Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu

Necmeddin Bilal Erdoğan yeni yıla hızlı bir başlangıç yaptı. 2026 yılının ilk günü İstanbul’un merkezinde bir Filistin protestosu düzenledi. Aslında bu protesto ilk kez düzenlenmiyor; 2024 ve 2025 yıllarında da aynı yerde, Galata Köprüsü üzerinde eylemler yapılmıştı. Ancak bu yıl düzenlenen organizasyon, önceki yıllara kıyasla daha büyük ve daha iddialıydı.

Bilal Erdoğan’ın Filistin protestoları üzerinden neyi hedeflediği sorusu burada önem kazanıyor. Babası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşık 25 yıllık iktidarının ardından Bilal Erdoğan’ın meydanlara çıkması, doğrudan siyasete yönelme işareti olarak mı okunmalı? Asıl mesele bu olmakla birlikte, tali görünen bazı unsurların da ayrıca ele alınması gerekiyor.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu
Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu

Mekke’nin fethi bitti, sıra Galata’da

Bilal Erdoğan’ın yılbaşı stratejisi, geçmişteki İslamcı programlardan esinlenilerek şekillendirildi. Dindar kesimler, yılbaşı programlarına alternatif olarak tasarlanan Mekke’nin fethi etkinliklerine yönlendirilirdi. 1990’lardan 2010’lara uzanan dönemde sayıca artan bu programlar, hem Hristiyan kültürüne karşı hem de zorla dayatılan Batılılaşma politikalarına bir direniş olarak kodlanmıştı.

Bu ve benzer programlar, Milli Görüş siyasi hareketine bağlı Milli Gençlik Vakfı (MGV) ve Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından organize edilirdi. Daha sert ve özgürlükçü İslami hareketler ise yılbaşına alternatif bir program yapmak yerine, şubat aylarında İslami cihadı merkeze alan Şehadet Geceleri tertip ederlerdi.

Mekke’nin fethi programları ve Şehadet Geceleri, bugün eski popülaritesinden uzak. Programlar hâlâ yapılsa da eski heyecanın büyük ölçüde kaybolduğu görülüyor. İslamcı çevrelerin önemli bir kısmı, artık devlet dışı alanda faaliyet göstermeyi mantıksız buluyor. Bu durum, Filistin meselesinde inisiyatif beklentisinin doğrudan Erdoğan’a ya da ailesine yönelmesine yol açtı.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu
Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu

Filistin bahane, itaat şahane

Galata Köprüsü’ndeki protesto, İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu tarafından gerçekleştirildi. “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz” sloganıyla düzenlenen protestoda iki konu öne çıktı. Bunlardan ilki, dahiyane bir fikir olarak Galata Kulesi’ne kefiye asılmasıydı. İkincisi ise Türk spor kulüplerinin zorunlu ya da gönüllü şekilde eyleme destek vermesiydi.

400 sivil toplum kuruluşundan söz edilmesine rağmen programda öne çıkan Bilal Erdoğan’dı. Bilal Erdoğan’ın son senelerde siyasete hazırlandığı iddiaları gündemde. Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan da 2013 yılında Erbakan Vakfı’nı kurarak teşkilatlanmış, ardından 2018’de Yeniden Refah Partisi’ni kurmuştu.

1 Ocak’ın erken saatlerinde düzenlenen programda başka mesajlar da vardı. 31 Aralık akşamı yılbaşı kutlayan vatandaşların yanlış yolda oldukları ima edildi. STK’lar ve Türk futbol kulüplerinin iktidara mutlak itaati tesis edildi. Normalde eylem yapılması yasak bir yerde çifte standart uygulanarak protesto düzenlendi ve ülkenin yeni gerçek sahipleri gösterildi.

