“Sahte diploma” davası 16 Şubat 2026’ya ertelendi – İmamoğlu: “Askerliğimi de doğum belgemi de iptal edin”

Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, yargılandığı “sahte diploma” davasında üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Duruşma 16 Şubat 2026’ya ertelendi.

Ekrem İmamoğlu
Sahte diploma davası: İmamoğlu üçüncü kez hakim karşısında

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, University College of Northern Cyprus’tan yatay geçiş yaptığı diploma davası nedeniyle üçüncü kez hakim karşısına çıktı.

Hakim, İdare Mahkemesi kararını bekleyeceğini söyleyerek duruşmayı 16 Şubat 2026’ya erteledi.

Ara karara tepki gösteren İmamoğlu, “Yargılamaya niyetiniz yok. Çok yanlış, çok. Sizin yargıçlığınız beş para etmez” dedi. İmamoğlu’nun ardından birçok siyasi ve yurttaş da ara kararı masalara vurarak protesto etti. Yurttaşlar, duruşma salonunda “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

Anne Hava İmamoğlu ise sinir krizi geçirerek hakime isyan etti. Anne İmamoğlu, “Ben ona helal süt emdirdim, böyle adalet olmaz. Türkiye’ye çok ayıp” diye bağırdı. Hakimin bu sözlerinin ardından salonu terk etmesi üzerine fenalık geçiren anne İmamoğlu’nu, yakınları sakinleştirdi. Dilek İmamoğlu ve Selim İmamoğlu ayrıldıkları duruşma salonuna gelerek anne İmamoğlu’nu dışarı çıkardılar.

İzleyiciler de sıralara vurarak karara tepki gösterdi.

Duruşmayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, annesi Hava İmamoğlu, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, CHP PM üyeleri Aylin Nazlıaka, Bahadır Erdem, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Hollanda, İsveç, Çekya, ABD, Fransa Konsolosluğu temsilcileri ve birçok yurttaş takip etti. Ayrıca geçen ay tahliye edilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de İmamoğlu’na destek için mahkeme salonununda yerini aldı.

Sahte diploma davası: İmamoğlu üçüncü kez hakim karşısında

İmamoğlu duruşma salonuna alkışlar eşliğinde getirildi. Salonda bulunan İmamoğlu’nu desteklemeye gelenler, “Ekrem Başkan”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları attı. Hakim de uyarıda bulundu.

Hakim, duruşma öncesinde video ve fotoğraf çekilmemesi konusunda çok kez izleyicileri uyardı. Hakime karşı çıkan İmamoğlu, “Görüntü almak iyidir sayın hakim” dedi.

İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Ali Doğan, İmamoğlu’nun duruşmada görüntülerinin çekilmesi ve tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın SEGBİS ile cezaevinden bağlanarak savunma yapmasına izin vermesi hakkında çıkan haberler üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararnamesiyle Kahramanmaraş’a atanmıştı.

Hakimin değiştirilmesiyle ilgili İmamoğlu, “Tüm evrakların sahte olduğunu ispatlarsam, siz bağımsız karar verebilecek misiniz? Bilinsin ki hakim değiştirilerek adalet değiştirilemez” dedi.

İmamoğlu “Bu bir diploma davası değildir. Bir Cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanı adayına karşı siyasi bir davaya dönüştürmüş adayını, tabiri caizse devre dışı bırakma mücadelesidir” dedi.

“Ahmak davasında, 19 Mart sürecinde, diploma davasında, diplomanın iptalini idari mahkeme sürecinde, Beylikdüzü davasında, yani yakın zamanda adımın geçtiği her ceza davalarında inanın şaka değil gerçek üstüne basa basa söylüyorum. Adımın geçtiği tüm ceza davalarında hakimleri geri değiştirdiler” sözleriyle savunmasına devam eden İmamoğlu, “Bu dosya her kritik aşamasında yeni bir el tarafından yönlendiriliyor olması büyük bir tehdittir. Öyle bir dava olmaz. Yani maç arasında hakem değiştirilmez” diye konuştu.

