel’in yanında. Dördüncü kez başkan seçildiğinde geçerli 1.333 oyun tamamını alan Özel’e destek vermediğini geçersiz oy kullanarak gösterenlerin sayısının 24’te kalması bunun en belirgin göstergesi.

Son olarak iki yıl önce 2023 seçimlerini hezimet olarak görenlerin, gelecekten umudunu kesenlerin olduğu Arena Spor Salonu’nda iki yıl sonra 31 Mart Yerel Seçimleri’nde özgüven tazelemiş. Daha önce yan yana bile gelmeyenler, Türkiye’nin birinci partisi olduğu günden itibaren her cepheden gelen saldırılar sonucu kavgalarını bir başka bahara öteleyerek aynı masaya oturmuştu. Üstelik ne kurultay yorgunu gibi görünüyorlardı ne de bitap düşmüş bir halleri vardı.

O masada Kılıçdaroğlu’na da bir yer açılır mıydı sorusu hâlâ kafamda…

Gelip kurultayda aday olsa, sorulacak bir hesap varsa o hesabı iktidara yakın bir gazete üzerinden değil de kürsüye çıkarak sorsa, delegelerin gözüne bakarak “Yolsuzluğa bulaşan kim varsa hesap vermek zorundadır” dese ne olurdu hiç bilemeyeceğiz… Çünkü Özel bizzat telefon ederek davet etmesine karşın o kurultay salonuna Sabah gazetesi üzerinden seslenmeyi tercih etti.

Geçmişte AKP kurultayları sırasında tanık olduğum ve iliklerinize kadar hissedilen coşkuyu -o coşku yerini son yıllarda tribünden davul zurna eşliğinde maç izler gibi slogan atan bir grup gence bıraktı- ilk kez bir CHP kurultayında hissettim. İzleyicilerin yer aldığı tribünler ile ayrı bir bölümde oturan delegelerin hep bir ağızdan ve tüm içtenlikleriyle aynı anda attıkları sloganlar, hep birlikte ayağa kalkarak alkışlayanların değil yüzüne, bedenlerine yansıyan coşku, sürekli değişen, değiştirilen pankartlar, tutuklu belediye başkanlarının salonun her köşesinden görülecek bir noktaya asılan dev pankart üzerindeki fotoğraflarının yol açtığı -sanki onlar da salondaymış gibi- kurultayı izliyorlarmış hissi vardı salonda. Bu iklimde Özel’in iktidar yolculuğunun başlangıcı olarak gördüğü kurultay salonundan verilen mesaj, CHP’nin yaşadığı sorunlara rağmen, hatta belki de tam da o sorunlardan güç alarak yeni bir sayfa açtığıydı…  

“Biz ilk seçimde kazanan, yenilgiyi tatmayan bir kadroyuz”

Önemli başlıklar vardı kurultayda… 

İlki yeniden genel başkan seçilen Özgür Özel’in başlattığı iktidar yürüyüşü:  

“Biz ilk seçimlerini kazanan, yenilgiyle tanışmayan bir kadroyuz. Ve size bu kurultaydan geçen kurultayda olduğu gibi tarih önünde söz veriyorum. Bu kurultay partimizin muhalefetteki son kurultayıdır. 40’ncı kurultay, iktidardaki ilk kurultayımız olacak. Artık iktidar zamanıdır.”

İkincisi Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkarak ısrarla yaptığı erken seçim çağrısı:

“Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da B planımız da Z planımız da budur. Mücadelenin meşru yolu sandıkta güreşmektir. Onunla mücadelenin meşru yolu sandıkta yarışmaktır. Ekrem İmamoğlu, milletin adayıdır. Sarayın adayı kimse, kendisine güveniyorsa meydana çıkmalıdır. Hodri meydan. Getirin sandığı, millet versin kararı.”

Üçüncüsü çözüm süreci…

CHP’nin “Terörsüz Türkiye” adı verilen çözüm sürecinin de, Kürt meselesinin demokratik çözümünün de teminatı olduğu vurgulandı. Ekrem İmamoğlu gönderdiği mesajda “CHP terörsüz ve demokratik Türkiye adıyla yürütülen çözüm sürecinin yanındadır, tamamlanana kadar da yanında olacaktır. Ama kendi bildiğince, kendi üslubunca” diyerek çerçevesini çizdi o teminatın. 

