Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

ABD, ilk aşamada askeri gücünü göstermiş olabilir. Ancak askeri güç, siyasi, hukuki ve ahlaki üstünlük anlamına gelmez.

Tarihte eşi görülmemiş bir olaya tanık olduk. Haydut ABD, devlet başkanı Maduro ve eşini kaçırarak, ayaklarına zincir vurarak, kan, şiddet ve vahşet dolu tarihine yeni bir sayfa ekledi.

Venezuela halkının bu olayı önce hazmetmesi gerekir. Fakat Maduro’nun kaçırılması her şeyin sonu değildir. Öcalan da kaçırıldığında, Kürt halkı ve PKK bir şok yaşamıştı. Kürt hareketi, belli bir sarsıntı geçirdi, ama yıkılmadı. Ancak Venezuela halkının sersemlediğini atlatıp, direnişe geçmesi muhtemeldir. Venezuela’daki durum ve halkın tepkisi hakkında henüz bilgimiz yok.

Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir
Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

Süreç içerisinde gelişmeleri göreceğiz. Ülkeyi savunmak için 4,5 milyon sivil milis gücünün bulunduğu söylenmektedir.

Maduro ve eşinin kaçırılması, Maduro’nun ihanete uğradığını gösteriyor. Bilindiği gibi ABD, Maduro’nun başına 50 milyon dolarlık ödül koymuştu. Bir devlet başkanının evinden kaçırılabilmesi, hem gizli servislerin hem de ordunun satın alındığını göstermektedir.

ABD’nin ve Trump’ın gücünü abartmamak gerekir. Bilindiği gibi Trump, 24 saatte Ukrayna-Rusya savaşını sonlandıracağını ilan etmiş, fakat bunu başaramamıştır. Engels’in ilginç bir görüşü vardır: Güçlü devletlerin veya güçlü örgütlerin başında olan bazı şahıslar, kendilerini dev aynasında görürler. Her şeyi yapabileceklerini sanırlar; ancak gerçekliğin sert kayalarına çarparak, uzun vadede örgütlerine veya devletlerine zarar verirler. Trump da kendini dev aynasında gören bir şovmen.

Burada bir not düşmek isterim: Trump, ABD’nin çöküşüne ivme kazandıran biri olarak tarihe geçecek.

Venezuela devlet başkanını kaçırarak, onu elleri kelepçileri olarak ekranlarda göstermesi, sadece Venezuela halkının değil, bütün Latin Amerika ülkelerinin aşağılanmasıdır. Bu ülkeler, uzun vadede birleşerek ABD’ye karşı direnebilirler.

Birkaç yıldır, olguya dikkat çekmek istiyorum: ABD’nin asıl derdi Çin; hem Ortadoğu’daki hem Venezuela’daki operasyonların amacı, Çin’i enerji kaynaklarından mahrum bırakmaya çalışmak.

Monroe Doktrini

Uzun zamandır küresel korsanlık rolüne soyunmuş olan ABD, 2025 yılında Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi yayımladı. Bu belgede “Monroe Doktrini“ne yeni bir biçimde geri dönüldüğü ileri sürüldü. Daha doğrusu, doktrinin özü çarpıtılarak “Trump Tarzı Monroe Doktrini“ ortaya çıktı.

Bilindiği gibi 1823 yılında, ABD Başkanı James Monroe tarafından açıklanan doktrin, Monroe Doktrini olarak adlandırılır. Bu doktrininin esas olarak iki amacı vardı:

Birincisi, Avrupa’nın Amerika kıtasında yeni sömürgeler edinmesini ve bağımsızlıklarını yeni kazanmış Amerikan devletlerinin iç işlerine karışılmasını önlemekti.

İkincisi, ABD’nin dış politikasının temellerini savunmacı bir anlayışa dayandırmak idi.

Amerikalı iktisatçı Jeffrey Sachs’ın da belirttiği gibi Monroe Doktrini’nin üç temel ilkesi söz konusudur.

İlk iki ilke Avrupa’ya yönelik açık bir uyarı niteliğindeydi.

Birinci ilke şuydu: Avrupa sömürgeciliği, Amerika kıtasında son bulmuştur. Avrupa, Amerika kıtasında artık yeni sömürgeler kuramayacak. İkinci ilke: Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika’da bağımsızlığını kazanmış devletlerin iç işlerine karışmayacak. Üçüncü ilke ise karşılıklılık esasına dayanıyordu. Avrupa’nın Amerika’ya karışmaması karşılığında, ABD de, Avrupa’nın iç işlerine karışmayacaktı.