“Sessizliğin çoğaldığı yerde zulüm cesaret bulur. Gücü elinde tutanlar bu durumdan cesaret alır. Sınır tanımaz zalimlikler, hukuksuzluklar zirveye çıkar. Buna fırsat vermemek adına ben şu anda kendimi 86 milyon insan adına en sorumlu kişi kabul ediyorum. Bu benim hukuk mücadelem gibi görünmesin. Aslında benim mücadelem bu cennet vatanda Türk milleti adına zalim diye karşı bir mücadeledir” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Türk siyaset tarihinde olmayacak uygulamalarla karşı karşıya geliyoruz”

“Bu bir diploma davası değildir. Bir Cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanı adayına karşı siyasi bir davaya dönüştürmüş adayını, tabiri caizse devre dışı bırakma mücadelesidir. Dolayısıyla, bu davayı, bu gözle dinlemek ve algılamak gerekir. Ben bugün, Yunus’un sözleriyle, başlamak istiyorum. ‘Dil söyler kulak dinler, kalp söyler kainat dinler.’ Dolayısıyla ben, kalben konuşacağım, kalbimden konuşacağım. Sizin de beni Türk milleti adına aynı şekilde kalpten dinlemenizi diliyor ve istiyorum. Bu bir manada bugün burada buluşmamızın ve bulunmamızın sebebi nedir diye baktığınızda aslında ne yazık ki yüce Türk yargısı, bina beğenmiyor, salon beğenmiyor hatta yargıç beğenmiyor. Şu anda o duruma gelmiş bir pozisyondayız. Umuyorum sizin ve sizin gibi, Yüce Türk yargısını temsil eden, hakimlerin başına bu tür olaylar gelmez ama geliyor. Ve ne, enteresandır ki hani katrilyonda bir ihtimalledir ki bu benim, şu anda, son 8 aydır bir tanesi de daha önceden olmak üzere yaklaşık 10-12 ilgili duruşmalardaki değişikliklere baktığımızda da, bu dönemde gerçekten, enteresan bir biçimde Türk yargısı tarihinde, Türk siyaset tarihinde olmayacak uygulamalarla karşı karşıya geliyoruz.

Ama şunu söyleyeyim: Sessizliğin çoğaldığı yerde zulüm cesaret bulur. Gücü elinde tutanlar bu durumdan cesaret alır. Sınır tanımaz zalimlikler, hukuksuzluklar zirveye çıkar. Buna fırsat vermemek adına ben şu anda kendimi 86 milyon insan adına en sorumlu kişi kabul ediyorum. Bu benim hukuk mücadelem gibi görünmesin. Aslında benim mücadelem bu cennet vatanda Türk milleti adına zalim diye karşı bir mücadeledir. Zalimliğe karşı bu mücadeledeki kararlılığımı da yüce yaradan huzurunda burada ifade ediyorum ve yüce Türk yargısı huzurunda ve sizin huzurunuzda ifade ediyorum ki beni hiçbir güç yıldıramaz. Emin olunuz ki dünden daha güçlüyüm bugün. Yarın bundan daha bir misli güçlü olacağım. Bir sonraki gün daha bir misli güçlü olacağım. Gücümün nasıl arttığını, tarif dahi edemem. Çünkü 86 milyon yurttaş arkamdadır. Onların gücüyle de yol yürüyorum. Biz çok iyi biliyoruz ki devletin meşruiyeti vatandaşının suskunluğunda değil sözünü korkmadan söyleyebilmesinde anlam bulur.

Çünkü demokrasinin nefesi eleştiridir. Cumhuriyetin kalbi ise vicdanıdır. Biz bu derin vicdana güveniyoruz. 86 milyonun vicdanını, irfanını harekete geçirmek için de sonsuz mücadele ettim, etmeye devam edeceğim. Cumhuriyetimizin en büyük düşmanı farklı düşünenler değil düşünmekten vazgeçenlerdir. Düşüncesini bir kişiye tabi kılan ve boyun eğenlerdir düşmanı cumhuriyetinin. Çünkü düşünmeyen bir toplum önce adaletini, sonra özgünlüğünü, en sonunda da hafızasını kaybeder. Ben binlerce yıllık devlet geleneğine sahip bu topraklarda hafıza kaybına asla müsaade etmeyecek insanlardan birisiyim. Bu durum devletin, milletin varlığı ve geleceğinin olmamasıdır. Bu devletin ben açıkçası devletin, milletin birliği, beraberliği ve bekası için mücadelenin kutsallığına inanan birisiyim. Bu kutsallık çerçevesinde de yoluma devam edeceğim. Vazgeçilmez mücadelemiz Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilelebet yaşaması güçlü bir demokrasi ile taçlanması ve adaletle bütünleşmesidir. Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız bütün olaylar dediğim gibi benim için sadece ve sadece mücadele gücümü arttıran hamlelerdir. İşte geleceğimiz bu menzile ulaşmamızla çok güzel olacağına olan inancım her geçen gün daha da artmaktadır.

