Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?

Epeydir bir videoyu izlemekten kendimi alamıyorum. Bu yılın ilk günlerinde yaptığı bir konuşmada Donald Trump, müttefiklerinden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile dalga geçiyor. Fransa Meclisi Amerikan teknoloji devlerinden ithal edilecek ürünlere yüzde 25 vergi koymaya hazırlanırken Fransa’dan yapılacak ithalata yüzde 100 gümrük vergisi koyacağını söyleyerek Macron’a nasıl diz çöktürdüğünü küçümseyerek anlatıyor. Aslında küçümsemeden de ağır bir durum var üslubunda, düpedüz aşağılıyor

Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?

Demokratik sistemlerde aşina olmadığımız haller ama “Cesur Yeni Dünya” içinde bir türlü olamadığımız için bazen utanarak izlediğimiz bu tür durumlar kaçınılmaz hale geliyor.

Amerikan Başkanı dün akşam saatlerinde “Truth Social” -aslında bunu Trump Sosyal olarak da okuyabiliriz- platformundan yaptığı açıklamada; Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilecek tüm mallara yüzde 10 gümrük vergisi uygulanacağını, 1 Haziran 2026 tarihinde ise bu oranın yüzde 25’e çıkarılacağını duyurdu. Amerika’nın lideri Grönland adası Amerika’ya satılana dek bu gümrük vergisinin ödenmek zorunda olduğunu söyledi.

Neden mi? Çünkü Trump’a göre, “Dünya barışı tehlikede”. Ama bunu elbette 10 asırdır kısmen 2 asırdır resmen Danimarka’nın elinde olan Grönland’ı “cebren ve baskıyla” kendi topraklarına katmak isteyen, Venezuela’yı basıp liderini kaçıran, Kolombiya’ya ve Meksika’ya kafa gösteren, İran’a “sert mesaj” gönderen, İsrail’in Gazze’yi yerle bir etmesine göz yuman Amerika yapmıyor.

Peki barışı tehdit eden kim? Elbette Çin ve Rusya. Neden mi? Çünkü savaş gemilerini Arktik bölgede yüzdürüyor. Rusya zaten bölgenin ana aktörü. Çin de bir süredir bölgeye buzkıran gemileri göndererek incelemeler yapıyor. Ayrıca Çin’in Grönland’da büyük kısmı durdurulan yatırımları var.

Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?
Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?

Çin’in faaliyetleri nelerdi?

Avustralyalı Greenland Minerals -ki en büyük ortağı Çinli nadir toprak elementleri devi Shenghee Resources- dünyanın en büyük adasındaki Kvanejfeld sahasında uranyum arıyordu ancak 2021’de Grönland hükümeti uranyum madenciliğini yasaklayınca süreç tahkime taşındı. Yaklaşık 150 milyon dolar yatırım yapan şirket 10 milyar dolardan fazla tazminat istiyor.

Bir başka Çinli dev General Nice ise 2014’te Sierra Leone’deki ebola salgınında iflas eden İngiliz madencilik şirketi London Mining haklarını satın alarak Grönland’ın başkenti Nuuk’a yaklaşık 150 kilometre uzaktaki Isua demir maden projesini devraldı. Bu sahada değeri 100 milyar olan yaklaşık 1 milyar ton ispatlanmış demir rezervi bulunuyor. 2 milyar dolardan fazla yatırım gerektiren proje Çinli şirketin taahhütlerini yerine getirmediği iddiasıyla lisansı hükümet tarafından iptal edildi.

Çinli şirketlerin adada yapmak için teklif verdiği 3 havalimanı inşaatı da 2018’de ABD’nin engellemesiyle sonuçsuz kaldı. Havalimanı inşaatları İskandinav Yatırım Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve Danimarka devleti finansmanıyla Danimarka ve Almanya menşeili firmalar tarafından yapılıyor.

Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?
Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?

ABD’nin Grönland ilgisinde madenler öne çıkıyor

Türkiye’nin neredeyse üç katı büyüklüğünde olmasına rağmen yüzde 80’i buzla kaplı olduğu için yaklaşık 56 bin kişinin yaşadığı Grönland’da Çin’in ekonomik nüfuz alanı kurmasını “Amerikan kalkanı” zaten engellemiş durumda. Gelgelelim Amerikan şirketleri özellikle tekno-hegemonlar buz adasında fink atıyor. İlk göze çarpan şirket, KoBold Metals.