Dördüncüsü DEM Parti’ye mesaj…

Özel sadece CHP’yi değil, bir cephe olarak demokratik siyaseti savunduklarını söyleyip isim vermeden kendisini İmralı heyetine üye vermediği için eleştiren DEM Parti’ye seslendi; verdiği mesajın özünde iktidara güvenmemesi gerektiği vardı:

“Herkesi bizi değil, kendi varlıklarını ve çok partili rekabeti savunmaya davet ediyoruz. Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum.” 

Beşincisi müesses nizam ve isim vermeden Kılıçdaroğlu’na müesses nizamla işbirliği yaptığı göndermesi…

Yukarıda da söz ettiğim ve Kılıçdaroğlu’nun iktidara yakın gazetede yayınlanan tam sayfa röportajında yer alan “Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleri ile anılmaz, bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz, derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir” sözlerine daha çok da “arınma” mevzuna cevap verdi Özgür Özel… Müesses nizam konusuna da oradan geldi. 

Müesses nizamının AK Parti iktidarının 23 yılda kurduğu düzen olduğunu ve bu düzende CHP’ye bir yer tarif edildiğini, kendilerinin ise bu düzene çomak soktuklarını söyledi. Sonra da “Müesses nizamla işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, örgütlerin vermediği görevleri başka kapıda arayanlara yer yoktur” dedi sert bir üslupla. 

O sırada salondaki herkesin aklına sadece Kılıçdaroğlu geldiğini anlamak için, herkesin birbirine müstehzi bir ifadeyle baktığını görmek yeterliydi. “CHP arınacaksa bu anlayıştan aranacaktır” dedi sonunda da açtı bayramlık ağzını ve peş peşe Kılıçdaroğlu’nun yaşattıklarını sıraladı: 

“Çünkü bu parti artık seçim gecesi ışıkları erkenden söndüren, üyelerinin gözyaşı döktüğü bir parti olmayacak. Bu parti, kadın kollarının seçim akşamı tülbenti sirkeye basıp başına bağladığı bir parti olmayacak, bu parti, gençlik kollarının, ışığı sönmeden kendi evine gidemediği, boynu bükük sokakta beklediği, babası ‘Ne oldu seçim’ deyince yere bakan gençlik kollarının partisi olmayacak. CHP arınacaksa bizi eskiye döndürmek isteyenlerden arınacak. Artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da bu millet bizimle birlikte zincirlerinden kurtulacak.”   

Geçmiş yıllarda Refah Partisi’nin ya da 5-10 yıl öncesine kadar AKP’nin düzenlediği kurultayları çağrıştıran bu kurultaydaki en etkili anı da anlatarak toparlayayım. Salonda kimilerini oturduğu yerde duygulandıran, kimilerini coşturan hatta kimilerini ağlatan o an tribünlerden üzerinde “Türkiye için Özgür gelecek” dev bir pankart açmaları sırasında yaşandı. Hava tam anlamıyla değişti…

Dinleyenler Özel’den bu pankartın 2023 yılındaki 38. Kurultay sırasında salona asılan ve sonradan İBB iddianamesinde yerini alan pankart olduğunu öğrendiğinde ortak bir iradede buluştuklarını bir kez daha idrak etmişçesine ayağa kalkarak hep bir ağızdan Nazım Hikmet’in dizelerinden bestelenen “Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler”i söylemeye başladı… O sırada oldu ne olduysa, salon tek yürek olmuştu.

Doğrusu uzun yıllar CHP kongrelerini izleyen biri olarak daha önce salona böylesine dalga daga yayılan duygu seline sadece AKP’nin ilk yıllarında rastlamıştım.

Kurultay salonundan ayrılırken yaşanan sıkıntıları bir doğum sancısına benzeten Özgür Özel bir kez daha genel başkan seçilmiş ve kendi deyişiyle “yeninin doğumu”na benzettiği seçim maratonu için kolları sıvamıştı. 

O doğum gerçekleşir mi, iki yıl sonra CHP’ye baktığımızda ne konuşuruz bunu zaman gösterecek elbette ancak bugünden söylenecek tek şey CHP hakikaten eski CHP değil. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.