“Adaletsizliğe imza atanlar çatır çatır hesap verecek”

Konuşanı, eleştireni, fikrini söyleyeni sabahın karanlığında, gün doğmadan gözaltına alıp hapse atabilirler. Beni ve birçok arkadaşımı bu anlamda hukuksuzca hapiste tutsak edebilirler. Tehdit altında onlarca soruşturma masumiyet karinesi ihlaline tabi tutabilirler ama susmayacağımızı, sesimizin daha gür çıkacağını ve cesareti de hep birlikte büyüteceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Böyle bilinsin. Ve burada suçlamaya geldim. Suçluyorum. Adaletsizliği suçluyorum. Milleti aldatanları, yargıyı siyasetin aracı haline getirenleri suçluyorum ki bir an dosya ile ilgili de nasıl aldatma unsurlarını harekete geçirdiklerini tek tek ifade edeceğim. Siyasetin gücüne adalet erkini tereddütsüz teslim edenleri suçluyorum. Bu suçu işleyenlerin de mutlaka hukukun önünde hesap vermesi gerektiğine yüzde yüz inanıyorum. Ve bu adaletsizliğe imza atan, adaletsiz uygulamalara imza atan kişilerin de bu salonlarda adil yargının olduğu günlerde çatır çatır hesap vereceği günlerin de çok yakın olduğunun altını çizmek istiyorum. Onun için susmamanın, kimsenin susturulmamasına müsaade etmemenin de bugün bir vatan hizmeti, bir millet hizmeti, bir gelecek hizmeti olduğunun da farkındayım.

“İktidarın ihtiyaç duyduğu sonuçlara göre şekillendiriliyor”

Bu bugün konuşmazsak ülkemizi çok daha zor günler bekliyor. Bunu bilesiniz. Milletimiz adına hakikati konuşmak kesinlikle sonsuz kararlılığım ve vazifemdir. Bu ülkede hukuk artık hukukun kendi akışıyla da işlemiyor. İktidarın ihtiyaç duyduğu sonuçlara göre şekillendiriliyor. Bakın son zamanlarda yaşanan tablo bile tek başına gerçekten ibretliktir. Şimdilik kısaca değiniyorum. Ahmak davasında, 19 Mart sürecinde, diploma davasında, diplomanın iptalini idari mahkeme sürecinde, Beylikdüzü davasında, yani yakın zamanda adımın geçtiği her ceza davalarında inanın şaka değil gerçek üstüne basa basa söylüyorum. Adımın geçtiği tüm ceza davalarında hakimleri geri değiştirdiler. Bu çok enteresan. Gerçekten sizin mesleğinizi korumak için bunun altını çiziyorum sayın hakim sizin mesleğinizi korumak, adalet mülkün temelidir. Yani adalet devletin hizmetindedir, devletin temelini oluşturur. Bu duygu için, bu kavram için mücadele ediyorum. Siyasete tabi değildir. Yani siyasete mi tabisiniz, millet adına karar vermek için mi buradasınızın aslında ispatını hep beraber yapmak durumdayız, yapmak zorundayız. Bu bakımdan İBB soruşturmasına bakacak heyetin yeniden kurulması açıkçası bütün bunlar gerçekten, adil yargılama hakkının ayrılmaz parçası olan doğal hakim ilkesinin nerede kaldığının da bir, işareti, sorulması gereken bir sorusu olarak, ifade etmek isterim.