Bill Gates tarafından kurulan Jeff Bezos, Mark Zuckerberg, Michael Bloomberg ve Richard Branson, George Soros gibi yatırımcıları bulunan Breakthrough Energy Ventures, Zambiya ile birlikte Namibya, Kongo ve Kanada gibi ülkelerde yapay zeka aracılığıyla bakır, nikel, lityum gibi madenleri arayan KoBoldMetals’ın ana yatırımcısı. Kobold Metals, adanın batı kıyılarında kobalt, nikel, platin, bakır keşifleri peşinde.

Elbette dünyanın en büyük nadir toprak elementi sahalarından biri kabul edilen Tanbreez Projesi’ndeki kontrolünü yüzde 92,5’e çıkaran Critical Metals’i de burada es geçmemek gerek. Bu ayın başında Grönland’ın dördüncü büyük şehir Qaqortoq’da pilot tesis ve depolama alanı inşaatı başladı. Çıkarılacak nadir metallerin yüzde 25’i Suudi Arabistan’da işlenerek ABD’ye gönderilecek.

Critical Metals’in büyük ortağı Avustralya merkezli European Lithium olsa da şirket Britanya Virjin adalarına kayıtlı, operasyonel merkezi New York’ta, Nasdaq’da işlem görüyor ve ABD-Suudi Arabistan desteğine sahip.

Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?
Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?

Grönland’ın yüzü suyu hürmetine mi?

Ve tabii su, temiz su, saf su. Grönland, dünyanın tatlı su birikiminin yüzde 7 kadarını üzerinde muhafaza ediyor. Amerikan Başkanı’nın ilk döneminde Ulusal Güvenlik Danışmanı olan John Bolton’ın İngiliz Guardian gazetesine aktardığına göre, Trump’ın aklına Grönland’ı alma fikrini ilkin 2018’de aşılayan Wharton Kolej’den arkadaşı, Estée Lauder varisi ve Dünya Yahudi Kongresi Başkanı Ronald Lauder bir süredir Grönland’ın sahip olduğu su kaynaklarıyla yakından ilgileniyor.

Danimarka gazetesi Politiken’in geçtiğimiz ay Cumhuriyetçi Parti’nin en büyük bağışçılarından Lauder’in Deleware’de kayıtlı bir yatırımcı konsorsiyumu üzerinden Greeanland Water Bank adlı şirkete yatırımda bulunduğunu detaylı olarak yazdı. 2025’te zarar eden şirketin başında bir dönem Dışişleri Bakan Yardımcılığı yapan Josette Sheran getirildi.

Görünen ilk amaç Grönland’ın el değmemiş topraklarından elde edilen suyu şişeleyerek dünya lüks pazarının hizmetine sunmak. Ama arkada pişen başka bir proje daha var. Grönland’ın en büyük gölü Tasersiaq üzerinde bir hidro-elektrik santral kurmak. Çünkü nadir toprak elementlerini ayrıştırmak için suya ihtiyaç var ve bunun de yeşil enerji ile üretilmesi onu karbon nötr hale getirerek satışını kolaylaştırır.

Rus ve Çin “tehdidine” karşı ABD, Grönland’da ne yapıyor?

Amerikan Başkanı Harry Truman’ın 1946’da 100 milyon dolara adayı satın alma teklifinin reddedilmesinden beş yıl sonra Grönland’da kurulan (eski adı Thule Hava Üssü) Pituffik Uzay Üssü’nün 75 yıldır faaliyette olduğunu hatırlatmak da gerekir.

1970’lere kadar 10 bin askeri personeli barındıran üs, bugünlerde 200 kadar askeri personel ile birlikte Kuzey Kutbu’ndan ABD’ye yönelebilecek tehditlere karşı Balistik Füze Erken Uyarı Sistemi’ni bünyesinde barındırıyor. Uzay gözetleme, uydu komuta istasyonu olarak da kullanılan üs aynı zamanda Arktik bölgedeki askeri ve bilimsel araştırmalar için lojistik durak vazifesi de görüyor.

Grönland’da Amerikan askeri ve iktisadi varlığı rakipsiz. İyi de o zaman neden ABD, bugüne kadar olduğu gibi bununla yetinmiyor? Başta söylediğim gibi Trump Amerika’sı, bu bölgede Rusya ve Çin tehdidi algılıyor. Bu da dondurucu soğuğuna rağmen artik bölgeyi dünyanın en sıcak jeopolitik sahalarından birine dönüştü.

Rusya’nın en güçlü deniz gücü Kuzey Filosu, nükleer denizaltılarıyla birlikte burada. Üstelik bölgedeki üslerini son 10 yılda epey tahkim etti. Kendisini “Arktik Yakın Devlet” olarak tanımlayan Çin ise buzulların bir miktar erimesiyle Süveyş Kanalı geçişine göre Avrupa’ya ulaşım süresine yarıya indirecek Kutup İpek Yolu projesini geliştirmeyi sürdürüyor.

