Mazlum Vesek yazdı: Şiirin “alacakaranlığı”, fuarın sessizliği

Adana’da ne zaman kitap fuarı günleri yaklaşsa 2008 yılında yapılan ilk fuar gelir aklıma. Adana’nın bölgenin kalbi olmasına atıfla Çukurova Kitap Fuarı adı verilmişti. O sıralar Mersin’de muhabirlik yapıyordum. Mersinli okuyucuların heyecanı Adana’dakilerden az değildi. Epeyce bir okurun her gün trenlerle Adana’ya fuara gittiğini hatırlıyorum.

Aradan geçen bunca yıl içinde her yıl fuara gelmeye çalıştım. Ve her yıl ilk fuarı anımsayarak günden güne fuarın ne kadar geriye doğru gittiğini düşündüm. Ancak, bugün (18 Ocak) sona erecek bu yılki fuarın sessizliğini tarif etmek güç. Karnelerin alındığı gün bile fuarda kitap almayı zorlaştıran bir kalabalık oluşmadı. Hiçbir etkinlikte hiçbir salonun sandalyeleri dolmadı. Oysa bu fuarda daha güzel günlerimiz oldu. Nedenlerini uzun uzun sıralayabiliriz. Ama şimdilik gerek yok. Ne de olsa Adana’yla kopmaz bir bağım var. Daha sonra yazarız, anlatırız.

Mazlum Vesek yazdı: Şiirin “alacakaranlığı”, fuarın sessizliği
Mazlum Vesek yazdı: Şiirin “alacakaranlığı”, fuarın sessizliği

Bu ortamda beni heyecanlandıran bir etkinliği anlatmak isterim. Aslında daha Bursa’da Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Rıfat Ilgaz Sempozyumu’nda Eren Aysan söz etmişti. 2013 yılında vefat eden şair Ahmet Erhan bugüne kadar Çukurova Kitap Fuarı’nda hiç anılmamış, anlatılmamıştı. Sevgili Eren “Alacakaranlıktaki Ülkede Bir Şair” başlıklı etkinliğin yapılmasına öncülük etti. Ahmet Erhan’ı yakından tanıyan Özcan Karabulut ve Ferruh Tunç da konuşmacılar arasında yer aldı.

Ahmet Erhan aslen Mersinli bir şair. 1958 doğumlu. Ama Adana ile epeyce özdeşlemiş. Sayısız edebiyat ve sanat insanının yetiştiği Adana Erkek Lisesi mezunu. Adana Demirspor’un bir dönem kadrosunda yer alır. Adana’dan uzak kaldığı yıllarda özellikle 1980 sonrasında kentten çıkan şair ve yazarlarla hiçbir zaman bağını kesmedi. Bu açıdan baktığımızda Ahmet Erhan’ın Adana’da anılması çok yerinde ve bir eksiği kapatma yolunda değerli bir adım oldu.

Özcan Karabulut, konuşmasında daha çok anılara yer verdi. Adana anıları, Ankara anıları…Ahmet Erhan’ın sessiz sedasız şiir yazdığı lise yılları. Henüz 23 yaşındayken “Alacakaranlıktaki Ülke” adlı kitabıyla Behçet Necatigil şiir ödülünü aldığında şaşırırlar. Karabulut’un konuşmasında Adana Erkek Lisesi’nin ortamının devamlılığım olan bir sanat okulu olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.  Karabulut, Erhan’ın faşizmi görmüş ve yaşamış bir şair olduğunu ve ’78 kuşağı sayılan mücadeleci dönemin önemli kalemlerinden biri olduğunun altını çiziyor.

Ferruh Tunç, Erhan’la ilgili yazdığı kusursuz bir yazıyı okudu. Nefes almadan dinledim. İnsana koşa koşa bir daha Ahmet Erhan okuma isteği aşılayan bir yazı. Karabulut gibi kendisi de Erhan’la yaşıt. Bir şiir-şair tahlili olsa da yakın bir dosta dair hüzünlü bir özlemi de hissetim. Söyleşi bitiminde yazısını yollamasını rica ettim. Erhan’ın şiirini o yazının eşliğinde okumak güzel olacak.

Söyleşinin doğal yönlendiricisi olarak konuşan Eren Aysan, Erhan’dan “Ahmet Abi” diye söz ediyor. Babası Behçet Aysan’la Ahmet Erhan’ın dostluğundan söz ediyor. Babasının ve dostlarının Sivas’ta yakılmasının Ahmet Erhan’da ve Türkiye’deki aydınlarda yarattığı kırılmaya değiniyor.

Erhan’ın mesleği öğretmenlik. Yıllarca Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapmış. Eren Aysan, çocukluk yıllarında öğretmenlerinin kendilerinden bir Atatürk şiiri ezberleyip okumalarını istediklerini anlatır. Ahmet Erhan bu konuda kendisine Melih Cevdet Anday’ın “Atatürk’ün Bir Saatı Vardı” şirini ezberletir. Eren, sayısız hamasi şiir içinde bu şiirin doğal olarak çok farklı durduğunu ve hiç alkış almadığını söyler. Ama bu şiiri önermek Ahmet Erhan’dan beklenecek bir davranıştır.

Mazlum Vesek yazdı: Şiirin “alacakaranlığı”, fuarın sessizliği
Mazlum Vesek yazdı: Şiirin “alacakaranlığı”, fuarın sessizliği

Panelin konuşmacıları bize soracak zaman bırakmadılar. ’78 Kuşağı şairlerin ve sanatçıların birikimlerini bugüne ne denli aktarabildiklerini Özcan Karabulut’a sormak isterdim. Ahmet Erhan’ın Çağdaş Türkü tarafından bestelenen “Kenar Mahallede Bir Pazar Günü” adlı şiiri Şerif Gören’in “Sen Türkülerini Söyle” adlı filminde duyulur. Ahmet Erhan gibi alacakaranlığın içinde umudu büyüten bir şairin şiirinin böyle umutsuz bir filmde yer almasını hep yadırgamışımdır. (1) Konuşmacılardan Erhan’ın bu filme dair fikirlerini anlatmalarını soracaktım. Pek tabii komşu kent Mersin’de ve Adana’da Ahmet Erhan’ın adı nasıl yaşatılır, bunu da konuşmak isterdim.

Etkinlik biterken Ahmet Erhan’ın “Anne ben geldim” dizesiyle meşhur “Oğul” şiiri geldi aklıma.

Anne ben geldim, ağdaki balık

Bardaktaki su kadar umarsızım

Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?

Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın…

Ahmet Erhan’ın dostlarının ve okurlarının sözüyle toprağına daha sık uğraması dileğiyle.

Notlar

  • Filmde Ahmet Telli’nin aynı grup tarafından bestelenen “Bekle Beni” şiirini de duyarız.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.