“Yani maç arasında hakem değiştirilmez”

Sayın Hakim bu davanın hakimi sizsiniz ve siz de bu dosyaya yeni atandınız. Bu gerçek bile tek başına şunu göstermektedir. Gerçekten bu doğal akışında ilerleyen bir süreç değildir. Sizin için de kolay bir durum olmayacak. Bunun da farkındayım. Ama buradan başka bir göreve gönderilen hakim için hiç kolay bir durum değil. Zan altında bırakıldığı bir ortam yaratılmıştır ve açıkçası benim de adil yargılanma hakkımın elimden, elimden alındığını ifade ediyorum. Bu dosya her kritik aşamasında yeni bir el tarafından yönlendiriliyor olması büyük bir tehdittir. Öyle bir dava olmaz. Yani maç arasında hakem değiştirilmez. Sayın Hakim ben size ve makamınızda elbette en üst seviyede saygı duyuyorum. Hayatta en sevmediğim şey ön yargılı olmaktır. Annem, babam burada doğduğum andan itibaren ben hiç kimseye ön yargılı gözlerle bakmadım. Hayatta kimseyle kavga etmedim. Kimseyle kavga etmediğim gibi çocukken diyorlar hiç kavga etmedin mi? Vallahi etmedim. Ne kimseye dayak attım ama kimseden de dayak yemedim. Arkadaşlarım da burada. Öyle bir derdim hiç olmadı yani. Benim derdim suhuletle ortamı mümkün olduğu kadar güzel bir hale getirebilmek oradan doğru bir kararın çıkabilmesini sağlamaktır.”

“Susmayacağız, sesimiz daha gür çıkacak”

Ardından hakim, dosyadaki araştırma raporuna karşı İmamoğlu’nun savunmasını dinledi.

“Demokrasinin nefesi eleştiridir. Cumhuriyetimizin en büyük düşmanı farklı düşünen değil, düşünmekten vazgeçenlerdir. Düşünmeyen bir toplum önce adaletini, sonra özgürlüğünü en son da hafızasını kaybeder. Geçtiğimiz günlerde yaşadığınız bütün olaylar mücadele gücümü arttıran hamlelerdir” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:

“Susmayacağız, sesimiz daha gür çıkacak. Burada suçlamaya geldim, adaletsizliği, milleti yargılayanları suçluyorum. Bu adaletsizliğe imza atan kişilerin de bu salonlarla çatır çatır hesap vereceği günler gelecek. Susmamak bir vatan ve gelecek hizmetidir. Bugün konuşmazsak ülkemizi çok daha zor günler bekliyor. Bu ülkede hukuk, artık hukukun kendi akışıyla işlemiyor. Bakın son zamanlarda yaşanan tablo bile ibretlik. Yakın zamanda adımın geçtiği her davada hakimlerin yeri değiştirildi. Bunu sizin mesleğinizi korumak için söylüyorum. Bu siyasete tabii değildir. İBB soruşturmasına bakacak heyetin yeniden kurulması adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçası olan doğal hakim ilkesinin ihlal etmektedir… Sizin için de kolay olmayacak. Hele buradan başka yere gönderilen hakim için hiç kolay değil. Benim adil yargılanma hakkım elimden alındı. Devre arasında hakem değiştirilmez. Ben size ve makamınıza saygı duyuyorum. Önyargım yoktur. Annem babam da burada. Doğduğundan beri böyledir. Ne kimseye dayak attım, ne kimseden de dayak yedim.”

“Tehlikeli bir soru soracağım, su içebilir miyim?””

“Mikroskopla doğumumdan bugüne inceleme yaptılar, hiçbir kavgamı bulamadılar. Bütün evraklarımın, sunduğum belgelerin sahte olmadığına sizi inandırırsam siz gerçekten bağımsız bir karar verebilecek misiniz? Asıl soru bu… Ben sadece kendim için değil, Türkiye’de görev yapan tüm hakimler için soruyorum” diye devam eden İmamoğlu’na önceki duruşma sırasında su ikram eden hakimin başka bir ile atanmasının ardından bu duruşmada su içmek için izin isteyerek “Tehlikeli bir soru soracağım, su içebilir miyim?” diye izin istedi.

İmamoğlu’nun savunmasında öne çıkan başlıklar şunlar:

“İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının engellenmesi davası”

“Siz beni adalet adına yargılamıyorsunuz, hukuka aykırı hareket ediyorsunuz. Bunlar bir avuç muhteris. Ben dik dururum, millet dik durur. Hukuk da er ya da geç yerini bulur. Bu savunmalarım gençlerimiz, geleceğimiz adınadır. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en absürt en saçma davasındayız. Neymiş evrakta sahtecilik yapmışım. Tam bir iftira, kumpas… İçi yalanlarla dolu bir dava… İstanbul Üniversitesi tarihine kara leke olarak geçen davada bir aradayız. Türkiye’nin tüm saygın hukukçularına akademisyenlerine sorsanız verecek cevap tektir: Anamın ak sütü kadar helaldir.