Trump’ın Monroe Doktrini’ni çarpıtarak yorumlaması

Doktrinin güncel kullanımı şu şekillerde çarpıtılmaktadır:

Savunma değil, müdahale aracı:

Orijinal doktrin, bölgeyi dış sömürgeciliğe karşı korumayı amaçlarken; Trump yönetimi bunu Latin Amerika ülkelerine (özellikle Venezuela, Küba ve Nikaragua gibi) müdahale etmek, rejim değişikliğini talep etmek ve bu ülkelerin iç işlerini kontrol etmek için kullanmaktadır.

Çin ve Rusya’ya karşı bir silah:

Orijinal metin Avrupalı imparatorluklara yönelikti. Trump, bunu günümüzde Çin ve Rusya’nın bölgedeki ekonomik ve siyasi etkisini tamamen kesmek için bir araca dönüştürmüştür. “Burası bizim arka bahçemiz” mesajını daha sert ve tek taraflı bir dille vermektedir.

Küresel sorumluluktan kaçış:

Orijinal doktrinde yer alan “Avrupa’nın işlerine karışmama” kısmını, Trump yönetimi, NATO ve diğer uluslararası ittifaklardan (kurallara dayalı düzen) çekilmek için bir bahane olarak kullanmaktadır. Yani, doktrini bir “savunma kalkanı” olmaktan çıkarıp, ABD’nin bölgesel hegemonyasını zorla kabul ettirme ve küresel yükümlülüklerinden kaçma aracı haline getirmiştir.

Trump yönetimi için, Venezuela Amerika’nın “arka bahçesi”dir ve bu bahçeyi, ABD yönetmelidir. Buna itiraz edenler, kontrol edilemeyen asi devletler olarak görülmekte ve gerekirse zorla hizaya getirilmek istenmektedir.

Fakat ABD yönetimi, başkalarının bahçesindeki çiçekleri kopararak kendi bahçesine bahar getirilemeyeceği gerçeğini kavramış değildir. Bu gerçek muhtemelen yıllar sonra anlaşılacaktır.

ABD’nin asıl amacı şudur: Venezuela, petrolü millîleştirerek, ABD merkezli petrol ve finans şirketlerini ülkeden çıkarmıştı. İşte Venezuela devlet başkanı Maduro ABD’ye karşı direndiği için kaçırıldı. Maduro ve eşinin kaçırılması, artık uluslararası hukuk sisteminin çöktüğünün, Birleşmiş Milletlerin iflas ettiğinin açık bir işaretidir.

Birleşmiş Milletlerin (BM) iflası

ABD, 2. Dünya savaşından sonra kurulan BM’leri dağıtmaya çalışırken, uluslararası hukuku hiçe sayan bir şerif gibi davranıyor. Öyle görünüyor ki, “güçlü olanın haklı sayıldığı” yeni bir dönem başlıyor.

Her ne kadar Çin, Rusya, İran, Brezilya, Meksika ve Küba saldırıyı kınamış olsalar da fiilen engel olamamışlardır. Maduro ve karısının kaçırılmasına tepki olarak, Fransa nispetten daha cesur bir açıklama yaparken Almanya, utanç verici bir sessizlik sergiledi. İsrail ve Ukrayna ise ABD’yi açıkça desteklediklerini ilan ettiler.

Hem uluslararası hukukun çiğnenmesine hem de Venezuela devletinin egemenliğine ve bağımsızlığına saldırı olan bu operasyona rağmen, Avrupa’dan çıkan sesler çok cılız. Avrupa’nın sessizliği Batı’nın ahlaki ve siyasi bir çöküntü yaşadığının bir belirtisi olarak ortaya çıkmaktadır. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, azılı Rus düşmanı ve tarihsel bilgiden yoksun olan Kaja Kallas da, “iş olsun diye” bir açıklamada bulundu.

Rusya, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’yi kaçırmış olsaydı, durum ne olurdu. Sizin hayal gücünüze bırakıp konuya devam edeyim.

Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir
Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

Nobel’in ikiyüzlülüğü: Savaştan yana olana Barış Ödülü

Dikkate değer olgulardan biri de şudur: Maduro karşıtı muhalif politikacı, kendi ülkesini satan Maria Corina Machado’nun 2025 Nobel Barış Ödülü’nü kazanması, Nobel tarihinin en çok tartışılan kararlarından biri oldu.