Sivil alan yoksa radikalizm var

Sivil toplum zaten Türkiye’de hiçbir zaman güçlü değildi. Kaynakların önemli bir kısmı Osmanlı’dan bu yana kamunun elinde toplanmış durumda. Böyle bir atmosferde toplumsal aktörlerin genel amacı, siyasi partiler aracılığıyla iktidara gelip kamunun gücünü ele geçirmeye yoğunlaşıyor. Sivil toplum ise oldukça idealist insanların faaliyet gösterdiği bir alanı temsil ediyor.

Çok kısıtlı imkânlarla yıllarca sivil kalabilmiş yapıların, çeşitli platformlar ya da Filistin gibi konular etrafında gönüllü ya da zorunlu olarak devlete itaat ettirilmesi, uzun vadede başka problemleri tetikleyecektir. Devlet dışı sivil bir alanın kalmaması, potansiyel muhaliflerin radikalleşmesini artırabilir.

Türkiye’de bağımsız olan İslamcı hareketler, en nihayetinde devlete bağlanmış görünüyor. Bu durum, İslam inancına bağlı genç, dinamik ve muhalif neslin Selefilik çizgisine kaymasına yol açabilir. Bazı örneklerde bu yönelimin, daha sert ve şiddet içeren yapılara evrilebildiği de görülüyor. Yalova’da 29 Aralık’ta yaşanan çatışmalar bunun bir göstergesi olabilir.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu
Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu

Beyoğlu’nda bitmeyen fetih hazzı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Taksim Meydanı’na cami dikerek gayrimüslim ve seküler nüfusun yaşadığı Beyoğlu’nu fethetme vizyonu ortaya koymuştu. Bilal Erdoğan da Galata Kulesi’ne kefiye astı. Böylece İstiklal Caddesi baştan sona zapt edilmiş oldu. Çevreleme stratejisinin ardından şimdi caddenin iç kısımlarında yeni hamleler beklenebilir.

Ancak dikkatli olmak lazım. Özellikle Bilal Erdoğan’ın dikkatli olması gerek. Gelecekte bir gün Cumhurbaşkanı Erdoğan milletin huzuruna çıkıp, “Bu eylemleri organize ederken bana mı sordunuz?” diyebilir. Mavi Marmara’da aynısını yapmıştı: “Siz kalkıp da Türkiye’den böyle bir yardım götürmek için günün başbakanına mı sordunuz?” diyebilmişti.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu
Yusuf Tunçbilek yazdı: Galata Kulesi’ne kefiye asma vizyonu

Filistin sahnesinde aile içi rekabet

1 Ocak günü görünmeyenler de dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vergi şampiyonu damadı Selçuk Bayraktar da, siyasi ağırlığı son dönemde azalan Berat Albayrak da ortalarda yoktu. Oysa ikisi de 2024’te bu programlara katılmıştı. Bu tablo, Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrası iktidar mücadelesinde Bilal Erdoğan’ın hamlelerini daha anlamlı kılıyor.

Velhasıl, Türkiye’deki duruma dışarıdan bakıldığında Bilal Erdoğan’ın Filistin duyarlılığı takdir edilebilir. Ancak yakından bakıldığında ciddi çelişkiler göz çarpıyor. Nitekim 1 Ocak’ta, “Siyonizmin eli kanlı enerji ve lojistik ortaklarını ifşa ediyoruz” yazılı, Maersk, ZIM, BP ve SOCAR logolu dövizleri taşıyan vatandaşlar alana alınmadı.

Sonuç olarak, Filistin gibi son derece hassas bir meselenin iç siyasette mevzi kazanmanın bir aracı hâline getirilmesi ne ahlaki ne de siyaseten savunulacak bir şeydir. Bugün dava adına atılan bu adımlar, yarın kimin adına ve kime karşı kullanılacağı belirsiz bir güç birikimine dönüşüyor. Türkiye’nin asıl ihtiyacı sembollerle oyalanmak değil, iktidarın gölgesine sığınmayı reddeden gerçek bir sivil alanı yeniden kurabilmektir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.