Milletimizin bana verdiği cumhurbaşkanı adaylığı görevi nedeniyle buradayım. 15 buçuk milyon insanın oy kullanarak, dünya tarihinde olmayacak şekilde cumhurbaşkanı adaylığımdır burada olma sebebim. Bu diploma davası değil, ‘Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının engellenmesi davası’dır. Milletçe bu absürt günleri hep beraber aşacağız. Kaybettikleri seçimi iptal ettiler. Her türlü zorluğu çıkardılar, binlerce denetleme geçirdim. Kendimi dünyanın en korkusuz insanı olarak görüyorum. Gençlerimiz asla ve asla bugünleri affetmeyecek. Çünkü ben onlar için mücadele ediyorum.

Savcılık iddianamede bir türlü noktayı koyamıyor, çünkü uyduruyor. Somut bir belge koyamıyor, çünkü uyduruyor. Türkiye’nin şu anda gündeminde olan İddianame gibi muş’larla mış’larla dolu. Bu yüz karası iddianamenin düzenlenmesi Türk yargısının namusunu kurtarmaktır. Türk yargısının namusunu kurtarın sayın hakim”

İmamoğlu’ndan hakime: “Siz de sorularınızı iyi düşünün”

Hakim, “19 yaşındaki İmamoğlu’nun bir dilekçesi var, ekonomik durumunuzun iyi olmadığından bahsetmişsiniz. Ekonomik durumunuz o zaman iyi değil miydi?” diye sordu. İmamoğlu ise “Onları da anlatacağım, kriz vardı. Koca dosyada bu mu dikkatinizi çekti sadece?” şeklinde yanıtladı. Salon alkışladı.

Hakim İmamoğlu’nun yatay geçiş yaptığı dönem ve banka hesapları hakkında soru sordu. İmamoğlu, hakime “Çok yanlış yerden başladınız. Dikkatinizi bu çekiyorsa bu dosyada, size karşı bir önyargı oluşur. Orası zurnanın zırt dediği yer” dedi. Hakim, İmamoğlu’nun savunmasına devam etmesini söyledi. İmamoğlu hâkime yanıt olarak, “Ben savunmama devam ederim. Siz de sorularınızı iyi düşünün” dedi.

“Diplomam köküne kadar gerçek”

İmamoğlu, diplomasını mahkemeye doğru kaldırarak, “Ben 19 yaşında çok iyi düşünmüşüm. Yarın bir gün namussuzun biri çıkar diye. Bütün belgelerimi saklamışım. Bu benim diplomam. Köküne kadar gerçek” dedi. Ardından hakime “Siz hangi üniversiteden mezun oldunuz?” diye sordu. Hakim, “İstanbul Üniversitesi” yanıtını verince İmamoğlu, “Burada sizin de hakkınız yeniyor” şeklinde yanıt verdi.

“Yandaş gazetelerde kendini aklamaya çalışan rektör, zavallı rektör, seni kınıyorum”

Bazı basın organlarına röportaj veren İstanbul Üniversitesi rektörünü eleştiren İmamoğlu, şu şekilde konuştu:

“Yandaş gazetelerde kendini aklamaya çalışan rektör, zavallı rektör, seni hikayeci, masalcı rektör… Ben kendisini ziyaret ettiğimde korkudan odasına fotoğrafçı alamayan rektör.. O zavallı sesiyle zor durumda olduğunu söyleyen rektör. İktidarın zoruyla karar veren rektör… Seni kınıyorum. Bana söylediklerini burada anlatamayacağım. Bilim insanı olmak başka bir ahlak, başka bir erdem gerektirir.”

İmamoğlu’ndan Kahramanmaraş’a sürülen hakime: “Allah onu korusun, yolu açık olsun”

Dosyanın asıl hakiminin sürülmesine ve öncesinde suç duyurusunda bulunmasına değinen İmamoğlu, hakime teşekkür ederek, şunları söyledi:

“Selefiniz, sayın hakim, Ali Doğan dosyaya müdahale edilmesine kayıtsız kalmadı, dosyaya gönderilen evrakı kabul etmedi. Size tertemiz, lekesiz bir dosya bıraktı. Allah onu korusun, yolu açık olsun.”