Çünkü barış ödülü alan bu kişi, “ABD’nin güç kullanmasının kalan tek yol olduğunu” savunan ve ABD’nin Venezuela açıklarındaki askeri operasyonlarını destekleyen biridir. Barış ödülü alan birinin “savaş veya işgal” çağrısı yapması, ödülün ruhuyla çelişmektedir.

ABD yanlısı Machado’nun Maduro’nun yerine geçmesi düşünülüyordu. Ancak Trump, son açıklamalarında Machado’nun “ülke içinde yeterli saygı görmediğini” belirterek mesafeli bir tavır takındı. Bu açıklamanın ikili bir anlamı var. Birinci anlamı şudur: kendi ülkesine ihanet edenler, genel olarak saygı görmezler. İkinci gizli anlamı ise, Machado’nun uluslararası siyasette giderek yalnızlaşacağının ön belirtisidir.

Tabi bu noktada savaş ve işgalden yana olan birine barış ödülü veren Nobel Komitesi de eleştiriye maruz kalıyor. Batı’nın tüm kurumları gibi Nobel Komitesi de belirli bir çürümeye uğramış görünüyor. ABD başkanı Obama’ya barış ödülü veren kurumun ciddiyeti sorgulanır hale gelmiştir. Ekonomi ve barış alanında verilen ödüller, insanlarda artık bir gülümseme yaratıyor.

Ekonomi ve barış alanlarında verilen Nobel ödüllerinin neden sorunlu olduğunu bir videoda ayrıca ele almayı düşünüyorum.

Bu açıklamalardan sonra, öncelikle ABD’nin giriştiği bu küstah, haydutvari ve illegal operasyonun çok boyutlu nedenleri ve sonuçları üzerine belirlemeler yapmaya çalışacağım.

Nobel
Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

ABD halkı, neden ve nasıl aptallaştırıldı?

Ülkelere müdahale etmek, onların iç işlerine karışmak için, ABD’nin sistemik biçimde bahaneler ve yalanlar ürettiğini biliyoruz.

Şu soru ortaya çıkıyor: Bu yalanları ABD halkı neden kabul etti ve hala kabul ediyor?

ABD, soğuk savaş döneminde, gerçekleri çarpıtarak, kendi halkını yalanlara inandırmaya çalıştı.

Önce Amerikan halkına anlatılan bazı yalanlara değinmek istiyorum. Daha sonra ise, Maduro ve eşinin kaçırılması olayını ve muhtemel gelişmeleri irdelemeye çalışacağım.

Örneğin Sovyetler Birliği, Amerikan halkına “ölümcül tehdit” olarak gösterildi. Kennedy döneminde, Amerikan halkına anlatılan yalanlardan biri şuydu: Sovyetler Birliği’nin nükleer füze sayısı ABD’yi geçti ve ABD neredeyse savunmasız kaldı. Silahlanma için böylesi yalanlar üretildi. Nükleer saldırı öylesine abartıldı ki, nükleer saldırı karşısında, okullarda masanın altında saklanarak hayatta kalabilecekleri gibi aptalca tatbikatlar yapıldı.

Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir
Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

Sovyetlerin bilimsel başarıları, örneğin Sputnik’in fırlatılması, halka bilimsel bir başarı değil, Sovyetlerin uzaydan Amerika’yı bombalayacağı şeklinde korku hikâyesi olarak anlatıldı.

Senatör Joseph McCarthy döneminde ise, ABD’nin her kademesine, hatta Hollywood’a kadar, binlerce ‘Sovyet ajanının’ sızdığı iddia edildi. Herkes, komşusundan şüphelenir hale getirildi. Propaganda filmleri ve haberler, Sovyet ordusunu, her an dünyayı işgal etmeye hazır güçlü bir ordu olarak göstermekle yetinmedi, Sovyet halkını da, din karşıtı, duygusuz, canavar bir kitle gibi resmetti.

Bütün bu yalanlar ve propaganda, Amerika halkının eğitim düzeyini düşürdü ve aklını küçülttü. Öyle ki, sıradan bir Amerikalı, 10 yaşında bir çocuğun algı seviyesinde düşünebilmektedir. Bunu abartmıyorum; orada yaşayan birçok Türk de bunu dile getirmektedir. Bana göre, ABD, bir ölçüde kendi halkının bu bilinçsizliği sayesinde, küstahça ve illegal işlere girişme cesaretini buluyor.

Şimdi ABD’nin Maduro’yu kaçırması konusuna göz atalım.

Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir
Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

ABD’nin operasyonu: Güçlülüğün değil, zayıflığın belirtisi

ABD askeri gücünü kullanarak, dünyaya bir mesaj vermeye çalışıyor: “Benim kurallarıma uymazsanız, başınıza gelecek olan budur”. Ancak olayın arka planı incelendiğinde, Venezuela devlet başkanının kaçırılmasının daha derin nedenleri var.

Bu derin nedenleri kısaca irdelemeye çalışacağım.

Birinci neden, ABD sisteminin yaşadığı yapısal çıkmaz ve derin kriz ile ilgilidir.Bunu şöyle açıklayayım: Fransız düşünür Emmanuel Todd; jeopolitik sorunlar ve uluslararası güç dengeleri üzerine çalışan Amerikalı profesörler John Mearsheimer ile Jeffrey Sachs; Çin’de eğitim, siyaset ve toplumsal değişimler hakkında kapsamlı analizler yapan Jiang Xueqin aynı gerçeğe işaret ediyorlar:

ABD, ekonomik ve siyasi gücünün zayıflaması ve diplomasi üretme yeteneğini yitirmesi nedeniyle böylesi eylemlere başvurmaktadır.Son otuz yıldır ABD’nin ekonomik kapasitesi ve küresel düzeydeki siyasi etkisi istikrarlı biçimde gerilemektedir. Bu gerilemenin başlıca belirtileri şunlardır:

Ekonomik istikrarsızlık ve aşırı borçlanma, üretim yerine tüketimin baskın hâle gelmesi, doların değer kaybetmesi; 800’ü aşkın askerî üsle karakterize edilen askerî ve jeopolitik aşırı yayılma; zengin ve yoksul arasındaki uçurumun büyümesiyle derinleşen toplumsal kutuplaşma; eğitim düzeyinin düşmesi ve hedonizmin artışıyla görünür olan kültürel ve ahlaki çürüme.

VİDEO: Trump'ın 2025 karnesi ABD 724_1
Yener Orkunoğlu yazdı: Her askeri başarı, siyasal ve hukuki zafer değildir

Bütün bu alanlardaki gerilemeyi durdurmak ve eski gücüne yeniden ulaşmak için ABD, askeri araçlara başvuruyor. Yani ABD’nin askeri gücünü göstermeye dayanan kaçırma eylemi, asında ABD’nin ekonomik, siyasal ve diplomatik açıdan güçten düşmesinin belirtisidir.

Üstelik bu operasyon, uzun vadede ABD’ye daha fazla zarar vermiştir ve daha da verecektir. Uluslararası hukuku çiğneyen ve Birleşmiş Milletleri hiçe sayan ABD, şimdiden ‘demokrasi ve hukuk savunucusu’ imajına büyük darbe indirmiştir. Uzun vadede, diğer ülkeleri ABD’ye karşı bir araya gelme zorlamaktadır.

ABD’nin böylesi illegal operasyonlara başvurmasının bir başka nedeni, daha doğrusu asıl nedeni ise Çin’in ekonomik, teknolojik ve askeri bir güç olarak yükselmesini durdurma çabasıdır. Üstelik Çin ile ticaret yapmak isteyen ülkelerin sayısı giderek artması ABD’yi ürkütmektedir. Ancak diğer ülkelerin, çıkarları nedeniyle ABD’ye karşı durmaları anlaşılır bir şeydir. Latin Amerika ve Afrika, esas olarak Çin ile ticaret yapmayı tercih edecektir; çünkü Çin, diğer ülkelere alt-yapı yatırımları yaptığında, dünya bankası ve İMF gibi siyasi koşullar dayatmamaktadır.

ABD’nin böylesi illegal bir operasyona girişmesinin ikinci nedeni, liberal demokratik ideolojiyle körleşen Batı dünyasının gerçeklikten kopmasıdır.

ABD’nin operasyonun üçüncü nedeni, gerilemekte olan ABD sisteminin ve politikacılarının irrasyonel davranışlara eğilim göstermesidir. Eski gücünü kaybederek gerilemekte olan ülkeler, bu gerilemeyi durdurmak için çoğu zaman akıldışı ve tehlikeli eylemlere başvururlar.

Bazı uzmanlar, ABD’nin operasyonunu güçlülüğün değil, ekonomik-siyasal-hukuki-ahlaki zayıflığın belirtisi olarak değerlendiriyor. ABD, meşruiyetini biraz daha yitirdiği bir sürece yeni bir imza atmıştır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.