İşte ABD ile Avrupa’yı karşı karşıya getiren Grönland meselesinin arka planı bir bakışta böyle görünüyor.

Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?
Hilmi Hacaloğlu yazdı | Trump’ın Grönland aşkı: Hicran, vuslata dönüşecek mi?

Avrupa geri adım atmıyor ama bebek adımları atıyor

Trump’ın Macron’u sarakaya aldığı 6 Ocak günü Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya ve Polonya bir bildiri ile “Grönland, halkına aittir” dedi ve Danimarka ve Grönland’ı ilgilendiren konularda karar verme yetkisinin yalnızca Danimarka ve Grönland’a ait olduğunu not düştü.

Bildiri, Danimarka ile ABD arasında 1951’de imzalanan anlaşmaya atıfta bulunurken hem Birleşmiş Milletler Şartı kapsamında ulusların kendi kaderini tayin hakkının altını çizdi hem Arktik’teki güvenlik, egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığının ABD de dahil olmak üzere NATO müttefikleriyle birlikte kolektif olarak sağlanması gerektiğini vurguladı.

Şubat ayında başkent Nuuk’ta genel konsolosluk açma kararı alan Fransa yalnızca diplomatik hamle yapmakla yetinmedi; İngiltere, Hollanda, Finlandiya ve İsveç gibi sembolik bir askeri gücü -15 dağ komandosu- de Grönland’a gönderdi. Bu hamle belli ki “Çin ve Rusya Grönland’ı istiyor ve Danimarka bu konuda hiçbir şey yapamıyor. Şu anda korumak için iki köpek kızağı var, biri yakın zamanda eklendi” diyen Trump’a küçük ölçekli de olsa bir askeri mesaj.

Evet, Avrupa, Trump’ın vergi hamlesi karşısında şu an için geri adım atmıyor. Hatta Avrupa ülkeleri de ABD’ye ek gümrük vergisi uygulama seçeneğini gündemlerinde tutuyor ama Monroe doktrini Donroe doktrini olarak güncelleyen Trump’ın şapkadan yeni bir tavşan çıkartma ihtimalini de yabana atmamalı.

Uluslararası hukuk zeminini bozmaya çalışan Trump topal ördek olur mu?

Ve fakat belli ki 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzen çatırdıyor. Artık soru şu; “Danimarka’ya, Avrupa Birliği’nin tüm ülkelerine ve diğerlerine yıllardır gümrük vergisi veya başka herhangi bir ücret talep etmeden sübvansiyon sağladık. Şimdi, yüzyıllar sonra, Danimarka’nın geri ödeme zamanı geldi” diyen Trump’ın kafasında bir yeni dünya düzeni var mı? Bu düzeni kurmak için sert gücü ne kadar yeterli, yumuşak gücü ne kadar mahir? Bugüne kadar bir şekilde yürüyen ‘ben yaptım oldu’ siyaseti, başkaca badirelerde nasıl sonuç verebilir?

Dahası Trump, 3 Kasım 2026’da yapılacak Kongre Ara Seçimler’de “topal ördek” konumuna düşmekten kurtulabilecek mi? Kasım ayında yüzde 36’ya kadar düşen görev onayı Venezüela operasyonu sonrası yüzde 40’a yükselmiş olsa da ekonomi yönetimine destek yüzde 37, başkanlık yetkisi kullanımına onay ise yüzde 28’e kadar gerilemiş durumda.

Bu tablo üçte bir üyesi yeniden seçilecek Senato’daki Cumhuriyetçi ağırlığı koruma ihtimalini bir nebze mümkün kılsa da tüm sandalyeler için yarışa girilecek Temsilciler Meclisi’nde Demokratların daha avantajlı olduğunu gösteriyor.

Güney Amerika’yı “arka bahçesi” gibi gören Trump, belli ki Grönland’ı “yan bahçesi” olarak algılıyor. Öyle ya da böyle dünyanın egemenlerinin kafasını estiğinde hiçbir hukuk kuralını, uluslararası kurumunu tanımıyor şekilde hareket etmesi liberal demokrasinin miyadını doldurduğu izlenimini veriyor. Böyle bir dünyada hiçbir egemen devlet ve hiçbir özgür birey kendisini güvence altında hissetmeyecektir. Uluslararası hukuk zemininin aşınmasından uzun vadede kimse yarar görmez.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.