Beyanına “Neyin hırsı, neyin korkusu, telaşı? Bunun cevabını ben de millet de biliyor aslında. Bırakmak istemediğin o koltuk senin değil milletin koltuğu. Bunu bu tarih defalarca yazdı” diye devam eden İmamoğlu dört büyüklerle ilgili de şunları söyledi:

“Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar, Beşiktaşlılar, Trabzonsporlular sizi uyarıyorum, takımlarınız da ellerinizden gider. Yıllarca futbolun her şeyine karıştılar, transferlere karıştırlar. Neymiş bahis çetesi çökertiyorlarmış. Zannedersen ki CHP geldi de böyle oldu… Bu pisliği kim yaptı? Bu düzenin sebebi kim? Her gün altyazılarda bunları görmekten utanıyorum.”

“Askerliğimi de doğum belgemi de iptal edin”

Elindeki evrakları inceleyen hakim “Askerliği de bedelli yapmışsınız” dedi. İmamoğlu, “Onu da iptal edin, askerliğimi de iptal edin. Doğum belgemi de iptal edin. Onu da bulamazsınız. Allahtan annem babam burada” diyerek ailesinin olduğu yere dönüp gülümsedi.

İmamoğlu, savunmasına şöyle devam etti:

“Bu yüz karası iddianamenin düzenlenmesi Türk yargısının itibarını zedelemektedir. Bu işi bir an önce kapatın, bir an önce bitirin. Size tavsiyemdir Sayın Hakim. Yüce Türk yargısının namusunu kurtarın. İşte bütün bu söylediğim çerçevede elinizdeki dosyada sahte evrak da yoktur, evrak sahteciliği de yoktur. Bu arada bu absürt davada dört taraf var. 19 yaşındaki ben, hala 25 yaşında gösteriyorum. Enerjim yüksek yani değil mi? Bir de Amerikan Üniversitesi, eski adıyla University of Northern Cyprus, İstanbul Üniversitesi ve YÖK. Ama en sefil olan şu ki suçlanan ve cezalandırmak istenen ben. Hem de 19 yaşındaki ben. 19 yaşında.

Duruşmanın hakimi İmamoğlu’nun savunması sırasında araya girerek soru sordu. Hakim ile İmamoğlu arasında geçen diyalog şöyle:

Hakim: “Araya girerek bir şey sorabilir miyim? Hatta şimdi 19 yaşındaki Ekrem İmamoğlu’nun bir dilekçesi var. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne yazmış. Bu yatay geçişle ilgili”

İmamoğlu: “Hepsini arz edeceğim”

Hakim: “Yatay geçiş yapmak istiyorsunuz. Ekonomik durumum iyi olmadığından ve öncelikle İstanbul Üniversitesi’nde okumak istediğimden diye bir gerekçe yazmışsınız”

İmamoğlu: “Geleceğim ona Sayın Hakim”

Hakim: “Ekonomik durumunuz iyi değil miydi o dönemde?”

İmamoğlu: “Anlatırım kriz vardı. İş hayatının içindeydim Sayın hakim. O mu dikkatinizi çekti sadece bu dosyada. Yani bütün dosyada o mu dikkatinizi çekti? İş hayatımı da anlatırım isterseniz.

Hakim: “Böyle belgeleri tek tek okurken,  yani o da dikkatimi çekti. Bir de şey de dikkatimi çekti. Yakın Doğu Amerikan Üniversitesi’ne, banka hesabınızla ilgili bir şey de almışsınız bankadan. Sadece bunu açıklamanızı istiyorum onun için sordum.”

İmamoğlu: “O bence zurnanın zırt dediği yer. Oraya gelene kadar daha çok şey anlatacağım size. Çok kötü yerden başladınız. Çok kötü yerden başladınız ama. Yani keşke buradan başlamasaydım. Ön yargı oluşturdunuz. Ben de ön yargı oluşmaz da ön yargı oluşturdunuz yazık oldu.”

Hakim: “Sadece sordum.”

İmamoğlu: “Peki. Sorunuz buysa cevap vereceğim ben size. Vereceğim ben size cevabı. Çok kötü yerden başladınız. Zurna tam böyle zırt dediği yer. Burada dört tane yer var. Hatta bu bile zannediyoruma girer bu arada. Ne evraktır ne evrakta sahteciliktir. Gerçekten zurnanın zırt dediği yer.”

