Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, çözüm sürecinin detaylarını, Anayasa değişikliği tartışmalarını, 19 Mart sürecini ve önümüzdeki genel seçimlerde Zafer Partisi’nin yol haritasını Ali Deniz Çakır’a anlattı. Bahçeli’nin Ekim 2024’te Öcalan için yaptığı “Tecridi kaldırılırsa gelsin Meclis’te konuşsun” çağrısının kendisini şaşırtmadığını belirten Karamahmutoğlu, “Öcalan için bağımsız yargının verdiği kararın uygulanmaması zamanında Devlet Bahçeli’ye yaptırıldı. Öcalan’ı ipten kurtardı, şimdi de mahpusluktan kurtarmanın peşinde” dedi.
Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, Medyascope’ta Ali Deniz Çakır’ın sorularını yanıtladı.
Azmi Karamahmutoğlu, Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’te Öcalan için yaptığı “Tecridi kaldırılırsa gelsin Meclis’te konuşsun” açıklamasını ilk dinlediğinde verdiği tepkiyi Medyascope’a şu sözlerle anlattı:
“Onu dinlerken hemen 99 yılındaki kurulmuş olan hükümetin içindeki MHP ve onun genel başkanına gittim. O seçimlerde MHP yüzde 18,5 oy oranıyla iktidar ortağı olmuştu çünkü Abdullah Öcalan 1999 seçimlerinden önce yakalanmıştı ama idam edilmeme olasılığı belirince seçmen bunu ancak MHP engelleyebilir diyerek bu oyu vermişti. Seçimlerden sonra birtakım çalışmalar yapıldı ve Demokrat Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Devlet Bahçeli’yi Öcalan’ın asılmaması için ikna etmeye çalıştılar. Öcalan asılmasın diye bir toplantı yapıldı ve sekiz buçuk saat sürdü.”
“Bahçeli, Öcalan’ı 99’da ipten kurtardı, şimdi de mahpusluktan kurtarmanın peşinde”
Yapılan toplantının ardından yayımlanan belge hakkında konuşan Karamahmutoğlu, “‘Metinde PKK’nın başı etkisiz hâle getirilmiş, şayet PKK tekrar terör faaliyetine geçerse idam hükmü yürürlüğe konur’ dendi. 2003’ten bu yana PKK terör eylemi yaptı ama metin işlerlik kazanmadı. Bahçeli o açıklamayı yaptığında da toplantıda altına attığı imza aklıma geldi. İkinci kez Bahçeli’ye aynı şey yapıldı. Bahçeli, Öcalan’ı 99’da ipten kurtardı, şimdi de mahpusluktan kurtarmanın peşinde” ifadelerini kullandı.
Öcalan’ı Meclis’e davet eden konuşmayı Bahçeli’nin yapmasının kendisi için şaşırtıcı olmadığının altını çizen Karamahmutoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Bu anonsu herhangi bir başka siyasetçi yapmış olsaydı ilk tepki verecek seçmen kitlesi milliyetçi duyarlılığı olan seçmen kitlesi olurdu. O kitlenin bir kısmını temsil eden bir genel başkana bu açıklama yaptırıldı ki o seçmen paralize olsun ve suskun kalsın. Tam da öyle oldu. 1992 yılında bu partide istifalar yaşandı. Öcalan güzellemelerinin yapıldığı bir ortamda bir tane MHP ilçe teşkilatının istifasını duymadık. Herhâlde insanlar kariyerlerinden vazgeçmek istemiyorlar.”
“Ekrem İmamoğlu siyasi bir rakip görüldüğü için siyaset dışına itilmek istendi”
Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk sürecini değerlendiren Azmi Karamahmutoğlu şunları söyledi:
“Ekrem İmamoğlu, siyaseten bir rakip olarak görüldüğü için siyaset dışına itilmek istendi. Başına gelen budur. Gözden düşürülmesi gerekiyordu. Hâlihazırda kendisi resmiyette ve hukuken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu hâlde görevinin başında değildir. Yemiş olduğu bir cezadan ötürü değil; sadece bir suçlama var ve yargılaması yapılacak ama görevinin başında değil. Bu bile yapılan haksızlığı, hukuksuzluğu anlatıyor, gösteriyor. Ekrem İmamoğlu görevinin başında kalmış olsaydı belki de toplamış olduğu siyasal destek daha da artacaktı ya da yanlış işler yaparsa azalacaktı ama görevinin başında kalması bile istenmedi. Yargı marifetiyle görevini yapmaktan alıkondu ve özgürlüğünden yoksun bırakıldı.”

“İmamoğlu’yla geçen sene rakip olmamıza rağmen iki kızım Saraçhane’deydi”
19 Mart protestolarındaki atmosferi olumlu bulduğunu ifade eden Karamahmutoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“İstanbullu seçmen kendi iradesine sahip çıktı. İlk gün Sayın Ali Şehirlioğlu’yla Saraçhane’deydik ve iki yetişkin çocuğum da gösterilere katıldı. Hâlbuki bir sene önce Ekrem İmamoğlu’yla rakiptik. Seçilmiş olanın hakkını korumak için gösterilerde bulundular. İstanbullu seçmen hangi partiden olursa olsun iradesine sahip çıktı. İmamoğlu’na oy vermemiş olan kendi çocuklarım bile oradaydı.”

“Zafer Partisi’nin önceliği ittifak yapmadan barajı geçebilmek”
Önümüzdeki genel seçimlerin 2027’nin sonbahar aylarında gerçekleşmesini beklediğini söyleyen Karamahmutoğlu, Zafer Partisi’nin durumunu şöyle değerlendirdi:
“Birçok ankette oyumuz yüzde 7 çıkıyor. İki buçuk yılda oyunu iki katına çıkarmış Zafer Partisi, oyunu 2-3 puan artırırsa yüzde 10’lara ulaşacak. Önümüzde herhangi bir ittifak yapmadan bu oya ulaşabileceğimiz iki yıllık bir süre var. Parti olarak öncelikle ittifaklara değil buna odaklıyız. Biz politikalarımızda haklı çıktık ve seçmen bunu görüyor.”
Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında da konuşan Karamahmutoğlu, Ekrem İmamoğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın adaylık ihtimali hakkında şunları söyledi:
“İyi niyet dileklerinde bulunarak konuşmalıyım. Nasıl bir günde aleyhte, olumsuz manada gayrihukuki bir şekilde her şey değiştiyse yine çok kısa bir süre içinde bu hukuksuzluk giderilebilir ve Ekrem İmamoğlu’nu aday olarak elbette görebiliriz ama bugünkü iklimde Cumhur İttifakı’nda herhangi bir zihniyet değişikliği görmüyorum.”

“Ümit Özdağ Cumhurbaşkanı formasyonuna sahip”
“Siyasi parti kurarak genel başkan olarak seçmenin karşısına çıkan bir insan, ülkenin yönetimine talip olan bir insan demektir ve Ümit Özdağ da bu formasyona sahiptir. Bugün etkin partilerin genel başkanlarını masanın üzerine koyalım ve seçmene ‘Hangisine ülkeyi beş yıllığına teslim edersiniz?’ diye soralım; ben Ümit Özdağ derim. Ümit Özdağ’ın da kendini oraya uygun görmesi gayet olağandır.”