Hakim: “Evrak sahte demedim zaten.”

İmamoğlu: “Tamam da bu soru zannediyorum’a girer. Ben anlatacağım gerçeği de sizin için zannediyorum’a girer.”

Hakim: “Benim için bir şeye girmez. Ben sadece okuduğumu size söylüyorum.”

“Sizce niye? Cumhurbaşkanı adayı olduğum için olabilir mi acaba?”

İmamoğlu: “Peki. Benim size tavsiyem sorularınızı lütfen iyi düşünün sayın hakim. 27 arkadaşımın hakkında da benzer iddia düzenlenmişken çok enteresan bir şekilde sadece benim dosyamı ayırıyorlar. Diyorlar ki bu arada onların hiçbiri yargılanmasın. Yargılanmasın. Ayırıyorlar. Telaşla benim dosyamı davaya dönüştürüyorlar. Ben de soruyorum. Sizce niye? Cumhurbaşkanı adayı olduğum için olabilir mi acaba? Değil mi? Bu zor bu zor bir soru çünkü.  Bu bir kişiyi  ilgilendiriyor Saray’da duruyor.

Hakim: “Soruşturmayı ben yapmıyorum”

İmamoğlu: “Tamam”

Hakim: “Ben de size hakim olarak soruyorum”

İmamoğlu: “O zaman oraya iddia makamına soralım acaba. İsterseniz oraya sorabilirim. Usule aykırı bir şey yapmak istemem”

Hakim: “Savunmanıza devam edin”

İmamoğlu: “Peki. Savunmama devam edeyim. Siz de sorularınızı düşünerek sorun.

“Sahte diploma” davası: Duruşma ertelendi

İmamoğlu’nun dosyadaki araştırma raporuna karşı savunmasını tamamlamasının ardından avukatları Fikret İlkiz, Tora Pekin, Hasan Fehmi Demir savunmalarını gerçekleştirdi. Savcılık da, bir önceki duruşmada verdiği mütalaasını tekrar ederek idare mahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesini talep etti.

Mütalaaya karşı beyanda bulunan İmamoğlu, “Bu dava benim geçmişime zerre toz lekesi süremez. Ancak, Türk yargısı adına bir lekedir. Bu davanın burda sürdürülmesi kadar vahim bir durum yoktur. Türkiye; hukuku, siyasete teslim etti. Burada bir karar verilmesi sizi de yüce Türk yargısını da yükten kurtarır. Benim bir sürü lüzumsuz davam var. Çirkin, Ahmak, İBB, casusluk davası… Bu davanın bitmesi sizin üstünüzdeki yükü kaldırır” dedi.

İmamoğlu’nun avukatlarının da mütalaaya karşı beyanlarının alınmasının ardından hakim, duruşmaya 45 dakika ara verdi. Aradan sonra ara kararını kuran hakim, idare mahkemesindeki davanın bekletici unsur olarak kabul edilmesine karar vererek, duruşmayı 16 Şubat 2026’ya erteledi.

Ara karara tepki gösteren İmamoğlu, “Yargılamaya niyetiniz yok. Çok yanlış, çok. Sizin yargıçlığınız beş para etmez” dedi. İmamoğlu’nun ardından birçok siyasi ve yurttaş da ara kararı masalara vurarak protesto etti. Yurttaşlar, duruşma salonunda “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

Anne Hava İmamoğlu ise sinir krizi geçirerek hakime isyan etti. Anne İmamoğlu, “Ben ona helal süt emdirdim, böyle adalet olmaz. Türkiye’ye çok ayıp” diye bağırdı. Hakimin bu sözlerinin ardından salonu terk etmesi üzerine fenalık geçiren anne İmamoğlu’nu, yakınları sakinleştirdi. Dilek İmamoğlu ve Selim İmamoğlu ayrıldıkları duruşma salonuna gelerek anne İmamoğlu’nu dışarı çıkardılar.

“Sahte diploma“ davası: İddianamede neler var?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, 18 Eylül 2024’te İmamoğlu’nun diplomasının sahte olduğu iddiasıyla CİMER’e başvuru yapıldığı, 1 Ekim’de de savcılığa şikayet dilekçesi sunulduğu belirtiliyor.

İddianamede İmamoğlu’nun Kıbrıs’ta öğrenim gördüğü University College of Northern Cyprus’ın (UCNC) 1990’da YÖK tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı aktarılıyor. YÖK’ün 1988 ve 1992’deki yazılarında KKTC’de faaliyet gösteren kurumlardan sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı ifade ediliyor.

İddianamede yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz artırıldığı, bazı öğrencilerin listeden silinerek yeni öğrencilerin eklendiği, 3 kişilik kontenjana 54 kişinin alındığı iddia ediliyor.

İmamoğlu’nun öğrenci kütük defterine gerçekte University College of Northern Cyprus’a kayıtlı olmasına rağmen Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiği belirtiliyor.

2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis istemi

Savcılık İmamoğlu’nun “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası verilmesini talep ediyor. Ayrıca mahkum edilmesi halinde TCK’nın 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması da isteniyor.

İddianamede İmamoğlu’nun sahte olduğu iddia edilen evrakın TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsadere edilmesi de talep ediliyor.

İlk duruşmada İmamoğlu ne dedi?

İmamoğlu, “Bu diploma davasına inanmayanların oranı yüzde 75… Benim diplomam iptal edildikten sonra ben hapisteyim. İlk defa konuşuyorum. Beni çıkarsınlar. Kameralara konuşayım… Bir kişi kalabilir belki. Onu da herkes biliyor, kim olduğunu. 12 metrekarede öyle özgürüm ki, o sarayında çatlasın” dedi.

Ekrem İmamoğlu savunmasında, “35 yıl önce 18 yaşında bir çocuğun nasıl böyle bir şey yaptığına inanabiliyor musunuz? Bu iddianameyi savcı yazmadı, bir sonraki seçimi kazanacağımı bilenler yazdırdı” dedi.

12 Eylül’e gönderme yapan İmamoğlu, “Şu an darbe süreci içerisinde olduğumuzu söylemek isterim. Yaklaşık bir yıldır bu kurgunun adım adım yürütüldüğü, 18 Mart’ta diplomamın iptaliyle fitilinin çekildiği, 19 Mart’ta operasyonlarla devam eden çok acı bir sürecin içerisindeyiz” diye konuştu.

Lise diplomasıyla bile belediye başkanı olunabildiğini belirten İmamoğlu, “Yüksek Seçim Kurulu’na başvurur diye telaşa kapılıyor ve aslında kendini ele veriyor. Bu evrak işin özeti aslında. Yüksek lisans diploması üzerinden kurgulanan bir oyun” diye konuştu.

İmamoğlu, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24 Şubat’ta İstanbul Üniversitesi’ne “acele et, hemen karar ver” diye yazı gönderdiğini öne sürdü. Bu yazıda diplomasının kullanılmaya devam edildiği ve İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına başvurabileceği endişesinin dile getirildiğini belirtti.

İkinci duruşmada ne oldu?

İkinci duruşmada önce salon, ardından da savunma tartışması yaşandı. Duruşma öncesi mahkeme büyük salondan küçük salona alındı. Bunun üzerine avukatlar ve gazetecilerin salona girişi engellendi. Avukatlar ile jandarma arasında gerginlik çıktı.

Duruşmanın büyük salona alınmaması halinde İmamoğlu’nun avukatları Fikret İlkiz ve Hasan Fehmi Demir’in duruşmaya katılmayacağını söyledi. Hakim daha sonra duruşma salonunu terk etti. İmamoğlu da salonun değiştirilmemesi halinde duruşmaya katılmayacağını söyledi. Yaşanan gerginliklerin ardından duruşma salonu değiştirildi. Avukatların itirazları sonuç verdi, duruşma büyük salona taşındı.

Duruşmaya getirilen İmamoğlu, yaşananlar nedeniyle ertelenmesini talep etti. Hakim, “Ben erteleme talebini makul bulmuyorum, kötü niyetli olduğunuzu düşünmüyorum. Makul bulmuyorum. Duruşmada tekrar aynı işlemi yapacağız. Ben sizi zorlamak istemiyorum. Eleştirilerinizi anlıyorum. Müdafilerinizin tutumunu anlamadım” dedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti duruşmayı 8 Aralık’a erteledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.